L’Oréal Türkiye Ülke İnsan Kaynakları Direktörü & Çeşitlilik, Hakkaniyet ve Kapsayıcılık Lideri Murat Yüksel ile Röportaj

İş dünyasında “İnsan Odaklı Dönüşüm” sizce neyi ifade ediyor? İnsan kaynakları ekipleri bu değişime nasıl hazırlanmalı?

Bizim için insan odaklı dönüşüm, teknolojik ve organizasyonel dönüşümün merkezine insanı yerleştirmek anlamına geliyor. Teknoloji ve yapay zeka iş yapış biçimlerimizi dönüştürürken, çalışanlarımızın gelişimini ve deneyimini her zaman odağımızda tutuyoruz. L’Oréal Türkiye olarak bu yaklaşımı “People for Tomorrow” vizyonumuzla hayata geçiriyoruz. Beceri bazlı İK modelimizle çalışanlarımızın uzun vadeli gelişimini destekliyor; iç mentörlük, proje rotasyonları ve liderlik gelişimi gibi uygulamalarla bu süreci güçlendiriyoruz. İK ekiplerinin de teknoloji ve veri okuryazarlığının yanı sıra empati, değişime uyum ve insanı anlama becerilerini geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Proje rotasyonları ve liderlik gelişimi gibi insan odaklı uygulamaları da sürdürüyoruz.

Yapay zekânın hızla yaygınlaştığı bir dönemde, çalışan deneyimini gerçekten insan odaklı kılmak için şirketlerin önceliği ne olmalı?

    Bizim için öncelik, yapay zekayı insanı güçlendiren bir araç olarak konumlandırmak. One Profile ile İK süreçlerimizi dijitalleştirirken, çalışanlarımızın kendi gelişim yolculuklarını daha görünür şekilde takip etmelerini ve yöneticilerimizin veriye dayalı kararlar almasını destekliyoruz. L’Oréal GPT ile de bilgiye erişim, içerik üretimi ve sunum hazırlığı gibi alanlarda çalışanlarımızın zaman kazanmasını ve en önemli konulara zaman yaratmalarını destekliyoruz. Bu nedenle yapay zekayı “karar veren” değil, “kararı güçlendiren” bir destek mekanizması olarak görüyoruz.  

    Önümüzdeki 3–5 yıl içinde insan kaynakları profesyonellerinin başarısını belirleyecek en kritik yetkinlik sizce hangisi olacak?

      Önümüzdeki dönemde en kritik yetkinlik, değişime uyum sağlama ve sürekli öğrenme becerisi olacak. Çünkü İK profesyonellerinin hem teknolojik dönüşümü hem de çalışanların değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmesi gerekiyor. Bunun yanında veri okuryazarlığı, teknolojiye adaptasyon ve empati gibi yetkinliklerin de öneminin artacağına inanıyoruz. Biz de “People for Tomorrow” yaklaşımımız doğrultusunda, teknolojiyi anlayan ancak insanı merkeze koyan bir İK anlayışını güçlendirmeye odaklanıyoruz.

      Bir yanıt yazın

      E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir