Marka Oluşturmada Pazarlama İpuçları

Hemen hemen tüm girişimcilerin ve marka yatırımcılarının bildiği gibi,  bir marka yaratılırken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri yaratılacak olan markanın uzun vade sürekliliğinin oluşturulmasıdır.  Yani belirli bir marka yaratım süreci içerisine giren hiç kimse ( sıcak pazarlama, ‘’sat ve pazardan çekil’’ mantığı altında çalışmak isteyenler hariç) gelecek planlamalarını 3 ya da 5 yıllık süreçleri içeren kısa vade kalıplarına sokmak istememektedir. Çünkü sürekliliğini sağlayacak olduğu markadan, devamlı olarak belirli kanallar dahilinde kar elde etmek, zaten marka yaratımının asıl amacı olarak görülür.

marka oluşturma süreci1Hal böyle olunca marka yaratım girişimi içerisine girecekleri uzun ve zorlu bir yol beklemektedir. Bilindiği gibi piyasada yaratılan her marka devasa satışlara ulaşamamakta hatta bazı markalar kendi kategorisinde belirli bir zaman sonra pes edip pazardan çekilmektedir. Aynı zamanda sattığınız ürün tüketici açısından ne kadar kullanışlı olursa olsun,  o ürün tüketiciler tarafından bilinmiyorsa, ürünün satış kanalları yani lojistiği düzgün bir şekilde sağlanamamışsa,  ürününüzü satacak olan kadronuzu sağlam bir çarka oturtamadıysanız,  kişisel görüşüme göre zarara uğramadan pazardan çekilmeye başlasanız iyi edersiniz. O yüzden marka girişimcileri adına, marka yaratma konusunda bir takım kurallar ve gereklilikler vardır. Peki bu kural ve gereklilikler nelerdir şimdi kısaca onlara bir göz atalım

PAZARDA ETKİSİ HİSSEDİLECEK BİR MARKA İSMİ

Siz ürününüzü ya da hizmetinizi oluşturdunuz. Ürününüz ya da hizmetiniz hakkında pazarda araştırma yaptınız ve belirli planlamalarını ortaya koydunuz. İşte şimdi bu süreçten sonra ilk olarak markanızın ismini belirlemeniz, belirleyeceğiniz isimden sonra da diğer basamaklara geçmeniz gerekmektedir.

Peki markanızın ismini nasıl belirleyeceksiniz?  İşte bu soruya oldukça dikkatli yaklaşmanız gerekiyor. Çünkü bilindiği üzere bugün Dünya’nın önde gelen markalarının ve onların satış hacminin en önemli ayağı pazarda kendilerini fark ettirdikleri isimleridir. Bu sebepten dolayı, marka ismi belirlerken çok iyi bir içerik araştırması yapmalısınız. İlk olarak düşünmeniz gereken nokta, rakiplerinizin marka ismi analizini doğru bir şekilde yapabilme ve anlayabilme olmalıdır. Acaba rakipleriniz pazarda hangi isimlerle faaliyet gösteriyor? Bu isimler, onların bilinirlik düzeyini ne derecede etkiliyor? Rakipleriniz bu isimleri seçerken kendi satış kategorilerinde nelere dikkat etmişler?  Öncelikle bu soruları  (Bu analizi, rakiplerinizi kıskanmadan, objektif bir şekilde yapmalısınız. Unutulmamalıdır ki ‘’Dostunuz size yakın ama rakibiniz size her zaman daha da yakın olmalıdır ) kendinize sormalı, ekibinizle beraber sorulan soruların yanıtlarını beyin fırtınası yaparak araştırmalısınız. Rakip firmaların marka isimlerini analiz ettikten sonra,  sıra sizin hizmetiniz için bulunacak özgün bir isim bulmaya geldiğinde, karşınıza konuyla ilgili birkaç tane daha soru çıkacaktır.  Ben ne satıyorum ve nasıl satıyorum? Satmak istediğim ürün ya da hizmet kimlere hitap ediyor? Pazarda benim hizmetimi rakiplerimden ayıran özellikler nelerdir? İnsanların benim markamı tercih edecekleri isimde olması gereken özellikler nelerdir?

