Pazarlama Savaşları


Pazarlama bir markanın diğer markaları alaşağı ederek savaşta galip gelmek için başvurduğu yöntemler bütünüdür. Bu sebeple pazarlama bir markanın diğer markalarla mücadele etmek için onlara yönelttiği silah olarak da tanımlanabilir. Bu savaşın cepheleri ise markalardır. Her cephe satış amacına ulaşmak için pazarlama silahını kullanmaktadır. Ardı ardına patlayan silahlar tüketiciyi ikna etmek için kullanılır. Çünkü tüketici bu savaşın galibini belirleyen tek yetkili mercidir. Ancak bu kanlı savaşa dahil olmadan da savaşın galibi olmak mümkündür.

Bu yol W. Chan Kim ve Renee Mauborgne adındaki iki profesör tarafından Mavi Okyanus Strateji’sinde anlatılmaktadır. Kim ve Mauborgne’ye göre okyanus mavi ve kırmızı olmak üzere ikiye ayrılır. Kırmızı okyanus tahmin edilebileceği üzere pazardan pay almak için cephelerin yoğun bir şekilde savaştığı, mücadele ve rekabet uğruna nice kanların aktığı kırmızı sulardır. Kırmızı okyanusta her açılan yeni cephe savaşı daha da kızıştırmakta, diğer cephelerin karlarını azaltmaktadır. Burada tüm kurallar ve sınırlar da bellidir, üstelik tüm köşe başları da kapılmıştır. Yapılacak en iyi şey ise cephelerin payından pay almaya çalışmaktır.

Mavi okyanus ise henüz keşfedilmemiş, rekabete açılmamış, uğruna mücadelenin olmadığı bakir sulardır. Mavi okyanusta bir pazar boşluğu bulunarak yeni bir talep yaratılmaktadır. Burada rakip de rekabet de savaş da yoktur. Henüz içinde yüzülmemiş bu mavi sularda kuralları ilk siz koyar, pazarı ilk siz şekillendirirsiniz.

maviokyanusTabii ki mavi okyanusta yer almak isteyen cephenin işi pek de kolay değildir. Bu mavi okyanusa açılmanın yolu, uzun araştırmalar sonucu tüketicinin taleplerini ve ihtiyaçlarını belirlemek ile inovasyonlara açık olmaktan geçmektedir. Eğer müşteriye pazarda mevcut olan üründen daha iyisi ya da daha ucuzu yani bir anlamda daha cazibi sunulamayacaksa o ürünü üretip kanlı arenaya girmek, markanın silahı kendi kafasına sıkıp intihar etmesinden başka bir şey değildir. Bu yüzden her cephe kanlı kızıl okyanustaki savaşa katılmadan önce o pazarda şansının olup olmadığını derinlemesine analiz etmelidir. Ya da gerekli araştırma ve analizi yaptıktan sonra pazardaki rakiplerinden farklılaşarak doğrudan mavi okyanusa yelken açmalı; sınırlarını kendisinin belirlediği yeni bir pazarda serin ve berrak sularda yüzmelidir.

En nihayetinde şunu söylemek istiyorum; eğer diğer markalardan daha cazip bir şey sunamayacaksanız, kanlı savaşa dahil olup markanızı imha etmeyin, farklı fikirlerle pazara bir yenilik getirmek için tüketicinin keşfedilmemiş ihtiyaçlarını belirleyip adımlarınızı da bu doğrultuda atın. Savaşmak yerine, savaşmadan galip olmanın yollarını bulmak sizi hiç yara almadan lider yapacaktır. Aksi halde kırmızı okyanusta boğulmaktan kurtulamazsınız.

Yorumlar 9

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Merhaba Merve hanım,
    Yukarıdaki yazınızı okudum fakat sizinle aynı fikirde değilim. Pazarlama tanımı bir çok alanda ve yerde yapılmaktadır. Pazarlama, bir ürünün bütün özelliklerinin müşteriye tanıtılması süreci olup, müşteri ihtiyaçlarını karşılama sürecidir. Pazarlama, 4P süreci hakimdir. Price, Promotion, Place, Produck. Üzerinde bir çok çalışmanın yapıldığı süreç Promotion (tutundurma). Ayrıca Pazarlamanın babası Phılıp KOTLER, Peter DUCKER. Günümüz hayat koşulları daha çok warmarketing yaşanmaktadır.. Yukarıdaki tanım az da olsa gerilla pazarlaması olmakta olup, küçük firmaların başvurduğu teknıktır. Günümüzde pek rastlanmaz. Nacizane tavsiyem Philip KOTLER in kitaplarını okumanız. Saygılarımla.

    1. Merhaba Serkan Bey,
      Öncelikle vakit ayırıp yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Philip Kotler ve daha nicesini okumuş biriyim hatta eski tweetlerim arasında fotoğrafı da mevcuttur bakabilirsiniz. Şunu belirtmek isterim ki her yazı yazarın kişisel görüşlerini içerir, yani “ben böyle diyorum ve gerçek budur” diye bir ifadem asla olamaz. Ayrıca size tavsiyem pazarlamanın 4P’si kuralına bu kadar tutkuyla bağlı kalmayınız. Keza bütün pazarlama profesyonelleri artık pazarlamanın 4P’den ibaret olmadığını ısrarla söylemektedir. Tahmin edersiniz ki pazarlama da diğer sektörler gibi sürekli gelişme gösteren, zamanın yeniliklerine uyum sağlayan bir sektördür bu sebeple Kotler’in uzun zaman önce söylediği 4P de zamanı geldiğinde etkinliğini yitirmiştir.

      1. Sayın Merve hanım,
        ABD de 4P artık 17 ye çıktı bu durum 40-50-100 ve daha fazlada olabilir. Asıl olan gerçek anlayış 4P dir. Hatta yaşam koşullarında Promotion (tutundurma) devamlı güncellenip değişim gösterrmektedir. Bende Philip KOTLER ın kıtaplarını yuttum. Şimdi hazmediyorum yavaş yavaş. :)) Benim sizinle ayrı fıkrımın olmasına sebep pazarlama ile ilgili yazmış olduğunuz yazı. Okuduğum kadarıyla tıpık gerilla pazarlamasına benziyor. Toplumdaki bir çok kişi pazarlama ve satışı karıştırır. Hatta ayıramaz. Siz ve bizler bu konuda topluma yardımcı olmamız gerektığını düşünüyorum. Tabikii doğru bilgilerle. Pazarlamada geçerli olan tam rekabettir. Eğer dirsekli rekabet yapılırsa sistem deprem geçirir. kar makzimasyonu artar ve bu sefer sürümden kazanma metodu devreye girer. Derseniz piyasada tutunabılırmı dıye bir yere kadar, istenilen kar maxımasyonu yakalanmıştır. Hata inzibel hand görünmeyen el devreye girer ve herşey olması gerektıği gibi olur. Tam rekabet pıyasası. Günümüz koşulları warmarketing tir. Tabi bununda bellı bir adabı vardır. Kimdse kımseyı oldurmez. Ürünü kaliteli olan kazanır. güven hizmet kalıte vazgeçilmez unsurlardır.

        1. Merhaba Serkan Bey,

          Tekrar ve tekrar söylüyorum her yazı yazarın kendi görüşlerini ifade etmektedir.Sanırım mecazi içeriği ağır basan yazımı çok fazla ciddiye alıp, gerçek anlamda bir savaştan bahsettiğimi düşünerek hata yapmışsınız. Şunu da belirtmek isterim ki yazımın gerilla pazarlamayla uzaktan yakında ilgisi yoktur. Açıkcası bir yazıya katılmayabilir veya eleştirebilirsiniz ancak pazarlamayla ilgili bildiğiniz alakalı alakasız her detayı yazımın altına eklemenizdeki maksadı anlayamadım. Eğer çok fazla bilgi birikiminiz mevcutsa Pazarlama Türkiye’nin kapıları herkese açıktır bence ya yazarlık başvurusu yapın ya da bir blog açın ve oralarda pazarlamaya dair istediğiniz her şeyi söyleyin. Ancak benim yazımın altında bir micro blog oluşturmanızın kimseye getirisi olmayacaktır, çünkü ne siz beni anlayacaksınız ne de ben sizin yazdıklarınıza bir anlam vereceğim. Vakit ayırdığınız için tekrar teşekkürler, saygılar.

          1. Merhaba Merve hanım,
            Pazarlama mesleği siniri ve asabiyeti kaldırmaz. Eleştirilere açık olmak gerekir. Benim Pazarlama ile ilgili araştırmalarım ve eğitimim var. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Bence bu alanda çalışan herkes bildiği bilgileri yazsın tabii doğru ve dikkatli olarak. Mecazi içeriğinizi ciddiye alırım çünkü siz PAZARLAMA TÜRKİYE de yazarlık yapıp bilginizi aktarıyorsunuz. Sizi cıddiye almamak demek Bünyesinde çalıştığınız markayı ciddıye almamak demektir. Ben PAZARLAMA TÜRKİYE nin güçlü yapısını marka gücünü itibar yönetimini son derece ciddiye alan bir okuyucuyum. Bence yazarlık yaptığınız kuruma dikkat edin. Bence Pazarlama İletişimi veya Pazarlama ile ilgili bilgileri tekrar okumanızda fayda var. Pazarlama anlam bütünlüğünü karıştırdığınız düşünüyorum. Bilgiler güncelleştikçe daha da güzelleşir. Saygılarımla.

