Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu etkinliğinde iklim gündeminde özel sektörün rolünü değerlendirdi. Şirketlerin artık rakiplerinin yanı sıra onların arkasındaki ekonomik sistemlerle de rekabet ettiğini belirten Ali Y. Koç; sermaye maliyeti ve kamu politikaları açısından farklılıkların rekabet gücünü etkilediğine dikkat çekti. İklim krizi için atılan adımların uzun vadeli olması nedeniyle güçlü liderlik gerektirdiğini belirten Koç, “Ülkenizi daha rekabetçi kılmak ve şirketlerinizin uluslararası devlerle yarışabilmesini sağlamak için yenilenebilir temiz enerjiyi ve elektrifikasyonu artırmanız gerek” dedi.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, COP31 öncesinde küresel iş dünyasının temsilcilerini bir araya getiren COP31 İş Forumu New York Diyaloğu etkinliğinde açıklamalarda bulundu. New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen buluşma, COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Bloomberg LP ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum konuştu.
“COP31 Eylem Gündemi’ne Özel Sektörün Yanıtı” başlıklı panelde Ali Y. Koç’un yanı sıra Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Genel Müdürü Makhtar Diop ve Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John W.H. Denton da söz aldı.
Şirketlerin artık rakiplerinin yanı sıra onların arkasındaki ekonomik sistemlerle de rekabet ettiğini belirten Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, “Gelişmiş bir ülkede finansman maliyeti %5-6 seviyelerindeyken, gelişmekte olan bir ülkede bunun iki ya da üç katına çıkarken vadeler kısalıyor. Diğer yandan kendi ülkenizde katı iklim politikalarıyla karşılaşırken, rakibinizin bulunduğu ülkedeki kurallar çok daha esnek olabiliyor. Dolayısıyla karşılaşacağınız fiyat baskıları da farklılık gösteriyor. Peki, dünya genelinde standart bir kamu ve düzenleme politikasına sahip olmak mümkün mü? Hayır. Ancak birbirimize olabildiğince yaklaşabilir miyiz? İklim açısından doğru olanı yaparken, bunu ekonomik açıdan da mantıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturtup doğru yönde buluşabilir miyiz? Evet. Bu iki unsur ne kadar yakınlaşırsa, o kadar olumlu sonuçlar elde ederiz” dedi.
İklim düzenlemelerinde kamu politikalarının önemine dikkat çeken Ali Y. Koç, “Çin’de 2004 ile 2025 yılları arasında şirketlerin aldığı kamu desteği ve teşviklerin, diğer OECD ülkelerindeki şirketlere kıyasla 8 kata kadar daha fazla olduğu söyleniyor. Bu olağanüstü bir fark” örneğini verdi.
“Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye yönelmesi öncelik taşıyor”
Yenilenebilir enerji ve elektrifikasyonun önemine dikkat çeken Ali Y. Koç, “Enerji güvenliği ve iklim meseleleri yan yana geldiğinde; ülkemizi daha rekabetçi kılmak ve şirketlerimizin uluslararası devlerle yarışabilmesini sağlamak için yenilenebilir temiz enerjiyi ve elektrifikasyonu artırmamız gerektiği tartışmasız bir gerçek. Hürmüz Boğazı kısa vadeli bir sorun. Uzun vadede talep sürekli büyüyor. Enerjiye daha çok ihtiyaç duyuluyor ve dışa bağımlılık artıyor. İthal yakıtlara bağımlı olduğumuz için bu durum tüm iş kollarımızı, enflasyonu ve iş yapma maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Bugün tedarik güvenliği kocaman bir soru işareti. Dolayısıyla Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye yönelmesi bu dönemde öncelik taşıyor. Enerji sektöründe olsun ya da olmasın, bu dönüşüm tüm işletmelerimizin işini son derece kolaylaştıracaktır” dedi.
“Yenilenebilir enerji dönüşümünde üretim ve depolama kapasitesi birlikte geliştirilmeli”
Yenilenebilir enerji dönüşümünde ekosistemin hem üretim hem de depolama kapasitesini birlikte geliştirmesi gerektiğini belirten Koç, “Türkiye’de enerji ihtiyacımızı karşılayacak %60-63 oranında yenilenebilir enerji kapasitemiz var. 10-15 yıl öncesine kıyasla bu muazzam bir oran. Ancak depolama imkânımız olmadığı için bu kapasitenin yalnızca %40’ından faydalanabiliyoruz” dedi.
“Yeşil dönüşüm sürecinde rekabet avantajını kaybetmemek için güçlü liderlik gerekli”
Yeşil dönüşüm için atılan adımların kısa yerine uzun vadeli olması nedeniyle güçlü bir liderlik gerektirdiğine dikkat çeken Koç, “Doğru olanı yapmak bazen rekabet avantajını kaybettirebildiği için bu durum ciddi bir liderlik gerektiriyor. Koç Topluluğu olarak enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finansal hizmetler sektörlerindeki faaliyetlerimizle bu dönüşümü farklı sektörlerde aynı anda yönetiyoruz. CEO’muz bundan 10 yıl önce Karbon Dönüşüm Programı’nı başlattı ve geldiğimiz nokta itibarıyla oldukça örnek bir konumdayız. Küresel ölçekte takdir edilen bir seviyeye ulaştık; ancak bunun hem zaman hem de finansal açıdan bir bedeli var. Bu yüzden liderlik son derece önemli” dedi.
“İklim dönüşümünde değer zincirinin tümü gelişmeli”
Tüm değer zinciri gelişmezse, yaratılan etkinin sınırlı kalacağını da kaydeden Koç, “Dünya geneline baktığınızda, KOBİ’lerin ve küçük şirketlerin sayısı açık ara çoğunlukta. Bu yüzden büyük şirketlerin, tüm değer sisteminin dönüşümüne yardımcı olma konusunda çok aktif olmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.