Facebook’un Başarısız WhatsApp Stratejisi

Facebook’un WhatsApp’ı 2014 yılında satın alması ile birlikte tüm WhatsApp kullanıcılarında şüphesiz bir tedirginlik oluştu. Facebook’un milyarlarca dolar ödeyip WhatsApp’ı satın alması ile kullanıcılarda oluşan “Acaba WhatsApp bizden para ister mi” ya da “Uygulamayı kullanırken karşımıza markaların reklamları çıkar mı” gibi genel anlamda 2 tane olumsuz soru ortaya çıktı fakat her iki yönteme de başvurmayarak kullanıcılarını şaşırtan Facebook, son zamanlarda WhatsApp’da yaptığı çarpıcı güncellemelerle kullanıcılarının yoğun eleştirilerini almaya başladı. WhatsApp’a gelen bu yeni özellikler ile birlikte bir anlamda Snapchat’in kopyası haline gelen WhatsApp, bu yeni geliştirmelerden sonra çok eleştirildi. Facebook’un WhatsApp’ı 2014 yılında satın alması ile birlikte WhatsApp’a getirilen yeni özelliklerin çoğunu kullanıcılar ilk başta benimsemedi, bunun en canlı örneği ise WhatsApp’a gelen mavi tik (okundu) işareti oldu. İlk başlarda çok eleştiri alan mavi tik daha sonra birazda mecburi olarak kullanıcılar tarafından kabul gördü. WhatsApp kullanan kitlenin sosyolojik bir araştırılması yapılırsa eğer muhtemelen büyük bir çoğunluğu WhatsApp’ı sade bir şekilde kullanıp sadece Messenger ve Call özelliği için kullanmak istiyor sonucu çıkacaktır. Facebook’un ısrarla WhatsApp’ın bu kadar üzerine gitmesi, WhatsApp üzerinde yeni bir marka konumlandırması yapmaya çalışması, gelecek zamanda kullanıcılarını bu uygulamadan soğutabilir. Facebook, WhatsApp’ın bu kadar tutmasını ortaya çıkaran özelliklerini Snapchat’ten kopyaladığı özelliklerle birleştirerek WhatsApp kullanıcılarının isteklerini hiçe sayıyor ve kendi isteklerini kullanıcılara zorla kabul ettirmek istediğini gösteriyor. Şimdiye kadar muhtemelen “WhatsApp’da neden story özelliği yok” diye şikayet eden ya da “Şu Snapchatteki özellikler keşke WhatsApp’da da olsa” diyen bir kullanıcıya rastlamamışızdır. Facebook’un WhatsApp üzerinde yaptığı hamlelerin ne kadar başarısız ve yersiz olduğunu sosyal medyada WhatsApp’a yapılan eleştirilerden görebiliyoruz. Herkesin telefonunda hali hazırda indirilmiş olan sosyal medya uygulamaları varken (Facebook, Snapchat, Twitter Instagram vb) WhatsApp’ı da bu kategorinin içine zorla sokmaya çalışmak kullanıcılar tarafından bir türlü benimsenemedi.

Facebook’un WhatsApp üzerinde yapmış olduğu bu yenilikleri ve Snapchat’e rakip olarak göstermeyi şu şekilde özetleyebiliriz; Dışarı çıktığımızda sürekli aynı kafeye ya da aynı restouranta gitmekten sıkılırız farklı şeyler yemek ve içmek isteriz, gezmeye ya da eğlenmeye çıktığımızda girdiğimiz bütün sokaklardaki kafeler tek tip olursa orada oturmak istemeyiz ve farklı yerler ararız. Whatsapp’ı da diğer sosyal medya mecraları içinde konumlandırmak kullanıcıları farklı mesajlaşma uygulamalarına kaydırabilir. Facebook’un geliştirdiği stratejilerde bu ihtiyaca hizmet etmesi gerekirken, Whatsapp’ı da bir sosyal medya uygulaması gibi konumlandırmaya çalışması Facebook’un Whatsapp’ı bir nevi imha etmesi anlamına geliyor, Facebook bu şekilde devam ederek insanların Whatsapp’ı neden kullandığını ve hangi ihtiyaca cevap verdiğini görmezden gelirse Whatsapp’ı yakında iyi günler beklemiyor diyebiliriz. Facebook, Whatsapp’ın elinde bulunan milyonlarca kullanıcının datasını bir şekilde değerlendirmek istiyor fakat bunun için ezber yöntemler ve farklı sosyal medya uygulamalarının özelliklerini kopyalamak yerine kendine özgü geliştirmelerle kullanıcılarını mutlu etmeye çalışmalı ve farklı gelir modelleri oluşturarak alışılmışın dışına çıkmaya çalışmalı yoksa yakında Whatsapp yerine farklı mesajlaşma uygulamaları ile tanışabiliriz.

Sosyal Medyada 20-27 Şubat Haftalık Özeti [ Taze Çıktı! ]

Yazıya skandal bir haber ile giriş yapalım, sahte cookieler kullanarak Yahoo kullanıcılarının hesaplarına erişen hackerler, kim bilir kaç hesabın canını yakacak. Şirket henüz bu sayıyı belirtmese de, toplam Yahoo mail servisi kullanıcı sayısı 225 milyon.

Bazılarımız deneyimlemiştir, geçen hafta Instagram albüm özelliğini devreye aldı, birçok kullanıcı tarafından sevilen bu özellik ile tek seferde 10’a kadar fotoğraf ve videoyu aynı anda paylaşabiliyorsuz. İsterseniz fotoğraf ve videoları tek tek, isterseniz toplu olarak düzenleyebiliyor ve filtre ekleyebiliyorsunuz.

