Sponsorluk

Yanlış Bilenen 5 Sponsorluk Davranışı

Dürüst olmak gerekirse kurumların üstlendiği sponsorluk anlaşmalarını tam olarak yerine getiremediklerini görüyoruz. Burada maksat sponsorluk sözleşmesinde yazanları uygulamamak veya uygulatamamak değil, sponsorluğun hangi amaçlarla yapıldığını çözememek. Sponsorluk kavramının hala tam olarak benimsenmemesi ateşe körükle gidilmesini önlemiyor. Yanlış sponsorluklar kurumu kötü etkilediği kadar organizasyon sahibini ve ziyaretçileri de kötü etkiliyor.

Sponsorluk günümüzde 3. çağını yaşıyor. Hani o “Logomuzu olabildiğince çok koyalım, bizi görsünler, sevsinler” mantığı eski dünyalarda kaldı. En azından bu mantığın ülkemizde de yavaş yavaş kırıldığını görüyoruz. Bu noktada duygusallığın öneminin görmezden gelinmemesi gerekiyor. Eski metotlar bundan 10-15 sene önce gayet amacına uygun olarak çalışıyordu ancak şimdi sadece bu metotları kullanan kurumların, kaybedeceklerini net bir şekilde ifade edebiliriz.

Günümüzde hala parasını ve zamanını yanlış sponsorluklar üstlenerek çöpe atan kurumları gördükçe bu yazıyı yazmak istedim. Etkinliklerde yapılan sponsorluk hatalarını 5 kısa maddede özetleme çalıştım.

Hata #1: “Logomuz nerede gözükecek” düşüncesi

Sponsorluk kapsamında onlarca alan varken sadece logoyu bir yerlere konumlandırmayı akıl eden kurumlara gelsin bu kısım. Sponsorluk markalar için belirli bir hedef kitleye, belirli bir zaman diliminde bin bir çeşit uygulama fırsatının olduğu bir şeydir. En son katıldığınız etkinliği hatırlamaya çalışın. Hanginizin aklında sponsor olan kurumların logoları yer etti? Hangi kurumları hatırlayabiliyorsunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevap size artık niye sadece logo konumlandırmasının yeterli olmadığını açıklayacaktır.

İnsanlar artık deneyim istiyorlar. Onları heyecanlandıran, cezbeden şeylerin bir parçası olmak istiyorlar. Artık farklı bir dünyada yaşıyoruz. Herkesin dikkatinin kolaylıkla dağıldığı günümüz şartlarında kullanıcının etkileşimde olabileceği deneyimler yaratmalısınız. İşte markalar açısından zorluk tam da burada başlıyor. Katılımcıların ilgisini çekmek başlı başına bir sanattır. Bu anlamda aklıma gelen ufak notları paylaşabilirim.

Geçtiğimiz günlerde odamı toplarken katıldığım bir etkinlikten fotoğrafımı gördüm. Fotoğrafı yükselen trend Presstagram ile çekinmiştim. Instagram’a belli bir hashtag ile yüklenen her fotoğrafın baskısı anlık olarak alınıp fotoğrafın sahibi ile paylaşılıyor. Fotoğraf çevçevesinde etkinliğin sponsorlarının logoları da yer alıyordu tabii.
Başka bir etkinlikte de katılımcılarla video röportaj yapılıyordu. Belli ki etkinlik sonrası o röportajlar derlenip Youtube’a konulmak üzere işlem görecekti. Röportaj yapan herkese Polaroid’ten çekilen bir teşekkürler fotoğrafı verilmişti. O fotoğrafta etkinliğin sitesi de yer alıyordu. Siteyi bu şekilde hatırlatmak fena bir fikir değil diye düşünmüştüm. O fotoğrafta da sponsorların logoları niye olmasın?

Hata #2: “Organizatör tanıdık, sponsor olalım!” mantığı

Sektörde bulundukça daha çok kurumla ve kişilerle tanıştım. Beni en çok üzen olaylardan birisi de şu sponsorluğun “tanıdıklarla yürüyor” olmasıydı. Kurumsal olsun veya olmasın, bir şirketin tamamen duygusal kararlar alarak bir etkinliğe veya organizasyona sponsor olması düşünülemez. Türkiye’de bu durumu kırmak için çok uğraşıyorum. Tanıdığınız veya daha önceden iş yaptığınız organizasyonlara sponsor olma kararı almanın daha kolay olduğunun farkındayım ancak her sponsorluğun geri dönüşünü de maksimize etmek gerekir.empower-network-austin-event-attendees

Sponsorluğun bir hayır işi, yardım veya bağış olmadığını anlamakta zorluk çekiyoruz. Kurumların sponsorluğu fırsat olarak görmeleri, sponsorluğun da bir pazarlama aracı olduğunu unutmamaları gerekli. Sponsorluk sayesinde etkinlik katılımcıları ile derinlemesine bir bağ kurulabilir. Sonuç olarak sponsorluk hedef kitleye bire birde dokunabildiğin bir pazarlama aracıdır.

Hata #3: “Belki birileriyle tanışırız”

Niye “belki” ? Sponsorluk kumar oynamak da değildir! Stratejinin ve sponsorluk beklentilerinin çok öncelerden planlanması gerekir. Bu planı yaparken etkinlik sahibi, etkinlik katılımcıları ve sponsor olan firma temel olarak düşünülebilir. Bazı şeyleri tam olarak kestirmek kolay olmayabilir ama akışına bırakmak, “kısmet” demek durumu daha iyi yapmaz.

Sponsor olacak kurumlar pek ala sponsorluk sırasında neler yapıp yapmayacaklarını kontrol edebilirler. Bu durumda katılımcılarla veya konuşmacılarla (artık kimle tanışılmak isteniyorsa) yani potansiyel müşterileri ile nasıl etkileşime geçeceklerinin açık bir planının olması gerekir. Sponsorluğu etkin kullanarak bu amaçlara ulaşılabilir.

sponsorlukHata #4: “Call-to-action da nedir?”

Call-to-action, güzel Türkçemize “Harekete Geçirici Mesaj” (HGM) olarak çevrilse de anlamını yitirdiğinden İngilizce kullanmak durumunda kaldım. Kısaca bir izleyici, ziyaretçiyi ya da katılımcıyı bir eylemde bulunması için tahrik etmek olarak nitelendirebiliriz. Bu kavram genellikle internet siteleri için sıklıkla kullanılıyor. O mecralarda kullanmak kolay tabii :) Etkinlik açısından bakarsak, HGM’nin katılımcılarla etkileşime girmek için kullanılması gerekir.

Etkinlik sponsorluklarında her sponsorun birden fazla HGM’si olmalıdır. Bu HGM’lerin ne olacağı tamamen sponsorluğun kategorisine göre değişkenlik gösterir. Basit bir genelleme yapmak epey güç. Mesela 1. maddede verdiğim “Presstagram” örneğindeki HGM, bir fotoğraf çektirtmek ve bunu Instagram’dan paylaştırtmaktır. Başka bir örnek olarak, yeni çıkan veya çıkacak bir telefonu katılımcıya verip, fotoğraf çekmesini sağlamak, sonra çekilen fotoğrafı mail olarak kendisine göndermek de HGM örneğidir. Bu sayede ilgili katılımcının mail adresini almak tereyağından kıl çekmeğe benzer.

Two-Quick-Fixes-for-Networking-Events

Hata #5: “Katılımcı kitlesi neden önemli ki?”

Sözüm meclisten dışarı. Zannedersem kurum olarak en azından bir defa Facebook üzerinden reklam vermeye çalışmışsınızdır. Hadi o işi de ajanslara yaptırdınız diyelim. En azından “hedefleme” nin ne olduğunu duymuşsunuzdur. Çok sevdiğiniz ajansların size bu soruyu sorduğunu tahmin edebiliyorum. Hani hedef kitleyi, demografik yapıları, karakter özellikleri vb. şeyleri çoktan çıkartmış olmalısınız.

İşte etkinliklere yapılan sponsorlukta da bunların önemli aynı. Her etkinlik genellikle belli bir kitleyi hedefler. Bir yapı fuarında eczacıları göremezsiniz. (Zaten görürseniz o işte bir yanlışlık vardır :p ) Katılımcı kitlesinin ne olduğunu bilmek, sponsorluktan fayda sağlamaya yarayan çok önemli bir bilgidir. Bu noktada etkinliğe kimlerin katılacağını, daha da önemlisi o katılımcıların beklentilerinin ne olduğunu değerlendirmek gerekir. Buna göre uygulanacak bir aksiyon ile daha yararlı mesajlar verilebilir. Bu sayede sponsorluk yatırımının geri dönüşü maksimize edilebilir.

İlgili Yazılar:

H. Alper Koç. 2007'den beri sponsorluk, pazarlama, tuzak pazarlama, iletişim ve organizasyon konularıyla ilgilenmekten mutluluk duyuyorum. Türkiye'nin ilk 360° Sponsorluk Ajansı olan Anasponsor & Sponsorluk Dosyası Kurucu Ortağı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Sponsorluk
Mercedes-Benz Türk, Türkiye Basketbol Federasyonu ile sponsorluk anlaşmasını 2018 yılına kadar uzattı

​Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile işbirliğini 14 yıldır sürdüren Mercedes-Benz...

Kapat