Bir Umut Pazarlaması Modeli Olarak Çiftlik Bank


Pazarlamanın en basit tanımı; bir ürünü ya da hizmeti, bir bedel karşılığı satma çabası. Bu basit tanımın altında çok daha karmaşık süreçler yatıyor. Örneğin pazarlama eyleminin temeli olan ürün ya da hizmetin satışa uygun nitelikte olması gerekiyor.

Oysa hiç nitelik sahibi olmasa da çok daha fazla rağbet gören bir pazarlama aktörü daha var. Tüm dünyada ve ülkemizde milyonlarca müşterisi olan ve sonu genelde hayal kırıklıkları ile biten bu öykülerin ana fikri; umut…

Mehmet Aydın’ın Bir Çiftliği Var

Bir “Çiftlik Bank” furyasıdır gidiyor. Herkesin dilinde, 27 yaşındaki Mehmet Aydın tarafından kurgulanan (en azından biz böyle olduğunu sanıyoruz)  sanal çiftliğin nasıl olup da yüzbinlerce kişiyi peşinden sürüklediği konusu.

Daha öncesinde ulusal medyada çıkan reklamlarından, bu günler de medyanın her türlüsünde çıkan haberlerden sistemi zaten bildiğinizi düşünmekle beraber kısaca özetlemek gerekirse, sanal bir çiftlikten para karşılığı çeşitli çiftlik hayvanları satın alıyorsunuz, bu hayvanların sanal üretimlerinden de size düzenli bir ödeme yapılıyor. Sisteme para yatıranlara bu yatırımları ile gerçek çiftlikler kurularak gerçek üretimler yapıldığı anlatılıyor, hatta gösteriliyor.

Burada akla gelen ve başta değil sonda sorulan soru; nasıl oldu da binlerce insan, milyonlarca lirayı, sorgusuz ve sualsiz olarak bu sisteme yatırdı? Nasıl bir pazarlama söylemi, belirsizliklere dolu bir yatırım aracının bu ölçüde ilgi görmesine sebep olabilir? Hiç de yabancısı olmadığımız bir teklif; bir koyup, üç alacaksınız…

Bas Bas Paraları…

Ekonominin hiçbir gerçeği ile uyuşmayan bu teklif, umut tacirleri tarafından insanlara sunuldu ve kabul gördü. Daha önce de benzer teklifler “ponzi sistem” (ponzi kavramı başlı başına başka bir yazının konusu olabilir ancak benzer yazıları arama motorlarında kolayca bulmak mümkün) kurgucuları tarafından defalarca sunulmuştu ve her seferinde de geniş kitleler tarafından, kolayca kabul görmüştü. “Network Marketing” kılığına bürünmüş pek çok pazarlama modelinin de, aslında ponzinin “piramit yapıları” olduğuna ve sonuçta az sayıda zengin ile çok sayıda mağdur ortaya çıkardığına şahit olduk, oluyoruz.

 

Pazarlama dünyasının virüsleri olarak tanımlayabileceğimiz bu girişimleri, iyi pazarlama örneklerinden nasıl kolayca ayırabileceğimizin cevabı ise aslında çok basit. Bu cevabı yine pazarlama eyleminin temelindeki üründe aramak yeterli. Ortada gerçek ve pazarlamaya değer bir ürün varsa, tüketici de kendisine sunulan üründen fayda sağlayabiliyorsa, bu dürüst bir pazarlama eylemi olarak kabul edilebilir.

Tespit ettiğimiz bu gerçek, gelecekte bizi kötü pazarlama deneyimleri yaşamaktan ve dolandırılmaktan kurtarabilecek mi? Bu sorunun cevabı da çok basit; kesinlik hayır! Çünkü umut, insanların her zaman ihtiyaç duyduğu, çok güçlü bir duygudur. İnsanlar, doğru yollardan umuda ulaşamadıkları sürece, yanlış yollardan kendilerine pazarlanan umuda doğru yol almaya devam edecekler…


Erdem Çöplen
Erdem Çöplen, 1978 İzmir doğumluyum. Ankara Ün. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun oldum. İlk ciddi iş tecrübemi Hürriyet Gazetesinde foto-muhabirlik yaparak yaşadım. Bir süre çeşitli ajanslar için tanıtım fotoğrafları çektim. 2007 yılında Türk Kızılayında göreve başladım. Uzun yıllar Kurumsal İletişim Bölümünde yönetici pozisyonunda çalıştım. Şu anda da Türk Kızılayının Sponsorluk Birimini yönetiyorum. Amatör olarak senaryo ve öykü yazarlığı da yapıyorum.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Umut Pazarlaması Modeli Olarak Çiftlik Bank

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.