Türkiye’de E-Ticaretin Sömürü Düzeni


Değerli okurlar, bu yazıdan itibaren artık ben de Pazarlama Türkiye’den sizlere sesleniyor olacağım. Zaman buldukça da e-ticaret, interaktif pazarlama, internet reklamcılığı, growth hacking çerçevesinde bilgi ve deneyimlerimi aktarmaya çalışacağım.

İlk makalem olması itibariyle güzel, enerjik, lezzetli bir konu sunmak isterdim size ama birazdan değineceğim noktaların hepimiz için daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bilhassa, e-ticarete yeni başlayanlar ya da başlamak isteyenler için uyarı niteliğinde bir şeyler karalayacağım. Öyle çok tanınmış, çok sivrilmiş biri değilim ben ama sektördeki hemen herkesi gıyaben tanırım, takip ederim; neler yapmış, neyle meşgul oluyor öğrenmeye çalışırım. Haliyle birçok eğitim, etkinlik, meetup gibi meclislere de katılmaya çalışırım. Baktım ki gördüğüm, duyduğum ve aktarmak istediğim çok şey birikmiş. Hadi, çayları kahveleri bir tazeleyelim…

Takdir edersiniz ki bir yerlerde işleyen, gelişen, organizma misali yaşayan bir sistem varsa, o sistemi suistimal eden, etmek isteyen, tekere çomak sokmak isteyen fırsatçılar da vardır. Türkiye’de e-ticaret ekosistemi içerisinde de ne yazık ki bu manzarayla sık sık karşılaşır oldum. Eğitim ya da seminer adı altında içi boşaltılmış, etkinlik sponsorlarının PR çalışmasını yaptığı kuru kalabalık manzaralara zaten hepimiz alıştık, değil mi? Bu defa işi “bi tık” öteye taşımayı başardılar diye düşünüyorum.

Gerek sosyal medyada, gerekse gerçek hayatta birçok eğitim veren, konferans düzenleyen ya da bu tür etkinliklere konuşmacı olarak katılan çok kıymetli arkadaşlarım var, onları tenzih ederek yazıma devam etmek istiyorum.

Daha önce bu konuya Medium sayfamda değinmeye çalıştım biraz. “Kendine Content Marketing” dedim; “Kendine Müslüman” deriz ya, o hesap. Yukarıda da bahsettiğim gibi, “Falanca filancanın konuşmacı olduğu etkinlikte, şu şu konuları konuşacağız, aman çok önemli, vallah çok kıymetli!” İnsanlar da işini gücünü bırakır, gider o etkinliğe, bir de bakarsın ki “Biz ajans olarak şunları yapıyoruz, bunları yaptık, çok uğraştık ama başarılı olduk”. Ya da “Ben şöyle şöyle düşünüyorum bu konuda, bizim yazılım bu tür sorunların hepsine cevap verebiliyor.”

Şu, işi “bi tık” ilerlettiler kısmına gelirsek…

Ortak amaç güden insanları bir araya topla, onlara yol gösterecek, yardımcı olacak bir misyonu üstlen, etkinlikte herkesi gaza getir –Buraya sponsorların reklamı gelecek – bir de dünyanın en normal şeyiymiş gibi zaten e-ticaretle ilgilenen katılımcılara bildikleri şeyleri anlat, sonra da “Büyük bir etkinlik yaptık” de. Ben sana söyleyeyim, ilk konuşmacıdan sonra salonun %70’i boşaldı!

Nasıl Yapılır?

  1. Aynı sektörde bulunan insanların ortak bir hedefine odaklan (burada konumuz e-ticaret tabii ki). Ama bu hedef, hem maddi olarak iştah kabartsın, hem de milli duygulara dokunsun – ki katılımcılar da kendilerine hem zengin olacak sansın, hem de cengaver sansın. Kısaca, önemli bir oluşumun parçası sansın.
  2. Bu ortak paydada, insanların tanıdığı ve fikir önderi olarak kabul ettiği birilerini de yanına al. Böylece kendi PR’ını da kolaylaştırırsın. Daha önce adı sanı duyulmamış bir butik ajans yöneticisi olduğun için kimse seni ciddiye almayacak, biliyorsun. Mutualizm çok güzel!
  3. Ulaştığın insanlar için bir etkinlik düzenle, gösterişli olsun. En azından öyleymiş havası yarat. Burada daha fazla iştah kabart, katılımcılar ciddi bir davanın içinde olduğunu sansın.
  4. Aferin köftehor seni! Etkinlik metkinlik derken, tüm bu katılımcılar aynı zamanda senin ve sponsorların hedef müşteri kitlesi olduğu için epey bir data topladın; telefonlar, mailler, firma isimleri vs.
  5. Şaaak! İkinci etkinlik biletli! (Ama yanlış yaptın. Amacını erken belli ettin)
  6. Hazır ilgi odağı olmuşken, etkinliklerinle aynı adı taşıyan bir web sitesi aç. Hemen o siteye “X Akademi” seçeneğini de koy; şaaak! X Akademi başlığı altında yer alan tüm eğitim (!) konuları ve eğitmenler, kendi reklamlarını yapacak şekilde ayarlanmış.

Biraz karışık yazdığımı biliyorum, çünkü amacım kimseye sataşmak değil. X kurum, Y şahıs desem her şey rayına oturacak ama üzgünüm, yazdıklarımı bu haliyle anlamanız gerekiyor.

Düşünsenize;

Ücretli bir etkinliğe gidiyorsunuz, organizatörler ve sponsorların hedef kitlesisiniz. Parasını verdiğiniz içerikte %30 konu, %70 reklama maruz kalıyorsunuz. Ardından bu adamların peşinden yürümeye devam edip X Akademi’ye katılmak için para ödüyorsunuz, eğitim konuları ve eğitmenler tarafından reklama maruz bırakılıyorsunuz. Saçma değil mi? Ama adamlar bunu yaptı.

Adamlar bunu yaptı ama siz uyanık olun!

Sevgiler…

Sercan Yılmaz
Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Uluslararası Ticaret mezunuyum. Uzun zamandır profesyonel iş hayatı içerisindeyim. E-ticaret, dijital pazarlama, growth hacking gibi alanlarda hizmet veriyor, yazıyor ve okuyorum.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye’de E-Ticaretin Sömürü Düzeni

log in

reset password

Back to
log in