Starcom Dublin Dijital ve Strateji Direktörü Ayşe Güvencer’den 2018 Dijital Trendleri


İletişim sektörünün en heyecanlı ayındayız. Bu ay Pazarlama Türkiye, Starcom Dublin’in Dijital ve Strateji Direktörü Ayşe Güvencer’i konuk yazar olarak ağırlıyor. Amerika’da Northwestern Universitesi’nden Ekonomi ve Politika alanlarında çift anadal yaparak mezun olan Güvencer kariyerine, dijital dünyanın kalbi New York’ta, önde gelen dijital ajanslardan Razorfish’de başladı. 8 sene boyunca Fortune 500’te yer alan sektör lideri global markaların dijital stratejilerini yöneten Güvencer’in çalıştığı markalar arasında, J.P.Morgan Chase, Victoria’s Secret, RL Polo, Astra Zeneca, ve Verizon yer alıyor. Uzun bir ara sonrasında İstanbul’a dönen Güvencer, Ogilvy One ajansında üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra, Dentsu Aegis bünyesindeki iProspect ve AMNET ajanslarının genel müdürlüğünü üstlendi. Bu rolü kapsamında, performans pazarlamasını Türkiye’de bir üst seviyeye taşıyan Güvencer, 2015 yılında Google’in Dublin’deki merkez ofisine transfer oldu. Burada Türkiye pazarındaki küçük işletmelerin (KOBI) performans hesapları ve bu markaların işbirliği yaptığı ajansların yönetiminden sorumlu olan Güvencer, hali hazırda yine Dublin’de, global Starcom ajansının Dijital ve Strateji departmanını yönetiyor.

Ayşe Güvencer- 2018 Dijital Trendler

# 1 Trend – Sesli Arama

Görsel:The Tech Hub

Her gün dünya çapında 6.6B arama yapılıyor.

Peki bir gün içerisinde kaç tane sesli arama yapılıyor dersiniz? Şu anda 1.6B ve 2020 yılına kadar tüm aramaların% 50’sinin sesli aramalar olması bekleniyor.

Amazon Echo ve Google Home’un ve diğer birçok sanal asistanın piyasaya sürülmesi ile birlikte bu eğilim gittikçe yükselişte.

Alexa ilk doğduğunda, çalar saat ve müzik kutusu dışında pek fazla fonksiyonu yoktu. Şimdiyse pizzanızı sipariş edebilir, size en yakın kuaförü bulabilir, babanıza telefon edebilir hatta bir sonraki lattenizi alabilir işlevsellikte

 

Bu aramalar hali hazırda oldukça lokal seviyede. Yani anlık bir şeyler yapmak ya da satın almak isteyen tüketicilere yönelik. Tüketiciler nezdinde “Şimdi, şu an her şeye ulaşmak istiyorum” trendinin yükselmesi ve mobil kullanımının artmasıyla birlikte, tüm tüketicilerin mümkün olduğunca hızlı ve verimli bir şekilde sonuca yani aradıkları şeyeulaşmasınayönelik aramalar bunlar.

 

Ancak, AI (Yapay Zeka) yardımı ile, bu cihazların çok yakın bir gelecekte daha da akıllı olmacağını öngörüyoruz.. Bu cihaz, ne zaman çocuk doktoruna gitmeniz gerektiğini anlayıp randevu ayarlayabilecek duruma gelecekl çünkü bebeğinizin 6 aylık olduğunu bilecek, evinizdeki toz seviyesi yüksek olduğunda evinize temizlikçi cağırabilecek, ya da arabanızın yağı değişmesi gerektiğinde otomatik olarak randevu alacak.

Dominos’dan Starbucks’a,fast food’dan e-ticaret şirketlerine kadar bir çok marka bu trendi iş yapış biçimlerine entegre etmiş durumda

Hyundai Genesis, bunu Google Home ile bir üst seviyeye çıkaran markalardan. Marka arabayı arabayı mini home’la eşleştirerek kontağı uzaktan açıp kapatabileceğiniz, ışıkları yakıp söndürebileceğiniz, bagajınızı açıpkapatabileceğiniz, GPS’inizi uzaktan programlayabileceğiniz bir dünya yarattı.

Yakın gelecekte bu rüzgarı arkasına alacak daha da çok marka olacak.

