Okuduğunuz Yazı
Özel Günlerin Pazarlamaya ve Topluma Etkileri

Özel Günlerin Pazarlamaya ve Topluma Etkileri

  • Uzun süredir yazı yazamadığım bir süreçten sonra bolca deneyim ve gözlemlerimle karşınızdayım.

Özel günlerin pazarlamaya ve topluma etkileri nelerdir? Özel günler hayatımızı nasıl şekillendiriyor, bu yazımda detaylıca bahsedeceğim.

Başlıktan da anlayacağınız üzere özel günlerin etkilerini incelemek istedim. Aslında böylesine sevgiyle anılan özel günlerin yalnızca pazarlama üzerindeki etkisini değil, toplumsal açıdan da etkilerine değinmek gerekecek. Çok sevdiğim ve fikirlerine değer verdiğim bir ağabeyim ile bir gün muhabbet ederken kendisi ‘Pazarlama teknikleri
ve sloganları insanların davranışları sonucu ortaya çıkmıştır.’ demişti. Ben de tam aksine bu kurguların insanları yönlendirdiğine inandığımı aktarmıştım.
Bugün dönüp baktığımda dini ve resmi bayramlardaki yardımlaşma, kaynaşma masaları ve kredi vermeye yatkın birkaç bankanın ta içeride bir yerlerde insanlığımıza dokunmaya çalıştığı kurgular dışında dönen tüm reklamların, bu çağın insanlarının kendini yalnızlaştırmaya başladığının bilinciyle hareket ettiğini görüyorum. İnsanın en iyisine sahip olma isteğine hizmet etmeye çalıştığını fark ediyorum. Hala insanların tercihlerinin sonucunun mu marketi yönettiğini yoksa marketteki etkileyenlerin mi insanların tercihlerini yönettiği konusuna dair net bir sonuç yok elimizde. Zaten insan gibi çok yönlü ve bir o kadar da sosyal bir varlığın alışveriş davranışlarını değerlendirirken pazarlama adına tek bir değişkenin etkileyen olarak alınması hata olacaktır.
Özel günlerin varlığının asli amacı çevremizi mutlu etmek istememiz olduğunu bilsek de şu aralar özel gün kutlamalarının amacının gerçekten de bu olduğuna içtenlikle inanıyor muyuz? Günler önceden dönmeye başlayan reklamlar, şişirilmiş fiyatların indirim çığlıkları, sosyal medya paylaşımları gibi direkt olarak kendi yaratıcılığımızla bir şeyler hazırlamamıza değil de hediye almaya ve para harcamaya yönlendiriyor. Hatta bu kurgular maalesef ki özel günlerin içini boşaltırken farkında olmadığımız bir yarışa sürüklüyor bizleri. Bizim aldığımız hediyenin en iyisi olması gerektiğine inandırılmış durumdayız. Nasıl ki özel günler dışında “siz en iyisine layıksınız” mesajları
veriliyorsa, bu sefer de “sizin hediyeniz en iyisi olmalı” mesajı ile markalar zehirli oku atıveriyor. Çok değer verdiğimiz annemize, babamıza, eşimize, sevgilimize veya arkadaşımıza aldığımız hediyemizin tek tip olması da tam olarak bu kanayan yaramızdan kaynaklanıyor.

Özel Günlerin Pazarlamaya ve Topluma Etkileri

Hepimizin takip ettiği ve genelde tek tipleşmeye çok yakın internet fenomenlerinin paylaştığı onlarca anlaşmalı marka içeriği zihnimizi ve hediye seçimimizi bir çırpıda etki altına alıveriyor. Zaten saatlerce sosyal medyada harcadığımız zamanın birçoğunda karşımıza çıkan sponsorlu reklamlardan yüzlercesini deneyimlemiş oluyoruz. Ya da kitlelerce çok romantik bulduğumuz ve çevremizde hemen hemen her gün birinin özel bir gününde (doğum günü, yıl dönümü vb.) paylaştığı hikayelerde gördüğümüz klasik hediyeler hemen hedefimiz oluyor.
Peki, bu kadar değer verdiğimiz insanları gerçekten tanıyor muyuz? Bunu hiç sorgulamıyoruz. Seçtiğimiz hediyenin renginin onun için ne anlam ifade ettiğini, gerçekten o rengi sevip sevmediğini biliyor muyuz? Yoksa bir şeyler almış olmak ve o günlerce oluşan özel gün baskısından bir çırpıda kurtulmak mı istiyoruz yoksa daha mı fazlası… Artık o günü özel gün olmaktan çıkarıyor muyuz? Bir bakıma kimin hediyesi daha güçlüye mi dönüyor bu özel gün kutlamaları? Seçimimiz klasik ama benim sunumum daha hikaye atılabilir şeklinde mi düşünmeye başlıyoruz?
özel günler
Tükettikçe tüketen bir dünyaya dönüştüğümüz bu günlerde, aslen özel olması gereken günlerin yapılan reklamlar, reklamlarda kullanılan sloganlar, günler önceden anlaşmalı kimselerin zoraki verdiği hediye tavsiyeleri ile “dijital dünya insanının” tamamen somuta odaklanmaya ve maalesef ki yüksek meblağlardaki alışverişlere itildiğinin hepimiz birer kanıtıyız. Bunun da farkındayız aslında ama bu simülasyonun içerisinde biz de kendi görevimizi tamamlamak için bölüm sonu canavarından prensesi kurtarayım derken tüm canlarımızı harcıyoruz sanki.
Hazırlanan çikolatalı kutular, solmayan güller, peluş oyuncaklar her zamankinden fazla satılıyor ve markaların her geçen özel günde yüzü daha da çok gülüyor. Hatta bu özel gün kutlama çılgınlığımızı illa para harcanarak kutlanan kutlamalarla da sınırlamamak gerekir. En kabul gören içten paylaşımı
yapan, en çok annesini, sevgilisini veya en yakın arkadaşını öven veya en çok hediyeli doğum günü
hikayesi paylaşanın sanki daha mutlu, daha çok sevilen olduğunu inandırmaya çalışan bir sistemin
tam da en tehlikeli bölgesinde bulunuyoruz.

Özel günlerin toplum üzerindeki etkisi oldukça fazla;

Alınan veya verilen hediyelerin, söylenen birkaç tatlı sözün hangisinin içinin daha dolu olduğunu
anlayabilmek adına her zaman söylediğimiz bu yoğun sosyal medya kullanımı ve tüketim çılgınlığı
çağında en azından “özel gün turnusoluna” ihtiyacımız olduğunu düşünmekteyim. Bırakalım da
içimizden geleni karşımızdakine hediye edebilelim. Belki çok fazla beğeni almayacak ama o insanla
bağımızı kalıplaşmış ilişki standartlarından kurtaracak.
En azından özel günlerin özel olarak anılmasını  sağlayabilmek için, bir buket koskocaman değişik isimlerdeki çiçekleri yan yana getirerek iki günlük bir şölen yaratmak yerine bir saksıda bir yaşam hediye ederek kendimizi hep hatırlatabileceğimiz veya içten gelen ufak bir sözün yaratacağı o müthiş etkinin bilincine erişebilmek adına içimize dönerek bazen standartların dışına çıkmanın hiçbir zararı olmayacak. Bizi ve sevdiklerimizi daha da mutlu edeceğimiz nice özel günlere…
Yorum Yok

Leave a Reply

Your email address will not be published.



© 2020 Pazarlama Türkiye. Tüm Hakları Saklıdır.

Hosting Sponsoru: Turhost