Yapay zekâ, pazarlama dünyasında fırsat mı, yoksa standartları yükselten bir zorunluluk mu?
Bence artık ikisi de. Yapay zekâ bugün pazarlamada yalnızca işleri hızlandıran bir teknoloji değil; müşteriyi daha iyi anlamanın, doğru anda doğru deneyimi tasarlamanın ve kişiselleştirmenin en güçlü araçlarından biri. TP Türkiye’de biz AI’ı insanın yerine geçen değil, insanın yetkinliğini ve yaratıcılığını güçlendiren bir yapı olarak görüyoruz. Teknoloji geliştikçe standart yükseliyor; asıl farkı ise teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştirebilen markalar yaratıyor.
Veri odaklı karar alma kültürü giderek güçleniyor. Sizce geleceğin başarılı pazarlama ekiplerini diğerlerinden ayıracak en önemli yetkinlik ne olacak?
Veriye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil; asıl yetkinlik, o verinin içindeki hikâyeyi okuyabilmek. Geleceğin başarılı ekiplerini, veriyi yalnızca raporlayan değil; içgörüye dönüştüren, müşteri davranışını anlayan ve bunu hızlı aksiyona taşıyabilen ekipler olarak görüyorum. Bunun yanına merakı ve yaratıcılığı da koymak gerekiyor. Çünkü veri bize “ne olduğunu” söylerken, insanı anlamak çoğu zaman “neden olduğunu” anlatıyor.
Müşteri deneyimini iyileştirmek adına son dönemde hayata geçirdiğiniz en başarılı uygulama ne oldu?
TP Türkiye’de müşteri deneyimini tek bir temas noktası ya da proje olarak değil, uçtan uca bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Son dönemde en güçlü sonuçları; yapay zekâ, veri analitiği ve çalışan deneyimini aynı yapıda buluşturduğumuz dönüşüm çalışmalarımızda görüyoruz. Müşteri temaslarından gelen veriyi daha hızlı içgörüye çevirerek hem operasyonlarımızı hem de deneyim tasarımımızı sürekli geliştiriyoruz. Çünkü bizim için iyi müşteri deneyimi, teknoloji ile insan dokunuşunun doğru yerde buluştuğu noktada başlıyor.