Gig Ekonomisi ve Dört Temel Bağlantısı


Gig Ekonomisi nedir?

Bu soruya bir açıklama yapılabilmesi için öncelikle bir örnek vererek başlamak isterim. Bunun için en iyi ve güncel örnek olarak Uber şoförlerinin çalışma modelini belirtebiliriz. Bu modelde sürücüler Uber’in istemiş olduğu şartları sağlaması halinde sistemden kayıt oluyor, kapsamlı bir eğitimden geçiriliyor ve sonrasında mesai kavramı olmaksızın istedikleri saatlerde ve istedikleri süre kadar hizmet verebiliyor. Burada en önemli nokta mesai kavramının olmaması da değil; kişinin çalıştığı kadar, verdiği hizmet kadar ücretlendirilerek kazanç sağlaması. Yani klasik bir işveren-işçi ilişkisinin olmaması.

Gig ekonomisini yukarıdaki örneğini de göz önünde bulundurarak kurumların ya da kuruluşların bağımsız kişiler ile kısa süreli / iş başına anlaşma yapması olarak tanımlayabiliriz. Intuit’in gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre bu kavram yeni nesil bir trend niteliğinde ve 2020’de ABD’deki iş gücünün yüzde 40’ı bu şekilde çalışacak.

Kısa süreli işlerin bu şekilde yükselmesinde pek çok nedeni sayabiliriz. Dijitalleşme özellikle iş gücünün daha mobil olmasını sağlamıştır. İşler mekana bağlı olmaksızın halledilir hale gelmiştir. İş ve iş yeri kavramlarının artık ayrıştığından rahatlıkla bahsedebiliriz. Bu şu anlama da gelmektedir; freelance çalışan birisi Dünya’nın herhangi bir yerinden herhangi bir işi ya da projeyi seçebilir. İşverenler için de bu en iyi profesyonelleri spesifik projeler için büyük bir havuzdan tercih edebileceği anlamını taşımaktadır.

Harvard Business Review’da yayınlanan Thriving in the Gig Economy (Gianpiero Petriglieri, Susan J. AshfordAmy Wrzesniewski) adlı makalede de mevcut gelişmelerin özgürleştirici bağlantıların geliştiğinden ve yükseldiğinden bahsetmektedir. Buna göre insanlara daha fazla özgür alan sağlandığında bu onların bağlılığını ve kreatif yeteneklerini artıracağı için elde edilen verim de artacaktır. Bu konu altında önemli unsurları belirten bağlantılar da dört adet başlık altında toplanmış durumda:

1.) Yer

Kurumsal bir ofis ortamından bağımsız bir şekilde insanlar kendilerini rahatça çalışabilecekleri yerlerde çalışma ortamının stresinden kurtarmayı ve daha verimli olmayı hedefliyorlar. Baskılar ve kendilerini değersiz hissettiren tavırların yarattığı psikoloijk yorgunluk ile mücadele etmektense kendilerine güzel kişisel bir alan yaratmak bu özelliği getiren temel motivasyon olarak gözükmekte.

2.) Rutinler

Organizasyonlar, rutinler güvenlik gerekçes ile ya da bürokrasi nedeniyle oluşmaktadır. Rutinler pek çok araştırmaya göre pek çok başarılı sporcuyu, bilim adamını ve sanatçıyı odaklanma ve performans anlamında olumlu etkilemiştir. Ancak, bu rutinler iş hayatı içerisinde motivasyon düşürücü olabilmektedir. Yaratıcılığı etkileyebilmektedir. Bunun için günlük hayat içerisindeki rutinler ile çalışma hayatı içerisindeki rutinleri ayırmakta fayda vardır.

Hergün sabah 6’da kalkıp, bir saat koşunuzu yaptıktan sonra kahvaltı yapıp; 9’da mesainize başladığınız hayatı düşünün. Akşam saat 7’de evinize geri dönüp, güzel bir akşam yemeği yiyip 11’de uyuduğunuzu varsayalım. Bu hayatın bu düzen içerisinde gitmesi çok normal ve rutinleri beraberinde getirmektedir. Ancak işiniz ile ilgili olan kısımda rutinleri ortadan kaldırdığınızı bir gün evden, bir gün bir 3’üncü dalga kahve dükkanında otururken çalıştığınızı varsayalım. Çalışma yerinizi ve çalıştığınız firmayı sizin seçtiğiniz bir düzenden bahsettiğimizde günlük hayatın rutinindeki düzeninizi iş hayatı içerisinden sıyırarak düzenli ama yaratıcı bir canavar olmanız mümkün.

