Kim Olduğunuzun Farkında Mısınız? | Pazarlama Türkiye
Marka

Kim Olduğunuzun Farkında Mısınız?

Şu an kendinizi bir alışveriş merkezinde ya da alanımızı biraz daha daraltıp Süpermarkette hayal etmenizi isteyeceğim. Misafiriniz olduğunu ve akşam için içecek bir şeyler almanız gerektiğini bunun için içecek reyonunun önüne geldiğinizi varsayalım. Eğer ki daha öncelerden bir marka sadakatiniz varsa işiniz kolay gibi gözüküyor, çünkü; her zaman aldığınız bir marka ya da markalar var ve bunların arasından kısa bir süre içinde işinizi görecek size beklediğiniz faydayı sağlayacak olanı alıp gideceksinizdir. Peki bunun böyle olmadığını düşünelim kompleks bir ürün olmasa da belki ufak bir araştırma yapmışsınızdır ve sonuç ya da okuduğunuz yorumlar sizi yine tüketici olarak size güven veren, fayda sağlayacak olana itecektir. İsmini, nerede üretildiğini, içeriğini bilmediğiniz bir “içeceği” mümkün olduğu kadarıyla seçmeyeceksinizdir. Özetle, markalaşmış ve güven veren ve beklentinizi maksimum düzeyde karşılayacak olan bir ürün tercihiniz olacaktır.

4C’den kopup 7P’lere uzanan yolculukla özellikle tüketicinin hatta ve hatta bu sıfattan koparıp kişinin de gerek iş yerinde gerekse özel yaşamında birey olarak daha fazla değerli olmasının altının çizildiği bu zamanlarda insanlar da tıpkı yukarıda anlatmış olduğum gibi bir zamanlar ürüne vs. ait olan markalaşma tanımını artık kendilerine de uygulamaya başladılar.

Çok eski; ama özellikle yeni bir ortama girdiğim zaman aklıma gelen hatta belki önyargıyı da kıran bir söz vardır; “ insanlar görünüşleriyle karşılanır, kişilikleriyle uğurlanır.” Bu söz aslında kişisel markalaşma olarak tanımlayabileceğim bu kavramın çok geniş bir anlatımı sayılabilir. Şöyle ki, bir insanın kişiliğinin değişmesi zor hatta imkansız görünse de bu söz üzerinde o kavramın yerine “düşünce” kelimesini koyarsak bence çok daha rahat bir anlatım olacaktır.

Demek istediğim,

1) Tutarlılık ve Güven: Bir markadan ne beklersiniz? Bunun kişiden kişiye değiştiğini unutmadan genel bir çerçevede ortak olabilecek birkaç maddede sıralayalım. Bir örnekle açıklamak gerekirse başladığımız gibi Süpermarket ile devam edelim. Sosyal mecralar dahil birçok yerden reklam verip size duygusal ya da başka yollardan ilginizi çekse yani size dokunacak mesajlarla bir şekilde kendisine çekse, siz de oraya gittiğinizde vaat ettiklerinin hiçbirini bulamasanız ne hissedersiniz ya da tekrar yapacak olduğu tüm reklam, etkinlik vs. rağmen oraya gitmeye devam eder miydiniz? Başta hedeflemiş olduğu kitleye mesaj verip onları kendine çekse de uzun ya da kısa vadede bile kalıcı olmayan bir sonuç elde etmiş olacaktır.

kisisel-marka-online-itibar-yonetiminde-growth-hacking-yontemleri

2) Farklı Olmak/Fark Yaratmak ve Dürüstlük: Markalaşma konusunda hep üstünü çizdikleri bir şey daha var. Farklı olmak ve rakipleri arasından sıyrılabilmek. Bu örnekte olduğu gibi tutar sağlamayan bir fark yine karşı taraf için olumsuz algılanacaktır. En başta fark gibi görünen şey bir süre sonra sözde markaya zarar olarak dönecektir. Şöyle de düşünebiliriz, markaların kişiye özel davranmasıyla doğru orantılı olarak kişisel marka yaratmanın da önemi gittikçe artmakta. CRM adı altında sizi arayıp hiç ilginizi çekmeyecek bir ürün için kampanya yaptıklarını söyleseler ya da dışarıdan her şey çok güzel görünürken ve ürünün/hizmetin minimum 2 yıl garantili olduğunu belirtmelerine rağmen 2 gün içinde kırılması, bozulmasının size ne hissettirdiğini de siz düşünün.
Tüm bunlardan yola çıkacak olursak kendinizi yeni markalaşmaya çalışan ya da yeni kurulan bir şirket gibi düşünürseniz, kişisel markalaşma sürecinize ilk olarak SWOT Analizi yaparak başlamamız gerekecektir. Bunu güçlü, zayıf yönler, tehdit ve fırsatlar olarak değerlendirmektense, güçlü ve zayıf yönlerinizi ele alıp kim olduğunu belirleyip kendinizi konumlandırdığınızda ve bununla birlikte karşı tarafa ne mesaj vermek istediğinizi de eklersek ve tüm bunları yaparken kendiniz olmayı unutmazsanız o markalar için söylenmiş olan fark yaratın ibaresini zaten kişisel boyutta yavaş yavaş ortaya çıkarmış ve kendi kişisel markanızı yaratmak için büyük bir yol almış olacaksınız.

1991 yılında Ankara'da doğdu. Evrensel Kolej'de seçtiği Yabancı Dil Bölümü'nden sonra 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi, Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne başladı. Lisans eğitimi süresince ilgisinin ve hedefinin pazarlama alanında olduğunu fark etmesiyle 2014 yılında mezun olur olmaz Hacettepe Üniversitesi MBA Programı'na başladı ve 2016 Haziran'da Sürdürülebilir Kalkınma konulu projesini sunarak mezun oldu. 2016 Haziran ayında 25 yıllık Ankara macerasına nokta koyarak İstanbul'a taşındı ve özel bir bankada Bireysel Satış ve Pazarlama Departmanı'nda Kanal Yönetimi Birimi'nde Uzman olarak çalışmaya başladı.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Marka
Şehir Markalaşmasındaki Kavram Karmaşası Şehirlerin Marka Kişiliği Üzerine

Şehir markalaşması adına neden bir adım ileri gidemiyoruz? Yerel yöneticilerin...

Kapat