Technoference İnsanla Teknoloji Arasındaki Görünmez Katmanı Masaya Yatıracak

Technoference’ın ilk buluşması “Dijital Filtre”, teknolojiyi yalnızca yapay zeka, veri ya da ekranlar üzerinden değil; insanın dikkat, algı, öğrenme ve karar verme biçimleri üzerinden okumaya davet ediyor. Melis Eryiğit Samirin kurucusu ve küratörü olduğu girişim, teknososyal fayda odağıyla şu soruyu merkeze alıyor: Aynı veriye bakan insanlar neden farklı dünyalar görüyor?

Aynı veriye bakıp farklı dünyalar görmek, artık yalnızca bir yorum farkı değil. Dijital çağda bu farkın arkasında çoğu zaman görünmeyen bir katman var: algoritmalar. Hangi bilginin karşımıza çıktığı, hangi sırayla geldiği, neyin dikkatimizi çektiği ve neyi gerçek kabul ettiğimiz her geçen gün daha fazla bu katman üzerinden şekilleniyor.

Technoference’ın ilk buluşması “Dijital Filtre”, tam da bu görünmeyen alanı tartışmaya açıyor. 15 Haziran’da Komünite @ Terminal Kadıköy’de gerçekleştirilecek buluşma, ilk bakışta teknoloji, yapay zeka, ebeveynlik ya da veri eksenli bir etkinlik gibi görünebilir. Ancak merkezinde daha geniş ve daha insani bir soru var: Teknolojiyle kurduğumuz ilişki, bizi nasıl görüyor, nasıl yönlendiriyor ve nasıl dönüştürüyor?

Bu nedenle Technoference için en doğru tanım belki de şu: Bu bir ebeveyn ya da veri etkinliği değil; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışan bir insan etkinliği.

melis eryiğit samir

Technoference nedir, ne değildir?

Melis Eryiğit Samir’in kurucusu ve küratörü olduğu bağımsız girişim, insanın bilgi, dikkat ve gerçeklikle kurduğu ilişkiyi inceleyen disiplinler arası bir düşünce serisi olarak tasarlandı. Altı bölümlük bir yolculuğun ilk adımı olan S01 “Dikkat – Dijital Filtre”, teknolojiyle insan arasındaki ilişkiyi yalnızca kavramsal düzeyde tartışmıyor; konuşmayı AI uygulamalarıyla birleştiren bir zemin kuruyor.

Bu yüzden Technoference’ı klasik bir konferans, yapay zeka etkinliği, networking buluşması, ebeveynlik semineri ya da sponsor tanıtımı olarak okumak doğru değil. Yatırımcılar, üst düzey yöneticiler, kurucular, akademisyenler, eğitim liderleri, psikologlar, kültür ve iletişim profesyonelleri aynı masada buluşurken, amaç kalabalık bir etkinlikten çok nitelikli bir düşünce alanı açmak.

İlk buluşmanın davet ve referansla belirlenen 75 kişilik kapalı katılımla ilerlemesi de bu yaklaşımı destekliyor.

Bilgiye erişmek yetmiyor, aynı gerçekliği paylaşmak da zorlaşıyor

Bir dönem dijitalleşme, bilgiye erişim meselesiydi. Bugün ise sorun bilginin varlığı değil; hangi bilginin kime, ne zaman, hangi bağlamda ve hangi öncelikle gösterildiği. Reuters Institute’un 2025 Dijital Haber Raporu’na göre haber sitelerine ulaşan trafiğin %65’i, 35 yaş altında ise %73’ü doğrudan değil; sosyal medya ve arama gibi algoritmik kapılardan geçiyor. Bu, yalnızca medya tüketimindeki dönüşümü değil, ortak gerçeklik fikrinin de nasıl parçalandığını gösteriyor.

Online ortamda neyin gerçek neyin sahte olduğunu ayırt edemediğini söyleyenlerin oranı %58’e ulaşırken, Türkiye’de 62,3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı haftada ortalama 41 saat 37 dakikasını online geçiriyor. Başka bir deyişle, gündelik hayatın önemli bir kısmı artık görünmeyen filtrelerin içinden akıyor. Her on kişiden yedisinin gündelik akışını algoritmik bir filtreden aldığı bir dünyada, mesele yalnızca teknoloji kullanımının ötesine geçiyor; dikkat, algı ve karar verme süreçlerinin yeniden anlaşılması gerekiyor.

Technoference’ın kurucusu ve küratörü Melis Eryiğit Samir, bu konuda şunları söylüyor: “Aynı bilgiye erişmek artık aynı gerçekliği paylaşmak anlamına gelmiyor. Araya çoğu zaman fark edilmeyen bir algoritmik katman giriyor. Bu katman, neyi göreceğimizi, neye dikkat edeceğimizi, nasıl öğreneceğimizi ve hangi kararları daha kolay vereceğimizi etkiliyor.”

Makro düzeyde altyapı, mikro düzeyde insan

“Dijital Filtre” iki panel ve bir uygulama atölyesinden oluşuyor. Ancak program, klasik bir panel akışından çok, aynı meselenin farklı ölçeklerde incelendiği bir düşünce hattı kuruyor.

İlk panel, gündelik hayatı çevreleyen görünmeyen sistemlere bakıyor. Yapay zeka uygulamalarının arkasındaki veri merkezleri, bulut altyapıları, enerji tüketimi, insan kaynağı ve küresel rekabet başlıkları burada yalnızca teknik meseleler olarak değil, ülkelerin gelecek pozisyonunu belirleyen unsurlar olarak ele alınıyor. DT Cloud Genel Müdürü Serdar Yokuş, TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak ve Soft Commitment Kurucusu, yazar Erman Taylan’ın katılımıyla Türkiye’nin teknolojiyi yalnızca tüketen bir ülke mi olacağı, yoksa onu şekillendiren aktörler arasında yer alıp alamayacağı tartışmaya açılıyor.

İkinci panel ise ölçeği insana çeviriyor. “Filtre: Öz Göz, Doğru Soru ve Gerçeklik” başlıklı oturumda psikolog Cihan Çelik, eğitimci-yazar ve yaratıcı drama lideri Müjdat Ataman ile Gamester Kids ve Tiny Minies Kurucu Ortağı Onur Karcı; aileleri, çocukları, gençleri, öğrenme modellerini, ekran deneyimlerini ve zihinsel filtreleri konuşuyor. Panelin merkezindeki soru keskin: Eğer aynı veriye bakıp farklı dünyalar görüyorsak, kararlarımızı gerçekten kim veriyor?

Bu soru yalnızca eğitimcileri ya da gelecek nesil yetiştirenleri ilgilendirmiyor. Markalar, pazarlama profesyonelleri ve iletişimciler için de yeni bir okuma alanı açıyor. Çünkü tüketici davranışını anlamak artık yalnızca insanın ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu ya da hangi mesajlara tepki verdiğini analiz etmekle sınırlı değil. O insanın hangi algoritmik akışların içinde düşündüğünü, hangi dijital kapılardan geçtiğini ve hangi dikkat ekonomisi içinde karar verdiğini de görmek gerekiyor. Diğer bir deyişle markaları anlamak için artık algoritmaları da anlamak şart!

Konuşmaktan üretmeye

Günün üçüncü bölümü, konuşulan kavramları uygulamaya taşıyor. Claude İstanbul topluluğu adına Anthropic’in Türkiye Claude Ambassador’ları Said Sürücü ve Onat Vural, Beta Space Studio atölye ortaklığında canlı bir “Life Management Agent” tasarım atölyesi yürütecek. Bu bölüm, gün boyunca tartışılan dikkat, filtre, karar verme ve doğru soru sorma kavramlarını soyut bir tartışma olmaktan çıkarıp üretim alanına taşıyor.

Technoference’ın burada kurduğu çizgi dikkat çekici: Teknolojiyi yalnızca konuşmak değil, onunla nasıl daha bilinçli, daha faydalı ve daha insan odaklı sistemler tasarlanabileceğini denemek. Bu yönüyle etkinlik, izleyiciye pasif bir dinleyici rolü vermek yerine, teknolojiyle ilişki kurma biçimini yeniden düşünmeye çağırıyor.

Öz göz: Filtrenin dışına bakabilmek

Etkinliğin kapanışı “öz göz” kavramı etrafında şekilleniyor. Burada amaç, kişinin yalnızca dışarıdaki filtreleri değil, kendi bakış filtresini de fark etmesi. Çünkü algoritmalar ne kadar görünmezse, insanın kendi dikkat ve algı alışkanlıkları da çoğu zaman o kadar otomatikleşiyor.

Technoference kapsamında hazırlanan “öz göz seti” de bu fikri salondan gündelik hayata taşımayı hedefliyor. Bilge Karga’nın sirkadyen ritim gözlüğü, The Kitap Yayınevi’nin iki kitaplık seçkisi, Mahizer Atelier’in kişiye özel üretimi, Inc. Türkiye’nin son sayısı ve özel indirimli abonelik kuponu, Tiny Minies’in katkısı ve Dr. Ayşegül Girgin’in estetik ve öz bakım deneyimi; dikkat, ritim, okuma, öz bakım ve kişisel farkındalık arasında küçük ama anlamlı bir köprü kuruyor.

Serinin devamında algı, değer, yapı, benlik ve aktarım başlıklarıyla ilerlemesi planlanan Technoference, teknoloji çağında insanı yeniden merkeze alan bir okuma öneriyor. Bu önerinin, pazarlama ve iletişim dünyasındaki karşılığı net: İnsan davranışlarını anlamak için psikolojiyi, psikolojiyi anlamak için çevreyi, çevreyi anlamak için de teknolojiyi okumak gerekiyor.

Çünkü algoritmalar yalnızca ne gördüğümüzü değil, nasıl düşündüğümüzü de etkiliyorsa; markalar, eğitimciler, aileler ve liderler için yeni soru artık şu: Bu gerçekliği gerçekten anlıyor muyuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir