Beymen Marka Yönetimi Direktörü Emir Alemdar ile 2026 Sonbahar/Kış Sezonu ve “Art of Style” Kampanyası Üzerine Röportaj

Moda, sanat ve mimariyi aynı anlatıda buluşturma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu kampanyayla Beymen’in yeni sezon dünyasını nasıl tarif etmek istediniz?

Her sezon, dönemin ruhunu ve değişen stil anlayışını farklı bir görsel dille yansıtıyor.
Beymen 2026 Sonbahar/Kış sezonunda da koleksiyonlarda öne çıkan form, hacim, hareket, doku ve renk birlikteliğinden yola çıkarak sezonun bu güçlü estetik dilini daha geniş bir yaratıcı anlatıya taşımak istedik. “Art of Style” fikri de tam olarak buradan doğdu; modayı yalnızca koleksiyonlar üzerinden değil, sanat ve mimariyle kurduğu ilişki üzerinden ele aldık.

Moda hiçbir zaman kendi başına var olan bir alan değil. İçinde bulunduğu dönemin sanatından, mimarisinden, tasarımından ve kültürel atmosferinden besleniyor; aynı zamanda onları etkiliyor. Kampanyanın Paris’in yaratıcı merkezlerinden Le Marais’deki çağdaş sanat galerisinde çekilmesi de bu düşüncenin doğal bir sonucu oldu. Reto Schmid’in objektifinden koleksiyonlar, galerinin mimari çizgileri ve sanatın yarattığı atmosferle buluşarak her karede farklı bir görsel kompozisyona dönüştü. Mekânı yalnızca bir fon olarak değil, anlatının aktif bir parçası olarak ele aldık.

“Art of Style” ile yeni sezonu tek bir estetik kalıp üzerinden tarif etmek istemedik. Farklı stillerin, özgün tasarımların ve kişisel yorumların bir arada var olduğu bir anlatı oluşturduk. Bizim için stil, farklı referanslardan beslenerek kişinin kendini ifade etmesiyle anlam kazanıyor. Kampanyanın merkezinde de bu özgür ve yaratıcı yaklaşım yer alıyor. Bugün de asıl lüksün, başkasının tarif ettiği bir stile sahip olmaktan değil; kendi stil dilini kurabilmekten geçtiğini düşünüyorum.

Bugün lüks perakendede tüketicinin markayla kurduğu bağ açısından bu tür fiziksel deneyimlerin önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün müşteriler mağazaya yalnızca alışveriş yapmak için değil, markanın dünyasını deneyimlemek, marka ile daha güçlü bir bağ kurmak için geliyor.

E-ticaret satın almayı kolaylaştırdı; dolayısıyla bugün fiziksel mağazanın yalnızca “satın alma” fonksiyonuyla rekabet etmesi mümkün değil. Mağazanın insana dijitalde yaşayamayacağı bir şey vermesi gerekiyor: keşif, temas, servis, sürpriz ve aidiyet.

Bu nedenle bizim için mağaza satışın gerçekleştiği yer olmanın ötesinde, markanın en fiziksel anlatım biçimlerinden biri.

Beymen’de de mağazalarımızı bu anlayıştan yola çıkarak ilham veren yaşam alanları olarak kurguluyoruz. “Art of Style” kampanyasını da bu yaklaşımın iletişimdeki karşılığı olarak görüyoruz. Kampanya, yeni sezon koleksiyonlarını yalnızca ürün üzerinden anlatmak yerine modayı sanat ve mimariyle ilişkilendirerek Beymen’in dünyasını daha güçlü biçimde hissettirmeyi amaçlıyor. Böylece müşterimizle kurduğumuz bağı yalnızca alışveriş anıyla sınırlamıyor, ilham veren bir marka deneyimine dönüştürüyoruz.

2026 Sonbahar/Kış sezonunda tüketicinin stil anlayışında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Beymen müşterisinin yeni sezonda ürün, tasarım ve marka seçimlerini şekillendiren başlıca eğilimler neler?

Bugün stil anlayışının tek bir trend ya da estetik kod üzerinden belirlenmediğini görüyoruz. Tüketici artık yalnızca sezonun öne çıkan parçalarını takip etmiyor; kendi stilini ifade eden ve farklı dönemlerde de gardırobunun parçası olmaya devam edebilecek tasarımlara yöneliyor. Dolayısıyla belirleyici olan yalnızca “sezonun trendi” değil, ürünün kişinin yaşam tarzı ve kendini ifade etme biçimiyle nasıl örtüştüğü.

Beymen müşterisinin seçimlerinde de bu yaklaşımı çok net gözlemliyoruz. Kalite, malzeme, işçilik ve tasarım dili önemini korurken; ürünün uzun vadeli değeri, markanın mirası, tasarımcının yaratıcı vizyonu ve arkasındaki hikâye de seçimlerde giderek daha fazla belirleyici oluyor.

2026 Sonbahar/Kış sezonunda güçlü siluetler, hacimli formlar, zengin dokular ve nitelikli materyaller dikkat çekiyor. Ancak bizim için önemli olan bunları tek bir stil önerisi olarak sunmak değil. Beymen’in kürasyon gücü, farklı estetikleri ve tasarım yaklaşımlarını aynı çatı altında buluşturabilmesinden geliyor. Dünyadaki moda gelişmelerini yakından takip ederken güncel olanla zamansız olan arasındaki dengeyi korumaya önem veriyoruz. Amacımız müşterimize ne giymesi gerektiğini söylemek değil; kendi stilini oluşturabileceği, farklı markaları ve tasarım yaklaşımlarını keşfedebileceği güçlü ve özgün bir seçki sunmak.

Lüks moda iletişiminde artık ürün kadar hikâye, kültür, sanat ve deneyim de öne çıkıyor. Beymen bu dönüşüm içerisinde kendisini nasıl konumlandırıyor?

Lüks markalar artık yalnızca ürün için değil, oluşturdukları kültürel dünya için takip ediliyor. Sunulan koleksiyonların kalitesi, tasarımı ve işçiliği önemini korusa da bugün tüketici bunun ötesinde markanın nasıl bir dünya sunduğuna, hangi değerleri temsil ettiğine ve kendisiyle nasıl bir bağ kurduğuna bakıyor. Dolayısıyla iletişim de yalnızca ürünü görünür kılan bir yapıdan, markanın bakış açısını ve yarattığı anlamı aktaran daha bütünsel bir anlatıya dönüşüyor. Bizim gibi çok markalı bir yapı için bu daha da önemli. Çünkü bizim görevimiz tek bir markanın hikâyesini anlatmak değil; yüzlerce yaratıcı dünyayı anlamlı bir editoryal bakış altında bir araya getirmek.

Beymen’in bu alandaki en güçlü özelliklerinden biri, yarım yüzyılı aşkın süredir sahip olduğu kürasyon gücü. Biz kürasyonu yalnızca farklı markaları ve ürünleri bir araya getirmek veya trendleri takip etmek olarak görmüyoruz; dünyadaki moda hareketlerini, yaratıcı fikirleri ve değişen kültürel kodları okuyarak bunları Beymen’in bakış açısıyla kürate ederek müşterilerimize sunuyoruz.

Türkiye ile dünya lüks modası arasında kurduğumuz güçlü köprüyü iletişimimize de taşıyoruz. Global markaların yaratıcı dünyalarından yeni nesil tasarımcılara, sezon kampanyalarından özgün içerik ve iş birliklerine kadar her temas noktasında amacımız yalnızca “yeni olanı” anlatmak değil; müşterilerimize ilham veren, keşif alanı açan ve Beymen’in lüks moda dünyasındaki perspektifini ortaya koyan bir iletişim dili yaratmak.

Sanat, uzun süredir Beymen dünyasının önemli bir parçası. Bu yaklaşımı önümüzdeki dönemde nasıl geliştirmeyi ve farklı formatlarda sürdürmeyi planlıyorsunuz?

Sanatı Beymen dünyasına dönemsel olarak dâhil edilen bir iletişim unsuru olarak değil, uzun vadeli marka yaklaşımımızın doğal bir parçası olarak görüyoruz. Farklı dönemlerde sanatçılarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri ve Beymen mağazalarında müşterilerimizle buluşturduğumuz eserler de bu yaklaşımın önemli bir yansıması.

Bugüne kadar Murat Palta, Miguel Rodriguez, Sarp Kerem Yavuz, Bayram Demir, Özlem Yenigül, Ecem Dilan Köse & Fırat Engin, Göksu Gül, Hasan Deniz ve Ramazan Can gibi farklı disiplinlerden pek çok sanatçının eserlerine Beymen mağazalarında yer verdik. Bu birikim, zaman içerisinde geliştirmeye devam ettiğimiz Beymen Çağdaş Sanat Koleksiyonu ile bugün daha kalıcı ve bütünsel bir yapıya dönüşmüş durumda. Sanatı yalnızca belirli bir kampanya döneminde görünür kılmak yerine, mağazalarımızın ve dolayısıyla Beymen deneyiminin sürekli bir parçası olarak müşterilerimizle buluşturuyoruz.

“Art of Style” kampanyası da aslında uzun süredir devam eden bu ilişkinin yeni bir ifadesi. Kampanyada moda, sanat ve mimari arasında kurduğumuz diyaloğu mağazalarımıza da taşıyarak Beymen Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan eserleri özel vitrin tasarımlarıyla yeniden yorumladık. Beymen İstinyePark İstanbul’da sanatçı Gülfem Kessler ile gerçekleştirdiğimiz canlı performansta ise misafirlerimizi yalnızca tamamlanmış bir eserle değil, sanatçının üretim süreciyle de buluşturduk.

Önümüzdeki dönemde de odağımız, sıfırdan yeni bir sanat yaklaşımı yaratmaktan çok, yıllardır kurduğumuz bu ilişkiyi yeni katmanlarla geliştirmek. Farklı disiplinlerden sanatçılarla iş birliklerine, mekâna özgü üretimlere, performanslara ve yeni anlatım biçimlerine alan açarak Beymen Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nu ve sanatla kurduğumuz diyaloğu büyütmeye devam edeceğiz. Amacımız, sanatın Beymen’in kültürel birikimini besleyen ve müşterilerimize her karşılaşmada yeni bir keşif alanı sunan kalıcı bir değer olmaya devam etmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir