Rüzgâr zaman zaman sert esebilir ama bazı insanlar böyle durumlarda hiç pes etmeden yollarına devam edebilecek güce sahiptir. Bu tip insanlara “güçlü, hatalarından ders çıkaran, hırslı, dayanıklı…” gibi tanımlamaları yakıştırmayı pek severiz. Şimdi işten çıkarıldığını öğrenip bunu bir avantaj olarak görebilecek ve yeni kariyer hedefi oluşturabilecek özgüvene sahip ne kadar insan var? Bu insanların dayanıklılıkları nereden geliyor?
Birçok insan kontrol edemediği bir durumla karşılaştığında panikler ve hata üstüne hata yapar. Daha geçenlerde bu konuyla ilgili bilim dünyasının prestijli dergilerinden Journal of Neuroscience’da ilginç bir çalışma yayınlandı. Hata yapmak, beyni durduruyor (“pause” ediyor) ve başka hataları tetikliyor. Planlananın aksi bir olay geliştiğinde savunma mekanizmamızın devreye girdiğini ve “kaç ya da savaş” arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığımızı biliyoruz. A şirketinin kaçan gruba dahil olduğunu varsayalım ve bireysel dayanıklılık şirketlerinki ile aynı mıdır sorusuna da bir yandan cevaplar arayalım.

İnsanın doğası gereği bir dayanıklılık eşiği vardır. Dayanıklılık tıpta ağrı eşiği olarak çok benzer bir şekilde karşımıza çıkar. Ağrı eşiği, ağrının zaman içerisinde hasta tarafından daha az algılanması veya aynı derece rahatsızlığı olan hastalarda ağrı duygusunun farklı şiddetlerde algılanması olarak tanımlanabilir. Örneğin bir hasta ağrıdan bayılabilir, diğeri daha dayanıklı olduğu için rahat bir şekilde atlatabilir. Aslında hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan dayanıklılık kavramları birbirine çok benzemektedir. Fiziksel şiddet gören biri hiç şiddet görmeyen birine karşı daha dayanıklıysa eğer, dayanıklılığın ancak onu yaşadıktan sonra öğrenebilir bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Şirketler büyük meydan okumalarla karşı karşıya kaldıkları zaman, bulundukları koşulları kabullendiklerinde, gerçeği görmeyi ve bunu değiştirme gücünü elde ederler. A Şirketi kaçan tarafı temsil ettiğine göre sorumluluğu üstlenmeyecek ve durumu elinden geldiğince inkâr edecektir. Geçici bir süre de olsa güvende olduğuna dair bir illüzyonun içerisine girecektir. Tam da burası dönüm noktasıdır. İllüzyona kapılan taraf zaman kaybedecek, gereken önlemleri alamayacak ve sonunda kendini kurban olarak görecek. Tökezlemeye bir adım daha yaklaşmış olacak.

Ağrıyı kesecek birçok yöntem vardır. Akla ilk gelen şey ilaç da olsa, birçok başka etkili tedavi seçenekleri mevcuttur. Burada ilaç gibi kestirme bir yol ve kısa vadeli bir çözüm ancak kaçan tarafın işine yarayabilir. Çünkü akıllı stratejiler geliştirecek zamanları kalmamıştır. Soğukkanlılığını koruyabilen taraf ise kendi kendine telkin ve hayalinde canlandırma gibi irade gücüyle ağrıyı azaltmada başarılı olabileceğinin farkındadır. İşte dayanıklılığı geliştirecek şey yaratıcılıktır. Unutulmamalıdır ki yaratıcılık ve üretkenlik eldeki olanaklar kısıtlı olduğunda daha çok ortaya çıkar ve düzensizlik içinde kendini geliştirir. Artık doğaçlama zamanıdır. Tıpkı ağrının zaman içinde hasta tarafından daha az algılanması gibi, bir süre sonra sert esen rüzgârlara karşı dayanıklılık artacaktır.