Story çılgınlığı bitmiyordu… Snapchat ve Instagram ardından, Whatsapp’ta tüm dünyada ve tüm işletim sistemlerinde aynı anda yayına aldığı story özelliğini duyurdu. Kullanıcılar durum güncellemesi olarak 24 saat sonra kaybolan videolar, fotoğraflar ve GIF’ler kullanılabiliyor. Henüz bir reklam modeli olmayan Whatsapp için güzel bir reklam kapısı olacak gibi duruyor fakat ben biraz sıkıldım tüm uygulamaların birbirine bu kadar benzemesinden :)

Periscope, çok hızlı yükselişinin karşısında Facebook, Instagram Live gibi ciddi rakiplerle karşılaşmış olsa da yeni çıkardığı özelliklerle elini güçlendirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz zamanlarda çıkardığı yeni özellik ile kullanıcılarının daha yüksek kalitede yayın yapmasını sağlayan Periscope, Twitter hesabından yaptığı açıklama ile daha önce sınırlı sayıda bir kullanıcıya açtığı Periscope Producer özelliğini tüm kullanıcılara açtığını duyurdu.

Facebook, bu hafta yeni bir gelir modeli duyurdu, şu anda beta testleri ABD’de başlayan yakın zamanda tüm dünyaya açılacak olan gelir modelinin odağında ise reklamlar yer alıyor. Canlı yayın esnasında belirli sayıda izleyiciye sahip olan kullanıcılar, yayın esnasında 20 saniyelik reklam gösterebilecek ve geliri de Facebook ile bölüşebilecekler. Win-win!

Siyah, mavi ve mercan olmak üzere üç farklı renk seçeneğine sahip Snapchat donanım ürünü olan Spectales, direkt olarak Snapchat Hikayeler bölümüne çektiğiniz videoları gönderebilen akıllı bir güneş gözlüğü. 25 Eylül haftasında, Spectales’ı tanıtan Snapchat, 13 Kasım haftasında ABD’nin farklı noktalarında Snapbot isimli otomatlar ile satışına başlamıştı. Bu hafta ise Spectacles internet sitesi üzerinden 129 dolar fiyat etiketi ve 3 farklı renk seçeneğiyle ABD içinden sipariş kabul etmeye başladı.

Bu haftalık da bu kadar, haftaya görüşürüz :)

Sosyal Medya Esiri Olmayın! Patronu Olun!

Cep telefonlarının hayatımızın vazgeçilmezi olduğu tarihlerde, internet ticaretin yeni kurallarını belirlemeye başlamıştı.

İnsanlar, şirketlerin sunduğu ürün veya hizmetlere tek tıkla evlerinin konforunda ulaşıyor ve zamandan yana çok büyük bir kazanım elde ediyorlardı. Tabi haliyle ürün veya hizmete ulaşmak bu kadar kolay olunca, şirketlerin birbirleri ile rekabet edebilecek yöntemler geliştirmesi, tabir-i caizse hedef kitleyi tavlayabilecekleri kanalları iyi belirlemesi gerekiyordu.

2004 yılında artık internet dünyası yeni bir iletişim ağına sahip olmuştu. Bilinen tüm gerçeklerin değişeceği ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönem başlıyordu…

2004 yılında Harward Kampüsü’nden çıkıp tüm dünyaya yayılan Facebook ile dünyada artık bir takım dinamikler değişmeye başlamıştı. Herkes birbirini takip ediyor, “like’lıyor” ve birbirlerine yorum bile yapabiliyorlardı. Haliyle giyilen, yenilen, içilen de gözler önüne serilmeye başlanmıştı.

Hemen ardından “durum” konsepti tanımlaması ile internetin yeni iletişim ağı Twitter’ın şirin kuşu 2006 yılında hayatlarımıza girmeye başlamıştı. Facebook’takinin tam aksine Twitter çok konuş ama uzun cümleler kurma, söyleyeceklerini 140 karakterle ifade et diyerek artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağının sinyalini veriyordu.

Hayatımızı fotoğraflar, videolar ve yazılarla gözler önüne sermeyi/ifade etmeyi öyle bir sevdik ki, Instagram, Youtube, Linkedin, Google+, Printerest ve bloglar gibi diğerleri de gün geçtikçe sosyal medya hayatımızda önem kazanmaya başladı.

social-m-marketingpngTabii sosyal medya bizlerin hayatımızda önem kazanmaya başladıkça ürün veya hizmetini pazarlamak isteyen şirketler içinde önem kazanmaya başlamıştı. GAP 2010 yılında daha modern ve yenilikçi çizgi ile hazırladığını ileri sürdüğü yeni logosunu paylaştı. Ve bu logo değişikliği sosyal medya da o kadar yankı uyandırdı ve tepki toplamaya başladı ki logonun yeni resmi ile açılan Gaplogo Twitter hesabı bir anda binlerce takipçi topladı. Ve akıllara ziyan ilk tweet’i“Benim de duygularım var pislikler” ile büyük bir savaş başlattı ve devam etti.

Hemen ardından yeni Gap logosuna cevaben birileri de OldGapLogo (eski Gap logosu) adıyla bir Twitter hesabı açtı: “Gecenin bir yarısı, Old Navy’nin cansız mankenleriyle dolu penceresiz bir salona götürüldüm. Yardım yollayın.”yazan tweet’ini attı.

Sonra ne mi oldu? Yeni logonun ömrü bir iki gün kadar kısa bir süreyi kapsadı. Gap, Facebook sayfasındaki yeni logoyu kaldırıp yeniden eski logosuna döndü ve şöyle bir açıklama yaptı:“Baştan beri planımız buydu. İnsanların bir hafta boyunca bizim hakkımızda konuşmasını sağlamak. Müşterilerimizi dinliyor gibi görünerek onlara bu kadar sevdiklerini fark edemedikleri değerli logolarını geri vererek son gülen olmak.” [1]

Peki GAP gerçekten sosyal medya da kendinden konuşturmak mı istedi? Yoksa bu kadar çok konuşulduğu için dayanamadı ve eskiye dönmeye mi karar verdi? Orası işin karanlık tarafıJ

Görünen tek aydınlık yanı ise artık sosyal medyanın gerek bireylerin gerekse şirketlerin hayatlarının bir parçası haline geldiği ve isteseler de göz ardı edemeyecekleri bir nokta da olduğu idi.

Sosyal medya ağları, tüm dünyada TV, Radyo, Telefon ve Bilgisayar gibi teknolojik cihazlardan daha kısa bir sürede kabul edilip benimsendi.

Bugün sosyal medya ağlarının en popülerleri Facebook bir ülke olsaydı; 1 milyar 350 milyon kullanıcı sayısı ile Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olurdu. (Wikipedia)

Peki bu yeni dünya düzeni şirketleri nasıl etkiledi?

Günümüze baktığımızda şirketler sosyal medya ağları aracılığı ile hedef kitleye doğrudan ulaşabilmekte ve onların alışkanlıklarına göre sosyal medya pazarlama stratejilerini belirleyebilmektedir. Zaman ve maliyet avantajı sağlayan sosyal medya pazarlama yöntemleri, elde edilen verilerin ölçülebilir ve sonuca doğrudan etki ediyor olması nedeni ile şirketlerin en çok tercih ettiği pazarlama yöntemlerinden biri haline geldi.

Sosyal medya pazarlamada, avantaj yada dezavantaj olarak değerlendirilecek en önemli kriter müşterilerin ürün veya hizmetler hakkında söz söyleme hakkına sahip olmasıdır.

Müşteri her durumda konuşabilmekte ama sosyal medya aracılığı ile daha geniş topluluklara ulaşabilmekte, dolayısı ile iyi yada kötünün potansiyel müşteriler arasında daha hızlı yayılmasını sağlayabilmektedir. Böylece şirketler hızlı müşteri kazanabilmekte veya kaybedebilmektedir.

Bu gibi birçok neden iyi bir sosyal medya pazarlama planının oluşturulmasının gerekliliğini gözler önüne seriyor. Çünkü ürün ve hizmetlerimizden yararlanan hedef kitle interneti aktif olarak kullanan bir nesil, dolayısı ile bilindik geleneksel pazarlama yöntemleri ile onlara ulaşmamız globalleşen dünya da imkansızlaşıyor. Müşteri nerede ise, sizde orada olmalısınız! Doğru yapılan analizlerle iyi planlamış bir sosyal medya pazarlama stratejisi hedeflediğiniz herkesi müşteriniz haline dönüştürecektir.

Özetle sosyal medya pazarlaması için aşağıdaki hususları göz önünde bulundurmalıyız.

 

  1. Doğru Analiz, Doğru Planlama:

İyi bir sosyal medya pazarlama stratejisi ancak öncesinde yapılan doğru analiz ve iyi planlama ile sağlanır. Hedef kitlenin, amacın ve hedefin öncelikli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Sonrasında, hedef kitleye hangi ağ aracılığı ile ulaşılacağının belirlenip, buna göre en uygun metodun seçilmesi gerekir.

  1. Rakipler:

Rakiplerin sosyal medya pazarlama stratejileri kurgulayacağınız pazarlama planında göz ardı edilmemesi gereken bir bilgidir. Rakipler hangi ağları etkin olarak kullanıyorlar? Günde ne sıklıkla paylaşımda bulunuyorlar? Bu sorulara alınan cevaplara göre plana yön verilebilir.

  1. Kanala Göre Hareket:

Hedef kitle ile buluşulacak sosyal medya ağının hangisi olduğuna göre hareket edilmelidir. Her ne kadar sosyal ağların tamamından herkes yararlanıyor gibi gözükse de her birinin kullanıcı profilleri ve buna göre iletişim dili de değişebiliyor. Örnek olarak Facebook ve Linkedin gibi düşünebilirsiniz.

  1. İçerik:

Bir başka deyişle “Content”! Bugün gittikçe önem kazanan bir terim haline gelmeye başladı. Çünkü yaptığınız kampanyayı yada sunduğunuz ürün/hizmeti hedef kitle ile buluştururken doğru iletişim dilinin seçilmesi, mesajın doğru ve anlaşır olarak verilebilmesi içeriğinize bağlıdır.

Ne sıklık ile güncelleme yapılmalı? Paylaşımların, fotoğraf, video yada animasyon olarak mı yapılması gerekiyor? Bunların da çok net belirlenmesi gerekiyor.

  1. Hızlı dönüş

Müşterilerden gelen geri bildirimlerin hızlıca yanıtlanıyor ve aksiyon alınıyor olması gerekiyor. Sosyal medya hedef kitleniz ile doğrudan iletişimde bulunduğunuz bir platform. Dolayısı ile hedef kitleden gelen geri bildirime verilen cevap ve sonrasında alınan aksiyon hedef kitle gözünde doğrudan “beni duydular, dinliyorlar ve önemseniyorum” u ifade edecektir. Çünkü sosyal medyada önlem almadığınız bir tepki çığ gibi büyüyüp, kampanyanın kötü sonuçlanmasına yada sağladığınız ürün/hizmetin hayatının başlamadan bitmesine neden olabilir.

  1. Ölçümleme ve iyileştirme

Sosyal medya pazarlamanın en güzel özelliklerinden biri de ölçümlenebiliyor olması. Kaç kişi beğendi? Kaç kişi ürün/hizmet veya kampanya hakkında yorum yaptı? Kaçında satın alma davranışına döndü? Bu gibi soruların hepsinin cevabını alabiliyor. Buna göre iyileştirmeniz gereken yerler yada hangi sosyal medya ağının sizin için uygun olduğunu görerek yoğunluğunuzu nereye yönelteceğinize karar verebilirsiniz.