          2. Eleştiri yapma hakkınız tabii ki mevcut ancak bu “siz hatalısınız ben doğruyum” tavrıyla yapılamaz. Pazarlama kitabı okuyan ve eğitimini alan tek siz değilsiniz tahmin edersiniz ki yeterli birikimim olmasa burada yazmam mümkün değil, ancak sizin yazımın altına yazdığınız her cümle benim bahsettiğim mavi okyanus stratejisinden bir hayli uzaktır. Siz pazarlama kelimesini yakalayıp konuyla ilgili bildiğiniz her şeyi sayfaya dökmüşsünüz. Ayrıca mecazi içerik anlatımı güçlendirmek için asırlardır kullanılırken siz bunun neresini Pazarlama Türkiye’yi ciddiye almadığıma bağladınız şaşkınlık içerisindeyim açıkçası. Ayrıca mavi okyanus stratejisi bana ait bir kavram değildir. Eleştirinizi W. Chan Kim ve Renee Mauborgne’ye iletirseniz daha mantıklı olur. Anladığım kadarıyla eleştiri anlayışınız ahkam kesmek oluyor ki bana pazarlamanın anlam bütünlüğünü karıştırdığımı ve okumam gerektiğini söylüyorsunuz. Ancak yazımda hiçbir bilgi yanlışı olmadığını altını çize çize söyler, altına tekrar tekrar imzamı atarım. Saygılar.

  2. Merve hanım, direnç gösteriyorsunuz ve ben hiçbir zaman ahkam kesmem kesemem herkes gibi sizden de öğrenebileceğim bilgiler vardır. Ayrıca Pazarlamaya olabildiğince öğrenmeye çalışıyorum. Hayatta bir insanın düşeceği en büyük hatadır, ben bilirim siz yanlışsınız demek. Fakat yukarıdaki yazınızı hatalı bulmaktayım ve bu yazı ile toplumu yanlış bilgilendirme durumuna giriyorsunuz. Bilgilerime güvenirim. PAZARLAMA TÜRKİYE de çalışan çok değerli yazarlar ve çalışanlar var. Her zamanda takip ederim. Sizinle bu ortamda ne, nedir yerine cevaplanması gereken bir çok soru olduğunu düşünüyorum.
    1- Green Marketing şirket evliliğinde faydası nedir ve nasıl bir büyüme trendi gösterecek.
    2- Nöro Marketing ilerleyen zaman diliminde gelişim seyri ne olacak.
    3- Digital Marketing Web 4.0 da nasıl bir gelışım izleyecek.
    4- Nitro Marketing hedef kitlede ne gibi değişmelere ve sebebiyet vermekte.
    5- Son zamanlarda ajansların yaptığı deneyimsel pazarlama ne kadar istenilen seviyede.
    6- Büyük firmalar Marka sadakatı ve İtibar Yönetimine gün geçtikçe daha fazla hassasiyet gösteriyor. Bu hassasiyet bazı firmaların hala daha dikkatını çekmemiş vazıyette. Bu algı ve algı yönetimi çeşitli psikolog ve sosyal bilimciler tarafından nasıl yönetilir.
    İlk önce Pazarlama tanımının tam ve doğru yapılması. Toplumun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bunlarla ilgili görüş belirtmek ve bu konular hakkında yorum yapmanın daha uygun olacağını düşünüyorum.
    Teşekkürler.

    1. Serkan Bey,
      Yine konuyla alakasız 6 madde ile blog yazılarınızı devam ettiriyorsunuz. Gerçekten bu 6 madde ile hemen Pazarlama Türkiye’de yazmaya başlayabilirsiniz ama bu konuşmalarınızın yeri burası değil. Ayrıca; yukarıda yazdığınız şu cümleler “Hayatta bir insanın düşeceği en büyük hatadır, ben bilirim siz yanlışsınız demek. Fakat yukarıdaki yazınızı hatalı bulmaktayım ve bu yazı ile toplumu yanlış bilgilendirme durumuna giriyorsunuz” nasıl bir çelişki içerisinde olduğunuzu kanıtlamaktadır. Benim artık size söyleyecek tek bir cümlem kalmamıştır. Buyrun yazımın yorum kısmı size aittir dilediğinizi yazın, benden bu kadar.

      1. Merve hanım,
        Ben Pazarlama tanımından yola çıkarak hata yaptığınız size ilettim. Siz nerde neler arıyorsunuz. Bir yazara yakışmayacak hareketler. Ben bazı konular hakkına bilgi alışverişi yapalım istedim siz ise neyle ilgileniyorsunuz. Sonuç: sıkıntılı bir durumdasınız. Bundan sonra sizin yazmış olduğunuz yazıları okumamak ve doğruluğu tartışılır cümle kalabalığını okumayacağımı ifade etmek isterim. PAZARLAMA TÜRKİYE kaliteli ve değerli yazarların bulunduğu bir platformdur. Tüm çalışanlara saygılarımı sunarım.

Pazarlama Savaşları

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.