İletişim Dünyasının Gizli Kahramanı : Kurumsal Sosyal Sorumluluk


Çalışan Gönüllülüğü ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Havalı terim şu sosyal sorumluluk, başına “kurumsal” kelimesini de ekledik mi tadından yenmiyor. Hep bahsediyoruz, efendim markamızın şöyle sosyal sorumluluk projeleri var, böyle güzel işler yapıyoruz… Kulağa çok hayırsever ve güzel gelse de sosyal sorumluluk projesi yürütmek hayırseverlikten öte bir iş! Hele de kirletmeye her an devam ettiğimiz dünyamızda sürdürülebilir bir proje yaratmak için hayırsever bir iletişimci olmak yetmiyor. Üzgünüm ama teoride kalandan fazlasını istiyor bizden sosyal sorumluluk,temelde iyi niyet var ama çalışan olarak daha fazla gönüllü olmamızı, yaptığımız işi her alanda sahiplenmemizi, paydaşından Sivil Toplum Kuruluşu’na kadar sahiplenmemizi istiyor bizden. Ve haklı da!

Daha pembe bir dünya çizmek isterdim gözünüzde, efendim sosyal sorumluluk projesi yapın, bakın şöyle kolay, şöyle yapılabilir, demek isterdim. Siz de güle oynaya yarınki toplantınızda bu fikri öne atıp hemen işbirlikleri yapmaya başlayıverirdiniz, konkurdan konkura koşar sizi ikna eden ajansla anlaşmanızı yapar ve markanıza işbirlikçi olarak dahil ederdiniz. Sonrası mı? Sonrasını ajans düşünsün artık .

Global markaların hemen hepsinde az çok yürütülen ve hatta PR malzemesi olarak da kullanılan sosyal sorumluluk projeleri mevcut. Çalıştığınız markalarda birileri var, yardım kampanyalarında gönüllü olarak yer alıyor ve bunu yaparken çok eğleniyor gibi görünüyorlar değil mi? “Aman canım, dünyayı mı kurtarıyor sanki?” dediğiniz o iş arkadaşlarınız var ya, onlara iyi bakın. Dünyayı kurtarmasa da üç beş çocuğun eğitim bursuna katkı yaparak, birkaç yaban kazının yaşam alanını koruyararak, birkaç ağacın yok olmasını önleyerek sorumluluğu üstleniyorlar.

Gelin gerçeklerden bahsedelim, sosyal sorumluluk doğru kurumlarla doğru amaç için işbirliği içinde yapıldığında amacına ulaşıyor ve işte o zaman tadından yenmiyor. Aslına bakarsanız, iletişim dünyasının sessiz çocuğu sosyal sorumluluk, tüm birimlerle ortak çalışan ama adından da en az söz ettiren, aslında en çok ses getirecek olan, duygusal faydaya en çok hitap eden ama ısrarla yöneticilere kabul ettiremediğimiz sessiz çocuğumuz şu sosyal sorumluluk!

Kendilerini dünyanın en önemli şirketleri arasında gören şirketlerin çoğu sosyal sorumlu. Buradan devam edelim derim.Bir araştırma şirketi yaptığı araştırmasında, kurumunuzun adını anarken karlılığınızdan, satışlarınızın çokluğundan değil de, sosyal sorumluluğunuzdan bahsediyorsa işte orada durunuz! İstediğinizi aldınız, müşteri ve paydaşlarınızın gözüne duygusal fayda tarafından girdiniz demektir. Markaların duygusal faydaya hitap eden tek iletişim aracı reklam değildir, sosyal sorumluluğu da bu açıdan kullanabiliriz.

Peki ne yapalım da gönüllü ya da sorumlu olalım, markalarımızın çalışan gönüllüsü olalım? Bir kere şunu belirteyim bu asla bir hayal ürünü değil! Yapılan iş çok gerçekçi ve samimi, iletişimin tam ortasında bir iş, hem çalışan aidiyetini artırıyor, hem itibarı, hem beni mutlu ediyor hem de sosyal fayda sağlıyor.

Nereden Başlayalım?

Kahve molalarınızda iş arkadaşlarınızla paylaşacağınız, ufak tüyolardan oluşan bir yazı hazırladım size.

Okurken markanızın artı ve eksilerinizi bir kenara not etmenizi tavsiye ederek keyifli okumalar diliyorum…

1)Karar ver!

Markanın şapkasını önüne koy ve tahrip ettiğin, yok ettiğin şeyleri hangi şekilde onarabilirsin, hangi alanda bir sosyal sorumlu olabilirsin karar ver. Neyi yok ediyorsun? Onu telafi edecek bir mesele bul,çocuklar,yaban hayvanları,ormanlar…

2)İşbirliği Yap!

Kimle? Tahrip ettiğin şeyi bir yandan nasıl onarabilirsin, bir yandan yok ederken, bir yandan nasıl yeniden yapılandırırsın bunu en iyi bilenden STK’lardan destek al. Çünkü neyi nerede nasıl yapacaklarını en iyi onlar bilir.

3)Can’ım Paydaş!

Kimdir bu paydaş, iş mi kuruyoruz şimdi yine mi resmi evrak, yine mi resmi kurum? Demeyin hemen öyle, bu nokta kilit nokta, çünkü kurumun nasıl nerede temsil edildiği, kamu spotlarında, zorunlu yayınlarda kimler tarafından desteklendiği işin ciddiyetinin görünürlüğü açısından çok önemli!

4)Asla yapamayacağın şeyleri vadetme!

Şeffaflık, Sosyal sorumluluğun en önemli ölçütlerinden biri, yani sen bir kurum olarak bilmem ne kadar gazı dünyaya salıveriyorsun öte yandan karbon ayak izini azaltmaktan bahsediyorsun… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demez mi müşteriler? Zira bu karşımızdakileri kandırmaktan öteye gitmeyen, gerçekçi olmayan bir vaadle başarıya ulaşmak imkansız.

5)Şeffaf Ol!

Burada emin olduğun, sağlamasını yaptığın bilgileri bir platformda paylaşmaktan bahsediyorum. Bir anlamda raporlama denebilir. Bu paylaşım rutin olarak yapılırsa, aylık, üç aylık, yıllık her ne kadar olabiliyorsa… Tamamen şeffaf olmak birincil hedef, çalışanlara ve yöneticilere eşzamanlı olarak projede  kurumunun neyi amaçladığını, ne kadar ilerlediğini, bu doğrultuda neler yaptığını resmi internet sitemizden duyurup çalışanlarla paylaşmak projenin görünürlüğünü artırmak ve çalışan gönüllülüğünü artırmak adına teşvik edici olacaktır. Bir kere altını dolduramayacağınız hiçbir bilgiyi yöneticinize sunmayın. Raporlamak önemli ve siz bu insiyatifi bireysel olarak alacak kişisiniz.Unutmayın, kendinize verdiğiniz değer kadar etrafınızdakilere verdiğiniz izlenim de çok önemli.

 

6)Girişimci Ol!

Bireysel olarak en çok korktuğumuz şeylerden biri “ya başıma bir şey gelirse?” Bir adımı atarken onu enine boyuna değerlendirip, ilgili raporları inceledikten, birkaç makale inceledikten sonra yeterince alanda yapılmamış bir şey yok, acaba neden yapılmamış, yapılmadığına göre tehlikeli sular gibi paranoyalarla kendimizi korkutmak , şu an içinde bulunduğumuz çağdaki bir girişimci için en son endişeleneceği şeylerden biridir.

Zira devir değişti, değişen yalnızca Çelik değil! Markanın rakip olduğu firmalar da aldı yürüdü, kurumun mevcut statüsünü ilerletmekten çok yerinde sayıp, azıcık aşım kaygısız başım modelini sürdürmek için elinden geleni yapan geleneksel yöneticilerinizi harekete geçirmenin zamanı geldi. Onlara bir fırsat verin, içlerindeki yöneticiyi lidere çevirmek belki de sizin elinizde.

7)Tebrikler…

Artık siz de resmi olarak bir sosyal sorumlu, girişimci ve gönüllüsünüz. Harika projeleri gerçekleştirmemek ve kendinize inanmamak için hiçbir sebebiniz yok.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim Dünyasının Gizli Kahramanı : Kurumsal Sosyal Sorumluluk

log in

reset password

Back to
log in