Anne Ben Fenomen Oldum ve Influencer Marketing İlişkisi


Photographers are taking a picture of a film star

Son zamanlarda dikkat ettiyseniz bir fenomen furyasıdır akıp gidiyor. Blogger, Vlogger, Twitter, Instagram, Facebook fenomenleri ve daha niceleri. Onlar her yerdeler. Görmemek, duymamak, denk gelmemek neredeyse imkansız. Metrobüste m2’ye düşen insan sayısından bile fazlalar desek yanlış olmaz sanırım.

Tabi fenomenlerin böylesine çoğalmasına da şaşırmamak lazım. Dijital mecraların son yıllarda yoğun olarak kullanılmaya başlanmasıyla beraber, tüketiciler bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce bir dizi sosyal medya kanalından diğer kullanıcıların deneyim ve düşüncelerine göz atıyor. Bu durumun farkına varan markalarda, potansiyel müşterilerin peşine düşüyor ve bu kanallarda yer edinmeye çalışarak satış kararlarını etkilemeye yönlendiriyor. Tabi bunun yolu da, dijital ortamlarda yüksek takipçi sayılarına sahip kişiler (kanaat önderleri) ile yapılan ortak çalışmalardan geçiyor. Çünkü kanaat önderleri, toplulukları etkileme gücüne sahip. Markaların bu doğrultuda arayışlara girmesi de fenomenlerin iştahını kabartmış olacak ki her köşe başında açılan çiğ köfte dükkanı gibi bir anda çoğalarak yayıldılar.

Kısaca özetlemek gerekirse, markalar ile fenomenler arasında yapılan bu ortak pazarlama çalışmalarına Influencer Marketing deniyor. Influencer Marketing’i bu denli popüler kılan etken ise kitleleri etkileme gücünün diğer pazarlama metotlarına göre daha kuvvetli olması.

Peki markalar fenomenlerle çalışmasına çalışıyor da, ne derecede doğru ve verimli şekilde çalışıyor? İşte bu kocaman bir soru işareti. Tamda bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar mevcut. Çoğu marka, ne yazık ki çalışacağı fenomenin kendisine uygunluğu konusunda sağlıklı kararlar vermekten aciz. Hepimiz yakın geçmişte ünlü bir içecek markasının dahi, bu konuda ne kadar komik bir duruma düştüğüne şahit olduk. İşini iyi yapan, içerikleri özgün ve kaliteli olanlar tabiki var onları tenzih ediyorum ama çoğu internet fenomeninin markaların kimliğiyle uzaktan yakından alakası bile yok. Fenomenler aynı tip yemeği ısıtıp ısıtıp markaların önüne getiriyor, günün sonunda da marka bu yemeği yemek zorunda kalıyor. Sonuç; marka antipatisinin tavan yaptığı etkileşimi diplerde pazarlama kampanyaları. Markanın önüne gelen yemeğin yapılışına şöyle bir göz atalım isterseniz.

İşin mutfağı ve kullanılan malzemeler:

— Bir tutam takipçi satın alınır ve birbirinin kopyası içerikler oluşturularak fe-no-men olunur.

— Beğeni programlarıyla, organik etkileşim elde edemeyen içerikler bir güzel soslanır ve servis edilir.

— Yemeğin güzel olduğunu sanan ‘marka’ restauranta girer ve kendisine şöyle pahalı bir sipariş verir.

— Yenilen yemekten bir şey anlaşılmaz ama parası yüksektir, ee yemekte yenmiş mecbur ödenir.

Hadi afiyet olsun.

İbrahim Alan
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Radyo Televizyon ve Sinema okudu. Lisans eğitimi sonrası İngiltere’ye giderek Liverpool School of English’te dil eğitimi aldı. Dil eğitiminin ardından İngiltere’de bulunan Health On The Agenda şirketinde metin yazarlığı yaptı. Kariyerine İstanbul’da devam etme kararının ardından, Df İstanbul ve Akıl Fikir İşleri reklam ajanslarında metin yazarlığı, marka yöneticiliği ve ekip liderliği görevlerini yürüttü. Beykent Üniversitesi’nde Pazarlama alanında yüksek lisans dersleri aldı. Eğitim hayatına şu anda İstanbul Aydın Üniversitesi Yeni Medya bölümü yüksek lisansı ile devam etmektedir. Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Yeşilay, Bein Sports, TRT 1 ve TRT Müzik gibi markalara hizmet verdi. Kariyerine 2017 yılında kurucu ortağı olduğu Dijital Tekne reklam ajansı ile devam etmektedir.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anne Ben Fenomen Oldum ve Influencer Marketing İlişkisi

log in

reset password

Back to
log in