Emin Çapa Röportajı


Emin Çapa Röportajı

Emin Bey, Konuşmanızda çok önemli bir şey söylediniz. “Okul disko olmayacak, çocukların öğrenmekten mutlu olacağı bir yer olacağı” dediniz. Sanal gerçeklilik ve arttırılmış gerçeklik bu amaçla eğitimde kullanılmaya başladı. Siz bu eğitim yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Emin Çapa : Bizim çok büyük bir hatamız var o da şu. Biz okulda çocuklar eğlensin istiyoruz. Okulda çocuklar eğlenmemeli. Eğlenmemeli derken ; Tabi ki eğlensinler kendileri spor yapsınlar dans etsinler. O ayrı bir şey. Ama okul eğlence yeri değil. “Öğrendiğim için mutlu olmalıyım” bu çok önemli bir şey. Çocuk bir şey öğrendiği için mutlu olmayı öğrendiği anda başardığı anda ömür boyu öğrenir. Çünkü bizde okul biter kitap kapanır. Halbuki bugün o kadar hızlı değişiyor ki her şey. Bildiklerimiz o kadar  çok eskiyor ki ömür boyu öğrenmemiz lazım. O yüzden sanal gerçekte uygulanmalı, tabi ki teknoloji kullanılacak ama bence kendimize şunu soralım. Her tarafından para fışkıran, eğitimde çok başarılı Finlandiya, İsviçre gibi ülkeler neden teknolojiye değilde öğretmene yatırım yapıyorlar ? Asıl mesela öğretmenin çocuklara aktarabilecekleri. Dolayısıyla Asıl yatırımı oraya yapmalıyız.

 

Yeni neslin teknoloji bağımlılığı, eğitmenlerin ve velilerin tedirgin olduğu bir konu, sizde babasınız. Eğitimde teknoloji kullanımının sınırları sizce ne şekilde belirlenmeli ?

Emin Çapa : Teknoloji bağımlılığı bütün dünya’da tartışılan bir konu teknoloji bağımlılığı meselesi. Ama orada bir sınırın aşılmaması lazım. İnsan olma, insan birbirine dokunur. Biz sosyal canlılarız. Birbirimize dokunmamız bir araya gelmemiz lazım. Oğlum çok uzakta Kanada’da Skype’dan konuşuyoruz. Katiyen aynı şey değil. Görüyorum bilmem ne. Ama koklayamıyorum öpemiyorum. Dolayısıyla dokunmamız lazım. Bunu kaybetmememiz lazım. Ama öbür tarafta, yani teknoloji buralara gelmiş. Çocuklar bunu kullanmasın kim diyebilir ? Bu kendimize inkar. İlginç bir şey söyleyeyim. Daktilo kütüphanelere girsin denildiği zaman itiraz etmişler. Gürültü yapar kütüphanelerin nezihliğini bitirir daktilo demişler. Buna karşı duymayalım. Çocuklar teknolojiyi kullanacaklar bunun başka bir yolu yok. Yeter ki insanlıklarını etik değerlerini kaybetmesinler. O sınırı tutturdun mu başka bir sorun yok.

 

Eğitimde bugün teknolojik imkanlardan sonra, gelişebilmemiz için sizce en çok ihtiyacımız olan şey ne ?

Şimdi burada iki tane şey var. Birincisi tabi ki makro yani devletin yapacakları, orada yapmamız gereken çok şeyler var. Çok kötü şeyler yapıyoruz, yanlışlar yapıyoruz. Plansız hareket ediyoruz. Orada yapmamız gereken eğiticilerin eğitimi de dahil olmak üzere çok şey yapmalıyız. Bir de veliler var. Yani ben ne yapmalıyım ? Tarafı var. O da çok önemli konu bu iki konuda bence temelde yapmamız gereken şey şu. Biz bugüne çocuk yetiştiriyoruz. Halbuki çocuklar 10 sene, 20 sene yani , çocuk yatırımı öyledir. Fabrika yatırımı gibi değil. Bilgisayar yatırımı gibi değil. Üç sene 1 senelik bir şey değil. 20 sene, 30 sene çocuğa yatırım yapıyorsun.

Ve sonra o çocuk gelişkin dünya çapında veya ülke çapında bir şey oluyor. O zaman 20 sene 30 sene sonra bu çocuk nasıl bilgilerle donanmış olmalı ki, nasıl yetenekler donanmış olmalı ki o çocuk başarılı olsun. Şirketlerimiz, onun çalıştığı şirketlerimiz ve tabi ki ülkemiz başarılı olsun. Sorusuna yanıt bulmalı ona göre çocuk yetiştirmeliyiz. Biz şuanda bugüne göre bile değil. 30-40 sene önceye çocuk yetiştiriyoruz. Bu yanlış o yüzden hepsinden önce durmalı, veliler ve devlet durmalı ve 20 yıl 30 yıl sonra nasıl bir çocuklara ihtiyacımız var o çocuklarında olmak için, mutlu olmak için nasıl yetkinliklere ihtiyacı var onu bulmamız lazım. O da böyle deli deli şeyler değil. Dünya da da bu yapılıyor. Türkiye’de de buna çalışan insanlar var onların üzerinden gitmeliyiz.


Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emin Çapa Röportajı

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.