Makaleler

Bir Sanat Doğuyor: İmaj Yaratma Sanatı

Yaşamı yüceltmek ve daha anlamlı kılmak sanatla mümkündür. Sanat toplumsal değişimleri kolaylaştırır. Sanat evrensel bir dildir. Güzellikler sanatla yaratılır…

Marka imajınızın sanat için kullanılan bu tanımlamaları yansıttığını yani markanızın yaşamı yücelttiğini, daha anlamlı kılabildiğini, toplumsal değişimlere yön verebildiğini ve evrensel bir dile sahip olduğunu hayal edin.  Bir marka daha neye sahip olmak ister ki?

Marka başlangıçta yalnızca isimden ibarettir. Doğduğumuzda ismimiz verilir, aslında sahiplendiğimiz her şeye bir isim koyarız. Ancak isim sonradan kimlik kazanmaya başlar, sonunda artı değer sağlar ve marka imajı böyle doğar.

Marka imajı, marka değerinin oluşturulmasındaki öneminden dolayı yıllardır araştırılmaktadır. En basit tanımıyla imaj bir iletişim aracıdır veya reklam panosudur diyebiliriz. Bu reklam panosu aslında kim olduğunuzu ve işi ne kadar iyi yaptığınızı anlatmanızı sağlar. Altını çizmekte fayda var; karşınızdakini aldatmak imaj değildir.

Markanızın imajı müşterilerinizin (ve muhtemel müşterilerinizin) zihinlerinde oluşan resim ve bu resimle bağdaştırdıkları duygusal izlenimlerdir. Peki insanlar markanız hakkında bu izlenimi nasıl elde edinirler? Temasa geçtikleri yani gördükleri, duydukları, kokladıkları, tattıkları ve dokundukları her şey vasıtasıyla… Duyumsadıkları her şey onların üzerinde bir izlenim bırakır. Tıpkı bir sanat eserini incelediğimizdeki hisleri uyandırır. Marka imajı ve sanat eserlerinin kişide yarattığı hisler özdeş olabilir. Belki de güçlü markalarla duygusal ilişkimiz sanat ile duygularımızla güçlü bir paralellik gösteriyordur.

İyi haber şu ki, tüm bu izlenimleri kontrol altında tutabiliriz. Duyusal yönlerle yaratılan imaj her bireyin kendine göre oluşur. Bizim işimiz müşterilerin zihinlerinde marka hakkında en olumlu imajı ve memnuniyet denilen duyusal bileşimi yaratmaktır. Memnuniyet müşterinin tanımladığı şeydir, sizin olması gerektiğini düşündüğünüz şey değildir. Bir sanat eserini kaliteli yapan şeyin sanatseverin o eseri beğenmesine bağlı olması gibi…

imaj-yaratma-sanatiİmaj yaratmak bir nevi sanattır. Sanat zarif bir duyuş ve zarif bir bakış ile icra edilebilir. Divan edebiyatı araştırmacısı Prof. Dr.İskender Pala’nın da dediği gibi “sözün zarafeti şiir, rengin zarafeti resim, taşın zarafeti mimari, sesin zarafeti beste olarak dışa yansıdığı zaman nesne de zarafet kazanır ve sanat olur.” O halde sanat baştan başa bir zarafetten doğar ve zerafet dışa yansıdıkça güzelleşerek kalite kazanır. Markanın zerafeti de sahip olduğu imajdır. İyi bir marka imajı oluşturmak için kullanılan dilde, tasarımda ve hizmette zerafetten şaşmamak kalite algısını arttırır.

Zerafet aynı zamanda söylenen sözün güzel olmasıdır. Sözün güzel olmasından kasıt, onu süslemekten çok içinin dolu olması, değerli bir fikri ifade etmesi ve yapıcı olmasıdır. Markaların hem dijital hem de gerçek hayatta kullandıkları dil bu yüzden önem kazanıyor. Her geçen dakika daha fazla iletişim kurmak zorunda olan markaların günümüzde ‘dili döndüğünce’ konuşmak gibi bir lüksünün olmadığının bilincindeyiz.

Resim sanatına ilgisi olan biri bir müddet sonra beğendiği ressamın eserlerini altında imzası olmasa da fırça vuruşlarından veya renklerin ahenginden tanıyabilir. Bana göre kalın fırça darbelerinin sahibi Van Gogh’tur, renk-ışık etkisi ön planda tutuluyorsa ve bu bir manzara resmiyse büyük ihtimal ile Monet’tir. İmzasız bir sanat eseri nasıl diğerlerinden kolayca sıyrılıp ayırt edilebiliyorsa logosuz, başlıksız, amblemsiz ve resimsiz bir reklamın da hangi markaya ait olduğu pekala anlaşılabilir. Birçok yabancı şirket çoktan logosuz ve ikonlaşmış simgeler bulundurmayan reklamlar yapmaya başladı ve bu işte oldukça iyiler. Bir mağazaya girdiğinizde burnunuza gelen parfüm kokusunun o markanın diğer mağazalarındaki kokuyla aynı olması buna güzel bir örnektir. Marka imajı aynı zamanda markaya ilişkin genel kanı ve izlenimlerin bütünüdür.

Bir sanat eserini yaratcısından ayrı düşünemeyiz. Yaratıcısının damgasını taşır, taklit edildiğinde de ortaya çıkan ürün, sanat eseri değeri taşımaz. İşte bir markanın imajını belirleyen mihenk taşı marka sahibinin kimliğidir. Kurumsal imaja da burdan dokunmuş olalım. İyi bir kurumsal imajın taklit edilmesi zor olduğundan, rekabet üstü olabilmek ve uzun dönemli başarı için çok önemlidir. Kurumsal imajın ilk uygulamalarında logo, renkler ve slogan kullanılarak dış müşteriler hedef alınırdı. Günümüzde kurumsal imaj sadece dışsal imaj oluşturmak anlamına gelmiyor, artık bu sürece iç müşteriler olan çalışanlar da dahil ediliyor ki işin doğrusu da budur. Sağlam bir kurumsal imaj yaratmak için öncelikle çalışanların beklentilerinin karşılanması gerekir. Tüketicilere nasıl bir kurumsal imaj sunulmak istenirse istensin, çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılayamayan bir kurumun bunu başarması ve sürdürmesi neredeyse imkansızdır.

İmaj yaşayan bir organizma gibidir, bir kere oluşturduktan sonra arkanızı dönüp gidemezsiniz. Atılan adımlarla büyür veya değer kaybeder.” İmaj nedir?” diye derin bir soru, Nazım’ın “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”  mısralarına benzer. Dino’nun da buna  verdiği cevapta olduğu gibi “Buna ne tuval yeterdi; ne boya…”

İlgili Yazılar:

Bahar Özen, 1989 Almanya doğumludur. Evlidir. Moleküler biyoloji ve genetik lisansını tamamladıktan sonra Almanya'da insan biyolojisi alanında yüksek lisans yapmıştır. Kariyerine ilaç sektöründe pazarlama departmanında başlamıştır. Dermokozmetik sektöründe ürün müdürü olarak çalışmaya devam etmektedir. Modayı, trendleri ve bilimsel çalışmaları takip etmekten büyük keyif almaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Makaleler
pazarlamacinin-2000-modeli
Pazarlamacının 2000 Modeli

Bana göre dünya M.Ö. ve M.S. olmak yerine İnternetten önce...

Kapat