sirketler seoya yatirim yaparken hangi hatalari yapiyor

Şirketler SEO’ya Yatırım Yaparken Hangi Hataları Yapıyor?

Dijital pazarlama bütçelerinin önemli sayılabilecek bir miktar arama motoru optimizasyonuna ayrılsa da SEO yatırımında yapılan hatalar, kaynakların verimsiz kullanılmasına ve beklenen geri dönüşün elde edilememesine neden oluyor. Teknik altyapının ihmali, gerçekçi olmayan zaman beklentileri, içerik stratejisindeki yanılgılar gibi birçok alanda tekrarlanan yanlışlar, organik büyüme potansiyelini köreltmekte. Bu yazıda, şirketlerin SEO yatırımlarında sıklıkla yaptığı hataları ve bunlardan nasıl kaçınılabileceğini ele alacağız.

SEO Yatırımı Nedir ve Neden Şirketler Hata Yapıyor?

SEO yatırımı, arama motorlarında organik görünürlük elde etmek için teknik altyapı, içerik üretimi, link stratejileri ve sürekli optimizasyona ayrılan kaynakların toplamını ifade ediyor. Şirketlerin büyük çoğunluğu, bu yatırımı reklam harcamasıyla eşdeğer görüyor ve hemen sonuç bekliyor. 

Oysa arama motoru optimizasyonu, organik bir süreç gerektiriyor ve yanlış adımlar bütçenin boşa gitmesine ve dijital varlığın zarar görmesine yol açabiliyor. Dijital pazarlama ekosisteminde SEO’nun kendine özgü dinamikleri bulunuyor ve bu dinamikleri göz ardı eden yaklaşımlar, yatırımın tam potansiyeline ulaşmasını engelliyor.

Şirketlerin karşılaştığı sorunların temelinde, SEO’yu anlık çözüm bekleyen bir kanal olarak algılama yanılgısı yatıyor. Ajans seçiminden performans metriklerine, teknik altyapıdan içerik stratejisine kadar pek çok alanda gözden kaçırılan detaylar, başarısızlığın temel nedenleri arasında yer alıyor. Pazarlama bütçelerinin kısıtlı olduğu dönemlerde, yanlış kararların maliyeti daha da ağırlaşıyor ve telafisi uzun sürebiliyor.

Yanlış Ajans veya Uzman Seçimi

Pazarlama ekiplerinin karşılaştığı en kritik kararlardan biri, hangi SEO ajansı veya uzmanıyla çalışacaklarını belirlemek. Bu süreçte fiyat odaklı yaklaşımlar, göstermelik vaatler ve referans kontrollerinin eksikliği, yatırımın ilk adımında şirketleri yanlış yöne sürüklüyor. 

Onlarca ajans benzer hizmetler sunuyor gibi görünse de, uzmanlık derinliği, sektör deneyimi ve şeffaflık konusunda aralarında büyük farklar bulunuyor. Doğru ajansı seçmek, sadece teknik yetkinlik meselesi değil, aynı zamanda iş hedeflerini anlama, iletişim kalitesi ve uzun vadeli ortaklık kültürü gibi unsurları da kapsayan kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor.

Referans ve Portföy Kontrolünün Önemi

Ajans seçim sürecinde portföy incelemesi yapmayan şirketler, genellikle hayal kırıklığıyla karşılaşıyor. Başarılı projeler, somut sonuçlar ve uzun soluklu müşteri ilişkileri, bir ajansın yetkinliğini gösteren en güvenilir göstergeler arasında. 

Ancak pek çok şirket, sadece teklif sunumlarındaki vaatlere bakarak karar veriyor. Oysa Google Analytics verileri, trafik artış grafikleri ve sıralama değişimleri gibi doğrulanabilir başarı örnekleri talep etmek gerekiyor. Bir ajansın portfolyosunu incelerken, sadece büyük markaların logolarına değil, bu markalar için elde edilen somut sonuçlara odaklanmak önem taşıyor.