# 2 Trend – Mikro Anlar

Görsel:Sony Mobile TR

Cep telefonu kullanımının artması ile “mikro an” dediğimiz şey artık her an her yerde olabilir. İster ATM sırasında bir e-posta gönderiyor ya da  favori restaurantınızda yediğiniz tiramisu’yu sosyal medyada yayınlıyor olur, isterseniz kız arkadaşlarınızla çene çalarkan ya da ne film izlesem diye bakarken olun, her türlü durum mikro ana çevrilebilir. Ancak açıkça konuşmak gerekirse, bu anlardan birine bir marka ya da markalama dahil olunca tüketici olarak hepimiz bir gıcık oluyoruz. Neden? Çünkü bunlar bir markayı satın almak veya onunla etkileşimde bulunmak istediğimiz mikro anlar degil. Dolayısıyla etkileşimin zamanı ve türü tüketiciyi kazanmak açısından çok kritik.

Peki hangi anlar markalar için fırsat teşkil edebilir?

Google tarafından belirlenmiş, tüm markaların çok iyi anlaması gereken 4 önemli mikro an var.

Bu anlara geçmeden altını çizmek istediğim iki nokta var; Mikro anlara dahil olmaya gönüllü markaların 1-kullanıcı odaklı, 2- adeta şimşek gibi çakan yani jet hızda yüklenebilen bir site deneyimi sunabilmeleri şart. Neticede tüketici şapkası ile düşünün. Hiçbirimiz 18 saniyede açılan bir sitede, bizimle hiç alakası olmayan bir reklam görmek istemeyiz. Yani tabir-i caiz, markaların söz konusu mikro anı “kazanmak” için, tüketici ihtiyacını etkili ve hızlı bir şekilde karşılıyor olmaları şart.

Peki Mikro Anlar’a gelelim

İlk mikro an “Yapmak İstiyorum”. Bu anda aklınızda satın alma olması gerekmiyor, ancak ürün ya da diğer bazı ilgili konular hakkında araştırma ya da bilgi arıyorsunuz. Sephora burada harika bir örnek. Mağazaya giren müşterinin cep telefonundan arama yaptığını gözlemleyen  marka dikkatle incelediğinde fark ediyor ki arama yapıyor eve fiyat karşılaştırmak içindeğil, esasen, bir önce aldığı rujun tonu neydi ona bakıyor ya da eline aldığı allıkla igili daha fazla bilgi edinmeye çalışıyor. Sephora sadece bu amaçla,  kullanıcı dostu bir bilgilendirme sitesi oluşturdu ve hem mağazaki mobil trafiği hem de satışlarını artırmayı başardı.

 

İkinci mikro an “Bilmek İstiyorum”. Bu, esasen biraz Do it Yourself tadında bir an. Tüketici burada işlerin nasıl yapıldığını anlamaya çalışıyor, örneğin aldığınız duş başlığını nasıl degistireceğiniz, o Ikea kitaplığını nasıl kuracağınız gibi zihn-i sinir soruların anları bunlar. İlla satın alma modunda olmanız şart değil, bu an  satın alma işleminden önce veya sonra gerçekleşebilir. Home Depot burada iyi bir örnek. Marka, müşteriler ürünü satın alıp mağazadan ayrıldıktan sonra ürünlerin nasıl kurulacağına nasıl yapılacağına ilişkin, videolar içeren mükemmel bir site oluşturdu, ürünlerin kurulumunu kolaylaştırdı. Marka sadakatini de önemli ölçüde arttırdı.

 

Üçüncü mikro an “Gitmek İstiyorum”. Bu daha çok yerel, fiziksel konum bağlantısı gibi. Bir markanın bayiisini ya da en yakındaki x sinema salonunu arıyorsunuz. Fiat’ın burada iyi bir kampanyası var. Masaüstü bilgisayarlardan yapılan aramalarda çin müşteriyi araç konfigürasyon cihazına gönderdiler, ancak mobil cihazlardan yapılan aramalarda müşteriyi geofencing mekanizması ile en yakın bayiye yönlendirdiler. Marka bu yöntem ile bayi trafiğini önemli ölçüde artırdı.

