Okuduğunuz Yazı
2020’de Kullanıcı Katkılı İçerik Nedir?

2020’de Kullanıcı Katkılı İçerik Nedir?

  • “Ürününüzün satın alınmasını veya takdir görmesini istiyorsanız; hikayenizin kahramanı müşterileriniz olmalı, markanız değil.” Ann Handley, Dijital Pazarlama & İçerik Öncüsü

Notice: Undefined index: HTTP_USER_AGENT in /home2/u8330582/public_html/wp-content/themes/theissue/inc/framework/thb-lazyload.php on line 34

2000’li yılların başından beri, yani web’in interaktif kullanımının başladığı yıllardan bu yana kullanıcının ürettiği içeriğin yoğunluğu ve şekli büyük ölçüde değişerek kullanıcı katkılı içerik nedir sorusunu bugünlere taşıdı.

Kullanıcının katkı sağladığı içerikler (yazı içerisinde UGC olarak da anılacak) artık başladığı noktadaki gibi sosyal ağlarda ve çeşitli diğer platformlarda üretilmiş içeriklere yorum yapmak, fikir beyan etmek ya da en iyi ihtimalle blog içeriği üretmek gibi eylemler değil. Çok daha ötesi!

Kullanıcı Katkılı İçerik Nasıl Değişti ?

Bugün kullanıcı, Web 3.0’ın kendisine sunduğu anlamlı örüntülerin ve kişiselleştirilmiş medyanın da verdiği yetki ile içeriğe “edilgen” biçimde katkı sağlamaktan ziyade ona doğrudan “yön veren”, onu sıfırdan üreten, akım yaratan bir yapıya sahip.

Bu anlayışın başlangıcının, sosyal ağlar sayesinde olduğunun altını çizmek gerekir. Sosyal ağlar bizlere sanal bir dünya üzerinde fiziksel olarak tanışmadığımız ya da bir araya gelmediğimiz insanlarla iletişim kurma imkanı tanıdı. Bu tanışma, kendimizi ifade ederken daha rahat hissettiğimiz ve “biz” olduğumuz bir alan yaratmaya başladı.

Nike WHQ
Facebook’un ilk arayüzü, 2004

İşte bugün, değişen web kullanım alışkanlıklarımız ve sosyal ağların geldiği nokta doğrultusunda, hepimiz profesyonel birer içerik üreticisi haline geldik. Profesyonel diyorum, çünkü inanın şu an alışılagelmişlik dolayısıyla bizlere çok basit görünmeye başlamış olsa da Instagram, Twitter, YouTube, Pinterest, TikTok ve daha nice mecrada üretilen her bir öge, oldukça iyi yapılandırılmış, filtrelerin, efektlerin, trendlerin, hashtag’lerin, mention’ların kullanıldığı “profesyonel” birer içerik. Bir mesajları var. Karşı tarafa geçirmek istedikleri bir algı, savundukları bir temel mantalite var. Bu bahsettiğim içerik bilgi veren, bir markayı destekleyen, yalnızca eğlence ya da para kazanma amaçlı üretilmiş bir içerik olabilir. Altını çizdiğim konu, artık kullanıcılar tarafından üretilen içeriklerin mecraların dinamiklerine uygun olarak dizayn edilmiş, takip edilme ve etkileşim kaygısı güden, profesyonel birer pazarlama aracı olması.

Konuyu derinleştirmeden önce Kullanıcı Katkılı İçerik nedir ‘i açıklayalım ve markalar tarafından nasıl kullanılabildiğini, iki markanın başarılı çalışmaları ile kısaca özetleyelim.

bina, gök, yol, araba içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Apple, #shotoniphone kampanyası ile kullanıcılardan iPhone’la çektikleri fotoğrafları paylaşmalarını istemiş ve bu fotoğraflardan bazılarını billboardlara taşımıştı.
fotoğraf, farklı içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Starbucks, müşterilerinden hayallerindeki Starbucks bardağını tasarlamalarını ve fotoğrafını  çekip #WhiteCupContest hashtag’i ile paylaşmalarını istemişti.  Kazanan tasarım sınırlı sayıda üretildi ve kazanan kişi hediye kartı ile ödüllendirildi.

