Arnica Pazarlama ve Operasyon Yöneticisi Yasemin Biçer ile Röportaj

Yapay zekâ, pazarlama dünyasında fırsat mı, yoksa standartları yükselten bir zorunluluk mu?

Bence artık ikisi de. Yapay zekâ pazarlama dünyasına ilk girdiğinde önemli bir rekabet avantajı sağlıyordu. Bugün ise yapay zekâ avantaj olma özelliğinin çok ötesine geçerek yeni bir standart haline geldi. Farkımızı ortaya koyan ise onu nasıl kullandığımız olacak. Çünkü yapay zekâ sayesinde çok daha büyük veri setlerini analiz edebiliyor, tüketici davranışlarını daha hızlı okuyabiliyor ve içerik üretiminden kampanya optimizasyonuna kadar birçok süreci daha verimli yönetebiliyoruz. Tüm bu olanaklara karşın pazarlamanın merkezinde hâlâ insanı anlamak yatıyor. Teknoloji bize ne olduğunu gösterebilir; fakat neden olduğunu anlamlandırmak ve gerçek içgörüye dönüştürmek insan bakış açısını gerektiriyor.

Arnica’da da teknolojiyi ürün geliştirmenin yanı sıra tüketiciyi daha iyi anlamak, onlara yeni deneyimler sunmak için de kullanıyoruz. Ben yapay zekânın pazarlamacının yerini almasından çok, kapasiteyi artırdığına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde rekabet yapay zekâyı kullananlarla kullanmayanlar arasında değil, onu doğru besleyerek anlamlı sonuçlar alabilenlerle alamayanlar arasında olacak diye düşünüyorum.

Veri odaklı karar alma kültürü giderek güçleniyor. Sizce geleceğin başarılı pazarlama ekiplerini diğerlerinden ayıracak en önemli yetkinlik ne olacak?

Bana göre geleceğin pazarlama ekiplerini farklılaştıracak en önemli yetkinlik, veriyi içgörüye, içgörüyü ise aksiyona dönüştürebilmek olacak.

Bugün şirketlerin elinde her zamankinden daha fazla veri var. Satış verileri, dijital kanallar, sosyal medya, e-ticaret, mağaza performansları ve tüketici yorumları… Farklı kaynaklardan gelen bu veriler arasındaki bağlantıları görebilmek ve sonucu etkileyecek doğru soruları sorabilmek hâlâ asıl değer bana göre.

Mühendislik altyapımın bana kazandırdığı analitik bakış açısıyla veriye ve neden-sonuç ilişkilerine büyük önem veriyorum. Pazarlamanın yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını düşünüyorum. Bazen bir raporda göremediğiniz gerçeği mağazada, sahada veya tüketicinin ürünle kurduğu ilişkide görebiliyorsunuz.

Bu nedenle geleceğin başarılı pazarlama ekipleri; analitik düşünebilen, tüketiciyi gerçekten dinleyen ve saha içgörülerini stratejiye dönüştürebilen ekipler olacak. Özellikle bizim gibi ürünü geliştiren, üreten ve tüketiciyle buluşturan markalarda pazarlamanın önemli görevlerinden biri de tüketici geri bildirimlerini ürün geliştirme süreçlerine taşımak. Veri ve insan davranışını birleştirebilen ekiplerin rakiplerinden sıyrılacağını düşünüyorum. Süreç de bize bunu gösterecek.

Müşteri deneyimini iyileştirmek adına son dönemde hayata geçirdiğiniz en başarılı uygulama ne oldu?

Son dönemde müşteri deneyimi adına hayata geçirdiğimiz en önemli uygulamalardan biri, tüketicinin sesini ürün geliştirme süreçlerimize daha sistematik biçimde entegre etmek oldu.

Artık yalnızca satış verilerini değil, e-ticaret yorumlarını, servis kayıtlarını, saha gözlemlerini ve dijital kanallardan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendiriyoruz. Böylece müşterinin satın aldığı ürünü tercih etmesinin ardında yatan nedenleri, kullanırken rahat ettiği ya da zorlandığı noktaları, deneyimini nasıl iyileştirebileceğimizi daha net bir şekilde görebiliyoruz. Bu yaklaşımın bize en önemli katkısı da kablosuz dikey süpürge kategorisindeki ürün gamımızın şekillenmesine yönelik etkisi oldu. Farklı kullanıcı ihtiyaçlarını dikkate alarak ürün gamımızı genişlettik.

Çünkü tüketicilerin artık yalnızca güçlü performans değil; günlük hayatı kolaylaştıran, daha az eforla daha iyi sonuç sağlayan ve zaman kazandıran çözümler beklediğini görüyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir