Homosapienden Fomosapiene


İsviçreli bilim insanları yine boş durmamış olacak ki yeni bir hastalık daha keşfedildi. Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat çılgınlığı derken nur topu gibi bir hastalığımız oldu. Adı FOMO ve sosyal medya kullanıcılarını çok yakından ilgilendiriyor.

Peki nedir bu FOMO?

 

FOMO, uzun ve orjinal haliyle Fear of Missing Out, kısaca “gelişmeleri kaçırma korkusu” olarak tanımlanabiliyor. Hastalığa yakalanan insanlar çevrelerinde olup biten gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyor ve çevresinde gelişen olayları kaçırma korkusuyla stresleri katbekat artıyor. FOMO’ya yakalanmış kişiler sürekli yazı yazma, yorum yapma, konum bildirme, fotoğraf-bilgi paylaşma, diğerleri tarafından beğenilme isteği fazla ve aynı zamanda diğer kişilerin ne zaman-ne yaptığı, nereye-nasıl gittiği, kiminle-ne görüştüğü konusunda merak duygusu fazla olan kişilerdir. Elbette tahmin ettiğiniz gibi bu durum hayatlarını oldukça olumsuz yönde etkiliyor.

Gelin konuya günlük hayatımızdan örneklerle açıklık getirelim..

Her an her yerde bir şeyler oluyor ve siz bunlardan haberdar olmadığınız için panik mi yaşıyorsunuz? Her sabah gözünüzü açtığınızda elinizi hemen başucunuzdaki akıllı telefonunuza atıp, tek gözle bile olsa şöyle kısa bir Instagram, Facebook, Twitter, Snapchat turu atıyor musunuz? Telefon yakınlarınızda değilse ya da uzun bir toplantıya girmişseniz bir şeylerin uzağında ve habersiz kaldığınız korkusu yaşıyor musunuz? Ya da telefonunuzu evde unuttuğunuz gün yaşam damarlarınızdan biri kopmuş gibi hissediyorsanız, o zaman sizde FOMO’ya yakalanmış olabilirsiniz. 

Peki, uykusuz kalmamıza, daha az kitap okumamıza, sürekli olarak hesaplarımızı kontrol etmemize neden olan FOMO nedir ? Aslında cevabı hiç şaşırtıcı değil. Her insanda bir kontrol duygusu vardır. Bu durum da insanın kontrol duygusu ile ilgili bir korku. Nasıl hastalandığımızda, fiziksel bütünlüğümüz bozulduğunda vücudumuzda ağrı sızılar oluşuyorsa, psikolojik bütünlük bozulduğunda da korku ve endişeyle kendimizi huzursuz hissediyoruz.

Günümüzde sanal alemde daha fazla yer edinmek gibi bir kültür oluştu. Twitter’da yazdıkları retweet yapılmayan veya Facebook’da yeterince beğeni almayanlar, ya da Instagramda takipçi sayılarından hoşnut olmayanlar, kendilerini kötü hissediyorlar. Hal böyle olunca sosyal medya ile geçirilen zaman miktarı gittikçe artıyor ve bununla birlikte haz tatminleri azalıyor. Beyindeki ödül-ceza sistemi bozuluyor ve neticesinde bu kişiler sanal ortamda bulunmaktan büyük zevk alıyorlar. Bunu beyindeki ödül-ceza sistemine kaydediyorlar ve eksikliğinde sanki temel ihtiyaçlarını almamış gibi hissedip huzursuz ve stresli oluyorlar. Bu ihtiyaç yoksunluğunu  “sanal uyuşturucu” olarak tanımlayabiliriz. Nasıl ki uyuşturucu kişinin karar verme yeteneğini kaybetmesine neden oluyorsa, FOMO da kişinin bilinç kontrolünü bozuyor.

Baktığımız zaman FOMO “Uyuşturucudan daha tehlikeli” 🙁

FOMO’ya sahip olan insanlar güzel bir akşam yemeğinde, arkadaşları ile geçirilen anlarda diğer insanların durum paylaşımları, tweetleri ya da instagram fotoğrafları yüzünden kaliteli zaman geçiremiyorlar. FOMO sebebiyle araba kullanırken bile whatsapp mesajı yazan, facebooka göz atan kişilerin dikkat dağıtan halleri kazalara sebebiyet verebiliyor.

Sözde stresten uzaklaşmak, rahatlamak için yaptığımız tatillerde çekilen fotoğrafların Instagrama yüklenmesi, nereye gidildiyse yer bildirimi yapılması ve ardından gelen beğeni ve yorumları takip etmekle günlerimizi geçiriyoruz. Tabiri caizse günümüzde nefessiz kalmaya telefonsuz kalmaktan daha uzun süre dayanıyoruz. Aman kimseyi bilgisiz bırakmayalım ve etrafta olan bitenden bihaber kalmayalım.

Ne yapıyoruz biz ? Bağımlı değiliz de neyiz ?

Bağımlı değilim diyorsanız ne mutlu size, virüs henüz size bulaşmamış.

Ama dikkat etmekte fayda var!

FOMO adındaki sosyal medya hastalığının belirtiler nelerdir ve kurtulmak için ne yapılmalı?

FOMO hastalığı insanların sosyal medyaya olan bağlılığını özetleyen bir ruh halidir. Bu hastalığın başlıca belirtileri, sürekli sayfa yenileme ihtiyacı hissetmek, sosyal medyada online olmadığımız zamanlarda huzursuz hissetmek, paylaşılan bir fikrin veya görselin beğeni almaması sonucunda ortaya çıkan duygusal çöküntü veya sizi ucundan kıyısından dahi ilgilendirmeyen olaylara karşı aşırı sinirlilik olarak gösterilebilir. Arkadaş ortamlarınız bir kenara dursun, aile içerisinde minimum seviyede kurulan diyaloglar bile (eğer çok geçerli bir sebebiniz yoksa) sosyal medyaya olan bağımlılığınızı göstergesidir. En basitinden eğer yanınızda sürekli powerbank taşıyorsanız, çantanızdan şarj cihazınızı eksik etmiyorsanız üzülerek söylüyorum bence siz de FOMO’sunuz

Bu konuda yapılan araştırmaların sonuçları ise tüm gerçeği gözler önüne seriyor. Yaklaşık 200 bin kişi üzerinde yapılan testler sonucunda, kullanıcıların yüzde 40’ı sosyal medyada aktif olmaları gerektiğini belirtti. Eğer aktif olamazsa önemli haberleri, durumları vs. kaçırdığını varsayarak, huzursuzluğun kıyısından kurtulamadıklarını dile getirdiler.

İşte FOMO’lardan gelen samimi itiraflar silsilesi…

Kabul ediyorum…”

Bazen arkadaşlarımla dışarı çıktığımda kalmak istediğim süreden daha uzun süre yanlarında kalıyorum; çünkü ben yanlarında değilken ilginç bir olayın yaşanmasından ve bunun dışında kalmaktan çok korkuyorum. Umrumda olmayan filmleri sırf tartışmalardan uzak kalmamak için izliyorum. Bulunduğum ortamlarda çevremdeki insanlarla konuşmak yerine birkaç dakikada bir Facebook ve Twitter’ımı kontrol ediyorum, çünkü önemli bir şey yaşandığında herkes sosyal medyada bu konular üzerine konuşuyor. Gündemden uzak kalıp kendimi dışlanmış hissetmek istemiyorum.

Çok sosyal bir işim var ve sürekli işimle ilgili organizasyonlar için davetlere katılıyorum. Bu davetleri geri çevirebilmem mümkün değil, çünkü ertesi gün ofisteki herkes gecede yaşananlar hakkında konuşurken kendimi yabancılaşmış hissediyorum. Sırf bu sebeple iş dışındaki arkadaş buluşmalarıma gidemiyorum. Zamanla arkadaşlarımın artık dışarı çıkarken bana haber vermediklerini ve iş dışındaki sosyal hayatımın yavaş yavaş yok olmaya başladığını fark ettim. Dürüst olmak gerekirse, işle ilgili organizasyonlarda pek eğlendiğim söylenemez. Fakat her seferinde bu organizasyonlara katılmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Çünkü gitmediğim takdirde o gece gerçekleşebilecek ilginç bir olayı ya da kariyer fırsatını kaçıracakmışım hissine kapılıyorum.

FOMO her ne kadar negatif etkileriyle tartışılan bir bozukluk olsa da, bazı insanlar için oldukça motive edici olabiliyor. FOMO sayesinde birçok insan sınırlarının dışına çıkarak kendilerini her gün daha fazla geliştirmeye ve yeni şeyler öğrenmeye çalışıyor.

FOMO’nun kaygı ve stres yaratması ya da motivasyon kaynağı olarak kullanılıp kişisel gelişiminize katkı sağlaması arasında ince bir çizgi var. Bu çizgide kalabilmek için de daima anı yaşamak, başkalarının hayatlarına değil, kendi hayatımıza odaklanmak ve sosyal ağlarda geçirdiğimiz zamanı abartmamak gerekiyor.  Yapabildiklerinize odaklanıp bunlarla gurur duymayı bildiğiniz sürece, FOMO’yu hayatınızı olumlu yönde geliştirecek bir araç olarak kullanabilmeniz mümkün.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Homosapienden Fomosapiene

log in

reset password

Back to
log in