Kullanıcı Katkılı İçeriğin Markaya Ne Faydası Var ?

Markalar ve pazarlamacılar kullanıcı katkılı içeriğin gücünden neden faydalanmalı derseniz, kanıtlanmış geri dönüşlerine bakmak yararlı olacaktır. UGC kampanyalarının markalara olan,

  • Artan satış hacimleri,
  • Tüketicide güven inşası,
  • Marka ve müşteri arasındaki ilişkinin güçlenmesi,
  • Organik takipçi artışı,
  • Ulaşılan kitlenin büyümesi,
  • Otorite ve kredibilitenin artması, 
  • SEO değerinin artması

gibi ölçülmüş katkıları bulunmaktadır.

2020’de Kullanıcı Katkılı İçerik Nedir ?

Peki geldiğimiz noktada, 2020 yılının kullanıcı katkılı içerik anlayışı hangi zemin üzerine kurulacak? Tüketicilerin de üretici haline tam anlamıyla gelmiş olduğu, hatta kimi durumlarda tüketim hacmi yaratmakta markadan ve genel geçer içerik üreticisinden bir adım önde olduğu günümüzde, Kullanıcı Katkılı İçerik fenomeni nasıl ilerleyecek? Markalar bu kavramı bünyelerine nasıl en efektif şekilde entegre edebilir? Gelin birlikte akımlara göz atalım.

1- Interaktif İçerik

Geçtiğimiz yıl interaktif içeriklerin yoğun olarak sunulduğu bir yıl oldu. Üstelik bu interaktivite artık yalnızca sosyal medyada etkileşim sağlamak üzere kurgulanan, kullanıcıya sonucu büyük ölçüde değiştirmeyecek basit seçimler sunan küçük çaplı modüllerden ibaret değildi. Netflix gibi büyük bir yayıncının, en önemli ve en çok izlenen yapımlarından birinde izleyicinin seçimlerine göre ilerleyen bir hikayeye yer vermesi çok konuşulmuştu. 

iç mekan, kişi, duvar, dizüstü içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Netflix İnteraktif Yapımlarından Black Mirror: Bandersnatch

2020’de interaktif içeriklerin, yapay zekanın da dijital medyada daha yoğun kullanımı ile birlikte artacağı aşikar. İnteraktif içerik demek, çoğu durumda aslında kullanıcının ürettiği içerik anlamına geliyor. Yani Kullanıcı Katkılı İçerik konsepti, interaktifliğin kendisinden doğuyor. Kullanıcılara kendilerinin karar verdiği, devam ettirdiği ve sonuçlandırdığı dünyalar sunduğunuzda, kendi sosyal medya hesaplarında paylaşmaları ve yaymaları için güçlü sebepler de vermiş oluyorsunuz. Dolayısıyla interaktif içeriğin gücünden faydalanan markalar, 2020’de Kullanıcı Katkılı İçerik konusunda verimli bir yıl yaşayacaklar. 

2- Alternatif Sosyal Medya: [ TikTok ]

Sosyal medya kanallarının “tükenebilir” olduğunu yıllar içerisinde gözlemledik. Bazı sosyal medya kanallarının modası zaman içinde geçerken, yerine yenileri doğdu. Rekabet ettiler ya da toplumların dinamiklerini doğru zamanda yakaladıkları için rekabet etmelerine bile gerek kalmaksızın doğal birer lider oldular.

ekran görüntüsü, metin içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
2019 Ocak ayı verilerine göre dünya üzerinde en çok indirilen 4. uygulama TikTok,  Araştırma: WeAreSocial

TikTok da bu doğal liderlerden birisi. Alternatif sosyal medya diye bahsetmemin sebebi, bazı kitleleri tüm benlikleri ile yakalarken, bazı kitlelerin burun kıvırdığı ve tabiri caizse “avam” bulduğu bir mecra idi TikTok. Araştırmalar da Türkiye’de en çok alt-orta sınıf yetişkinlerin bu uygulamayı kullandığını gösteriyor. Fakat bugün, üzerinde birçok sosyolojik araştırma yapılan bu uygulamanın, burun kıvıran kitleleri de içine çekeceği gerçeği söz konusu. Bunun bir işareti olsa gerek ki, artık büyük markalar da Tiktok’da yoğun biçimde içerik üretiyor. Dolayısıyla, modası ne zaman geçer bunu henüz bilmesek de, artık TikTok bir “alternatif” sosyal medya değil, sosyal medyanın ta kendisi olma yolunda ilerliyor.

