Çalışacağınız Start-up’ı Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz?


Bundan 10 sene önce bu yazıyı yazıyor olsaydım, “Çalışacağın iş yerini nasıl seçersin” diye sorardım bu soruyu.
Aldığım, alacağım cevaplar ise çok büyük ihtimalle;
“Sana güzel yan haklarla desteklenmiş dolgun bir maaş, otomobiller sunan..”
“Önünde kuyruk bulunan asansörleriyle, gökyüzüne uzanan “nezih” semtlerde plazası/ofisi olan…”
“Kesinlikle uluslararası global markaları olan, mümkünse de FMCG sektöründe yer alan…”
ve benzerleri olurdu.
Değiştik, dönüştük, iş dünyası dinamikleri de dönüştü…
Bir itiraf; Zamanında ben de bu cevapları alarak kariyerime yön verenlerden biriyim.
Şimdi ise Türkiye’den dünyanın 19 ülkesine yapay zekâ destekli teknolojiler ihracat eden, tüm zorluklara rağmen bu coğrafyadan doğan örnek bir girişimin, ailenin bir mensubu olarak (çünkü biz bir aileyiz!) gençlere, kurumsal hayatta aradığı anlamı bulamayan ve startup hayatını merak edenlere bambaşka yanıtlarım, naçizane tavsiyelerim olacak.
“Kültür”
Dünyanın en önemli girişim sermayesi fonlarından (Google, Youtube, Dropbox, Evernote gibi firmaların yatırımcısı) Sequoia Capital’dan Pat Grady’nin birkaç cümlesini aktararak devam edeceğim, çünkü “kültür” yaratma kavramının startuplar için olan önemini çok güzel anlatıyor cümleleri;
“I used to think that culture was a very fluffy thing that people talked about when they didn’t have anything better to say. Boy was I wrong. Culture is everything. It’s the most scalable system you have.”
Birçoğumuzun sandığının aksine kültür; içi boş, “olsa da olur olmasa da” bir kriter değil, her şeydir. Şirketlerin temelini oluşturan değerler bütünüdür, insanlar tarafından örülür ve insanları bağlar.
Binanızın temelini sağlam atmak yetmez, büyüme ile birlikte çıkılan her bir katın bu değerlere uygun olması yani hamurunda aynı malzemeleri içermesi sağlar bu bütünlüğü.
Çalışanların birbirine yaklaşımından tutun, çalışma şekline, yapılan tartışmaların sizi nasıl bir noktaya götürdüğüne ya da ofisin duvarlarında yazan ve her gün defalarca okuduğunuz manifesto metinlerine…
Her sabah içeri adım attığınızda aklınızda beliren düşüncelere ya da kalbinizdeki hislere…
Ya da biri size çalıştığınız şirketi sorduğunda sizin anlatma şeklinize, tutkunuza, sesinizin tonuna kadar belirleyicidir çalıştığınız şirketin kültürü.
“Varoluş Sebebi”
Bu startup, hangi derde çözüm buluyor?
Engelleri kaldırıyor mu, hayatı kolaylaştırıyor mu, hatta bir toplumun, coğrafyanın kaderini değiştiriyor mu? Ne değer üretiyor?
Her sabah seni o sıcacık yatağından belki de hava daha ağarmadan tek alarmla kaldırabilen, saatlerini o işe adamanı sağlayan sebep ne?
Evet hayatımızı idame ettirmek ve kiramızı ödeyebilmek için para kazanmamız, bunun için de bir işe girip çalışmamız yani düzenli bir gelirimizin olması gerekiyor, doğru!
Peki 24 saatinin minimum 8 saatini verdiğin bir yer, ya senin her gün işe aynı şevkle gitmeni, kendinden başkasına; ailene, arkadaşlarına, ülkene, belki de hayatında hiçbir zaman tanışmayacağın insanların hayatlarına anlam katacak bir ekosistem olsaydı. İş yerinde aradığın anlamı bulur muydun?
“Büyüyen & Büyüten” — Büyüme odaklılık
Y Combinator kurucusu Paul Graham, startup kavramını tanımlarken, bir şirketin startup olması için kaç yıllık bir şirket olduğu değil önemli olan, büyümedir diyor. Çünkü startup demek hızlı büyümek için tasarlanmış bir şirket demektir, startup “büyüme”nin tastamam kendisidir.
Bu sebeple de startupta çalıştığınız zaman çok kısa zamanda kurumsal firmalara kıyasla (bulunduğunuz kademeden yani unvanınızdan bağımsız olarak) çok daha fazla sorumluluk alabilir ve çok hızlı öğrenebilirsiniz.
Ama bu büyümenin sadece iş hedefleri anlamında olmaması, yani rakamsal anlamda büyümeye verilen önem ve önceliğin aynı oranda çalışanların hem işteki hem de kişisel gelişimine de verilmesi çok kritik.
Şirket içi eğitimler sağlanması, hem departman içi hem departmanlar arası gelişim fırsatları yaratılması, çalışanların yoğun tempo içerisinde diğer çalışanlara verdiği eğitimler ve bilgi paylaşımları ile birbirinin gelişimine katkı sağlaması çok değerlidir.
Startup bir okuldur!
Bu okul içinde farklı derslere yönelik sınıflar açılması ve bu sınıflarda farklı ülkedeki çalışanların birlikte ders görmesi ise uluslararası bilgi paylaşımı anlamına gelir.
Yöneticilerin lider olabilmesi ve ekiplerinin kalbine dokunabilmesi adına, liderlik yetilerini geliştirecek doğru mentorluk yaklaşımlarının benimsenmesi, özellikle üst yönetimin bu mentorluk rolünü üstlenerek yol gösterici olması bir özveridir.
Şirketinizin sizin entelektüel sermayenize yatırım yapacak, sürekli öğrenmenize hizmet edecek yan haklara (Daha somut örnekler vermek gerekirse Lynda, Udemy, Coursera, Blinkist gibi sayıları gittikçe artan platformlara dair üyelikleri yan hak olarak sağlamak, şirket içi e-book kaynakları sunmak vb.) en az maddi yan haklar kadar değer vermesi,
Düzenli periyotlarda alanında uzman kişileri, “keynote speaker”ları ağırlayarak onlardan öğrenmenizi ve ilham almanızı sağlaması,
Ya da mezun olduğunuz okulunuza şirketi temsilen sizi konuşmacı göndererek kalabalık gruplara konuşmayı öğretmesi, onlara ilham kaynağı olma tecrübesini yaratması yani kabuğunuzu kırıp dışına çıkmanız için sizi her anlamda cesaretlendirmesi!
Kısacası “Sürekli öğrenme & paylaşma kültürü” nün tepeden tırnağa şirket içinde benimsenmesi diyerek özetleyebilirim.
Son olarak Elon Musk’ın öğrenmeye dair bana en çok ilham veren ve beni cesaretlendiren sözlerinden birini paylaşmak istiyorum çünkü ne zaman bir şey öğrenmek imkânsız gözükse, ya da nereden başlayacağımı bilemesem dönüp bu paragrafı kendime hatırlatırım;
Eğer ki okursanız ve işin uzmanlarıyla konuşursanız tahmin ettiğinizden çok daha hızlı bir şekilde öğrenebilirsiniz, büyüyebilirsiniz.
Tüm bu kriterlerin kalbinde, olmazsa olmazımız ise “insan odaklılık”.
İnsanı merkezine koyan, vicdanlı, iyi insanlarla çevirin etrafınızı. Yeri gelip saatlerce ofisten çıkamadığınızda etrafınızda gördüğünüz, sizinle beraber mesai yapan kişiler “ikinci ailem, dostum, arkadaşım” diyebileceğiniz insanlar olabilir bu sayede!
Unutmayın, her startup kültürü size uygun olmayabilir, ya da her startup’ın varoluş sebebi ve misyonu sizi her sabah yataktan kaldıracak veya tüylerinizi diken diken edecek önem sırasında olmayabilir.
Size uygun olanı bulun! Bulun ve sahiplenerek çok çalışın, çok öğrenin, çok büyüyün!
Selen Kartal
1988 Balıkesir doğumlu Selen Kartal, Boğaziçi Üniversitesi ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra The Coca-Cola Company ile pazarlama dünyasına ilk adımı atmıştır. Coca-Cola, Netmarble, Infront Sports & Media gibi farklı sektörden firmalarda edindiği pazarlama, iletişim ve satış deneyiminin ardından profesyonel kariyerine teknoloji girişimi Insider’da dijital pazarlama danışmanı olarak devam etmektedir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çalışacağınız Start-up’ı Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

log in

reset password

Back to
log in
Marketing Hub 17 Aralık Tarihinde 2019 Dijital Pazarlama Trendlerini Konuşmak İçin Toplanıyor.Kayıt Ol
+ +
x
Bizi beğendiniz mi ?Her gün muhteşem yazıları okumak için beğenin.