Referans görüşmeleri de sıklıkla atlanıyor. Ajansın daha önce çalıştığı markalarla doğrudan iletişime geçmek, çalışma tarzı, iletişim kalitesi ve kriz yönetimi konusunda değerli içgörüler sunuyor. Özellikle benzer sektörlerden referanslar, karşılaşılabilecek zorluklar ve çözüm yöntemleri hakkında fikir veriyor. Ayrıca ajansın ne kadar süredir müşterileriyle çalıştığı, müşteri sadakatinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve hizmet kalitesi hakkında ipuçları verebilir.

Fiyat Odaklı Karar Vermenin Riskleri

En düşük teklifi seçmek, kısa vadede bütçe dostu görünse de uzun vadede maliyetli hatalara yol açıyor. Kaliteli SEO çalışması, deneyimli uzmanlar, detaylı analizler ve sürekli optimizasyon gerektiriyor. 

Pazar ortalamasının çok altında fiyat sunan ajanslar, genellikle otomatik araçlara bağımlı, şablon stratejiler uygulayan veya kısa vadeli taktiklerle hızlı sonuç vaat eden yaklaşımlar benimsiyor. Bu tür ajansların sunduğu hizmetler yüzeysel kalabilir ve markanın gerçek potansiyelini ortaya çıkaramaz.

Bu tür ajanslarla çalışmanın bedeli, sadece harcanan para değil, aynı zamanda kaybedilen zaman ve Google’ın güvenini kaybetme riskini içeriyor. Düşük kaliteli link stratejileri, aşırı optimize edilmiş içerikler veya black-hat taktikler, sitenin ceza almasına ve organik trafiğin tamamen kaybolmasına neden olabilir. 

Bir kez ceza alan bir sitenin eski durumuna dönmesi aylar sürebiliyor ve bazı durumlarda tam bir toparlanma mümkün olmuyor. Dolayısıyla başlangıçta tasarruf edildiği düşünülen miktar, sonradan katlanılan maliyetlerin yanında önemsiz kalıyor.

Gerçekçi Olmayan Zaman Beklentileri

SEO’nun organik yapısını anlamadan yatırım yapan şirketler, ilk aylarda sonuç göremeyince stratejilerini değiştirmeye veya tamamen vazgeçmeye eğilimli oluyor. Arama motoru optimizasyonu, reklam kampanyalarından farklı olarak anlık sonuç vermiyor.

Google’ın bir siteyi değerlendirip sıralamada yukarı taşıması, algoritmaların güven oluşturması ve içeriğin otoriteye dönüşmesi zaman gerektiriyor. Bu sürecin doğal temposunu kabul etmeyen ve sabırsız davranan şirketler, henüz filizlenmeye başlamış stratejilerini yarıda bırakarak potansiyel kazanımları kaçırıyor.

Rekabetçi bir anahtar kelimede ilk sayfaya çıkmak, sitenin mevcut otoritesine, rekabetin yoğunluğuna ve uygulanan stratejinin kalitesine göre değişen bir süre alabiliyor. Bu süre, sitenin geçmişi, backlink profili, içerik kalitesi ve teknik altyapı gibi pek çok faktörden etkileniyor. Ancak pek çok pazarlama yöneticisi, ilk aylarda dramatik değişimler bekliyor ve bu gerçekleşmediğinde ajansı suçluyor ya da stratejiyi değiştiriyor. 

ROIBLE’ın kurucusu İbrahim Akşen, bu konuda şu tespiti yapıyor: “Pazarlama yöneticilerinin en büyük yanılgılarından biri, SEO’yu bir maliyet kalemi olarak görmek yerine uzun vadeli bir varlık yatırımı olarak değerlendirememek. Organik trafiğin gücü, reklam bütçesi kesildiğinde ortaya çıkıyor. Doğru stratejiyle oluşturulan SEO altyapısı, yıllarca değer üretiyor.”