[1] http://www.sosyalmedyapazarlama.com/2010/10/gap-0-sosyal-medya-1/

 

Sosyal Medyada 13 – 19 Şubat Haftalık Özeti [ Taze Çıktı! ]

Geçtiğimiz hafta hareketli ve yeniliklerle dolu bir gündemi geride bıraktık, o zaman hadi başlayalım :)

Youtube’da bir dizi, bir video izlerken en sevemediğim geçmeyen reklamlardı, sizden de bu durumu sevmeyenler illa ki vardır değil mi? Sesimizi duyurmuş olacağız ki, youtube aldığı bir karar ile 30 saniye süren ve geçilemeyen reklamlardan 2018’de vazgeçeceğini duyurdu.

Snapchat; Instagram ve Facebook ile kıyasıya bir rekabet içerisinde olsa da, kendisine sadık bir müşteri kitlesi yarattığı için ‘misal ben’ markaların ilgisini toplamaya devam ediyor. Son araştırmalar gösteriyor ki Snapchat hesabı olan markalar Snapchat kullanıcıları tarafından sıkı bir şekilde takip ediliyor ve kullanıcıların yarısından fazlası bu içerikleri açarken, %85’inden fazlası da hikayeyi sonuna kadar izliyor.

Facebook’un duyurduğu yeni  bir özellikten bahsedeceğim bu kez, iş ilanları.  Şu anda sadece ABD ve Kanada’da kullanılabilen bu yeni özellikle sayfalar 30 gün boyunca yayında kalacak iş ilanlarını kendi sayfasından paylaşabiliyor. İlana başvurmak isteyen kullanıcılar ise FB profilindeki bilgiler ile başvurabiliyor.

Her yeni Iphone modelini bu sefer bizi ne şaşırtacak acaba diye beklerken, şimdilerde yeni modelde Touch ID’nin yerini 3D yüz tarama teknolojisinin alacağı konuşuluyor. Bu beklentileri güçlendiren gelişme ise Facebook’un İsrail Merkezli yüz tanıma hizmeti sunan RealFace’i satın alması oldu.

Eskilerin en meşhur telefonu diyebilir miyiz kendisi için, eski dostumuz geri mi dönüyor yoksa? Nokia, 3310 modelini tekrar hayatımıza sokmaya hazırlanıyor. 27 Şubat’ta Barselona’da düzenlenecek olan Mobile World Congress’te yeniden lansmanı yapılacak olan 3310, 59 Euro’dan satışa çıkarılacak.

Yeni bir yere giderken mutlaka kaybolurum, hatta bazen gittiğim yere giderken de kaybolmuşluğum vardır. Benim gibi olanların ise en büyük kurtarıcısı kuşkusuz Google Maps. Mobil üzerinden liste yapma özelliğini ekleyen Google Maps’te, bir bölgedeki favori noktalarını veya seyahat notlarını liste olarak kaydedip dilediğin şekilde paylaşabiliyorsun.

Bu haftalıkta bu kadar, haftaya yeni haberlerle görüşmek üzere :)

[ Taze Çıktı! ] Sosyal Medyada 6 – 12 Şubat Haftalık Özeti

Bu hafta gündemimize düşen haberler neler?

Olmazsa olmazımız, vaktimizin çoğunu harcadığımız güzel platform Whatsapp ile başlayalım. Whatsapp milyarlarca kullanıcısı için iki adımlı doğrulama özelliğini başlatıyor. İsteğe bağlı olan bu özellik ile hesaplarınıza ek bir güvenlik önlemi sağlayabileceksiniz.

Her geçen gün artan sözlü şiddet ve nefret söylemleri sosyal medya platformlarını önlem almaya itiyor. Hatırlarsınız belki, geçtiğimiz zamanlarda Facebook bu konu ile ilgili ilk adımı atmıştı. Şimdi, Twitter geri kalmayarak bir filtre uygulamaya karar verdi. Twitter’in uygulayacağı bu filtre ile bir kullanıcı küfür ve hakaret içerikli cümleler kullandığında uygulamanın geliştirdiği filtre sayesinde yorumlar görünmeyecek. Bir sonraki adımda da Twitter tarafından engellenen kullanıcının birden fazla yeni hesap açmasınında önüne geçileceği söyleniyor, bekleyip göreceğiz.

Bu arada canlı yayın çok moda! Facebook ve Instagram Live’ın ardından bu furyaya Youtube’da katılıyor. Şimdilik sadece 10K üzeri takipçisi olan kullanıcılar için açık olan bu özellik daha sonra tüm kullanıcılara açılacak.

Şimdi anlatacağım uygulama ise alışılmışın dışında, ortak zevk önemli evet, fakat ortak nefretinde gücü yadsınamaz değil mi? Bu doğrultudan yola çıkarak yeni bir uygulama geliştiren Brendan Alper; uygulamasının adını Hater koyuyor ve evet kendisi bir flört uygulaması. Uyumunuzu ise ortak nefretleriniz belirliyor.

Eee, bugün Sevgililer Günü. O zaman yazıyı güne özel bir kampanya ile noktalandırıyorum. Yaklaşık 1 haftadır her yerde bu güne dair reklamlar, yazılar, kampanyalar görüyoruz. Ben böyle klişe zamanlarda sivil toplum kuruluşlarının kampanyalarına destek verilmesini seviyorum. WWF Türkiye’nin bu güne özel hazırladığı Doğada Aşk Var kampanyası dikkat çekenlerden. #DoğadaAşkVar etiketi ile devam eden kampanyaya katılarak sizde tehlike altındaki türlerin korunmasına destek olabilirsiniz.

Bu haftalıkta bu kadar, haftaya yeni haberlerle görüşmek üzere :)

Sosyal Medyada 30 Ocak – 5 Şubat Haftalık Özeti

Taze Çıktı!

Geçtiğimiz hafta sosyal medya dünyasında neler oldu bu yazımda sizlerle onları paylaşacağım.

Ufak bir soru ile başlayalım; Facebook’un ilk hayatınıza girdiği zamanı hatırlıyor musunuz? Peki ya bu ne ki heyecanınızı? Yıllardır görüşmediğiniz arkadaşlarınızla veya tanıdıklarınızla tekrar konuşabilme mutluluğunu peki? Evet ilk haberimiz Facebook ile ilgili..

Facebook 2016 yılına ait finansal verilerini yayınlarken, Mark Zuckerberg de kendi hesabından paylaştığı bir içerik ile mecranın kullanıcı sayısını yayınlandı. 1.2 milyarı her gün aktif olmakla beraber şu an Facebook’un kullanıcı sayısı 1.9 milyara yaklaşmış durumda.

Detaylar için: http://bit.ly/2k6mZsa

Kullanıcı sayısı 1.9 milyara yaklaşan Facebook yaptığı bir açıklamayla, lead reklamlarını artık Instagram’da da kullanılabilecek. Lead toplamak isteyen reklamverenlerin, Facebook üzerinden verdikleri reklamlarda Instagram’ı da seçerek bu özelliği kullanabilecek. Ufak bir uyarı: Lead reklamları Instagram web sürümünde henüz görüntülenemiyor.

Facebook’un mobil uygulamasında kullanılabilen yeni bir özellikten bahsedeceğim bu kez. Tinder benzeri bu özellik ile yeni insanlarla tanışmak istiyorsanız; navigasyon bölümündeki Discover People özelliğini kullanarak diğer kişilerin halka açık bilgilerini görebileceksiniz artık.

Daha önceki yazımda çok aktif Snapchat kullanıcısı olduğumdan bahsetmiştim size. Geçtiğimiz haftalarda hala alışamadığım arayüzünü yenileyen Snapchat şimdi de internet sitesi paylaşmak isteyen kullanıcıları için snapcodelar geliştirecek. Reklam açısından güzel bir alan olacak gibi duruyor, göreceğiz.

Farkındayız değil mi? Nasıl da hızlı büyüyor video pazarı ve bu pazar hızla büyürken herkes kendini oyuna dahil etmeye çalışıyor. Bu hafta Twitter’den bir hamle geldi. Yeni bir özellik ile Twitter izleyicilerine video izlenme sayısını da gösterecek.

Evet devam edelim!

Günümüzün en büyük sorunsallarından birisi yalan haberler.. X haberi çok çabuk bir başkasına X,Y,Z olarak gidiyor, muhtemelen sizde günlük hayatınızda benzer olaylar deneyimlemişsinizdir. Bu büyüyen sorunla başa çıkmak için kurulan bir organizasyon olan “Fake News Challenge” yapay zeka ve doğal dil işleme teknolojilerini kullanarak bir haberin yalan olup olmadığını tespit etmeyi hedefliyor.

Haberin linki: http://www.fakenewschallenge.org/

Godaddy dünyada çokça bilinen bir alan adı ve sunucu sağlayıcılarından birisi ve gerçekten çok iyi reklam yapıyorlar. Geçenlerde yine interneti gerçek bir insana dönüştürdüğü 30 saniyelik bir film yayınladı. Ben çok tatlı buldum, izlemek isteyenler için :

Şimdiki haber beni hem şaşırttı hem de biraz ürküttü açıkçası, Çin’de bir elektronik fabrikası çalışanlarının %90’ını robotlarla değiştirerek üretimi %250 artırarak, hataları %80 azaltmayı başarmış. 2017 ve sonrasında bu tarz haberleri çok duyacak gibiyiz, bundan birkaç ay önce Adidas da sadece robotların çalışacağı fabrikalar kuracağını duyurmuştu. Hayırlısı diyelim!

Biliyoruz ki 2011 yılından beri ‘Dünyanın En Değerli Şirketi’ unvanını Apple elinde tutuyor, geçtiğimiz yılda Apple her ne kadar iPhone ile satış rekoru kırmış olsa da başlı başına yetmemiş sanırım ki bu sene tahtını Google’a kaptırdı. Bakalım unvanı geri kazanabilecek mi, beraber göreceğiz.

Biz daha bu haberleri yeni sindiriyorken bakalım haftaya hangi haberler gündemimize düşecek :)

Cemal Süreya’dan Emoji ve Gif’lere Yolculuk

1-H7oSnBW97aohzocSTBpTvg

Kocaman lafların mahiyetini yitirmeye başladığını ve open ended cümlelerin hisleri anlattığı stratejisini zamanında yakalayan ustamızın bir bildiği varmış.

mIRC, ICQ, Windows Messenger’la başlayan ifade alanlarımız Yonja, Myspace’le profil oluşturmalara doğru ilerlerken içerik üretiminin formatları Facebook’un yayılımı ile şapka değiştirmeye başladı. Hot or Not’la başlayan Harward odasındaki küçük yolculuk, kocaman markaların şu anki algoritma vs görünürlük savaşına kadar ne kadar medya yatıracağına kadar ilerledi.

Kullanıcı tarafından bakıldığında ise bu bahsi geçen alanlar, günlüklerden, sınıftaki arkadaşlara küçük kağıtlara yazılmış notlardan daha fazlasını söyleyebilecekleri platformlarda nefes almak olarak karşılandı diyebiliriz.

İfade etmek, aktarmak ve ben buradayım demek bize teknolojiyle gelen birer fayda diyebiliriz. Bugün memlekette 39 milyon insan Facebook’ta bir şeyler anlatıyor ve izliyor. Herkesin ne anlattığı kendine. Şimdi fokus olduğum tek şey ifadenin geldiği son nokta.

1-cDc4Ux45y3TKy0FZmF9-Cw

Ruh hali, isyan, düşünce, merak gibi içimizden çıkan her şeyi anlatabildiğimiz platformlarda ağırlımızca beğeni ve RT alıp tatmin oluyoruz. Her şeyin başı ben de buradayım ve +1 demekle başladı.

Facebook’ta durum güncellemesi, arkadaşın paylaştığı kedi videosu yetmemeye başlayınca diğer mecraların ve beraberinde getirdikleri ifade biçimleri yükselmeye başladı. 140 karakterde anlat, ya da gel video ile anlat, video kesmedi mi o zaman süslü püslü fotoğrafla anlat. Yeter ki anlat!

Bence sosyal medyanın zehirli tarafı bağımlılık yaratması değil, iletişimi daraltmasıdır.

1-65VYoNc0pvLYTQEv-VJhZg
                                                       En yakın arkadaşlarımla yılbaşı akşamı ve yılbaşı anı
Düşünsenize bırakın metrobüste geçirdiğiniz zamanı, bir araya gelmek için program yaptığınız arkadaşlarınızla bile aslında fiziksel bir araya gelmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Ben şu yukarıdaki tabloya dahil olmamdan daha hüzünlü bir şey bilmiyorum. Bu fotoğrafı çektikten hemen sonra paylaştım ve şu an eleştirdiğim şeye dahil oldum.
Peki Cemal Süreya’dan buraya gelirken biz kendimizi nasıl ifade etmeye devam ediyoruz? Bunu en güzel şekilde Adam Leibshon’ın Giphy sunumu aslında bize anlatıyor.

Yazı, videoya, video fotoğrafa , fotoğrafta emoji ve gif’lere dönüştü. Arada bir yerlerde mizahın iletişime etkisi ile Caps ve Meme’ler de iletişim pastasından payını aldı. Yani makro anlatımlar mikro anlatımlara dönüştü. Bunun üşenmekle mi alakası var yoksa bu mikro anlatımlar bizi daha mı doğru yansıtıyor?

Twitter geçtiğimiz dönemde markalara sadece emoji hedeflemesi yaparak reklam yapabileceklerini söyledi. Ondan önceki haftalarda Facebook markaların kendi emojilerini yapabileceklerini açıkladı. Bunların birbirini izlemesi bir tesadüf değil aksine ifadelerin daha iyi nasıl satın alınabileceği gibi bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Sıcacık bir yaz gününde ofiste çalışıyorsanız ve bunu üzgün emoji ile paylaşıyorsanız artık iki sokak ötedeki havuz üyeliği satan otelin hedeflemesine girmiş bulunuyorsunuz. İfadeniz ihtiyaca, ihtiyaç ise satın alınabilir bir duruma dönüşmeye başladı.

Giphy’nin kurucusuna göre gif’ler bütün düşünce paylaşımlarının üstünde bir yaratıcılık ve etki alanı oluşturuyor. Kendisi iletişimin telefonla başladığını sonra yazıya döküldüğünü sonra sembolizmle küçüldüğünü ve en son gif’lerle hızlı ve etkili sonuca ulaştığını söylüyor.

1-JqokurdPjfX69Igdg4fZGQ

Tabi bu dijital alanlarda iletişimin bütün kredisini gif’lere yüklemek de doğru olmaz diye düşünüyorum. Öyle olsaydı Twitter’ı yenmeye başlayan Snapchat’in yükselişini göz ardı etmiş olurduk. Aktif bir Snapchat kullanıcısı değilim bunun da nedeni sanırım bana çok pornografik bir uygulama gibi gelmesi. Üstelik insan doğasında iz bırakma dürtüsünü yok saydığı için sanırım demografilerine giremiyorum. Snapchat’i Instagram’ın karşısında bir mecra gibi düşünenlere, McCafe’nin Starbucks’a karşı bir ürün olduğunu hatırlatmak gerekir.

Konudan çok uzaklaşmadan ifadelerimizin daraldığı ve daha çok duygu ve düşünce durumlarımızı aktardığımız yöntemlerin bizleri daha ne kadar mikro anlatımlara yönlendireceğini merak ettiğimi söylemek istiyorum. Yine kullanıcı tarafında durarak benim cuma günü iş çıkışı sevincimi dans eden bir gif anlatıyorsa bundan bir sonraki adım ne olacak? Şu an sosyal medyada yer edinmeye çalışan tüm markaların, Facebook başta olmak üzere tüm hesaplarına göz attığınızda gif’ler, emoji’ler ve görselde abuk subuk yerlere yerleştirilen yazılarla dolu snap’ler havada uçuşuyor. Bunun trendleri takip etme ile değişen jenerasyona ayak uydurma çabası olduğunu tabii ki biliyorum :) Kısacası son kullanıcı ne yapıyorsa markalar da ‘’biz de’’ diyor.

Tşk.

Kesin Mi Bilgi? Yayalım Mı?

gossip_girl_wallpaper_iii_by_conniechan

Sosyal medyanın ifade özgürlüğünün nefes aldığı bir alan olmasıyla eş zamanlı gelişen yalan haber akımının sonuçları toplumsal ölçülere varabiliyor. Kitlelerin bireylerden servis edilen bilgiden hareketle bir eyleme kalkışması son dönemde sık olarak karşımıza çıkan bir gerçek.

Öncelikle internette fikir beyanının geldiği son noktaya ve ortaya çıkardığı yeni tanımlara bir bakalım.

Favorim olan Slaktivizm ile başlıyorum.

 

tweet

Tanımı:

Bireylerin topluma dokunan herhangi bir olay karşısında imza kampanyalarına, gruplara katılıp, savunulan fikir yönünde aksiyon almaları durumu. Bu aksiyonlar olaya ilişkin haberler, yazılar, güncellemeler ve her görsel – işitsel verilerinin servisi ile gerçekleşir. Bu akımın doğduğu ve sürdüğü yer ise yine dijital mecralardır. Aktivistliğin dijital formu olarak adlandırılan Slaktivizm, bireyin üstüne düşeni yaptığını düşünmesine yol açar ve toplumun ses çıkaran bir parçası olduğunu kabul etmesini sağlar. Birey kendi dijital çevresince etki alanı yaratırken bir yandan da üst kimliğinin birer beyanını yine dijital platformlarda sergileyebilir. Buradan hareketle dijital personasını dilediği gibi şekillendirebilir ve klavyenin dışında, sokakta olmak istediği her şeye dönüşebilir. Bunun sağlığı ve gerçekliği hakkında halen çeşitli yorumlamalar, araştırmalar sürüyor.

Bir diğer yeni kavram ise Kliktivizm

indir

Kliktivistler yine slaktivistler tarafından ortaya konan dijital (toplumsal) hareketin hacmine adı üstünde bir klikle dahil oluyorlar. Bu dahil olma ortaya konan hareketin servis ağını genişletme ile başlıyor ve bir zaman sonra change.org’da hareket başlatanlardan olmalarıyla devam ediyor.

Son dönemlerde slaktivizim’in fizikel aktivistliğe vurulan bir ket olduğu gibi bir düşünce yaygın. Yani klavye başındaki rahat aksiyonların fiziksel bir eyleme dönüşmemesinden ortaya çıkacak olan başarısızlık oranı bu kavramın sorgulanmasına yol açıyor. Akımının adının ortaya çıktığı ve yükseldiği batı dünyasında bu yukarıda bahsettiğim başarısızlık oranı oldukça düşük. Bu duruma bakarken coğrafyanın eylemlere hangi koşullarda cevap verdiğini göz ardı etmemeliyiz. Protesto edilen kuruluşun binasına yürümek mi? Yoksa internette imza kampanyası başlatmak mı?

İşte bütün bu yeni kullanıcı kavramından sonra bilginin doğruluğu daha da önem kazanmaya başladı. Clickbait’lerden, kötü photoshopla servis edilmiş yalan haberlerden kafamızı kaldıramadığımız günlerde ülkenin en güzel oluşumlarından biri hayata geçti.

510

Teyit.org

Teyit.org’un kısaca tanımına servis edilen haberlerin doğruluğunu araştırıp kamuyu bilgilendiren bir oluşum diyebiliriz. Okuduğumuza inanamadığımız bir dönemde ilaç gibi gelen bu oluşum çok yakın zamanda güvenilirliğini yitiren dev haber portallarının yerine geçebilir. Takipçilerinde okuduğu haberin doğruluğunu eş zamanlı olarak portaldan kontrol etmesi bile azımsanmayacak bir reflekse dönüştü. Bu refleks bilginin değerinin farkında olan ve yukarıda bahsettiğim akımların kapsamına girmeye niyetlenen herkesin birer filtresi haline geldi. Destekliyoruz. Tebrik ediyoruz.

Bizdeki teyit.org’un kapsam olarak bir tık ileri hali için Facebook kolları sıvadı. Kullanıcıların şüpheli buldukları haberlere bir uygulama ile işaret koyabileceklerini ve sonrasında bağımsız bir teyit kuruluşunun bu haberin doğruluğunu onaylabilecekleri bir dönem başlıyor. Uygulamanın pilot ülkesi Almanya Ocak 2017’den itibaren Facebook’un bu hizmetini kullanmaya başlayacak.

Haber için buraya göz atabilirsiniz.

http://www.forbes.com/sites/federicoguerrini/2017/01/16/facebook-will-flag-and-filter-fake-news-in-germany/#2b31e8a560e3

Öte yandan teyit.org’un Amerika versiyonunu merak edenler de http://www.factcheck.org adresine göz atabilir.

Doğru bilgiyle, değişimle kalın!

Tchao!

Sosyal Medya Mecralarından Farklı Olarak; Facebook

Sosyal Medya’nın hayatımıza girmesi ile birlikte artık sürekli akıllı telefonlarımızdan Twitter, Instagram, Facebook ve Snapchat’e girerek takip ettiğimiz kişi ve sayfalarda neler olduğunu görmek için telefonumuzun şarjını bitirene kadar kullanıyoruz.

Sosyal Medya’nın bağımlılık haline gelmesini fırsat bilen markalar ise bizi oralarda bir yerlerde pusarak bekliyor ve karşı karşıya geldiğimizde hamlesini yapıyor. Yaptıkları çeşitli kampanya, video tanıtım, yarışma ve farklı içeriklerle bizi kendisine çekmeye çalışıyor ve bunların yanında sponsorlu içeriklerle takipçi sayılarının çok üstünde kişilere ulaşabiliyor. Markaların olduğu sosyal medya mecralarında ise satış olarak hepsinden ayrılan Sosyal Medya Kanalı olarak Facebook ön plana çıkıyor. Facebook her zaman markaları düşünerek geliştirmelerini sürekli bu yönde yapıyor. Facebook’un satış amaçlı kullanılabilecek özelliklerinden en önemlisi olarak Chatbot ve Dükkan karşımıza çıkıyor. Facebook’un sonbaharda kullanıma açtığı dükkan uygulaması bir çok markanın dikkatini çekmişti. Dükkan ile birlikte paylaşılan postlar sizi direk satışa yönlendirebiliyor veya e-ticaret sayfasına gidebiliyorsunuz. Ürünleri listeleyebildiğiniz ve müşteri odaklı bir geliştirme olan Dükkan ile birlikte Facebook’ta ürün satmak artık daha kolay bir hale geldi. Bunun yanında Messenger üzerinden yapılan Chatbot uygulaması da satışlarınızı ve tanıtımlarınızı oldukça olumlu etkileyecek bir uygulama. Chatbot sayesinde Facebook sayfanızı beğenen kişilere Messenger üzerinden mesaj gönderebilir, tanıtım ve kampanyalarınızı duyurabilir hatta bir restaurantsanız sipariş bile alabilirsiniz. Facebook’un dükkan ve chatbot uygulamalarını stratejik olarak kullanıp kurumsal bir sayfa yönetimi yaparsanız Facebook’ta ticaret yapmanın faydalarını çok çabuk görebilirsiniz.

