yazi foto 1

Fintech Pazarlama Stratejisi Oluştururken Neye Dikkat Etmeliyiz?

“Müşteri deneyimi” söylemesi keyifli ama hissettirmesi zor olan bir kavram!

Özellikle son yıllarda şirketlerin gündeminde iyice yıldızı parlayan; çok rafine bir şekilde hedef bireye sunulmaya çalışılırken, finalinde ise ironik bulguların göze çarptığı tatsız bir durum haline dönüşüyor. 

Distopya değil oldukça somut olan, günümüzü yansıtan bir gerçeklikten kısa bir girizgah yapacak olursak eğer; genç nesiller artık Uber, Google ve Apple gibi markalardan aldıkları hizmetin benzerini bekliyor. İşte bu noktada

Fintech’lerin de kişiselleştirilmiş ve sezgisel bir kullanıcı deneyimi sunmaları gerekiyor.

Bunun nedeni basit! Yıllardır hizmet veren geleneksel bankalar onlarca yıllık ama şimdiki finansal gereksinimler o dönemlerden oldukça farklı. Şöyle izah edeyim:

Araştırmalarım ve deneyimlediğim kadarıyla; çoğu tüketicin bakış açısına göre finansal hizmetler sıkıcı bulunuyor. Bu artık bir sır değil ve bu durumu da sanırım kimse göz ardı edemez. Ayrıca hizmetlerini pazarlamaya çalışan şirketlerin çoğu da öyle. 

Global sektörü bir kenara koyarsak, Fintech pazarlamasında çoğu şirketin atladığı bir nokta var ki o da eski metot, sıkıcı ve geleneksel teknikler ile ‘ürün / hizmetlerini’ tanıtmaya son sürat devam etmeleri.

Oysa ki Y ve Z kuşağının beklentileri bu değil. Çabuk sıkılan, yenilikleri takip eden, algıları oldukça açık bu bireyler artık hem bu şirketlerde aktif olarak rol alıyor hem de birer tüketici konumundalar.

Bir finans kuruluşu da olsanız, sıkıcı olmadan da güvenilir bir marka olabilirsiniz. İçtenlik ve samimiyetin özellikle yeni kuşak nezdinde iyi bir empati yöntemi olduğunu düşünüyorum. 

Evet belki kimse size yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gelip; “Aman Tanrım, bugün yeni bir tasarruf hesabı açarken harika bir deneyim yaşadım.” demeyecek ama bu durum pazarlama yönteminizin de sıkıcı olması gerektiği anlamına gelmemeli.

Bu noktada ‘etkili içerik’ marka konumlandırması açısından iyi bir anahtar; sonrası ise diğer pazarlama metriklerinin ivmeli ve doğru bir şekilde uygulanması. Yukarıda da bahsettiğim gibi yeni neslin beklenti ve istekleri karşısında empati yapmak oldukça önemli; maalesef ki çoğu şirketin ürünlerini pazarlarken gözden kaçırdığı en can alıcı durum da bu…

Fintech şirketleri, pazarlama operasyonlarında daha esnek davranarak kullanıcı gereksinimlerini iyi anlayabilmeli ve bunlara uyum sağlayabilir konuma gelmelidir. Yıllardır birçok yerli ve global markaya hizmet vermiş, bu neslin içinde yer alan bir dijital pazarlamacı olarak diyebilirim ki; bu durum üzerinde düşünmeyen ve harekete geçmeyen markalar sanırım sözde fintech özde ise geleneksel kalmaya ne yazık ki devam edecekler.

Aktardıklarıma ek olarak, bir sonraki yazımda Fintech pazarlamasına dair ‘hap bilgi listesi’ ve ‘strateji taktikleri’ de veriyor olacağım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir