Bırakın İnovasyon Ruhunuza İşlesin


Günümüz piyasa koşullarında, rekabetin acımasız yönü her geçen gün daha fazla hissedilirken şirketlerin ayakta kalabilmeleri ‘farklılık sunabilme becerilerinden geçiyor. Üreticinin kral olduğu, istediğini satabildiği dönemlerden fersah fersah uzlaşırken, gözü keskin şirket yöneticileri ufukta tüketicinin özgürlük isteğini görüyor. Tüketicinin bu isteği, önceden gerekli adımları atan şirketler için günler sonra sağ salim ulaşılan kutsal kara iken hayata puslu dürbünden bakan, rekabet matematiğini çözemeyip bihaber takılan şirketler için ise çarpılası kocaman bir buzdağı. Tüketici, özgürlüğü sunan markaları ödüllendiriyor, kendisini mecbur kılmaya çalışan markalara çekinmeden hoşça kal diyor…

Öğrencilik yıllarında inovasyon kavramı üzerine tartışırken belki bazı şeyler kafamıza oturmuyordu. Neydi ki inovasyon? Nasıl bir uzay teknolojisi gerektirirdi? İnovatif neydi, kimdi? Şimdi bu soruların cevaplarını vermek daha kolay…Tüketiciye yenilikler, farklılıkları sunarak onun hayatını kaliteli bir hale getirmek kısacası onu daha özgür kılmak sanırım inovasyonun en derli toplu tarifi…

Belli bir formu yok inovasyonun… Ürün performansı, tüketim kolaylığı, ulaşım kolaylığı, hizmet kalitesi… Hepsine bir parça dokunabilir inovasyon fikriniz… Belki i-phone 6’dır, belki daha kolay açılan margarin ambalajıdır, belki de bulunduğu muhitte dolaşıp alış veriş yapan tüketicileri evlerine bırakan bir süpermarket servisidir… İnovasyona dair güzel bir örnek dinledim geçtiğimiz günlerde. Ford, otomobil üretirken tek renk kullanır; siyah. Bu sayede boya için yapılan stok ve harcama tutarı düşürülür. İnsanlar siyah rengini otomobil ile özdeşleştirir ve akıllarında araba dediğin siyah olur düşüncesi oluşur. Sonra General Motors gelir ve piyasaya renkli otomobil sunar. Artık insanlar siyah değil, mavi, sarı, beyaz, kırmızı araba alabileceklerdir. Hangi rengi seviyorlarsa… Uygulama çok tutar, General Motors beklenmedik satış rakamlarına ulaşır…

Bana ne sunuyorsun? Hayatım nasıl kolaylaştırıyorsun? Bana kendimi nasıl daha iyi hissettiriyorsun?…Şirketler, tüketicilerinin bu sorularına cevap veren ürün yada hizmetleri inovasyon aracı üzerinden vermek durumundalar. Bunun için de İnovasyon düsturunu şirket DNA’sına işlemeli ki tüm departmanlar bu rotada ilerleyebilsin. 4.cüsü düzenlenen Yıldız Holding İnovasyon Günleri’nde, Ali Ülker önemli bir bilgi sundu dinleyicilere; Yıldız Holding geçtiğimiz sene 250 yeni SKU sunarak 1 milyar TL ek ciro elde etmişti. Bu başarıyı da şirketin inovasyona gereken önemi vermesine bağladı Ali Bey. Özellikle pazarlama yöneticileri inovasyon vazifelerini sürekli akıllarında tutarak sürekli tüketicilerinin hayatlarını kaliteli hale getirme çabasında olmalılar. ‘Think out of the box’ sözü sanırım işin başlangıç noktası bizim için…

İnovasyon denince akla ilk gelen isim Steve Jobs belki de bu kavramı tüm iş dünyasının gündemine sokan kişi…Bu konu üzerine der ki; ‘Inovasyon has nothing to do with how many R&D dollars you have. When Apple came up with Mac, IBM was spending at least 100 times more on R&D. It is not about money. It is about the people you have, how you are led, and how much you get it’

İlk önce inovasyon fikrine alışmalı sevmelisiniz. Bırakın inovasyon ruhunuza işlesin… Bırakın sabit düşünce kalıplarınızı kırıp geçsin…

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bırakın İnovasyon Ruhunuza İşlesin

log in

reset password

Back to
log in