E-Ticaret Zirvesi ve Ödülleri 4 Kasım Tarihinde Çırağan Sarayında Hibrit Olarak Düzenlenecek Katılmak İçin Tıklayın
barbie ken

Aslında Her şey Barbie ve Ken’in Eseri!

Her şey Barbie ve Ken ile başladı…

Bütün marka hikayesi belki de!

İdeal bir dünyanın ideal güzellik kavramlarını inşaa etmeye başladı pazarlama…

Sonrasında şekil, biçim, kıyafet, detay, tamamlayıcı ürünler, ev, oyun alanı gibi ek materyalizm öğeleri eklendi hikayeye.

Barbie’nin saçlarına, Ken’in duruşuna sahip küçük kadın ve adamcıklar olmaya başladı insanlık.

Ve tüm markalar bütün iletişim stratejilerini idealler dünyasının üstün güzellik anlayışı ile örmeye başladı.

brand

PLATON’UN İDEALAR DÜNYASI VE MARKA

Platon’a göre İdealar ve görünenler (fenomenler) evreni olmak üzere iki türlü evren vardır. İdealar evreni; doğmadan önce içinde bulunduğumuz ve her şeyin gerçeğinin bulunduğu evrendir. Ancak akılla kavranır. Görünenler (fenomenler) evreni;halen içinde yaşadığımız nesneler evrenidir.

İşte Barbie ve Ken, o görünenler evrenindeki ideal görünüşü tasarladı. Aklın sınırlarını, bir fenomen yaratarak sınırladı.

Bir kadın ve bir erkeğin olabileceği en güzel, en yakışıklı, en şık, en karizmatik, en renkli, en asil – yani kısaca herşeyin “en”inin oluşturdu. Ve tüm markalar önü kesilemez bir biçimde bu varoluş yarışında o “en”den fazlasını yaratmaya odaklandılar.

Aynı zamanda bir kadın ve bir erkeğin sahip olacağı ideal dünyayı da tasarladılar. Çizgi filmler, animasyonlar, oyun evleri ve daha nice tasarlanmış konsept insanoğlunun bilinçaltına daha o yaşlarda ideal bir görünümün formunu işledi ve materyal dünyaya yerleştirdi.

****

Şarkısı bile var….

“I’m a Barbie girl, in the Barbie world
Life in plastic, it’s fantastic
You can brush my hair, undress me everywhere
Imagination, life is your creation”

Plastik bir dünyayı fantastikleştirdik, hayal ettiğimiz her şeyi yarattık Barbie ve Ken’den.

****

Her kız çocuk biraz Barbie, her erkek çocuk biraz Ken olmayı düşledi. Şekli özün önüne yerleştirdi. Çünkü idealar dünyası sadece görüneni bilirdi.

Tüm marka iletişim stratejileri, güzellik, güç, ihtişam, kuvvet, kalite, fiyat vb. değerlerle şekillendirilmeye başlandı.

Hiç güçsüzlüğü vurgulayan bir marka ile karşılaştınız mı? Tabiiki hayır…

Çünkü idealler dünyasında güçsüzlük başarısızlıktır.

GÖLGE İNSANIN İZDÜŞÜMÜDÜR

Oysa gölge, insanın güneşe çarpan izdüşümüdür. Evrende herşey gerçektir ve ying-yang felsefesine göre zıttıyla var olur.

Verdiğimiz her mesajın gerçek, her yaratılanın insan ürünü olduğunu fark etmeye başladığımızda, marka iletişim stratejilerini de biraz daha dengeli, biraz daha yarıştan uzak, biraz daha geniş bir perspektifle kurabilmeye başlarız. Böylece insanoğluna verdiğimiz mesajlardaki “daha” olgusunu, kıyas dünyasını kurduğumuz gibi ortadan yavaş yavaş kaldırabilir ve aynı dünyada daha eşit ama yine de “kendimizden daha fazlası” olacak şekilde var olabiliriz.

Ve ne zamanki markaları sadece “daha iyi” ile özdeşleştirmeyi ve birbiri ile yarıştırmayı  bırakabilir, kendi içinde büyütmeyi, idealden uzak gerçeğe yakın kılmayı –daha doğrusu gerçeği markalaştırmayı- başarabiliriz, o zaman daha adil bir dünyada gerçekten var olabiliriz. Esas güç, bir başkasından daha üstün olduğun için tercih edilmek değil, kendini aşacak üstünlükte olduğun için tercih edilmektir. Marka sadakati esas o zaman artar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir