Merak Etmek

Merak Etmek ve Gelecek

Toplumsal sınıflandırma konusunda, herkesin iyi-kötü ya da doğru-yanlış ayrımına bilgi çağında ‘’merak eden-merak etmeyen’’ diyerek yeni bir boyut kazandırmak gerekiyor. Neden mi, iyiyi kötüden ayıran da merak, doğrunun yanlışı kanıtlayan çıkarımları da merak.

Neyin iyi olduğuna, kötüyü merak ederek başlamadıysak, sadece bir kitabın özetini okumuş, ana hatlardan ince detayları kaçırmış oluruz. Neyin yanlış olduğunu kanıtlamak için vazgeçmeden doğruyu arama merakımız olmazsa, objektif olmayan sonuçları yorumlar dururuz.

Yaşamı bir yolculuk kabul edersek, merak ettiğimiz yolculukların bize kazandırdıklarını tecrübe olarak varsayabiliriz. Merak, başlangıç noktasıyla, varış noktası arasındaki süre. O sürede ne kadar merak ederseniz, varışa o kadar çabuk gidersiniz. O merak için bindiğimiz, kullandığımız her araç ya da hayal ettiğimiz her fikir karakterimizin vazgeçmeme arzusunu ortaya koyar. Güçlü karakter, güçlü merak duygularıyla buluşunca, farkındalık başlar.

21 yaşında ALS tanısı konan, ölümü için gün sayılan Hawking Uzay’da yaşam olduğuna inanarak, yüzlerce araştırma yapmamış olsaydı yani eğer merak etmeseydi O’na Modern Dünya’nın Einstein’ı der miydik? Kaslarının kontrolünü kaybeden bir zihin, zihin ötesi bir fiziği merak ederek farkındalık yaratmasaydı, çalışmalarının temeline merak etmeyi koymasaydı bugün ondan bahseder miydik? Merakı şöyle yorumlamıştı Hawking: Merak asla vazgeçmeme isteğidir. Ayaklarınıza değil yıldızlara bakmak ile gerekir. Gördüğünüz şeyi anlamlandırmaya çalışmak ve evreni mevcut kılanın ne olduğunu merak etmektir.

Satır aralarını doğru okuduğumuzda, Hawking’ten bahseden tüm yazılarda, yaptığı tüm araştırmalarda ikinci adımı merak ettiğini okuruz. Karadelik konusunda yaptığı araştırmalarda, karadelik ile karşı karşıya geldiklerinde parçacıklara ne olacağını merak ediyordu deriz. Hawking, her şeyin teorisini de merak etti.

Merak duygusunun temelinde, tanımda da anlatıldığı üzere öğrenme isteği var. Ülkemiz literatürü bu konuda bazı tanımlarda sınıfta kalmıştır. Bir dönem talebe dediğimiz gelişme çağındaki bireylere, bir süre sonra öğrenci demeye başlamak merak duygusuna vurulmuş bir prangadır. Talep eden, talep etme isteğini yenileyen bireyden, öğrenen, öğrenme odaklı öğrenci kelimesine geçiş, sancılıdır. Talep eden, merak edene daha yakındır. Merak eden, mutlaka merakını giderecek o konuyu zihinsel olarak talep etmiştir. Öğrenen, öğrenme eylemi dışına çıkmadan, aynı çizgide devam edendir. Tanımları, öz dilimize göre şekillendirirken, soktuğumuz kalıp tekdüze bir süreç doğurabilir. Merak edenler, talep edenler olmalıdır, sadece öğrenenler değil.

Bir meraklı şirin ihtiyacı duyduğumuz sosyal yaşam var. Sosyal medyada senin yerine merak eden insanların floodları, postları ya da storylerini görmek, hazıra konmak gibi. Kolaylaştırılan bir yaşama bilinci, merak edenleri takip eden kastlar oluşturmuştur. Meraklıların fanları olmak, meraksızların vazifesi haline gelmiştir. Oysa, meraklıların 100 metrelik yarışta 51 metre önde başlamasına sebep olan da bu merak etmeyenlerin çokluğudur. 49 metre yarışını da mutlaka, etrafındaki tüm olayları merak edenler kazanacaktır. Bir ve sıfır teorisi yine karşımıza çıkar. Merak etmediğiniz ama bugünün bize göre başarıları sıfırdır. Yarının başarıları için, bugün olan her şeyin başına bir eklemek gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir