Sosyal Medya, Ajans/Marka Mobbinglerine Sendika Oluşturabilir mi?


TAB gıdanın olaylı IK görüşmesi geçtiğimiz günlerde gündemi oldukça meşgul etmişti. Hatırlamak isterseniz kısaca  içeriğe göz atabilirsiniz.

Bahsi geçen şirket ve iş/staj arayışında olan arkadaşın arasında geçen diyalog iletişim sektörünü ikiye bölmeye yetti. Kimisi yeterli kanıtın olmadığını ve bunun bir karalama kampanyası olduğunu öne sürerken, kimisi de bu ve bunun gibi mağduriyetlerin giderilmesi için şirketler grubu olan TAB’ı boykot etmek gerektiğini öne sürdü.

İletişim sektörüne bulaşmış çoğu insan, özellikle ajans çalışanları şu siteyi çok yakından tanıyacaktır.

Bu arada linke tıklayanların görecekleri görüntü şu olacak.

Bu sitenin ortaya çıkış amacı, iletişim sektöründeki insanların iş görüşme sürecinde oldukları ajans ve markalar hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktı. İnsanlar anonim veya kendi isimleri ile bu siteye gelip çalışmış oldukları şirketler hakkında çeşitli kategorilerde (maaş, çalışma ortamı, mesai saatleri vb) yorum yapabiliyorlardı. Tabii her rasyonel şeyin sonu ve dağıldığı nokta olduğu gibi bu sitenin de tabir-i caizse suyu çıktı. Haklı veya haksızdan ziyade gerçek ya da yalan olan pek çok bilgi ajansların aleyhine sergilenmeye başladı.

Ben bir sektör çalışanı olarak sorun yaşamış olduğum eski ya da güncel şirketim hakkında buraya yazı yazmayı düşündüm mü? Elbette ki.

Fakat çalışan hakları noktasındaki tek mücadelenin bu olmadığını ve kendi aramızda konuşmaktan ziyade daha elle tutulur adımlar atılmasını başıma gelen bir mobbing olayında bizzat avukatlardan öğrendim.

İçinde bulunduğumuz sektörün aslında çok kolay denge sistemi içerisinde olduğunu, belli kariyer hamleleri ve süreçleri ile herkesin gideceği yolun aynı olduğunu düşünen bir birey olarak mobbing konusunda her zaman içinden konuşmamayı ve haklarını bilerek çalışma hayatına devam etmeyi mantıklı buluyorum.

Bugün en az benim kadar sizlerin de duyduğunuz onlarca yıldırma / soğutma / kişisel hak ve özgürlükleri zedeleyici hikayelerinin sonu genelde istifa veya hakkaniyeti olmayan şekilde işten ayrılışla sonuçlanıyor. Bunların yanı sıra sektördeki istihdam sorunundan tutun da, işi gücü bırakıp esnaf olan pek çok insan bu sistem bozukluğunun birer kurbanı oluyor.

MOBBİNG BİR SİSTEM SORUNUDUR

 

Birinci ağızdan yazıyorum. Bundan birkaç sene önce sorun yaşadığım bir yöneticimle sorunumu çözmek için gittiğim insan kaynakları ve üst yönetime sorunuma çare olamadığında bu kavram ile tanışmıştım. Bir şirkette çalışanlar üzerinde baskı, düzen bozukluğu yaratan bireylerden direkt olarak şirket sorumludur. Bu noktada yazının başında bahsettiğim TAB gıda olayında, yaşanılan olayın öncelikle gerçekliğini sonra da muhataplarını dinleyip ortaya çıkan soruna çözüm bulması gereken mercii yine TAB gıdanın kendisidir. Bu söylemiş olduğum çözüm pek çok şirket tarafından uygulanmamakla beraber pek çok insanın kariyer süreçlerini zora sokmuştur. İşte bu noktada sosyal medya sendikası olmayan bir sektöre sendika oluşturabilir mi onun cevabını aramaya başladım.

MOBBİNG’E UĞRADIĞINIZDA KİMSE BAŞINIZI OKŞAMAYACAK

Yukarıda bahsetmiş olduğum Şartlar Nasıl ve TAB gıda örneklerinde sistem sorununa aranılan çareler sosyal medya ile güçlenmiş ve adres arar hale gelmiştir. Bu tarz sosyal hareketlerin gücüne inanmakla beraber, bireylerin öncelikli olarak bilgi sahibi olmaları gerektiği konular hakkında daha fazla çaba sarfetmeleri gerektiğine inanıyorum. Fazla mesainiz, yöneticiniz ya da bir arkadaşınız tarafından uğradığınız kişisel saldırılar, özgüveninize yönelik tutumlar hatta kazandığınız maaşın sektör ortalamasına kadar alabileceğiniz pek çok önlemin olduğunu biliyor muydunuz?

Çoğu iletişim sektörü çalışanı serzenişte bulunmayı ve hakkını tam anlamıyla aramamayı (çekinmek- sektörden linç yemekten korkmak ve bir daha iş bulamamak) tercih eder. Nice potansiyeli olan sektör çalışanının yaşanılan bu psikolojik taciz sonrasında sürekli iş değiştirmeleri, sağlıklarının ve sosyal hayatlarının bozulmaları alıştığımız senaryolardan. Bu durum tamamen toplumsal reflekslerden etkilenen bir sonuç.

Kendi adalet sistemine güvenmeyen bir toplum elbette ki kendi haklarını ararken şüpheye düşecektir.

‘’Aman ne uğraşacağım  şimdi bir sürü masraf’’ ya da ‘’ Bunlarla uğraşacağıma başka işe girerim’’ düşünceleri oldukça yaygın. Bireyler bu noktada sonsuz bir döngünün içerisine giriyor ve bu döngü iletişim&medya sektöründe kocaman bir istihdam sorununa yol açıyor. Kimse çalıştığı şirkete sadakat ile bağlı olmayı bırakın, cüzdanını masada bırakıcak kadar güvenmiyor. Herkes bir şekilde günü kurtarıyor ve hayatına mide bulantıları, tuvalette ağlamalar ve yaptığı işe saygı duymadan devam ediyorlar.

Sosyal medyanın linçe açık yanı pek çok ekosistemi derinden etkilemiştir. Bir markadan yaşadığınız olumsuz tecrübe nasıl o markanın müşteri hizmetlerine etki edebiliyorsa artık çalıştığımız şirketler için de aynı sonuçlar ite kaka mümkün hale gelebiliyor.  Peki bunun yaptırımı nedir? Sosyal medyada paylaştığınız ve destek bulduğunuz bir tecrübenizin hukuksal karşılığı nedir? İşte bu noktada alkışlardan geriye pek bir şey kalmıyor. Kimse sizi olduğunuz yere Uber ile getirmediyse siz de metrobüse binmeye çalışmayın ve hakkınızı hukuk ile arayın 🙂

Hukuk demişken size bir kaç tane tatlı kanun maddesi not bırakıyorum.

TBK 417 hükümleri son derece açıktır:

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”

Anayasanın 17. Maddesi hükmü  şöylecedir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Anayasanın 50. Maddesi hükmü şöylecedir:

“Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.”

Türk Medeni Kanunu 24. Maddesi de kişilik haklarını korumaktadır:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Türk Medeni Kanunu 25. Maddesi hükümleri şöyledir:

“Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.”

TBK 49. maddesi hükmü açıktır:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

TBK 58. maddesi hükmü de şöylecedir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.”

Bir an başınız okşanmış hissettiniz değil mi?

Tuğçe Çotuk
86 yılında Istanbul'da doğdu. Güzel Sanatlar Lisesi'nden sonra Bilgi Universitesi Sinema Bölümü'ne başladı. Üniversite döneminde eş zamanlı film festivali yöneticiliği yaparken, dijital ajanslarda çalışmaya başladı. 2011 yılında pazarlama eğitimi için San Franciso'ya gitti ve sonra dijital iletişim sektöründe çalışmaya devam etti. Şu an Four Seasons Hotels Türkiye'nin Sosyal Medya ve Pazarlama Koordinatörü olarak profesyonel yaşamına devam ediyor.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Medya, Ajans/Marka Mobbinglerine Sendika Oluşturabilir mi?

log in

reset password

Back to
log in