Pazarlamanın Sosyolojisi “Müşteriyi Anlamak”


Philp Kotler pazarlamanın tarihi ile ilgili olarak “insanlık tarihi kadar uzun bir geçmişe sahiptir, pazarlama ilk insanla ortaya çıkmıştır” demektedir.

Pazarlama özünde bir talep yönetimi bilimidir. Bir bilim olarak beslendiği alanlar sosyoloji, psikoloji, iktisat gibi bilimlerdir. Pazarlama bilimi talep yönetiminde tüketicinin ihtiyaçlarını, algılarını, tercihlerini ve davranışlarını anlamak ve etkin bir pazarlama stratejisi geliştirmek için psikolojik, kültürel, sosyal etkiler hakkında bilgilere ihtiyaç duymaktadırlar. Şirketlerin müşterilerini anlamaları için davranış ve örgüt bilimleri hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.

Pazarlama yalnızca ekonomik ve iktisadi bilimlerinden ziyade psikoloji, sosyolojiden de değerler barındırmaktadır. Sosyal bir varlık olan insanın eylemlerinin arkasında sosyal gerçeklikler yer almaktadır. Pazarlama bilimi sosyal psikoloji ve tüketim sosyolojisi aracılığıyla, değişim olgusu ve insanın tüketim eyleminin ardındaki gerçekliliğe ulaşmaya çalışarak bu doğrultuda müşteri tarafında katma değer yaratmaktadır. Pazarlama her ne kadar bir bilim olsa da sonuçta bir rekabet alanıdır. İşletmeler bu rekabet alanındaki süreçlerde ayakta kalabilmek ve yaşamlarını devam ettirmek isterler. İşletmelerin rakiplerine göre önde olabilmelerinin tek ve önemli yolu müşterilerine değer katarak kendi farklılıklarını ortaya çıkarmalarıdır. Temel öncelik müşteridir.

Şirketler uzun vadeli sürdürülebilir müşteri memnuniyetini yakalayabilmeleri için tüketicilerin davranışlarını, zihinsel ve duygusal etkileşimlerini, kültürel ve çevresel koşullarını, değerlerini önemle incelemeleri gerekmektedir. Amaç, tüketici sadakatini sağlamak ve bu sadakatin sürdürülebilir olmasıdır. Müşteriyi bireysel olarak şekillendiren değer yargılarını psikolojik ve sosyolojik boyutta değerlendirip, anlayarak, ihtiyaçlarını karşılayan bir konsept oluşturmak çok önemlidir. Pazarlama süreçlerinin temelinde sosyal ilişkiler yer almaktadır.

Pazarların yapısal olarak anlaşılmasında sosyolojinin katkısı büyüktür. Şirketlerin pazarlamanın sosyolojisini iyi bir şekilde anlamaları ve yorumlamaları için hedef pazarların yapısını kavramaları son derece önemlidir.

Entelektüel ve politik yapılar, değişime olan etki, tarafların ilişkileri ve süreçlere uyum gibi kavramların pazarlamanın sosyolojisi üzerindeki ilişkilerde belirleyicidir. Sosyoloji, satıcılar, tüketiciler arasındaki etkileşimi pazarlama süreci olarak değerlendirir. Pazarlama bilimi de her iki tarafın amaçlarına ulaşması, taraflar arasındaki iletişimin kurulmasını ve ilişkilerin güçlendirilmesini kapsar. Sosyolojik pazarlamada müşteri odaklılık kritik önemdedir.  Tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzı pazarlama biliminin yapılandırılmasında ve uygulamalarında yönlendirici etki oluşturur.

Tüketicilerin yaşam tarzlarını ortaya koyarlarken aynı zamanda kendilerini de sınıflandırmış olurlar. Satın alma davranışlarını referans gruplarına göre gerçekleştirirler, böylelikle kendilerine yeni boyutlar ekleyerek bir kimlik sahibi olurlar. Referans grupları tüketicilerin marka ve hizmet tercihlerinde önemli yer tutar. Aynı zamanda kültür de önemli bir faktördür. Kültür geçmişten günümüze oluşan bir olgu olarak toplumun değerlerini, düşünce tarzını, toplumun değişim süreçlerine karşı nasıl hareket ettiğini, değişim karşısında yaptıkları tercihlerini yansıtan bir aracıdır.

Pazarlama sosyolojisi değişim süreçlerini temel olarak alır, süreç boyunca ilişkileri inceleyip hedef grupları belirler. Sonuçları ölçümlendiren ve fayda yaratacak iyileştirmeler yaparak değer oluşturan uygulamalı bir sosyal bilimdir. Sosyolojinin yardımıyla hedef kitlenin davranışlarını farklı bakış açılarıyla inceleyerek değerlendirir ve ele alır, anlam katmaya çalışır. Bunun sonucunda da elde ettiği veriler ile amaçlarını ve hedeflerini uygulamaya yönelik aksiyon alır. Pazarlar sosyal etkileşimlerin olduğu sosyal bir mekanizmadır.

Pazarlamada uzun ya da kısa vadeli stratejik kararları belirlemekte ki temel etken her zaman müşterilerin tercihleridir. Şirketlerin amacı, her zaman müşteri sadakatinin sağlanması, sürdürülebilir olmasıdır. Müşterinin farkındalığını sürekli kılmak ve bunu müşteriye hissettirmek gerekir. Sosyoloji yapmış olduğu çalışmalar ile müşteriyi ve davranışlarını inceleyerek pazarlama bilimini zenginleştirmiştir. Sosyolojiye göre müşteri tarafında güven, sadakat ve ortak sorumluluk yaratmak toplumsal değişimler ve ekonomik etkileşimler sonucunda zamanla oluşmaktadır. Pazarlama ve sosyoloji bilimleri tüketiciyi, iletişime geçen ve kimlik arayan bir birey olarak ele alır.

“Bir kurumun amacının tek bir tanımı olabilir: Müşteri yaratmak.”
Peter Drucker

“Müşterileri odak noktası olarak aldığınızda, öncelikleri belirlemek oldukça kolaydır.”
Walton

“Tüketiciler istatistiktir, müşterilerse insan.”
Stanley Marcus

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pazarlamanın Sosyolojisi “Müşteriyi Anlamak”

log in

reset password

Back to
log in