Türkiye’de Marka Kent Olmak Sorunsalı


Son yıllarda yerel yönetimlerde en çok tartışılan, bir o kadar da ne olduğu/nasıl gerçekleştirileceği bilinmeyen konuların başında belki de marka kent olgusu geliyor. Neredeyse tüm şehirler marka şehir olmak isterken bunu başarabilen kent sayısı çok az. Arama motorları üzerinden yapılan çalışmalara göre Türkiye’deki şehirlerin 54 tanesinin marka kent olduğuna, 23’ünün ise marka kent olacağına dair haberler bulunmakta. Kentlerin neredeyse tamamı marka kent olduklarını ya da olacaklarını iddia ediyor. Peki gerçekten bunu ülkemizde yapabilen kaç şehir bulunuyor? Avrupa şehirlerinin marka değerini her yıl ölçen “The Saffron European City Brand Barometer’e” göre ülkemizde hiçbir kent marka olmuş ilk 20 Avrupa şehri arasına giremiyor. Maalesef ülkemizde marka kent olgusu genel olarak popülist siyasi söylemlerin ötesine geçemiyor. Şehre yapılan her yatırım “marka kent” başlığıyla halka sunuluyor. Peki marka kent olmak gerçekte ne anlama geliyor? Öncelikle ulusal planda tanınmak marka kent olmak için yeterli değildir. Marka kentten anlaşılan küresel ölçekte tanınmaktan geçmektedir. Birçok bileşeni içinde barındırmaktadır. Marka kent; Şehre yabancı yatırımcı, turist, yetişmiş insan gücü çekme gücü olan, ekonomik anlamda kalkınmış, altyapı problemlerini büyük ölçüde tamamlamış, tesisleşme anlamında yeterli kaynağa sahip, kozmopolit, şehir yaşamını sanatsal, kültürel anlamda doyurabilen global ölçekte tanınan turistik bölgelere verilen isimdir. Bu nedenle marka olmak tek yönlü bir süreç değildir. Örneğin yalnızca termal turizm potansiyeli sahip bir yer marka kent olarak adlandırılamaz. Ülkemizde yapılan en büyük hatalardan biri her turizm potansiyeli olan bölgenin kendinin marka kent olduğunu iddia etmesidir. Belirli bir alanda tanınma marka kent olmaya yetmemektedir. Dünyada marka kent çalışması yaparak bunu başarabilençok fazla kent yoktur. Bunlar arasında en tanınanı New York şehridir. 1980’li yıllardan önce tam bir suç şehri olarak görülen New York günümüzde en tanınan marka şehirlerden biridir. Ayrıca dünya finans merkezi olarak kabul edilmektedir. Şehir markalaşması çalışmalarında bu gün nerdeyse tüm şehirlerde bulunan “I Love New York” sloganını kullanan şehir günümüzde turizmden yaklaşık yıllık 45 milyar dolar gelir elde etmektedir. Uzun yıllar boyunca markalaşma için çaba veren şehri her yıl 13 milyon turist ziyaret etmektedir.
Marka şehir olmak kente büyük fırsatlar getirmektedir. Öncelikle marka olmak şehrin ekonomik ve sosyal olarak gelişmesini sağlamakta, bölgeyi sanatsal, kültürel, ekonomik, anlamdan zenginleştirmektedir. Marka kent olmak için yapılması gerekenler şöyledir;
– Yerel idarenin markalaşma konusunu profesyonel bir anlayışla ele alması,
– Altyapıdan, eğitime, insan kaynaklarından, sanata, ekonomiden, bürokrasiye hatalı, eksik
tarafların düzeltilmesi,
– Yerel idarenin halkın desteğini alması ve şehirde yaşayan insanların marka şehir projesini
benimsemesi,
– Makro plan oluşturma ve odaklanma stratejisine önem verilmesi,
– Marka kent olmanın uzun soluklu bir süreç olduğunun unutulmaması,
Marka kent olmanın logo ve sembol hazırlamaktan daha fazlası olduğunun anlaşılması,
Rakipler saptanarak yenilikçi ve rekabetçi bir stratejinin ortaya konması,
Kafa karışıklığına yol açacak çok sayıda mesaj vermek yerine odaklanma stratejisinin belirlenmesi ona uygun bir plan oluşturulması,
Şehrin tarihi değerlerine ve kişilerine önem verilmesi şehirle ilgili efsaneler olması,
Şehrin pozitif çağrışımlara yol açması için caddelerden, işyerlerine, çalışanlardan, hükümet binalarına kadar her yerin estetik bir şekilde yeniden ele alınması,
Sait Aytemur’un dediği gibi ’Bir ülke sahip olduğu markalar kadar zengindir’. Marka kentler ülke gelişmişliği açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle devlet politikası olarak ele alınmalıdır. Her şehrin marka kent olamayacağını ancak kendi içinde markalar çıkarabileceğini unutmadan gerçekçi ve popülist söylemlerden uzak bir makro planla marka şehir konusuna yaklaşmakta fayda var.
Ahmet Uyar
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Uyar. Akademisyen. 1981 yılında Afyonda doğdu. ilk orta ve lise eğitimini Afyonda tamamladı. Lisans derecesini Selçuk üniversitesinde aldı, lisansüstü eğitimine Kocatepe Üniversitesinde devam etti. Halen Kocatepe Üniversitesinde akademisyen olarak calışmaktadir. Tüketici davranışları ve inovasyon konusunda bir çok akademik çalışması vardır. Evlidir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye’de Marka Kent Olmak Sorunsalı

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.