Hollandalılaştıramadıklarımızdanmısınız…


Bu ülkede yüzünü en fazla Batı’ya dönmüş sektör hangisi diye sorarsanız bu sorunun tartışmasız cevabı; pazarlama sektörüdür…

Amerika ve Avrupa pazarlama adına neyi formüle ederse, o formül Türkiye’de aynen uygulanır. Televizyonda sadece reklamları izleyen bir yabancı için Türkiye, tam anlamıyla bir Batılı ülkedir. Tabi reklamlar bittiğinde evlendirme programlarını izlemeye devam ederse rahatlıkla bu dünyadan olmadığımızı da düşünebilir.

Bunun pek çok sebebi var elbette. Bir kere modern pazarlama tekniklerinin pek çoğu Batı menşeili. Pazarlama ile ilgili öğrendiğimiz pek çok şeyi de Batı kaynaklı eserlerden öğrendik. Büyük reklam ajanslarımızın büyük ortakları da Batılı reklam ajansları. Yeni nesil reklamcılarımız da Batı kafasında olmayı seviyorlar kuşkusuz.

 

Hollanda2İnci Küpeli Kız

İşte tüm bunlar birleşince hangi Batılı figürü reklamıza konu yapsak diye kurgulamaya  başlıyorsunuz. Mesela tabak çanağınızı satmak için reklam senaryosunu Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” tablosunun üzerine kuruyorsunuz. Sanırsınız ülke insanının çoğu sanat tarihi mezunu; müzelerin, sanat galerilerinin kapısında kuyruk olmuş. Başrol oyuncunuz bile İnci Küpeli Kız’a bu kadar benzediğini daha önce bilmediğini açıklıyor; üzülme Tuba, çoğumuz İnci Küpeli Kız’ı da bilmiyorduk aslında…

Yine de sorun çıkarmadan izliyorduk bize sunulanı ama sonunda ülkeler arasında problem çıktı. Siyaseten bozuldu Hollanda ile aramız; büyük ayıp ettiler bize. Sonra Almanya ile de gerildik. Trump’lı Amerika ile zaten limoniydik. Van Persie’den yeşil sahada beklenen verimi alamamıştık  ama Sneijder’i seviyorduk baya; Yolanthe yengemizdi falan. Üçü de reklamlarımızda boy gösterdi…

İnci Küpeli Kız’ı başrole koyanlar duyamamışlardı demek ki ama aslında Batı ile gerilimin ayak sesleri çok uzun zamandır geliyorum demekteydi. Kriz patlar patlamaz, İnci Küpeli Kız da ekranlara veda etti.

Yerli ve Milli Reklamlar

Batı ile köprüleri attıkça, pazarlama ürünlerimizdeki Batılı motiflerin sayısı da azalıyor ve daha da azalması muhtemel. Yerli ve milli karakterler, Batılı karakterlerin yerini alıyor. Her ne kadar “Türk Bayrağı” gibi toplumun tamamına mâl olmuş milli figürlerin reklamlarda kullanılmasını engelleyen kanunlar bulunsa da firmalar bu kuralları esnetmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Hollanda3Üstelik bizim piyasamızda faaliyet gösteren firmaların ve ürünlerin çoğu da Batı menşeili ama tüketicideki milli duygular körüklendikçe onlar da bizden daha fazla yerli olmaya razı gibiler. Cola Turka’nın geçmişte Pier Van Hooijdonk’a taktığı bıyık, o dönemde sadece espriydi ama günümüzde neredeyse bir gereklilik.

Bu zamanda reklamı uzun ömürlü olsun isteyen, yerli ve milli değerlere yüklenir. Devir artık Vermeer’in İnci Küpeli Kız’ını bilen değil, Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftan’ını okuyan pazarlamacıların devri…

Erdem Çöplen
Erdem Çöplen, 1978 İzmir doğumluyum. Ankara Ün. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun oldum. İlk ciddi iş tecrübemi Hürriyet Gazetesinde foto-muhabirlik yaparak yaşadım. Bir süre çeşitli ajanslar için tanıtım fotoğrafları çektim. 2007 yılında Türk Kızılayında göreve başladım. Uzun yıllar Kurumsal İletişim Bölümünde yönetici pozisyonunda çalıştım. Şu anda da Türk Kızılayının Sponsorluk Birimini yönetiyorum. Amatör olarak senaryo ve öykü yazarlığı da yapıyorum.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hollandalılaştıramadıklarımızdanmısınız…

log in

reset password

Back to
log in