Çocuklar İçin Evde Kalmak mı Daha Güvenli, Okula Gitmek mi?

“Sağlıklı ve güvende kalmak için temiz fikirlere ihtiyacımız var” diyerek kalabalıkları buluşturan mekanlardaki hijyeni gündeme taşıyan VitrA, Haziran ayında başlattığı VitrA ile Temiz Fikirler adlı sohbet dizisinin üçüncüsünü Yekta Kopan’ın sunuculuğunda eğitim mekanları konusu ile yayınladı. 

“Meğer okul çok değerliymiş!”

Yenilikçi Öğrenme Okulları Kurucusu ve Eğitimci Kayhan Karlı: “Salgın bize şunu gösterdi: Aslında okulun da öğretmenin de tek işi çocuğa matematik sorusu çözdürmek, tarih öğretmek değilmiş. Çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini sağlamakmış. Aslında okul, oyun yoluyla problem çözme becerilerini, eleştirel düşünmeyi, kişilerle sosyalleşebilme becerisini geliştiriyormuş. Peki salgında ne oldu? Ebeveynler çocuklarıyla birlikte evde kaldıkları zaman ilk defa bu sorumluluğu kendi üstlerinde buldular. O zaman bazı veliler dediler ki ‘Okul çok değerliymiş!’ Evet değerli ama artık eski okul bitti. Artık yeni şeylere ihtiyaç var. Çocuklar da okula döndüklerinde başka bir şey arayacak” dedi. Yaşadığımız pandeminin tüm ihtiyaçları değiştirdiğine değinen Karlı, “Örneğin sanayi devriminin getirdiği mesai kavramı ortadan kalktı! Hem veliler, hem öğretmenler, hem de öğrenciler için… Bu bize yeni bir yaşam biçimi getirecek. Anne-babaların çocuklara bakışı, bakıcı ilişkileri, okul öncesi eğitimin yeniden yapılanması gibi pek çok şey değişecek” dedi.

Söz Danışmanlık Kurucusu Sibel Şengül: “Çocukları ekranın karşısına koyduk ama içine koyamıyoruz ne yazık ki! Ama artık onları ekranın karşısında tutmak ve bir eyleme yönlendirmek çok zor. Örneğin bir ders ya da bir etkinlik için ekranın karşısına geçmeye zorladığınızda, odasında dolaşmak, ekranın diğer tarafındakine bir şeyler göstermek istiyorlar. Dışarıdaki uyaranları alamadığı için, kendi odasında sosyalleşmeye çalışıyor. Bu her şey tümüyle fiziksel ya da sanal olsun demek değil. Çok değerli yeni bir deneyim ortaya çıkıyor” dedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Şebnem Yalınay Çinici, dünyada eğitim sisteminin en iyi olduğu Finlandiya ve Danimarka ile ilgili gözlemlerini paylaştı: “Gördüğüm en kalabalık okul 800 kişiydi. Orada yaşanılan mahallede olan ya da en fazla bisikletle ulaşılan okullar var. Bu okullara öğrenciler ayakkabılarını çıkararak giriyor. Evdeki gibi… Bu mekanlarda eğitim 4-5 saat, bizdeki gibi 8 değil. Okul denilen yer adeta bir çocuk merkezi… Bir sürü farklı beceri ve ilgiye olanak tanıyan çok geniş bir mekansallaşma durumu söz konusu. Bolca atölye var. Ahşap, cam, yemek, elektronik devre, dikiş atölyesi vs. Okul kişiye kendi becerilerini geliştirmek, gündelik hayatını sürdürebilmesi için çok geniş skalada olanak sunan bir yer”.

VitrA İnovasyon Direktörü Boğaç Şimşir, 2016’da Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tarafından yayınlanan ve dünyadaki okul sistemlerini inceleyen araştırmadan yola çıkarak dünyadaki okulların yalnızca %66’sında tuvalet olduğunu, okulların %32’sinde hiç hijyen koşulu bulunmadığını ve bunun karşılığının 900 milyon çocuk olduğunu belirtti. “Teknolojideki değişimler alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Çocuklar teknolojiye bizden daha hızlı adapte oluyor. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım. Onlara bu imkanları ekonomik şekilde sağlayarak erişilebilir kılmamız gerekiyor” diyen Şimşir, VitrA’nın çocukların ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiği koleksiyondan da bahsederek, doğru ürünlerle doğru mekanlar tasarlanırsa, doğru alışkanlık değişikliklerinin yaratılabileceğini söyledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir