İş dünyasında “İnsan Odaklı Dönüşüm” sizce neyi ifade ediyor? İnsan kaynakları ekipleri bu değişime nasıl hazırlanmalı?
İnsan odaklı dönüşüm; çalışanların değişimin aktif bir parçası olduğu, sesini duyurabildiği ve potansiyelini ortaya koyabildiği bir çalışma kültürü inşa etmektir. Haleon’da benimsediğimiz “Win as One” anlayışında olduğu gibi, ortak hedeflere tek bir ekip olarak koşmanın yolu herkesin gelişimine alan açan kapsayıcı bir iklimden geçiyor. İK ekiplerinin de organizasyonun gelecekteki yetkinliklerini öngören, liderleri güçlendiren, sürekli dinleyen ve iş sonuçlarına doğrudan katkı sunan stratejik bir ortak olarak konumlanması gerekiyor.
Yapay zekânın hızla yaygınlaştığı bir dönemde, çalışan deneyimini gerçekten insan odaklı kılmak için şirketlerin önceliği ne olmalı?
Öncelik, yapay zekâyı insanın kapasitesini ve etkisini artıran stratejik bir araç olarak konumlandırmak. Asıl fırsat, sadece rutin operasyonları devretmekte değil; teknolojinin sağladığı imkânlarla işi daha anlamlı ve verimli kılacak yeni yollar açmakta yatıyor. Şirketler bir yandan yeni teknolojileri kullanma yetkinliklerini geliştirirken, diğer yandan eleştirel düşünme, yaratıcılık ve karar verme gibi insana özgü becerileri güçlendirmeli. Bu dönüşümün odağında ise teknolojinin neden ve nasıl kullanıldığına dair şeffaflığı ve güveni korumak yer almalı.
Önümüzdeki 3–5 yıl içinde insan kaynakları profesyonellerinin başarısını belirleyecek en kritik yetkinlik sizce hangisi olacak?
Başarıyı belirleyecek en kritik yetkinlik doğru muhakeme yapabilme becerisi olacak. Önümüzdeki yıllarda elimizde çok daha fazla veri ve yapay zekâ desteği bulunacak; ancak fark yaratan unsur, hangi bilginin kritik olduğunu anlayıp bunu doğru karara dönüştürebilmek. Başarılı İK liderleri veriyi doğru okuyan, aynı zamanda işin dinamiklerini, insan davranışını ve kurum kültürünü bir arada değerlendirebilen kişiler olacak. Teknoloji bize seçenekler sunsa da doğru soruları sormak ve insan odaklı nihai kararı vermek güçlü bir muhakeme gerektiriyor.