 

En önemli mikro anlardan biri ise tabi ki“Satın Almak İstiyorum”. Bu, satın alma mantalitesinde ve satın alma yolculuğunuz esnasında olduğunuzu gösteriyor.. Yani tam satın alma modundasınız. İlginç bir şekilde tüketicilerin  yüzde 67’si, niyetlendikleri markadan farklı bir markaya yönelip günün sonunda onu  satın aldıklarını söylüyor. Bunun nedeni, kafadaki markadansa bambaşka bir markanın gerekli kullanışlılığı doğru zamanda sağlamış olması.. Buna örnek de şu olabilir: Best Western otel zinciri, New York havaalanında rötar yapan ya da iptal olan uçuşları takip ederek “havaalanında mahsur mu kaldınız, o zaman son dakika fırsatlarına göz atın” sloganıyla bir mobil kampanya düzenledi.  Bir ay içinde aldıkları rezervasyon oranı bir hayli arttı.

# 3 Trend – Sohbet Botları ve Kişisel Mesajlaşma Uygulamaları

 

                                                                       Görsel: Chatbotmagazines.com

Bu konu uzun zamandır gündemde Inboun 2017 Pazarlama Konferansı’nda da en çok konuşulan konulardan biriydi Hatta, HubSpot, satış hizmetlerine bir yenisi ekledi,  Sunduğu araç ile kendi sohbet botlarını sorunsuz bir şekilde kurabilen markalar artık müşterileri ile kişiselleştirilmiş ve özel iletişim kurabiliyorlar.

 

Aslında markalar için iş biraz zor. Bu iletişimin hangi tarafında olmak istediklerine bir karar vermeleri gerekiyor öncelikle.

Millennial’ların %66’sının kendisi ile direkt ve kişiselleştirilmiş iletişim kuran markaya daha sadık olduğunu ve daha fazla başkalarına tavsiye edeceğini söylediği bir dünyada, bu trende uyacaklar mı yoksa eski düzen tek taraflı iletişime devam mı edecekler? Önce bunun kararını vermek gerekiyor.

Bu trend, Mikro anlar ve AI trendleri ile de mükemmel bir uyum gösteriyor Mikro Anlar trendi açısından bakınca müşteri ya ürün hakkında bilgi arıyor ya da satın alma gibi somut bir aksiyon almaya meyilli. Markanın da bu anı değerlendirmesi gerekiyor.

 

AI perspektifinden bakınca da, sohbet botları gün geçtikçe daha da akıllı hale geldiği için, önceden belirlenmiş programlı yanıtlar yerine tüketicinin davranışlarını temel alarak tüketiciye özel yanıtlar sunabilirler. Bu trend hali hazırda markalar tarafından, sohbet botları ve kişiselleştirilmiş mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla mail adresi ve kişisel bilgi toplamada kullanılıyor.

Şu anda en popüler olan Facebook sohbet botu. Bununla birlikte,  pek çok araç, otomobil, hizmet, seyahat ve finans markası şu anda müşterileri ile olan etkileşimlerinde  sohbet bot’larına başvuruyor. Yakın gelecekte bu trendin daha da yükselmesini bekliyoruz ..

 

#4 Trend – Proaktif Yenilikler

Görsel: Kevork Djansezian/Getty Images

Peter Drucker (yönetim danışmanlığının babası) inovasyonu yönetimin kalbine  yerleştirdiğinden beri, inovasyon yapma kapasitesi rekabette başarıya ulaşmanın ana unsuru olarak değerlendirildi.

Proaktif inovasyon, 2018 yılına yönelik piyasadaki en büyük trendlerden biri. Proaktif inovasyon, piyasaya yeni stratejiler getirerek pazarı disrupt yani alt üst etmek, pazarda yep yeni bir alan açmak müşterinin ihtiyaçlarını önceden tahmin etmek ve yeni bir teknoloji ve bakış açısıyla yeni ürünler geliştirmek demek.

Ancak inovasyonun stratejik öneminin açığa çıkması aynı zamanda inovasyonun farklı şekillerde yorumlanmasına ve kaçınılmaz olarak yanlış anlaşılmalara yol açtı.

İlk yanlış anlaşılma  yeniliği düzenli olarak iyileştirme yapmaya indirgemek oldu. Bu yönde atılan adımların yönetimsel açıdan önemi inkar edilemez olsa da, bu dar görüş, yenilikçi süreçlerin gerçek değeri olan değişimi öngörmek ve yeni pazarlar yaratmayı  ciddi olarak ıskalıyor.

Buradan hareketle de, gittikçe artan (incremental) inovasyon, kurumsal anlamda en yaygın olarak başvurulan inovasyon olmaya devam ediyor.

