Teknoloji vs Status Quo


Günlük kullanımda hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerde çok geri olduğumuz için mı hıncımız? Yoksa yeniler eski sistemlerin yerini alırken birileri bir şeyler kaybettiği için mi? Her alanda görüyoruz ki toplumda bir “Şşşt bi dakka sen hayırdır bizim mahallede yenisin?”cilik var. O kadar örümcekleşmiş ki sistemlerimiz, bürokrasimiz; telefonunuza yüklenen birkaç uygulamadan, hayatımızı kolaylaştırmaktan bile korkar olmuş koltuğunun rahatına alışanlar.

 

Bir Booking.com krizi yaşadık. Lider rezervasyon sitesi ‘en düşük fiyat garantisi’ sebebiyle dava edilerek Türkiye’de erişime kapatıldı. Sonra baktık ki; yeni hedefler arasında Tripadvisor, HRS, Trivago gibi diğer e-commerce kanalları var. Tabii madalyonun diğer yüzü de var, yöneticiler günlük telaşları içinde profesyonellerin hazırladığı alternatif sistemlere olumlu bakmadılar [TravelEarth, Neredekal.com..vb.], yatırımcılar mâliyet kontrol kafasıyla adım atarak yeniliklere bütçe ayırmadılar ve büyüdükçe büyüyen Booking.com’un kapatılmasının etkisi, olması gerekenden kat kat daha fazla oldu.

 

Sonra Über hedef tahtasına konuldu. Bu kolektif ‘bilinç’, korsan taksilere bile bu kadar net gösterilememişken, taksicilerimiz ayaklanıp uygulamaya karşı yürüdüler. Umarız tekrarı yaşanmaz; havalimanı saldırılarının olduğu gün taksimetreyi kapatıp pazarlığa 300₺’den başlayan, kısa mesafede nazlanan ağabeylerimizin duyarlılığı bir uygulama sayesinde birden artmıştı. Hızla İstanbul’da bir proje başlatılarak, Über çakması yerel bir uygulama kullanıma sunuldu. Bıçağın kemiğe dayanması gerekiyor muydu yenilikleri anlayıp takip edebilmek için, siz karar verin. Çünkü ancak vergilendirilemediği fark edilen şeyler, mevzuat değişikliği için gündeme girebiliyor. Yoksa ihtiyaçlarımızı tâkip edip dikkate alan yok.

 

Vergiye doymayan kurumlar, App Store ve Google Play’i KDV’lendirmeye yönelik çalışmalarını tamamladı, hatta iTunes fiyatları bu doğrultuda güncellendi. Sosyal medyada verilen reklamların da göz hapsinde tutulduğunu tahmin ediyoruz. Verginin vergisinin alındığı yalnız ve güzel ülkemizde bunun halka dönüşünün de sosyal devlet anlayışı çerçevesinde olması, hızımıza hız katıp, teknolojide de bizi öne geçirebilirdi.

Şirketler grubumu kurduğum 2016’da bile, sosyal medya yönetimi ile ilgili faaliyet kodu T.C. Mâliye Bakanlığı’nda bulunmuyordu. Siz düşünün yapay zekâ, artırılmış/sanal gerçeklik ile ilgili büyük fikirleri olan Türk gençlerinin hâlini. Zâten TUBİTAK projeyi reddederse muhtemelen NASA’dan ödül alır.

Alternatif turizm ile ilgili çalışma yürüten bir devlet kurumunun üst düzey yetkilisine “Hedeflediğiniz demografi instagram..vb. hobi grupları hâlinde organize oluyor, bu mecrâlardan iletişime geçmeyi ve organizasyon çapını genişletmeyi düşündünüz mü?” diye sordum, aldığım cevap “Eee, web sitemiz var.” oldu. Sanıyor ki milyonlar sabah 08.00’de web sitesine girip gece 23.00’e kadar F5’e basıyor. Web sitesi varmış. Sık rastladığımız bu yaklaşım, bütün dijital operasyon yükünü web sitesi gibi eski moda ve sıkıcı bir alana topu atıp kaçan her kurum yöneticisi için maalesef aynı.

 

Skandal açıklamaları ile ünlü bir kurum; devlet güvencesi altında olmadığına dayandırarak, Bitcoin’in dînen uygun olmadığını söyledi. Birinin bir gün çıkıp çift emojisine “Bunlar nikâhlı mı?” diye sormasından korkuyoruz. O olmaz, bu olmaz derken çağın getirdiği yenilikleri kaçırıyoruz.

 

Booking başta olmak üzere, yedeği/alternatifi geliştirilmediği için yasakların ve kilitlenmelerin hayatlarımızda böyle olumsuz etkiler yaratmaması için; gençlerin, yeni projelerin önünde duranların artık tamamen çekilmesi gerekiyor. Tek başına odaklanıp bağlandığınız her şey, gittiğinde hayatınızı ve işinizi mutlaka alt üst edecek.

 

Teknoloji yeniliktir, adapte olmayı geçmek, fark yaratmak şarttır. Dünyadaki gelişmeleri takip etmekten aciz statükocularla, farklı olmayı bırakın, eski sistemin aynısını bile kuramazsınız. Bu yüzdendir ki her işin ehline verilmesi hayatî önem taşır. Aksi takdirde her uyandığımız gün ‘ülkemizde gelişmeler neden hâlâ yaşanmıyor’ diye yakınmaya, muasır medeniyetlerden uzak kalıp örümcekleşmeye devam ederiz.

Erhan Us
1987'de Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunu. Turizm sektörü başta olmak üzere marketing üzerine çalışmalar yaptı. İki defa 'En İyi Dijital Ajans' ödüllü A.D.1644 Marketing Group CEO'su olarak görev yapmakta olup; on bir sivil toplum kuruluşu başkanlığına istinâden iki uluslararası onur nişanı ve yirmi bir özel ödül sahibidir.

Yorumlar 3

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji vs Status Quo

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.