Sabırsızlık, stratejinin sık değiştirilmesine, yarım kalan projelere ve tutarsız içerik yayınlarına yol açıyor. Bu durum, Google’ın sitede istikrar görmemesine ve güven inşa edilememesine neden oluyor. 

Teknik SEO’yu Göz Ardı Etmek

Şirketlerin önemli bir kısmı, SEO denildiğinde yalnızca içerik ve anahtar kelimeleri düşünüyor. Oysa arama motoru optimizasyonunun temeli, teknik altyapıda yatıyor. Site hızı, mobil uyumluluk, indeksleme sorunları, yapısal hatalar ve güvenlik sertifikaları gibi teknik unsurlar, içerik ne kadar kaliteli olursa olsun görünürlüğü doğrudan etkiliyor. 

Teknik altyapısı sağlam olmayan bir site, en iyi içeriğe sahip olsa bile Google’ın gözünde değer kaybedip, sıralamalarda geride kalabilir.

Site Hızı ve Mobil Uyumluluk

Sayfa yükleme hızı, görsel kararlılık ve etkileşim süresi gibi kullanıcı deneyimi göstergeleri, artık SEO başarısının ayrılmaz parçası. Ancak web sitelerinin önemli bir kısmı, hala optimize edilmemiş görseller, gereksiz eklentiler ve ağır temalar kullanıyor. Özellikle e-ticaret siteleri, ürün görselleri için yüksek çözünürlüklü fotoğraflar kullanırken sıkıştırma ve lazy loading gibi teknikleri göz ardı ediyor, bu da sayfa hızını ciddi şekilde düşürüyor.

Mobil uyumluluk da benzer şekilde ihmal ediliyor. Mobil cihazlardan gelen trafiğin ağırlıklı olduğu günümüzde, birçok site masaüstü odaklı tasarlanmış durumda. Mobil deneyimi zayıf olan siteler yüksek hemen çıkma oranlarıyla karşılaşıyor.

Yapısal Veri ve İndeksleme Sorunları

Teknik SEO çalışmalarının düzenli olarak kontrol edilmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Schema markup, robots.txt yapılandırması, XML sitemap yönetimi ve canonical etiketleme gibi teknik detaylar, Google’ın siteyi doğru anlamasını sağlıyor. Bu yapılar eksik olduğunda, arama motoru içeriği yanlış yorumlayabiliyor, önemli sayfalar indekslenemeyebiliyor ya da kopya içerik sorunları ortaya çıkabiliyor. 

Özellikle e-ticaret siteleri, ürün varyantları nedeniyle çok sayıda benzer sayfa oluşturuyor ve doğru canonical kullanımı olmadan Google’ın kafası karışabiliyor.

İçerik Stratejilerinde Yapılan Hatalar

Pek çok şirket içerik alanındaki yatırımını yanlış yönetiyor. Miktar odaklı üretim, kullanıcı niyetini göz ardı etme ve tutarsız yayın takvimi gibi sorunlar, içeriğin potansiyelini boşa harcıyor. 

Kaliteli içerik, sadece anahtar kelime yoğunluğuyla değil, kullanıcıya sunduğu değerle ölçülüyor. Günümüzde Google, içeriğin kullanıcı sorularını ne kadar iyi yanıtladığını, ne kadar derinlemesine ele aldığını ve ne kadar benzersiz bakış açısı sunduğunu değerlendiriyor.

Anahtar Kelime Araştırmasının Eksik Kalması

Birçok şirket, anahtar kelime araştırmasını yüzeysel yapıyor veya tamamen atlıyor. Sezgisel tahminlerle veya genel popüler terimlerle içerik üretmek, rekabetin yoğun olduğu alanlarda kaybolmaya yol açıyor. 

Derinlemesine bir anahtar kelime analizi, arama hacmi, rekabet yoğunluğu, kullanıcı niyeti ve uzun kuyruk fırsatlarını ortaya koyuyor. Uzun kuyruk anahtar kelimeler, daha az rekabetli olmaları ve daha spesifik niyet taşımaları nedeniyle yüksek dönüşüm potansiyeline sahip oluyor.

Ayrıca, SEO hataları arasında sıkça görülen bir diğer nokta, anahtar kelimelerin statik olarak ele alınması. Pazar dinamikleri, mevsimsel değişimler ve rakip hareketleri, anahtar kelime stratejisinin sürekli güncellenmesini gerektiriyor. Bir kez yapılan araştırmayla yetinmek, fırsatların kaçırılmasına neden oluyor. Trend anahtar kelimeler, yükselen talepler ve rakiplerin boşlukları sürekli değişiyor ve bu dinamikleri takip etmeyen markalar, potansiyel trafiği rakiplerine kaptırıyor.

Kullanıcı Niyetini Anlamadan Üretim

Aynı anahtar kelimeyi arayan farklı kullanıcılar, bilgi edinmek, ürün karşılaştırmak veya satın almak gibi farklı amaçlara sahip olabiliyor. İçerik, bu niyeti karşılamadığında, trafik gelse bile dönüşüm gerçekleşmiyor ve hemen çıkma oranı yükseliyor. Kullanıcı niyetini doğru anlamak, içeriğin formatını, derinliğini ve çağrı mesajlarını da etkiliyor.

Kullanıcı aramaları farklı niyetlere göre kategorize edilebilir ve her niyet türü farklı içerik yaklaşımı gerektirir:

  • Bilgi Amaçlı Aramalar: “Nasıl yapılır” veya “nedir” sorularını yanıtlayan, eğitici içerik gerektiriyor. Bu tür içerikler detaylı, adım adım açıklamalar içermeli ve görsellerle desteklenmeli.
  • Navigasyonel Aramalar: Belirli bir markaya veya siteye ulaşmak isteyen kullanıcılar için marka odaklı içerikler gerekiyor. Bu tür aramalarda marka sayfalarının optimize edilmesi kritik önem taşıyor.
  • Ticari Araştırma: Karşılaştırma, inceleme ve değerlendirme arayan kullanıcılar için detaylı analiz içerikleri ideal. Ürün karşılaştırmaları, avantaj-dezavantaj listeleri ve kullanıcı yorumları bu kategoriye giriyor.
  • İşlemsel Aramalar: Satın alma niyetiyle gelen kullanıcılar için optimize edilmiş ürün sayfaları ve net CTA’ler şart. Bu aşamada güven sinyalleri, fiyat netliği ve kolay satın alma süreci öne çıkıyor.

İçerik takvimine tutarlı şekilde bağlı kalmamak da yaygın bir hata. Düzensiz yayınlar, Google’ın siteyi aktif görmemesine ve hedef kitlenin ilgisini kaybetmesine yol açıyor. Haftalık veya aylık düzenli bir ritim, organik büyümeyi destekliyor. Ayrıca tutarlı yayın takvimi, içerik ekiplerinin planlamayı daha iyi yapmasını ve kaliteyi korumasını sağlıyor.

Performans Ölçümündeki Eksiklikler

SEO yatırımının geri dönüşünü doğru ölçemeyen şirketler, neyin işe yaradığını neyin yaramadığını anlayamayabilir. Google Analytics, Search Console ve üçüncü parti araçlar değerli veriler sunuyor ancak bu verileri yorumlamak ve aksiyona dönüştürmek ayrı bir uzmanlık gerektiriyor. 

Pek çok pazarlama ekibi, sadece trafik artışına bakıyor ve dönüşüm, etkileşim veya kullanıcı davranışları gibi derin metrikleri göz ardı ediyor. Veriye boğulmak ile veriyi anlamak arasındaki fark, başarılı ve başarısız stratejileri ayıran temel unsurlardan biri.