3.) Amaç

Pek çok insan için, Gig Ekonomisi tanımı “kendi işinin sahibi” olmak gibi gözükse de aslında değer kazandıran özelliği piyasa içerisinde kişilerin doğru işlerde doğru temeller atmasına olanak sağlayabilmesidir. Amaç, kişisel ilgi alanları ile motivasyonlar arasında bir köprü kurmaktadır. Bu köprü kesinlikle günümüzde en çok ihtiyacı duyulan şeylerden birisidir. İnsanların para kazanmak için yaşama bir anlam katmak için çalıştığı bir ekosisteme kadar götürebilecek bir amaçlar bütünü Gig Ekonomisi ile birlikte elde edeceğimiz çıktılardan gibi duruyor.

4.) İnsanlar

İnsanlar sosyal varlıklardır. Kurumsal ortamdaki çalışma ortamında diğer insanların kariyerimiz için ne kadar önemli olduğunu uzun zamandır pek çok araştırma göstermiştir. Rol modellerimizi, bizi geliştirebilecek yol arkadaşlarımızı düşünürsek gelişimimiz için sosyal etkileşim çok değerlidir. Vivek Murthy’nin “İş ve Yalnızlık Salgını” isimli makalesinde bağımsız çalışanların yalnızlık salgını konusunda risk altında olduğundan bahsetmiştir. Amerika’da yaşayan pek çok çalışan ve CEO görev başında yalnız kaldıklarını hissetmektedirler. Yine Amerika’da yaşayan yetişkinlerin %40’ının kendisini yalnız hissettiğini (araştırmacılar oranın daha da yüksek olabileceğini vurgulamaktadır.) ve insanların sırdaş olarak nitelendirebileceği kadar yakın bir dostunun varlığının her geçen yıl azaldığını belirtmektedir. Bunu da düşünürsek “yalnızlık hissi” gerçekten de salgın boyutunda diyebiliriz.

Peki yalnızlık neden son yıllarda iyice artan bir his durumunda? Neden insanlar yetersiz sosyal iletişimde olduklarını ya da paylaşımda bulunabilecekleri insan sayısının yeterli olmadığını düşünmektedir? Tek başına yaşayan insanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Artan bir diğer şey de insanın mobilitesidir. Gig ekonomisi gibi yeni çalışma modelleri esneklik katsa da insanlar arası etkileşim ve ilişkileri azalmaktadır. Ofiste veya kalabalık çalışma ortamlarında bulunmak da bunun çok etkili sağlanacağı anlamına gelmez. Bilgisayar başındaki işler, iş odaklı toplantılar ile geçen bir gün içerisinde sosyal etkileşim olmayacağı gibi kahve molaları, happy hour’lar içerisindeki paylaşımlarda da ne kadar samimiyet olduğunu düşünmemiz gerekir.

İnsanların kötü ilişkilerinin olduğu kişilerin varlıkları da demotive edici bir unsur olabilir. Pek çok anlamda bağımsızlığı getiren bir modelde her gün aynı insanlarla çalışacak olmamak da bu noktada artı sayılabilir. Ancak kişisel fikrim insan faktörünün Gig Ekonomisi açısından ne bir artı ne de bir eksi olduğu yönündedir.

Gig Ekonomisi’nin başarılı olabilmesi için de değer katan nokta, bu dört bağlantı üzerinde denge kurmasında saklıdır. Yaşayabilir ve dayanıklı bir denge kurulması hem bu ekonomi içerisinde çalışanları hem de makroekonomik olarak istihdamı olumlu etkileyecek bir düzenin habercisi olacaktır.


Rıza Doruk Ercan
Lisans derecesini Hacettepe Üniversitesi Iktisadi İdari Bilimler Fakültesi Aile ve Tüketici Bilimleri alanında, yüksek lisans derecesini İspanya'da Camilo Jose Universitad ve Eserp Business School'un beraber yürüttüğü İşletme Anabilim Dalı Pazarlama Yönetimi programı ile almıştır. Paris European Communication School'da Pazarlama İletişimi üzerine Profesyonel Master Derecesi almıştır. Lisans döneminde Perakende sektörünün global markası Walmart'ın Birleşik Krallık'taki iştirakı olan ASDA Walmart'ta proje staji kapsamında perakende yönetimi, tüketici çalışmaları ve pazarlama alanında yürütülen araştırmalarda görev almıştır. Lisans ve yüksek lisans eğitimi sürecinde marka yönetimi, tüketici davranışları ve stratejik pazarlama üzerine proje ve tez çalışmalarında bulunmuştur. Şu anda da Türkiye'de bankacılık sektöründe Pazarlama Departmanı bünyesinde görev almaktadır.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gig Ekonomisi ve Dört Temel Bağlantısı

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.