marka yaratma süreci2Bu sorularda, özgün bir marka ismi yaratma esnasında verimli bir şekilde yanıtlamanız gereken sorulardan sadece bir kaçı olacaktır. Eğer siz, bu soruların cevabını mantığınız ve aynı zamanda duygularınızla verimli bir şekilde verebilirseniz marka ismini çok daha kısa zaman içerisinde bulacaksınız demektir.  Bu noktada unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri, marka isminizin tamamen özgün olması ile ilgilidir. Çünkü bu alanda firmaların en çok yanlış yaptıkları noktalardan biride, pazarda popüler olan markaların isimlerine yakın isimlerle faaliyet gösterme istekleridir.  Eğer böyle bir istek içerisindeyseniz, bu isteğinizden hemen vazgeçmeli ve pazarda tamamen özgün bir isimle hareket etmelisiniz. Aynı zamanda marka isminizin içerisinde siyasi olarak bir takım anlamları bulunması, direkt olarak tüketici hacminize etki edecek, satış kanallarınızı sınırlandıracaktır. Bu yüzden özellikle marka ismi belirlemede, özgün isimlere yönelmeli, siyasi ve sosyal sizin satışına olumsuz etki edecek anlamları bulunan isimlerden uzak durmalısınız.

MARKA İMAJI İÇİN PAZARLAMA EKİBİ OLUŞTURMA SÜRECİ

Marka isminizi buldunuz, isminizle ilgili tasarım çalışmalarınızı yaptırdınız sıra ise markanızı pazarlayacak ve yönlendirecek ekibinizi kurmaya geldi. Bu noktadan itibaren, markanızı pazara açmadan önce, hizmet vereceğiniz tüketiciye hitap edecek yaratıcı bir ekip oluşturmalısınız ki, markanızın satış ve pazarlama kanallarını açabilesiniz. Çünkü bir süre sonra her şeye tek başınıza yetişemeyeceksiniz, yetişmek isteseniz de sadece sizin düşünceleriniz ve yaratıcılık düzeyiniz markanızı global bir pazarlamaya asla sokamayacaktır. Bu yüzden size bu süreçte teknik destek, satış, lojistik ve marka reklamı açısından yardımcı olacak, markanızı benimseyecek bir ekip yapısına geçmeniz gerecektir. Bu süreçte çeşitli danışmanlık firmalarına da başvurabilirsiniz fakat her şeye rağmen ekip oluşturma sürecinde son sözün size ait olmasına dikkat etmelisiniz. Çünkü eğer siz, mantığınıza ve duygularınıza oturmayan bir ekiple çalışırsanız, oluşturduğunuz markanız üzerinde istediğiniz dokunuşlara sahip olamazsınız. Sizin rol almadığınız ve otoriterinizi koymadığınız bir süreçte de gerekli gelişimi gösteremezsiniz. O yüzden ekip kurma aşamasında ekibinizin yeni fikirlerine açık olmalı fakat son sözün size ait olduğunu çalıştığınız ekibe belirtmelisiniz. Aynı zamanda oluşturacağınız ekibin çok iyi bir eğitimden geçirilmesine de kati suretle dikkat etmelisiniz. Zaten yeni pazara girecek bir marka olduğunuz için, markanız oturana kadar rakiplerinizin yoğun baskısı ile karşılaşacaksınız. Aynı zamanda yeni oluşan bir markanın övgüsü ne kadar çoksa, eleştirisi de bir o kadar yoğun olmaktadır. ( Tüketicilerin her zaman sınırsız istekleri olduğunu unutmayın) Bu yüzden kurduğunuz ekip, yaptığınız iş hakkında ne kadar bilgiliyse, sizin markanızın da kısa sürede pazara yerleşmesi ve tüketiciler tarafından bilinirlik düzeyinin artması, bir o kadar kolay olacaktır.

think-different

 

HİZMET LOJİSTİĞİ ve SATIN ALMA İMKANLARINI OLUŞTURMA

Marka isminizi ve ekibinizi kurduktan sonra da, tüketicilerin satacağınız ürün ya da hizmete nereden ve nasıl ulaşacağı soruları karşınıza çıkacaktır. Aynı zamanda ürünlerinizi hangi mecralarda satacaksınız? Sadece internet üzerinden mi yoksa hem internet hem de mağazacılık üzerinden mi satışı gerçekleştireceksiniz? Ekiplerinizin konumu nerelerde olacak? Ürün ya da hizmet lokasyonunu nasıl sağlayacaksınız? Stoklarınızı oluştururken yapacağınız lojistik planlar ne şekilde olacak? Bu sorularda satacağınız malın ya da hizmetin tüketiciye ulaşması açısından çok büyük önemi ortaya çıkartmaktadır. Özellikle lokasyon ve lojistik kısmı, markanızın sürekliliği açısından dikkat edilmesi ve detaylı incelenmesi gereken argümanlardır.  Bilindiği gibi lojistik ve lokasyon planları iyi yapılmazsa ulaşacağınız tüketici kitlesini de otomatikman sınırlandırmış olacağınızı unutmamalısınız. ( Bu alt başlığın en güncel örneğini Kipalar da görmek mümkündür. Tesco firmasının lojistik ve lokasyon yönünden planlarını düzgün yapamamış olması, Kipa’nın sadece Ege bölgesinde sıkışıp kalmasına yol açmış, en sonunda da Tesco, Kipa’yı satışa çıkartmak zorunda kalmıştır. Kişisel fikrime göre Tesco’nun Türkiye pazarından ayrılmasının nedeni, lojistik ve lokasyon planlamalarında ki yetersizlikler olmuştur)

Tabi ki, lojistik ve lokasyon planlamaları basamak basamak ilerleyen süreçleri kapsamaktadır. O yüzden bu alanda aceleci davranmamanız ve analizlerinizi detaylı bir şekilde yapıp kademe kademe ilerleme göstermeniz gerekmektedir.

MARKA İMAJI ve BİLİNİRLİĞİ İÇİN REKLAM KAMPANYALARI OLUŞTURMA

Önceden bahsettiğimiz süreçlerin hepsini planladıktan sonra tabi ki her markanın kaçınılmaz sonu olan reklam kampanyası süreci içerisine sizin de katılmanız gerekmektedir. Çünkü bilindiği gibi, yaşadığımız internet çağında en fazla kişiye ulaşmanın en etkili yolu internet ve sosyal medya mecralarıdır. Bu yüzden özellikle yeni oluşturulan markalar, internette ve sosyal medya da markalarının reklamlarını yoğun bir şekilde yapıp bilinirliklerini arttırmalıdırlar. Uzun vade marka imajı oluşturma sürecinde kişisel görüşüme göre en etkili reklam yöntemi bilinçaltı pazarlamalarıdır. (Bilinçaltı pazarlamayı başka bir yazımda detaylı olarak ele alacağım) Sebebi ise, bilinçaltı pazarlamanın direkt olarak tüketicinin satın alma algısına yerleşmesi ve satın alma iknasına kazınmasıdır. Bilinçaltı pazarlama, yeni oluşan bir markanın ya da mevcutta olan fakat satış sürekliliği planı yapan markaların tüketiciye doğrudan ulaşmasına olanak sağlar. Tüketici sizin markanızı bilinçaltına kazıdıktan sonra, satın alma sürecinde ilk olarak sizin markanıza yönelir. Bu sayede hem markanızı doğal bir viral pazarlamaya sokar, hem de satış grafiğinizi yükseltmeye başlarsınız.  Coca Cola, Nike, Adidas gibi global markaların bu kadar çok reklam kampanyası oluşturmalarının altında yatan başlıca sebepte budur. Tabi ki bilinçaltı pazarlama adına yapılan reklam kampanyaları süreklilik ister ve oldukça maliyetlidir. Bu nokta da sizin reklam kampanyasına ne kadarlık bir bütçe ayırdığınız önem kazanır. Her şeye rağmen az ya da çok markanızın sosyal medya da ve internette tanıtımını gerçekleştirmek, imajınız ve bilinirliğiniz açısından gerekliliği olan bir süreçtir. Unutulmamalıdır ki ‘’reklamın iyisi kötüsü olmaz’’

Sonuç olarak, eğer ki bir marka yaratımı süreci içerisindeyseniz ya da mevcutta ki markanızı değişim yapılandırması içerisine sokmak istiyorsanız üzerinden ana hatlarıyla geçtiğim alt başlıklara özen göstermeli, sabırlı olmalı ve her zaman planlarınız hakkında çalışmalısınız. Sürecin bir merdiven gibi basamakları olduğunu unutmamalı, pazara girmek için acele etmemeli,  adımlarınızı doğru atmak için soğukkanlı davranmalısınız.

Bir Demir Yığınından İmaj Yaratımı

effiel kulesi gün batımıFotoğrafta gördüğünüz kare,  Tristan Nitot tarafından çekilmiş harika bir gün batımında hepimizin bildiği Fransa’da bulunan Eiffel kulesinin güzel bir fotoğrafı… Fotoğrafa bakıldığında herkesin gözlerinde canlananın muhteşem bir manzara olduğu söylenebilir. Güneşin batışı, şehrin akışı ve bunların ortasında Eiffel kulesi…  Romantizmin ve doğal içtenliğin buluştuğu nokta olarak tabir edilen Eiffel kulesi, Dünya’da hemen hemen herkesin gitmek için can attığı yerlerden biri olarak gösterilmektedir. Peki,  Eiffel kulesini bu kadar farklı yapan nedir?  Kulenin romantizmi yansıttığı algısı nasıl oluşmuştur?  Ve Eiffel kulesi, neden bu kadar kişi tarafından merak edilmiştir diye soruları kendimize soracak olursak aslında kule hakkında karşımıza oldukça ilginç bilgiler ortaya çıkmaktadır.

EXPO 1889 Paris Fuarının giriş kapısı olarak inşa edilen Eiffel kulesi,  ilk başlarda Fransa’nın görünüşünü zedelediği gerekçesiyle halktan ve sanatçılardan yoğun tepkiler almıştır. Hatta bir ara tepkiler o kadar artmıştır ki kulenin yıkımı üzerine bile konuşmalar gün yüzüne çıkmıştır.  Bu konuda ise, bilinen en önemli tepki Şair William Morrisin verdiği tepki olmuştur. Günün çoğu kısmını kulede geçiren Morris’e bunun sebebi sorulduğunda ‘’Paris’te bu demir yığınını görmemek için her gün burada oturuyorum’’ cevabı, Eiffel kulesi ile ilgili akıllara kazınmış bir eleştiri olmuş.  Fakat daha sonraları yüksek oluşu sebebiyle iletişim hatlarını çekmek için kullanılmaya başlanmış ve bu süreçten sonra da giderek Fransa’nın sembolü olma imajına sahip olmaya başlamıştır.

Aslına bakılacak olursa, Eiffel kulesi tamamen demirden üretilmiş bir yapıdır. Yapımında üç bin kişi çalışmıştır ve 10 bin ton civarında bir ağırlığa sahiptir.  Her yedi yılda bir 15 aylık boyanma süreci içerisine girmektedir. Tam tamına yaklaşık 18 bin demir parçasının birleşmesiyle oluşmuştur. Her yıl demirleri bakıma girmekte ve çürümüş olanlar yeni bir demir parçasıyla değiştirilmektedir. Yani sonuç olarak, Eiffel kulesi bir demir yığınıdır… Fakat önemli olan aslında kulenin teknik özellikleri değil, kulenin nasıl bu kadar cazibeli oluşu sorunsalıdır.  Bu sorunsalın cevabını da bize ‘’pazarlama ve imaj yaratma’’ süreçleri vermektedir.

Belirttiğim gibi, Eiffel kulesi normal koşullarda çok basit bir yapıya sahiptir. Üzerinde sanatsal normlar bakımından çok fazla düşünülmemiş, ‘sadece yapılmak için’ yapılmıştır. Belki bu kule yapıldığı dönemde sadece ‘yüksek’ oluşuyla’ fark ettirilmek istenmiştir ancak ilerleyen zamanlar farklı bir boyuta doğru ilerlemiştir.  İşte bu boyutta pazarlama unsurunun en temel argümanlarını içerisinde barındırmaktadır. Yani imaj yaratma ve pazarlamanın en önemli unsurlarını Eiffel kulesinde görmek hiç şaşırtıcı değildir. Yani Eiffel kulesi aslında bir pazarlama harikasıdır.Eiffiel kulesi yapım aşaması

Bilindiği gibi pazarlama, bir malın ya da hizmetin üretim aşamasından sonraki süreçleri yani satış ve kar elde etme basamaklarını içerisinde barındıran bir sistemdir. Pazarlama ve imaj yönetimi, bir markanın ya da hizmetin daha fazla insana doğru bir şekilde aktarılmasına hizmet eder.  Bu unsurlar, kendi içerisinde bir takım kategorileri barındır ve sonuç aşamasına kadar bir merdiven gibi basamak basamak ilerleme gösterir. İşte bahsettiğimiz pazarlama ve onun süreçleri de Eiffel kulesinde bolca bulunmaktadır.

Eiffel kulesi, dış görünüşünde hiçbir sanatsal unsuru içerisinde barındırmaz. Kule, kendi içerisinde tarihin derinliklerine fazlaca inmez. Ama yine de yılda 7 milyon kişinin ziyaretine ev sahipliği yapar ve Fransa turizmi için en önemli turizm yapısı olma özelliğini taşır. Dünyanın en çok kazandıran sembol yapısıdır ve yıldan yıla ziyaretçi sayısı her zaman artış göstermektedir. Eiffel şu anda yıkımı düşünülen bir yapıdan bugünkü popülerliğe kadar ulaşan Dünya’nın nadir yapılarından biridir.

Eiffel kulesi, bizlere marka imajı yaratmanın ve yönetiminin nasıl olmasını, aynı zamanda pazarlama süreçlerin temel noktalarının ne gibi olması gerektiğini aktarmaktadır. Eiffel kulesinin imajı göz önünde alındığında,  firmalar ya da kişiler belirli bir marka yaratma düşüncesi içerisine girdiklerinde kesinlikle Eiffel kulesinin özgeçmişini bilmelidirler. Çünkü bir demir yığınından bile hem ekonomik hem de kültürel anlamda nasıl imaj yaratılır sorusunu Eiffel kulesinde bulacaklardır.

Aslında birçok marka kulenin pazarlama sürecini kendi içerisinde uygulamaktadır ya da uygulama basamaklarına belirtilen unsurları yerleştirmektedir. Çünkü, günümüzde de tıpkı Eiffel kulesi gibi, içeriğin değil, markanın ve marka imajının popüler olduğu algısı ön plandadır. Bunu bize aynı ülkede, aynı işçi tarafından üretilen, aynı malzemenin kullanıldığı ama fiyatların birbirinden çok farklı olduğu ürünler gösterirken ( Bu konuda Teknoloji ve Moda sektörü örnek gösterilebilir) satış fiyatlarına bakılması durumunda da, insanların marka imajına ne kadar önem verdikleri açıkça gösterir.  Bunlarla beraber, frenchise sisteminin ortaya çıkması, ‘marka yarat, oluştur ve sat’ sistemi ve firmaların sadece reklam yapmaya ayırdıkları devasa bütçeler aslında Eiffel kulesinin neden hala orada olduğunu ve bu kadar popüler olduğu bizlere özetlemektedir.