facebook-alltTicari anlamda en kullanışlı Sosyal Medya Mecrası Facebook’tur. Facebook sayfanızı Twitter ve Instagram sayfalarınız ile destekleyip merkeze Facebook’u oturtursanız yapılacak doğru strateji ve kaliteli ürünler ile e-ticaret sitesine gerek bile duymadan müşteri pazarınızı oluşturabilir, onlarla doğrudan iletişime geçebilir ve satış yapabilirsiniz. Tüm bu uygulamalarda ise ihtiyacınız olan en önemli şey sayfalarınızı en doğru strateji ile yönetecek bir Dijital Medya ekibidir. İşini bilen bir Dijital Medya ekibi markanıza gerekli olan sempati ve imajı, tanıtım ve reklamı, pazarlama ve satışı gerçekleştirecek diğer markalarla olan rekabette sizi her zaman bir adım önde tutacaktır.

Markaların Sosyal Medya İletişimi

Başarılı markalar geçmişten günümüze kadar iletişimin farklı tekniklerini kullanarak günümüze geldi. Son yıllarda gücünü arttırarak devam eden Sosyal Medya ise markalar için kaçınılmaz bir iletişim ağı oldu. Markalar Sosyal Medya üzerinden yaptıkları iletişim çalışmaları ve müşteri ilişkileri ile müşterilerinin ve gelecekteki olası müşterilerinin zihninde olumlu bir yer bırakıp sempati kazanmayı hedefliyor. Yaptıkları kampanyalar, etkinlikler ve vermek istedikleri mesajları sosyal medya mecraları üzerinden veren markalar, bu iletişim çalışmalarının yanında CRM’de yaparak müşterilerinin marka hakkında olumlu, olumsuz düşünceleri hakkında fikir sahibi oluyor, şikayetleri ve önerileri değerlendiriyor, buna göre aksiyon alabiliyor.

Markalar Sosyal Medya’yı her ne kadar bir fırsat olarak görse de belirlenecek olan yanlış iletişim stratejileri markalar için krize dönüşebiliyor. Günümüzde sektörü her ne olursa olsun bir marka için Sosyal Medya olmazsa olmaz bir hal aldı fakat markalar için Sosyal Medya kullanımı diken ucu bir durum. Sosyal Medya üzerinden gerçekleşen ve markaları hedef alan propagandalar ve toplu halde yapılan marka imajını zedeleyecek saldırılar, marka hakkında açılan olumsuz bir hashtagin Trend Topic olması, kuşkusuz ki bir marka için dijital dünyada karşılaşabileceği en olumsuz durumlardan biri. Markaların bu tarz durumlara hazırlıklı olup markanın itibarını olumsuz etkileyecek paylaşımlara karşı bir kriz iletişimi geliştirmesi gerekiyor. Bu mecralarda ve özellikle Twitter’da yapılan bir paylaşımın dakikalar içerisinde ne kadar hızlı yayıldığına daha önce defalarca şahit olduk. Bu sebepten dolayı sosyal medyada yapılacak gündem takibi çok önemli bir hal alıyor. Sosyal Medya mecralarında her gün düzenli bir şekilde marka ile ilgili yapılan paylaşımların ve yorumların takip edilmesi, basında marka ile ilgili çıkan haberlerin Sosyal Medya’da yansımasının takip edilmesi gerekiyor. Ülkemizde hızlıca değişen gündem ve gerçekleşen üzücü olaylar sonucunda, gündem takibi yapılmadan gerçekleşen paylaşımlar markaları zor durumda bırakıyor ve marka hakkında olumsuz düşüncelere neden oluyor. Bu yüzden yapılacak paylaşımların önceden schedule edilmeden dinamik olarak yapılması gerekiyor. Ülkemizde hala daha tam olarak anlaşılamayan sosyal medya yönetimi sosyal medyanın dinamiklerini bilmeyen kişiler tarafından kullanıldığında; bir markanın itibarını yükseltmek, olumlu bir imaj yaratmak için senelerce yapmış olduğu yatırımları bir çırpıda yerle bir edebiliyor. Bir çok kişi tarafından Sosyal Medya Yönetimi basite indirgenerek, bir fotoğrafı bir kaç kelime yazıp paylaşmak olarak görülüyor fakat daha öncede birçok defa şahit olduğumuz gibi durum aslında hiç öyle değil.

Markalarda artık Sosyal Medya’ya gereken değeri verip, yıllarca imaj iletişimi için yapmış olduğu yatırımları Sosyal Medya’da basit hatalar yüzünden yitirmemeli ve Sosyal Medya’ya basit bir bakış açısı ile önemsiz bir detaymış gibi bakmamalı. Unutmayalım ki Sosyal Medya her geçen gün daha fazla önem kazanmakta ve geliştirilen özellikleri ile markalar için daha cazip bir hale gelmektedir.