SEO performansını ölçerken odaklanılması gereken temel metrikler:

  • Organik Trafik: Toplam ziyaretçi sayısının yanı sıra, sayfa başına oturum süresi ve etkileşim oranı da izlenmeli. Sadece ziyaretçi sayısına bakmak yanıltıcı olabiliyor çünkü düşük kaliteli trafik hiçbir değer katmıyor.
  • Dönüşüm Oranı: Organik kanaldan gelen kullanıcıların kaç tanesinin hedef aksiyonu tamamladığı kritik. Form doldurma, ürün satın alma, dosya indirme gibi mikro ve makro dönüşümler ayrı ayrı takip edilmeli.
  • Sıralama Değişimleri: Hedef anahtar kelimelerdeki pozisyon hareketleri, stratejinin etkinliğini gösteriyor. Ancak sadece birkaç anahtar kelimeye odaklanmak yerine, geniş bir kelime portföyünün performansı izlenmeli.
  • CTR (Tıklama Oranı): SERP’te görünürlük varken tıklama alınamıyorsa, meta açıklamalar ve başlıklar optimize edilmeli. Yüksek sıralamalar bile düşük CTR ile değersiz hale gelebiliyor.
  • Backlink Profili: Kazanılan ve kaybedilen linklerin kalitesi, otorite gelişimini yansıtıyor. Link sayısından çok, linkin geldiği sitenin otoritesi ve alakalı olması önem taşıyor.

Bütçe Dağılımındaki Dengesizlikler

SEO bütçesini yanlış alanlara dağıtan şirketler, potansiyel kazanımları kaçırıyor. Bazı markalar içeriğe aşırı yatırım yaparken teknik SEO’yu ihmal ediyor, bazıları ise link inşasına odaklanırken site içi optimizasyonu göz ardı ediyor. Dengeli bir bütçe dağılımı, tüm SEO bileşenlerinin uyumlu çalışmasını sağlıyor. Her bir bileşen diğerlerini tamamlıyor ve birine aşırı odaklanmak dengeyi bozuyor, bu da genel performansı düşürüyor.

Backlink stratejisi, SEO’nun tartışmalı alanlarından biri. Kaliteli linkler, sitenin otoritesini artırırken düşük kaliteli veya spam linkler penalize edilmeye yol açabiliyor. Bazı şirketler, link satın alma paketlerine büyük bütçeler ayırıyor ancak bu linklerin çoğu alakasız sitelerden geliyor ve değer katmıyor. Hatta bazı durumlarda bu tür linkler, Google’ın spam algılamalarını tetikleyerek sitenin cezalandırılmasına neden olabiliyor.

Öte yandan, link inşasını tamamen ihmal eden şirketler de rekabette geride kalıyor. Organik link kazanımı zaman alsa da, kaliteli içerik ve PR stratejileriyle desteklenen doğal link profilleri, uzun vadede en güvenilir yaklaşım. 

Dijital PR, misafir blog yazarlığı, kırık link stratejileri ve kaynak sayfası hedeflemeleri gibi white-hat taktikler, sürdürülebilir sonuçlar veriyor. Bu yöntemler daha fazla çaba gerektirse de, Google güncellemelerinden etkilenme riski minimum seviyede kalıyor.

Sağlıklı bir SEO yatırımı için bütçenin dengeli şekilde dağıtılması gerekiyor. Aşağıdaki tablo, önerilen bütçe dağılımını ve her alanın odak noktasını gösteriyor:

Bütçe KalemiÖnerilen OranOdak Alanı
Teknik SEO ve Altyapı%20-25Site hızı, mobil uyum, yapısal veri
İçerik Üretimi%30-40Blog, rehberler, video içerik
Link İnşası%15-20Dijital PR, misafir yazarlık
Analiz ve Raporlama%10-15Araç abonelikleri, performans takibi
Optimizasyon ve Test%10-15A/B testler, UX iyileştirmeleri

Rakip Analizi Yapmadan İlerlemek

Rakip analizi olmadan yapılan SEO çalışmaları, pazardaki gerçek fırsatları ve tehdit alanlarını görmeden ilerlemek demek ve bu da kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açıyor. Rakip analizi, sadece taklit etmek için değil, boşlukları ve fırsatları tespit etmek için yapılıyor. 

Rakiplerinizin güçlü olduğu alanlarda doğrudan rekabet etmek yerine, onların ihmal ettiği anahtar kelimeleri veya içerik türlerini hedeflemek daha etkili olabiliyor. Bu strateji, daha az kaynak harcanarak daha hızlı sonuç alınmasını sağlıyor ve pazarda farklılaşma imkanı yaratıyor. Özellikle bütçesi kısıtlı olan şirketler için, rakiplerin zayıf kaldığı alanlara odaklanmak akıllıca bir yaklaşım oluşturuyor.

Ahrefs ve SEMrush gibi araçlar, rakip alan adlarının detaylı analizini sunuyor. Hangi sayfaları en çok trafik çekiyor, hangi backlink kaynakları en değerli, içerik güncellemeleri ne sıklıkla yapılıyor gibi veriler, stratejik planlama için temel oluşturuyor. Bu analizleri düzenli aralıklarla tekrarlamak, pazar dinamiklerindeki değişimleri yakalamayı sağlıyor. Rakiplerin yeni içerik stratejileri, teknik iyileştirmeleri veya link kazanım yöntemleri hakkında güncel kalarak kendi stratejinizi adapte edebilirsiniz.

Ayrıca SERP analizi, Google’ın belirli aramalar için hangi içerik türlerini tercih ettiğini gösteriyor. Google’ın niyetini anlayıp ona göre içerik üretmek, SEO yatırımında yapılan hataları önlemenize yardımcı olabilir. Örneğin, bir anahtar kelimede video içeriklerin öne çıktığını görüyorsanız, metin tabanlı bir blog yazısı yerine video içerik üretmek daha mantıklı olacaktır.

SEO Yatırımı Hataları Sıkça Sorulan Sorular

SEO yatırımının geri dönüşü ne kadar sürede başlıyor?

İlk anlamlı sonuçlar genellikle 4-6 ay arasında ortaya çıkmaya başlıyor. Ancak bu süre, sitenin mevcut otoritesine, rekabetin yoğunluğuna ve uygulanan stratejinin kalitesine göre değişkenlik gösteriyor. Düşük rekabetli niş alanlarda daha hızlı, yüksek rekabetli sektörlerde ise daha uzun süre gerekebiliyor. Ayrıca sitenin teknik altyapısı, mevcut içerik kalitesi ve backlink profili gibi faktörler de bu süreci etkiliyor.

Küçük bütçelerle SEO’dan sonuç alınabilir mi?

Küçük bütçelerle de SEO başarısı mümkün, ancak beklentiler ve strateji buna göre ayarlanmalı. Uzun kuyruk anahtar kelimelere odaklanmak, yerel SEO’ya yatırım yapmak ve belirli niş konularda otorite oluşturmak, sınırlı kaynaklarla etkili yaklaşımlar. Geniş ve rekabetçi anahtar kelimelerden kaçınmak, kaynakların verimli kullanılmasını sağlıyor. Özellikle lokal işletmeler için Google İşletme Profili optimizasyonu ve yerel dizin kayıtları, düşük maliyetle yüksek etki yaratabilecek stratejiler arasında.

SEO ajansı değiştirmek stratejiyi sıfırlar mı?

Ajans değişikliği, doğru yönetildiğinde sıfırdan başlamak anlamına gelmiyor. Sitenin mevcut otoritesi, backlink profili ve teknik altyapısı korunuyor. Ancak geçiş sürecinde stratejik tutarlılık sağlamak, önceki çalışmaların dokümantasyonunu almak ve yeni ajansla kapsamlı bir bilgi aktarımı yapmak kritik. Yanlış yönetilen geçişler, ivme kaybına yol açabiliyor. Özellikle devam eden kampanyalar, içerik takvimleri ve link inşası çalışmaları kesintiye uğramadan devam ettirilmeli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir