COP31, şirketler için nasıl bir dönüm noktası olacak?
COP31’in Türkiye’de yapılmasını, ülkemizin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolü açısından önemli bir fırsat olarak görüyorum. Şirketler açısından ise iklim taahhütlerinden somut, ölçülebilir adımlara geçişin hızlanacağı bir dönem olmasını bekliyorum. Net sıfır hedefi koyan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu hedefleri iş modeline, yatırım kararlarına ve değer zincirine yansıtabilenler ise hâlâ az. Bunu başaran şirketlerin önümüzdeki yıllarda müşterinin, yatırımcının ve çalışanın gözünde farkı açacağını düşünüyorum.
Net sıfır hedeflerine ulaşmada en büyük engel nedir?
Bence en zoru, yıllar sonrası için verilmiş bir sözü bugün alınan yatırım ve operasyon kararlarına yansıtabilmek. Finansman bulmak bir mesele, paydaşları aynı hedefte buluşturmak ayrı bir mesele. Ölçüm ise çoğu zaman sanıldığından zor. Bizim sektörde bir yazılımın karbon ayak izi bile hangi teknolojiyle geliştirildiğinden altyapının hangi bölgede durduğuna kadar pek çok şeye bağlı. Kısa vadeli iş hedefleriyle uzun vadeli iklim hedeflerini birlikte götürebilmek için elimizde doğru veri olması gerekiyor.
İklim krizine karşı iş dünyası bugün hangi adımı atmalı?
İklim konusunu bir sürdürülebilirlik projesi olarak değil, bir iş stratejisi olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Doğuş Teknoloji’de üç yıldır sürdürülebilirlik risk çalıştaylarımızda iklimi ayrı bir paydaş olarak masaya oturtuyoruz. Bu bakışın yatırım kararlarından tedarik zincirine kadar her yere yansıması lazım. Şirketlerin tek başına attığı adımlar da bir yere kadar; bu krizle ancak ortak hareket ederek baş edebiliriz. Ne yapmamız gerektiğini aşağı yukarı biliyoruz, bunun için gereken teknoloji de elimizde; gerisi birlikte adım atmakta.