Okuduğunuz Yazı
Minimalizm Trendi: Sesinizi Değil, Kelimelerinizi Yükseltin!

Minimalizm Trendi: Sesinizi Değil, Kelimelerinizi Yükseltin!

Seri üretim ve hızlı tüketimi arttıkça minimalizm trendi parlıyor. İstek ve ihtiyaçlar arasındaki ince çizgi kaybolarak, yerini doyumsuz bir satın alma arzusuna bırakıyor. Her geçen gün baskı artarak, seçenekler ve alternatifler artış gösteriyor. Sosyal medyada yaşanılan hayatlar, reklam filmleri ve dergilerde gördüğümüz kusursuz güzellikteki kadınlar, özenilen hayatların fragmanlarını temsil ederken, her şey bir anda normalleşiyor.

World of Mouth’un gücü hızla sürerken, bulunduğunuz kafede yan masada oturan insanlar, markalar aracılığıyla getirilen birer figür konumuna düşebiliyor. Bir ürün daha fabrikadan çıkmadan göz boyayan reklamlarla tanıtılarak ön sipariş yoluyla satılıyor. Örneğin, Apple’ın yeni ürünleri Türkiye’ye daha gelmeden “ilk bende olsun” düşüncesiyle ücretini peşinen ödeyip, ürünü bekleyen insanları görüyorsunuz.

İstediğiniz daha çok para, ev, araba vb. mi, yoksa onların size hissettirdiği mi?

Hayatlarındaki boşlukları eşya ile doldurmaya çalışan ve elde ettikçe tatmin olma seviyesi düşen insanlar, kurtuluşu minimalizmde buluyor. İsteklerin sınırlandırılarak ihtiyaçlar doğrultusunda azaltılması, metalara olan bağımlılıktan arınılması ve karmaşık seçenekler arasında sadeliğe yönelinmesi yaşam kalitesini yükseliyor.

Pazarlama ve Minimalizm Trendi

Hegel’e göre minimalizm, sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik anlayışıdır. Minimalizm kavramı, yaşam tarzı olarak popülerleştikçe, markalar ve işletmeler de bu kavramın rüzgarından daha fazla yararlanmak istiyor.

Artan ürün çeşitliliği tüketiciyi karmaşık bir seçim paradoksunun içine sürüklerken, minimalizm trendi sade tasarımı, karmaşıklıktan kurtararak hükmetme duygusunu yükseltiyor. Her geçen gün, küresel markaların minimalizm trendi ni benimsemesi de bu fikri destekliyor.

Logolarını minimal hale getiren Pringles, Mr. Muscle ve Schweppes ürün tasarımlarında sadeliğin gücünü vurgulayan markalar arasında yer alıyor.

Minimalizm trendi ve kitabın konusundan ilham alınarak tasarlanan George Orwel’ın 1984 romanının kapağı da oldukça dikkat çekiyor.

Bir mağazanın giyinme kabininde yer alan Absolutely ve Possibly askılıkları da müşterilere satın alma kararlarında kolaylık sağlıyor.

İlginizi Çekebilir

Bir kahve dükkanında, onlarca kahve arasında kararsız kalanlar, minimalist menüler ile net seçimler yapabiliyor.

Günümüzde CEO’dan ev hanımına kadar herkesin zamanı kıymetlidir. Maillerine cevap alamayıp, üzerine  “O kadar mail atıyorum, cevap alamıyorum.” diyenlerin asıl problemi, karşılarındaki kişiyi gereksiz içerikler ile sıkmaları

Gün içerisinde yüzlerce mail alan insanlar, yoğunluk arasında bir de kurumun tarihçesini, vizyon ve misyonunu okumak istemiyor. Sosyal medya hesaplarında çok içerik markalar, etkileşim kaybediyorsa dikkat etmeleri gereken nokta içeriğin niceliği değil, niteliğidir.

Sosyal medyada belirli bir kesimin Facebook yerine Twitter’ı veya Android yerine iOS’u tercih etmesindeki sebeplerinden biri daha basit, erişimi kolay ve kullanışlı bir arayüze sahip olmasıdır. Yeni nesil, kitap biriktirip kütüphane oluşturmak yerine daha az yer kaplayan ve taşınabilir özellikteki Kindle gibi e-kitapları tercih etmeye başladı. Büyüklerimizin evinde yer alan biblolar ve gümüşlükler yerini yaşam alanını kısıtlamayan sade formdaki IKEA tipi mobilyalara bıraktı. Elbette müzik sektöründe de CD’ler ve indirilen müzikler yerini Spotify ve Fizy gibi uygulamalara devretti. Reklamlar minimalizm trendi nden ilham alırken ürün ambalajları daha sade ve yalın, sosyal medya hesapları da tek renk filtre ve sade görseller ile yönetilmeye başladı.

Özetle, tasarım ve içerikte tüketiciye bir anda birden fazla mesaj vermemelisiniz. Tek atımlık kurşununuzda minimalizm trendi en büyük kurtarıcınız. Çünkü minimalist reklamlar dikkat dağınıklığını önlüyor, böylece markanın özü ve mesajı tüketiciye daha hızlı ulaşıyor. Böylece tüketici de dikkati dağılmadan, daha az zaman harcamış oluyor.

Peki yakın geleceğin giderek sadeleşen dünyasında siz  “Less is more” diyerek sadeliği mi seçeceksiniz, yoksa “yüzlerce ürünün beni al diye bağırmasını” mı tercih edeceksiniz?
Yorum Yok

Leave a Reply

Your email address will not be published.



© 2019 Pazarlama Türkiye. Tüm Hakları Saklıdır.

Hosting Sponsoru: Turhost