

Bugün benim gibi bordrolu çalışan nice arkadaşımın hayatlarından, eş ve işlerinden memnuniyetsizliklerinin temelinde yatan en büyük sorunun üretmekten ve heyecan duymaktan yıllarca uzak olduğu gerçeği olduğu oldu. Mesai kültürü fedakarlık ve vazgeçişler arasında ilerlerken kendi hayatına ve başka bir dava üzerine duyduğun arzu sıfıra iniyor. Ay başı, ay sonu, yok yöneticinin kaprisi derken yaş ilerliyor. Eskimeyi beklemeden üretmenin tadına varmak tam da üniversite kulüplerinde başlıyor ve devamı geliyor. Üniversite kulüpleri her şeyden önce farklı personaların bir araya gelip tek bir amaç uğruna hareket etmelerine bir neden veriyor. Bunu ilerleyen zamanlarda ATM başında maaşlarını çekmek için beklerken kendilerine soracakları gerçeği ütopik değil. Ben deli miyim neden falancanın hayaline, amacına ya da ticari kaygısına hizmet edeceğim dediğinde işte o nedenler kızları güzel, ya da bir şeyler çıkar dedikleri üniversite kulüplerine dayanıyor.