İkinci yanlış anlaşılma, inovasyonu rekabetten bekleyip, rakip inovasyon yapınca oradan yürümek. Buna reaktif inovasyon diyoruz. Bu inovasyon tipi, tahmin edeceğiniz üzere pazarda çığır açmanızı, marka ve şirketiniz için niche yani size özgü pazarı yaratmanızı ya da yeni jenerasyon teknolojiyi icat etmenizi sağlayacak inovasyon türü değil.

Proaktif inovasyon dediğimiz inovasyonda, geliştirdiğiniz yeni ürün veya teknolojinin test edilmesi, analiz edilmesi ve uygulanması esastır. Sürece ise, “Başarısız ol ama bunu hızlı yap, sonrasında da daha hızlı başarılı ol” anlayışı hakimdir. Markaların onlara artı değer getirmeyen şeyleri deneme lüksü maalesef artık yok. . Pazarda hayatta kalmak istiyorsanız hem esnek olup hızla adapte olabilmeli hem de proaktif olarak inovasyon yapabilmelisiniz.

Mavi okyanus stratejisini (blue ocean strategy) duymuşsunuzdur. Bu, tüm oyuncuların fiyat üzerinden rekabet ettiği, “kırmızı köpek balıklarının gezindiği” sulara verilen isim. Ortamın böyle olduğu bir pazarda siz kendinize yeni ve niche bir strateji geliştirerek yepyeni bir Pazar yaratıyorsunuz.

Yellow Tail şarap markasını duyanlarınız vardır. İşte bu marka, bahsettiğim stratejiye çok güzel bir örnek.  Yellow Tail, yaklaşık 16 yıl önce, Avusturalya’dan çıkarak dünyanın dört bir yanına yayılan, orta fiyat bandında new age bir şarap markası. Orijinal şaraphane esasen,  Avustralya’da bir İtalyan-Avustralya premium şarap markası olan Casella olarak bilinir. Orijinal markalarıyla kar marjı oldukça düşük olan marka bunu değiştirmek adına yine orta fiyat bandında, beyaz yakaların günlük olarak tüketimini hedefleyen Yellow Tail adında yeni bir ürün gamı piyasaya sürdü. Casella şaraplarıyla hem fiyat hem de kalite açısından rekabet etmek yerine, tüketici beklentilerini iyi okuyarak, şişesi 11 dolardan kendi nich şarap pazarlarını yarattılar.

 

Elon Musk’u hemen hepimiz tanıyoruz;  Çağımızın en etkili inovasyon elçilerinden biri olan, Space X, Solar City  ve TESLA’nın CEO’su. Musk, SpaceX şirketinde, olağanüstü bir yeniliğe imza atarak, uzaya girme maliyetini önemli ölçüde düşüren, yeniden kullanılabilir bir uzay roketi geliştirmeyi basardil, işte proaktif yenilik tam da buna diyoruz.

# 5 Trend – Uyumluluk

 

Görsel: Back to the Future / IMDB

Dinozorlar bugünlere gelemeyip nesilleri tükendiyse bunun bir sebebi var! Tıpkı, bazı liderlerin sektörde yaşanan değişiklikleri takip edemeyip tekrar tekrar başarısız olmasının bir sebebi olduğu gibi Uyumluluk, hızla ve sürekli değişen dijital dünyada hayatta kalmanın en önemli yolu….

 

Günümüzün  değişen dijital dünyası ve trendler üzerinde bu kadar durmamızın sebebi onları daha iyi anlamak, kıssadan hisse çıkarmak ve bu trendleri gündelik iş hayatımıza uyarlamak.

Uyumluluk ya da trendleri uyarlamayabilme yeteneği, başarılı olabilmek için her zamankinden daha da hayati önem taşıyor. Yeni teknolojiyi işyerlerine, iş yapış şekillerine ve sunulan hizmet ve ürüne entegre edebilmek, sürekli değişen bu dijital dünyada başarının adeta sırrı.

Ben bunu bir adım daha ileri götürmek istiyorum ve diyorum ki,  yalnızca uyarlamak yetmez, proaktif olarak değişmek, hatta değişime liderlik etmek uzun vadede ayakta kalmanızı ve başarılı olmanızı sağlayacak unsur.

Değişim siz onu yakından takip etseniz de istemeseniz de gerçekleşecek. Bir lider olarak yapabileceğiniz en iyi şey, trendleri hem kendiniz hem de ekibinizin izlemesi ve uygulamasını sağlamak ve liderlik stilinizi, şirketinizi, ürününüzü ve iş yapış biçiminizi buna göre uyarladığınızdan emin olmak.. Lider olarak size düşen rol, net bir değişim vizyonu oluşturmak ve çevrenizdeki herkesin sizinle aynı sayfada olduğundan, yani bu vizyon etrafında toplandığından emin olmak.

İlgilendiğiniz her müşterinin her defasında başarılı olmasını hedeflemek, gerçekten fark yaratan inovasyonlar geliştirmek, içinde bulunduğunuz her iş ilişkisinde kişisel olarak sorumluluk duymak ve güven aşılamak. İşte lider olarak bunlar size başarıya götürecek. Attığınız her adımı inceleyin, şirket kültürünüze uymuyor mu, hemen bırakın.

 

Bir lider olarak, Nesnelerin İnterneti (IoT) Sanal Gerçeklik, Büyük Veri veya Akıllı Makine ve Teknolojileri şirketiniz ya da müşterilerinize fayda sağlayacak şekilde kullanmayı biliyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ve bilmiyorsanız, öğrenmek zorundasınız. Günümüzün liderleri, hem kendi sektörlerindeki hem de genel olarak iş dünyasındaki tüm teknolojik yeniliklere aşina olmak zorundalar. Günün sonunda tüketicileriniz beklentilerini sizin ürünleriniz üzerinden değil dijital dünyada edindikleri tüm tecrübelerin bir sonucu olarak oluşturuyorlar.

 

Ne yazık ki, günümüz liderlerinin% 60’ı yeni nesil teknolojilerin işlerine kazandırabileceği fırsatların farkında değiller. . Dahası, sadece% 13’ü şirketin CIO (Chief Information Officer) ya da CTO (Chief Technology Officer)’ının ajandasındaki önemli gündem maddelerini tahmin edebiliyor. Halbuki bu sadece CIO ya da CTO’nun değil şirketteki tüm liderlerin sorumluluğu olmalı.

Geleceğe Dönüş filmini çoğumuz hatırlıyoruz.  Neden, çünkü ismi oldukça çarpıcı ve akılda kalıcı işte sizin şirketinizin hedefi de bu şekilde anılmak olmalı. Şirketinizin IT ekipleri teknoloji sistemlerini, sadece bugünün trendlerini göz önünde bulundurarak değil geleceğin trendlerini de öngörerek geliştirmeli. Ancak, çoğu şirket emek ve yatırımlarını gelecektense bugüne odaklı olarak bloke ediyor.  Araştırmalar, IT bütçesinin yüzde sekseninin ancak mevcut sistemlerin sorunsuz çalışması ve bakımı için kullanıldığını gösteriyor.  Bu durumda tabi ki müşteri etkileşimini olumlu etkileyecek inovasyona harcanacak bütçe neredeyse yok denecek kadar az.

Önümüzdeki 10 yıl boyunca pazarda hayatta kalmak istiyorsanız, sadece bugüne değil, önümüzdeki 10 yıla yönelik çalışmalısınız.

Ayrıca, günümüz liderleri, daha akıllı ve daha stratejik kararlar vermek adına, hali hazırda mevcut teknoloji ve verilere muhakkak başvurmak, Büyük Veri ve Akıllı Makine teknolojilerini  (machine learning) iş süreçlerine mümkün olduğunca dahil etmek durumundalar. İş süreçlerini daha yalın ve ölçeklendirilebilir kılabilmek adına Bulut (cloud) ve Saas teknolojilerini benimsemeleri gerekiyor. Eğer bugünün verilerini kullanmazsanız, yarınınkilere alışmanız çok daha zor olur.

Bunu gerçekten çok iyi yapan ve uyarlanabilirlik ilkesini benimseyen şirketlerin başında Apple geliyor. 1985 yılından önce doğan çoğu tüketiciye Apple neyi simgeliyor diye sorarsanız, muhtemelen  markanın Mac bilgisayarlarıyla ünlü olduğunu söyleyeceklerdir. Halbuki bu şirketin reason to believe, yani varoluş sebebini hakkıyla yansıtmıyor. Tüketici ihtiyacını iyi anlamak ve buna göre yeni teknolojiler yaratmak şirketin esas varoluş sebebi. Apple, basit bir ipod ürünü ile başladı  ve yeni bir müzik dinleme deneyimi ile müzik pazarında adeta bir devrim yarattı. Bu devrimi, dokunmatik iPhone ve iPad’lere taşıyarak daha da geliştirdiler.

 

# 6 Trend – Kullanıcı Odaklı Tüketici Deneyimi

Görsel: Minorty Report / IMDB

Satın alma tecrübesi kendisine uygun olmadığı, alakasız reklamlara maruz kaldığı, web sitesi hızlı açılmadığı ya da markaların günlük hayatında önüne çıkan diğer olumsuz klişeler sebebiyle yaptığı alışverişten memnun olmayan internet kullanıcılarının toplam günlük harcaması  €6M’un üzerinde. Peki bu durumda ne yapmak gerekiyor?

Tüketici merkezli içerik veya kullanıcı deneyimi yeni olmamakla beraber, giderek daha fazla ilgi çeken bir trend olarak karşımıza çıkıyor. 2018’de bu trend özellikle daha da büyük önemli olacak. Gördükleri reklamlar, ziyaret ettikleri web siteleri ve gittikleri mağazalarda  gittikçe daha fazla kişiselleştirilmiş deneyim bekleyen tüketiciler sayesinde, bu trend adeta bir fenomen haline gelecek ve bu trendi iyi anlayan ve uygulayan markalar yukarıda bahsettiğimiz Mikro Anlar’ı tabir-i caiz kazanacaklar.

Trendi öncelikle bir iki önemli istatistikle tanıtalım:  Tüketicilerin yüzde 75’i, kendilerine özel içerik görmeyi tercih ediyor, yüzde 78’i ise, kişiselleştirilmiş içerik sunan markaların, kendileri yani üketiciler ile daha iyi ve sağlam ilişki kurma peşinde olduğunu düşünüyor.

Peki bu özelleştirme neye benziyor ve gerekli veriyi nereden sağlıyoruz? Veri odaklı ve buradan hareketle isabetli reklam kavramı, tıklama ile gelen kazanım takıntısını bir kenara bırakıp tüketicinin sayfanıza ve reklamınıza bakarkenki etkileşim oran ve etkileşim şekillerini esas almanız demek oluyor. Bu noktada, hava durumu, lokasyon, sosyal medya haber akışı, tüketici davranış biçimi gibi birçok faktörü göz önüne alarak tüketici deneyimini kişiselleştirmek mümkün.

Bu kullanıcı odaklı tüketici deneyimini en iyi sunan markalardan biri şüphesiz Amazon. Platform üzerinden en son yaptığınız aramayı bir düşünün, size hemen bu ürünü arayan diğer kullanıcılar şu ürünleri de aradı şeklinde ürün alternatifleri sunuyor. Bir ürün satın aldınız, size hemen o ürüne benzer diğer ürün alternatiflerini listeliyor.

Amazon, tüketiciyi işinin merkezine koymayı en iyi başaran  şirketlerden biri. Amazon Prime milyonlarca ürün için “aynı gün teslim” özelliği ile hayatına başlamış olsa da zamanla müzik ve video indirme, tüketiciye özel bulut bilgi işlem servisleri ile gittikçe zenginleşerek yoluna devam etti. .

Umarım bu yazı ile sizleri ana trendler ile tanıştırmış ve günlük iş hayatınızda önünüze çıkması olası marka ve ürün senaryoları için hazırlıklı olmanıza yardımcı olmayı başarmışımdır. Tabi 2018’deki trendler sadece bunlardan ibaret değil. Nesnelerin İnterneti (IoT), Artırılmış Gerçeklik (AR), Blockchain ve kripto para birimleri gibi daha birçok trendi de yakından takip etmek gerekiyor. Onları da ilerideki yazılara saklayalım 🙂

Ayşe Güvencer’i Linkedin‘de takip edebilirsiniz.

Tuğçe Çotuk
86 yılında Istanbul'da doğdu. Güzel Sanatlar Lisesi'nden sonra Bilgi Universitesi Sinema Bölümü'ne başladı. Üniversite döneminde eş zamanlı film festivali yöneticiliği yaparken, dijital ajanslarda çalışmaya başladı. 2011 yılında pazarlama eğitimi için San Franciso'ya gitti ve sonra dijital iletişim sektöründe çalışmaya devam etti. Şu an Four Seasons Hotels Türkiye'nin Sosyal Medya ve Pazarlama Koordinatörü olarak profesyonel yaşamına devam ediyor.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Starcom Dublin Dijital ve Strateji Direktörü Ayşe Güvencer’den 2018 Dijital Trendleri

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.