ağaç, açık hava içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Mercedes Benz, TikTok 

TikTok’un gücü, kullanıcılara tanıdığı esneklik ve özgürlükten geliyor. Bir X kullanıcısının, yaşı, eğitimi, kariyeri ne olursa olsun; spontane ve neredeyse çabasız şekilde efektli, dublajlı, kurgulu videolar çekip yayınlayabilmesi, kullanıcı katkılı içeriğin bir çığ gibi büyümesinde en büyük etkenlerden. Mükemmellik aranan Instagram fotoğraf & videolarının, her bir kelimesi özenle seçilen Twitter gönderilerinin, prodüksiyon ile hazırlanan YouTube videolarının bir ehemmiyeti kalmamışçasına “gerçek” ve “hayatın içinden” bir akış var burada. Ve bu gerçeklik uzun bir süre birçok kişiyi rahatsız etmiş olsa da Kullanıcı Katkılı İçerik için adeta bir kaldıraç rolü üstlenen TikTok, 2020’de popülerliğini arttırarak devam ettireceğe benziyor.

3- Transmedya Akımı

Transmedya, kavramsal olarak yani ismen pek bilinmese dahi, pratikteki yansımalarını aslında birçoğumuz görüyoruz. Uzun yıllardır var olan ve temeli “hikaye anlatıcılığı”na dayanan transmedya, özellikle son yıllarda dijital medyayı da kullanmaya başladığı için, daha dikkat çekici kampanyaların yapılmasına vesile oluyor. Aynı hikayenin, farklı kanallardan birbirini tamamlayan ögelerle aktarılması şeklinde ilerleyen transmedya anlatılarında kullanıcı, hikayenin bir parçası olabiliyor ve hikayeye katkı sağlayabiliyor.

Türkiye’de transmedyanın -dijital medyanın da işin içine dahil olduğu- ilk örneklerinden birini Samsung hayata geçirmişti. Samsung 2013 yılında piyasaya çıkardığı Galaxy Note 3 ve giyilebilir teknoloji ürünü Galaxy Gear’ı Medcezir dizisinde ürün yerleştirme yöntemi ile tanıttı. Dizide moda ikonu olarak lanse edilen karakterlerden Eylül’ün, açtığı moda bloguna dizi içerisinden organik yönlendirme yapılarak sitenin trafiği arttırıldı. Eylül’ün yılbaşında -dizide- giyeceği elbiseyi, blog üzerinden kullanıcıların anket yoluyla seçmesi sağlandı. Aynı bölümde babası Eylül’e Galaxy Gear hediye etti ve dizinin ateşlemesiyle Samsung’un #yılbaşıiçinengüzelhediye mesajı; bu hashtag ile Tweet atan kullanıcıların sayesinde organik olarak yayıldı.

İlginizi Çekebilir

kişi, cep telefonu, fotoğraf, telefon içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Eylül’ün Notları Blogundan

Özellikle multi-screen (çok ekranlı) yaşam tarzının giderek yoğunlaştığı, tekil bir kullanıcının aynı anda birden fazla ekran ve medya ögesi ile etkileşim içerisinde olabildiği göz önünde bulundurulduğunda; 2020’de transmedya anlatılarına kullanıcıların dahil edilmesinin ve kullanıcı katkılı içerik üretiminin bu model yoluyla sağlanmasının arttığı bir yıl olacak diyebiliriz.

4- Öze Dönüş: “Ben” Dili ve Takdir

Geçtiğimiz birkaç yıl, markalar için “kurumsal” dilin arka planda kaldığı, kullanıcıyla aynı zeminde buluşabilmek adına “bireysel” dilin öne çıktığı bir süreçti. Aslına bakarsanız, olması gereken de tam olarak buydu. Üreticinin, tüketicinin, markanın, kanaat önderlerinin, kısacası ekosistemdeki tüm paydaşların şeffaf ve homojen biçimde dijital platformlarda bir araya geldiği, duvarların, sınırların ortadan kalktığı, hesap verme gerekliliğinin markalar nezdinde giderek arttığı bir dünyada; kurumsal ve resmi bir dille kullanıcıya bir mesajı aktarabilmek artık olası değil.

Öte yandan, kullanıcıların katkı sağlamak isteyebileceği içerikler samimi ve onların diline yakın olmalı. Hatta bazı durumlarda doğrudan kişiselleştirme yapılmalı. Ayna nöronların çalışması, kullanıcının kendisinden bir şey bularak empati yapabilmesi, nihayetinde de o marka için doğal içerik üretmek istemesi; markanın kullandığı dil ile yakından ilişkili hale geliyor. 2020’de markaların kullanıcıyla olan etkileşimlerinde ve genel paylaşım akışlarında kullandıkları dilin daha da “insanlaşacağını”; bunun karşılığı olarak Kullanıcı Katkılı İçerik yoğunluğunun artacağını söyleyebiliriz.

Bunun yanı sıra, kullanıcıların artık sosyal medyanın egemenliğini bütünüyle ele geçirmesi ile markaların, kullanıcıya kendisi için ürettiği içeriğe karşılık değer verdiğini göstermesi, takdir etmesi önümüzdeki günlerde daha önemli hale gelecek. Markalar, kullanıcıların ürettikleri içerikleri paylaşarak veya uygun bir zemin varsa ürününe & hizmetine entegre ederek bu takdirini göstermek durumunda kalacak.

kişi, iç mekan, tutma, dizüstü içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Yemek.com, başlattığı kampanya ile belirlenen zaman aralığında web sitesi üzerinden tarif yollayan kullanıcılar arasından seçilen 10 kişiye ödül vereceği gibi, kazanan tarifi  “Yılın Kahvaltısı Tarif Defteri”nde yayınlıyor.

5- Etkili Kişi Pazarlaması (Influencer Marketing)

Influencer pazarlamasının yükselişi markaların ve pazarlama profesyonellerinin malumu. Tamamen reklam kurguları üzerine bir yaşam biçimi sergileyen yapay influencerlar ile markalarla daha doğal işbirlikleri yapan, gerçek deneyimler paylaşan kanaat önderleri arasındaki ayrımın da giderek netleştiği bir zamana girdik. Bu doğrultuda, gerçek deneyim aktaran her bir sosyal medya kullanıcısı, artık markalar için potansiyel bir influencer konumunda. 

ekran görüntüsü içeren bir resim  Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Diğer bütün sponsorlu anlaşmalar bir yana, influencerların bir markayı desteklediği en önemli alanlardan biri, onun için Kullanıcı Katkılı İçerik üretmesi ve üretilmesini sağlaması. 2020’de de bunun markalara olan güçlü yansımalarını görmeye devam edeceğiz.

Bunlar Yeterli Mi?

Markaların yukarıda sözü geçen yöntemleri kullanıyor olması, kullanıcının ürettiği içeriğin başarıya ulaşması için yakın zamana kadar yeterliydi diyebiliriz. Fakat içinde bulunduğumuz zaman ve yakın gelecek için, Kullanıcı Katkılı İçerik – UGC kavramının tüm parametreleri ile yeniden tanımlanması gerekebilir. Çünkü yukarıdaki başlıklarımda da bahsetmeye çalıştığım üzere artık kullanıcının ürettiği içeriklerden hangisinin reklam, hangisinin gerçek deneyim aktarımı olduğunu ayırt etmekte zorlandığımız bir dönemdeyiz.

Buradan hareketle markaların yalnızca profesyonel içerik üretme yetisine & imkanına sahip belli bir zümrenin değil, hedef kitlesi içerisinde yer alan bütün grupların eşit ölçüde katılım sağlayabileceği ve reklamdan, sponsorlu işbirliklerinden ayrıştırılabilecek doğallıkta UGC kampanyalarına imza atmaları ya da dijital medya üzerinde bunu kullanıcılardan tamamen doğal yollarla elde edebilecekleri bir sosyal dil oluşturmaları şart.

Yorum Yok

Leave a Reply

Your email address will not be published.



© 2019 Pazarlama Türkiye. Tüm Hakları Saklıdır.

Hosting Sponsoru: Turhost