Diplomalı Müşteriler


Moda ne kadar çabuk değişiyor değil mi? “Dolabımda giyecek hiçbir şeyim yok.” ya da “Yeni bir telefona ihtiyacım var.” demek için geçmesi gereken zaman sürekli kısalıyor. Bu değişim hızına ayak uydurabilen tek sektör pazarlama olabilir…

Bir pazarlama stratejisi ya da yeni bir pazarlama modeli üzerine yazı yazarken en büyük korkum, yazı tamamlanıncaya kadar o pazarlama modelinin demode olma ihtimali. Umarım siz bu yazıyı okurken, bahsedeceğim pazarlama modeli güncelliğini koruyor olur.

İletişimin kanalları geliştikçe “pazarlama hileleri”, biz ona hile demeyelim, “pazarlama yöntemleri”, sürekli deşifre oluyor. Tüketiciler, reklamcılığın sembolünün neden “elma” olduğunu çoktan keşfetmiş durumdalar. Elmadan bir ısırık daha almaya ikna edilmeleri için yeni yöntemlere ihtiyaç duyuluyor.

Pazarlamacı Giremez

Klasik bir pazarlama iletişimi stratejisi kurgulayalım. Elimizde bir ürün var, biz de bu ürünü allayıp pullayıp tüketiciye sunacağız; ürünümüz dünyanın en iyisi, kendinizi harika hissetmenizi sağlayacak, hayatınızı baştan aşağı değiştirecek, zaten o çok sevdiğiniz dizinin başrolündeki kız da bu ürünü kullanıyor… İnandık mı?

Bu kadar klasik bir pazarlama stratejisinin sonucu, apartman girişlerinde asılı “Pazarlamacı ve Seyyar Satıcı Giremez” uyarıları oluyor ancak. Tüketiciler, yani aslında hepimiz, boş vaatler ile ikna edilmekten bıktık. Televizyon reklamlarının izlenme oranları %20’lere düşmüş durumda, izlediği reklamdan ikna olanların oranı daha da düşük. İnternet reklamlarında da durum bundan farklı değil. O zaman saygın, inandırıcı ve tüketiciyi harekete geçiren bir pazarlama yöntemi ne olabilir? Pazarlama uzmanlarının bulduğu son cevap; eğite, eğite…

Eğitim Şart, Satmak da…

Aslında eğitim kavramı, pazarlama ile her dönem yakın ilişki içerisindeydi. Pazarlama stratejilerini öğreten pazarlama eğitimleri ya da satış sonrası müşterilere verilen ürün eğitimleri işin bir tarafında sürekli duruyor. Bizim değineceğimiz ise satışa yönelik bir pazarlama stratejisi olarak, satış öncesi müşteri eğitimleri.

Arama motorlarının amiral gemisinin, her sosyal medya ortamında karşıma çıkan, “dijital pazarlama eğitimimiz ile öz geçmişinizi coşturun” ilanı, sanırım sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bu çevrimiçi sertifika programına katılanlara saatlerce “Evet, internette bedava da yapabileceğiniz şeyler var ama bizim paralı pazarlama ürünlerimizi kullanırsanız çok daha iyi olur.” mesajı veriliyor. Hangi tüketiciye bir reklamı saatlerce izletebilirsiniz, hem de o tüketiciyi direkt reklamın içerisine çekerek? Ama bu bir eğitim programı ve sonunda bir de sertifika var…

Dünyaca meşhur bir gıda devi de “Gıda Güvenliği Eğitim Programı” düzenliyor. İçeriğini deneyimlememiş olsak da, ana fikrin “Gıdalarınızın güvenli olması için bizim ürünleri kullanmanız gerekir.” olduğunu tahmin etmek güç değil. Ve bu eğitim programının sonunda da ömrü boyunca sizin ürünlerinizi kullanacak tüketiciler yetiştirdiniz, hem de sertifikalı, diplomalı…

Öğretmenim Canım Benim

Sanırım açıklamamda fayda var; bu kesinlikle bir eleştiri yazısı değil. Sonuçta ben de eğitimin, kişisel gelişimin ne kadar önemli ve değerli olduğuna ilişkin kodlamalarla doluyum. Üstelik eğitimci bir ailenin çocuğuyum. Çevremizdeki hemen hemen tüm mesajlar bir şeyleri tüketmemize yönelikken (işte bu tespit bir eleştiri olabilir), tükettiğimiz ürünlere yönelik başarılı eğitim faaliyetlerini ancak takdir edebilirim.

Satış öncesi eğitim programları, her geçen gün daha da yaygınlaşan, örneklerine daha çok rastladığımız bir pazarlama modeli. Bu kanalı fark eden şirketler, eğitimcilere ve eğitim programlarına daha çok yatırım yapıyor. Bu doğrultuda pazarlama uzmanları ile eğitim uzmanlarının birlikte daha çok çalışmaları gerekiyor.

Erdem Çöplen
Erdem Çöplen, 1978 İzmir doğumluyum. Ankara Ün. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun oldum. İlk ciddi iş tecrübemi Hürriyet Gazetesinde foto-muhabirlik yaparak yaşadım. Bir süre çeşitli ajanslar için tanıtım fotoğrafları çektim. 2007 yılında Türk Kızılayında göreve başladım. Uzun yıllar Kurumsal İletişim Bölümünde yönetici pozisyonunda çalıştım. Şu anda da Türk Kızılayının Sponsorluk Birimini yönetiyorum. Amatör olarak senaryo ve öykü yazarlığı da yapıyorum.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diplomalı Müşteriler

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.