Dijitalleşen Gelenek; Hikaye Anlatıcılığı ( Storytelling)


Dünyada daha yazı icat edilmemişken bile insanlar birbirlerine hikayeler anlatarak efsaneler, tanrılar, düşmanlar yaratmışlardır. Hikaye ne kadar iyi olursa ona inanan kişi de bir o kadar fazla olur. Kendimizden yola çıkarsak; hepimiz büyüklerimizden hikayeler dinleyerek büyüdük, her ne kadar yeni çağın nimetlerinden faydalanan çocuklar olsak da, yatmadan önce iyi bir masalla uyumak en sevdiğimiz şeylerden biriydi. Ama herkes dedelerimiz ya da annemiz gibi de anlatamazdı, bu yüzden mızmızlanıp masala daha heyecan katılmasını ister ve sonunu merakla beklerdik. Herkesin yapamadığı, ustalık isteyen hikaye anlatma sanatı nasıl oldu da bir pazarlama aracına dönüşüverdi?

Dijital araçlar ile birleşip bir de reklam yazarları tarafından yaratıcı unsurlar da katıldığı zaman ortaya çıkan şey dijital hikaye anlatıcılığıdır. Aynı zamanda pazarlama dünyasının son zamanlarda göz bebeği haline gelmiş içerik pazarlaması (content marketing) ile de iç içe geçmiş bir bütündür. Geleneksel hikaye anlatıcılığı ile dijital hikaye anlatıcılığı arasındaki farkın giderek nasıl bulanıklaştığına dair örneği olarak Ted konuşmalarına verebiliriz. Özünde Ted konuşmacıları aynı zamanda iyi birer hikaye anlatıcısıdır. Konuşmacıların amacı; yaşantılarını, deneyimlerini anlatarak daha fazla kitleye ulaşıp insanlara ilham ve cesaret vermektir. Bir işletmenin CEO’su nun ilham veren ve herkesin gözlerinin dolmasına sebep olan hikayesinin satışları arttırabilmesini beklemeli miyiz? Tabi ki hayır. Ama o CEO’ nun videosu YouTube’ da milyonlarca kez izlenip ve sosyal medya da binlerce kez paylaşıldığı zaman kazanılan para olmaz, kazanılan şey kitlelerin sempatisi olacaktır.

Elon Musk’ ın geleneksel hikaye anlatımından evrimleşip dijital hikaye anlatımına dönüşen 3 milyon kez izlenen TED X konuşması.

Dijital hikaye anlatılığı (storytelling) kısaca geniş kitlelere hitap eder, etkileşime açıktır. ” Bizi bize anlatan” reklamların kimisi hüzün verir, paslanmaya yüz tutmuş anılarımızı değerlerimizi hatırlatır (bayramlarda televizyonlarda sık sık gördüğümüz şeker reklamları gibi) ya da mutluluk verip içimizde güzel duygular uyandırır. Bazı reklamlarda insanların kendilerinden bir şey bulmasının sebebi hikayenin doğru aktarılmasında yatar.

İngiliz E- ticaret sitesi John Levis reklamı dijital hikaye anlatıcılığına çok iyi bir örnek olacaktır. Reklam 1:31 dakika uzunluğunda kahramanın büyümesini, olgun bir kadına dönüşmesini bu zaman zarfında anlatmaya çalışır. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kendini gördüğü bu reklam filminin özelliği zaman olarak çok kısa olmasıdır. Peki insanları duygulandırırken düşündüren, kişinin beyninde ‘’satın al’’ butonuna basmasını sağlayacak reklam filminin ideal uzunluğu kaç dakika olmalıdır?

Her an değişen dünyada sürekli farklı şeylere ihtiyaç duyan bir kadının hikayesi;

İdeal bir dijital reklam filmi kaç dakika olmalıdır sorusunun cevabına Google Adwords verileri; İnternet reklamıyla karşılaşan potansiyel müşteriler reklamı 20 saniye izledikten sonra değiştirmeye karar verebilir cevabını vermektedir. Bu kısacık zamandan bir kaç saniye sonra reklam veren için tehlike çanları çalmaya başlayacaktır. Belki de ufak bir içgörü hatası, klişe bir senaryo yüzünden binlerce dolarlık yatırım yapılan dijital reklam filmi bir çöp yığınına da dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Kısacası iyi hikaye demek uzun demek değildir, pazarlama dünyasında az, öz ve yaratıcı unsurlar barındıran PR çalışmaları her zaman rakiplerinden sıyrılacak ve markaya da başarıyı getirecektir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dijitalleşen Gelenek; Hikaye Anlatıcılığı ( Storytelling)

log in

reset password

Back to
log in
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.