Nestlé Türkiye İnsan Kaynakları Grup Müdürü, Çalışan İlişkileri, Sağlık ve Wellbeing Ebru Coşar ile Röportaj

İş dünyasında “İnsan Odaklı Dönüşüm” sizce neyi ifade ediyor? İnsan kaynakları ekipleri bu değişime nasıl hazırlanmalı?

İnsan odaklı dönüşüm, teknolojiyi ve iş süreçlerini insanı merkeze alarak yeniden tasarlamak anlamına geliyor. Başarılı şirketler sadece verimliliği değil, çalışanların aidiyetini, gelişimini ve deneyimini de stratejik öncelik olarak görüyor. İnsan kaynaklarının rolü ise süreç yöneticiliğinden çıkarak, işin geleceğini şekillendiren stratejik bir ortak olmaya evriliyor. Bu nedenle İK ekiplerinin veri okuryazarlığı, çeviklik ve güçlü insan ilişkilerini birlikte geliştirmesi gerekiyor.

Yapay zekânın hızla yaygınlaştığı bir dönemde, çalışan deneyimini gerçekten insan odaklı kılmak için şirketlerin önceliği ne olmalı?

Teknoloji hızla gelişirken önceliğimiz, çalışanların sesini duyabildiğimiz ve potansiyellerini ortaya koymalarının önündeki engelleri kaldırabildiğimiz bir çalışma ortamı yaratmak olmalı. Çalışan deneyimi emeğin görünür olduğu, farklı fikirlerin duyulduğu ve değer gördüğü, insanların gelişebildiği bir kültürle güçleniyor. Yapay zekânın da insanın yerini alan değil, ona alan açan bir araç olarak konumlanması gerektiğini düşünüyorum.

Önümüzdeki 3–5 yıl içinde insan kaynakları profesyonellerinin başarısını belirleyecek en kritik yetkinlik sizce hangisi olacak?

Veriyi doğru okuyup insanı doğru anlayabilmek, önümüzdeki dönemde İK profesyonellerini ayrıştıran temel becerilerden biri olacak. Teknolojiyi etkin kullanmak önemli ancak asıl değer, elde edilen içgörüyü çalışanların ihtiyaçlarını gözeten kararlara dönüştürebilmekte yatıyor. Organizasyonların verimliliğini yalnızca teknoloji yatırımları değil, yeteneklerini ne ölçüde geliştirebildikleri de belirleyecek. Bu nedenle iş zekâsı ile insan odağını bir araya getirebilme becerisi giderek daha önemli hale gelecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir