Okuduğunuz Yazı
Ufak Tefek Manipülasyon Teknikleri

Ufak Tefek Manipülasyon Teknikleri

ufak-tefek-manipülasyonlar

Pazar payını artırmak uğruna canla başla çalıştığınız marka, ufak tefek manipülasyon teknikleri ile insanların hayatını kolaylaştırıp bir derde derman oluyor mu? Yoksa gerçekte kendinizin bile inanmadığı bir ürünü satmak ve aylık hedeflerinizi tutturmak için tüm gün ter mi döküyorsunuz?

Satış ve pazarlama alanında kariyerine yön veren kişiler olarak, kendimize dürüst olalım ve itiraf edelim, bazen elimizdekini olduğundan daha güzel (hatta en güzel!) ve özel kılmak için ufak tefek cinayetler işleyebiliyoruz 🙂

Hedef kitlemizi yani “kullanıcıları” belirledikten sonra hepsi markamızı satın alsın, hatta bir alan bir daha alsın, ya da bir kere yükleyen ona daha fazla vaktini adasın istiyoruz.

İş yerinde anlam arayışı farkındalığının bir anda nüksettiği kariyerinizin ilk yıllarında, yaptığınız işin katma değerine dair birçok soru belirebilir kafanızda. Şirket ve sektörden bağımsız olarak, sizi çok heyecanlandıran “pazarlama” iş tanımı da sizin için değişmeye başlayabilir. Hatta kendinizi bir anda “ben ne yapıyorum?” derken bulabilirsiniz. Paniğe gerek yok, çünkü yalnız değilsiniz, sadece sorguluyorsunuz 🙂 İşinizle nasıl bir etki yarattığınızı anlamaya çalışıyorsunuz.

Rekabetin tavan yaptığı ve farklılaşmanın daha da zorlaştığı günümüz dünyasında, ne sattığımızdan ziyade “nasıl sattığımız” ön plana çıkmışken bir durup nefes alalım. İşin raconu olarak gördüğümüz bu manevralar bir yana, kendimizle başbaşa kaldığımızda gerçekten ne düşünüyoruz ve hissediyoruz?

Ya da madalyonun diğer tarafına dönüp de tüketici (kullanıcı) kimliğimize bürünürsek, hayatımızın içine girmiş hangi markalar için “iyi ki varsın!” diyebiliyoruz? 

Girişimci, Stanford Graduate School of Business’da konuşmacı ve aynı zamanda birçok Silikon vadisi firmasına danışman olan Nir Eyal, “Hooked” isimli kitabında “kullanıcıda kalıcı alışkanlık yaratan ürünler nasıl tasarlanır?” konusuna odaklanıyor. 

ufak-tefek-manipülasyonlar
Hooked – Nir Eyal

Kitabında bahsettiği “The Manipulation Matrix” — Manipülasyon Matrisi ile ise ürünlerin nasıl bir alışkanlık yarattığını da sorgulatıyor. Ürün ve hizmetleri, insanların hayatında yarattığı etki ve değişime (bu ürün hayatımızı kolaylaştırıyor mu?) göre kategorize ediyor. Hem girişimcilere, hem yatırımcılara hem de çalışanlara yol gösterici olması için tasarladığı bu yöntem ile ürünün tüketici nezdinde değerini ölçmeye çalışıyor Nir Eyal.

Peki nedir bu “Manipülasyon Matrisi”?

Bir arkadaş sohbeti içerisindeyken “ne tarz/nasıl bir şirkette çalışmak isterdin?” sorusu sorulmuş ve siz de kendi kriterlerinizi aklınızdan geçirmiş olabilirsiniz. Ya da ileride kendi işinizi kurmayı, çözülmemiş bir probleme çözüm getirmeyi hayal ediyorsunuzdur.

İşte bu soruyu cevaplarken, “matris” size de yardımcı olabilir.

Tek yapmanız gereken kendinize 2 soru sormak ve dürüstçe bu soruları cevaplamak;

Soru 1- Bu ürünü/hizmeti kendim kullanır mıyım?

Soru 2- Bu ürün/hizmet kullanıcıların yaşamını gözle görülür derecede iyileştirecek mi?

Bu sorulara verdiğiniz cevaba göre de 4 kategoriden birine düşeceksiniz; Dealer (nam-ı diyar tüccar), Entertainer (Eğler eğlendirir), Facilitator (kolaylaştırır), Peddler (seyyar satıcı).

Peki “Facilitator” yani “kolaylaştırıcı, dert çözücü” titrini alabilmek için tam olarak ne gerekir?

ufak-tefek-manipülasyonlar
Manipülasyon Matrisi

Başarılı girişimlerin varoluş sebebine ve kurucularının motivasyonlarına baktığımızda da genelde 1 numaralı sebebin “dert edinme” olduğunu gözlemliyoruz. Girişimcilik oldukça kişisel bir konu zira en başarılı girişimler, kurucularının bizzat kendi hayatlarında karşılaştığı dertleri çözme amacıyla doğuyor çoğu zaman.

Eyal’ a göre de girişiminizin “kolaylaştırıcı (facilitator)” olması için hayatınızın bir noktasında ilk elden çözmeyi hedeflediğiniz sorunu deneyimlemiş olmalısınız, aynı Airbnb’nin kuruluş hikayesindeki gibi. Kurucuları gerçekten de konuklarını ağırlayacak o yatağa ihtiyaç duymasaydı, ve “ben bu derdi yaşadım başkaları da yaşıyordur buna çözüm bulalım!” demeseydi, Bugün belki de Airbnb olmayacaktı.

ufak-tefek-manipülasyonlar
Airbnb Kurucuları

Ya da maddi imkanı olmayan ama öğrenme hevesi olan herkese eğitim eşitliği sağlayan Coursera hikayesindeki gibi…Bugün internete ve bilgiyasara ulaşabildiğimiz her yerden kod yazmayı öğrenebilir hale gelebildiysek, “kolaylaştırıcı”lara teşekkürü borç bilebiliriz! 🙂

Son dönemde hiç düşündünüz mü, günlük hayatta tükettiğiniz veya kullandığınız hangi ürünler “gerçekten” hayatınızı kolaylaştırıyor? Mesela telefonunuzda yüklü duran onlarca uygulamadan hangilerini bu kategoriye sokabilirsiniz?

Benim listemde hayatımı farklı alanlarda kolaylaştıran ve iyi ki var diyebileceğim birçok marka var. Evernote, Meditopia, Yemeksepeti, Medium, GoogleMaps, Linkedin ise bunlardan sadece birkaçı! Seyyar satıcılar ise, geliştirdikleri ürün ile insanların hayatlarına dokunmaya devam edebilir ancak bu ürünü kendi içgörülerine dayandıramazlar. Zira kendi içgörülerine dayandırarak yaratmamışlardır o markayı. Bu durum da bağ kurmayı, içselleştirmeyi zorlaştırarak yüksek seviyede empati gerektirir ya da diğer bir deyişle “araştırma” yatırımı.

Eğlence kaynağımız (mı?)

Twitter, Instagram, Snapchat…

Yeni jenerasyon eğlence bağımlılıklarımız…

Kolaylık mı zorluk mu çıkardıkları üzerine eminim uzun uzun sohbetler edebilir, tartışabiliriz. Zira işten sıkıldığımızda Twitter açıp gündemi takip etmemiz, ya da hoş bir manzara karşımıza çıktığında sırf instagram için çektiğimiz fotoğraflarla o “an”ı bile manipüle etmemiz, hayatımızda ciddi anlamda alışkanlık haline dönüştüklerini gösteriyor.

ufak-tefek-manipülasyonlar
Fotoğraf #LiveForLikes

Tabii ki bu ürünlerin faydası kişisine göre çok değişebileceği için yarattıkları alışkanlığın da olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu tartışmasından uzaklaşarak direkt olarak “eğlendirici” yönüne odaklanmak istiyorum ben.

Diğer yandan Spotify gibi eğlence sektörünün üst seviyelerine zıplamış bir markayı da, bu kategoride tutmanın (benim için kesinlikle bir kolaylaştırıcı olduğu için) acımasızlık olduğunu düşünüyorum. İstanbul gibi bir şehirde gittiğimiz uzun yollarda, enerjimizi oldukça emebilen toplu taşıma seanslarında kendisi yanımızda olmasaydı ne yapardık kim bilir! 🙂

İlginizi Çekebilir

Ya da mesela Netflix, “sinema” seyir kültürünü değiştiren marka…Belki de o dört kutudan hangisine düştüğüne karar verirken, kullanıcıların kullanma biçimini de göz önüne almak gerekebilir. İşte alışkanlıkla bağımlılık arasındaki o ince çizgi! Burada da karar kullanıcılarının hür iradesine kalıyor.

ufak-tefek-manipülasyonlar
Fotoğraf: Netflix ve eve sipariş keyfi

Manipülasyon Teknikleri vs Pazarlamanipülasyonlar?

Geldik olmasaydın da olurduk köşesine yani nihai amacı para kazanmak olan, “ne satsam daha çok para getirir” mentalitesi ile var olmuş ürünlerin yaratıcılarına, “tüccar”lara.

ufak-tefek-manipülasyonlar
Fotoğraf: Mimar’ın dediklerini hatırlayalım? Matrix

Ufak tefek manipülasyonlar elbetteki hayatımızın bir parçası, hele ki ürün insanların hayatında olumlu bir etki yaratacak ise, bu ürünün yaygınlaştırılmasında bir nebze bile olsun rol almak, geceleri daha rahat uyumamızı sağlayacaktır.

Peki ya alışkanlığını kazandırmak istediğimiz ürün yukarıda saydığımız 2 kriterden de yoksunsa? 

“Yeni çağın nikotini” de diyebileceğimiz bu ürünleri kullanıcılar için vazgeçilmek kılmak sizi motive eder miydi?

Bu noktada motivasyonumuzu belirleyen ve işimizde ilkeli kalmamızı sağlayan vicdandır, hatta “Vicdan pazarlamacının dinidir” diyebilir miyiz?

İşte o noktada cevabı size bırakıyorum. Karar sizin!

ufak-tefek-manipülasyonlar
Fotoğraf: Kahin & Neo, Matrix

+Şeker?

Kararımın ne olacağını biliyor musun?

+ Bilmesem kahin olmazdım, değil mi?

Zaten biliyorsan nasıl seçeceğim?

+ Çünkü buraya seçim yapmak için gelmedin. Sen seçimini çoktan yaptın. Buraya neden bu seçimi yaptığını anlamaya geldin.


Yorum Yok

Leave a Reply

Your email address will not be published.



© 2019 Pazarlama Türkiye. Tüm Hakları Saklıdır.

Hosting Sponsoru: Turhost