Dijital Pazarlamada Blogların Yeri ve Etkin Kullanımı

Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi ilgi çekici sektörel eğitimler düzenlemeye devam ediyor. Pazarlama dünyasının son dönemdeki trendlerinden blog marketingi konu alan ‘’Dijital Pazarlamada Blogların Yeri ve Etkin Kullanımı’’ sertifika programı konu başlıkları ile dikkat çekiyor.

Markaların pazarlama stratejilerinde önemli bir yer edinen content marketing’in odağında bulunan bloglarla nasıl sürdürülebilir ve etkili çalışmalar yapılabileceğinin, case study’lerle tartışılacağı eğitimde ‘’Doğru blogger seçimini yapmak için kriterler neler?’’, ‘’Bir meslek olarak ‘’bloggerlık’’ kavramı’’, ‘’Blogger’ları pazarlama iletişiminde nasıl konumlandırmalıyız?’’ gibi konu başlıkları konuşulacak. Eğitimde sürpriz sosyal medya influencer’ları da workshoplar gerçekleştirecek.

Programda eğitmen olarak, Hürriyet/Boomads’de Community Manager olarak görev yapan Hilal Meriç ve Ahmet Erten, Hürriyet / Boomads’de Dijital Pazarlama Yönetmeni pozisyonunda görev alan Arzu Damlı gibi isimler yer alacak.

 

Pazarlamanın En Etkin Hali Deneyimsel Pazarlama

Dünyamız son yıllarda büyük değişim içerisine girdi. Bunlar,  teknolojik gelişmeler, globalleşen pazarlar, artan rekabet, ürün çeşitliliğinin artmasıyla birlikte tüketicilerin seçim şanslarının artması, tüketici alışkanlıklarının değişimi …. Bu değişimler ile birlikte de eskiden kral olan markalar yerini tüketicilere bırakmak zorunda kaldı. Markalar, yeni kralın yani tüketicilerin kendilerini tercih etmeleri içinde yeni yollar aramaya başladılar ve işte tamda burda Deneyimsel Pazarlama ortaya çıktı. Deneyimsel pazarlama, tüketici markayı daha satın almadan ona markanın sağlayacağı faydayı tüketiciye yaşatmaya odaklanan bir pazarlama şeklidir. Geleneksel pazarlamayla deneyimsel pazarlama arasındaki en büyük ve en önemli fark ise geleneksel pazarlama ürün ve fayda odaklıyken ; deneyimsel pazarlama marka ile müşteri arasında duygusal bağ oluşturmayı hedefler.

Deneyimin duygusal, sosyal ve psikolojik bağlatılarını unutmamak gerekir. Deneyim, bu bağlantılar ile birlikte insanların hafızalarında kalan izlerdir. Bu bağlantıları sağlamada da 5 duyu organımız büyük önem taşır. Bizler duyduğumuz bir sesi, tattığımız bir tadı, hissettiğimiz bir şeyi, gördüğümüz bir görüntüyü ve son olarakta kokladığımız bir kokuyu bir ürün ile bağdaştırabilirsek hafızamızda bir yer edinir. İşte markalar bu bağdaştırmada başarılı olur bizlere deneyim yaşatabilirler ise tercih edilir hale gelirler. Örneğin Starbucks, kahve kokusuyla, arka planda çalan müziğiyle, kahve bardağının şekliyle ve tasarımıyla bize eşsiz bir deneyim sunar.

Deneyimsel Pazarlamayla, markalar ürünü daha satın almadan  tüketiciye ürünü hissetme, dokunma ya da zihninde onunla ilgili bir hatıra oluşturma imkanı sağlıyor. Deneyimsel pazarlama sayesinde, insanlar sadece ürüne bağlı hale gelmiyor, markayada bağlılık göstermeye başlıyorki her markanın hayali de tüketiciyle bu bağlılığı oluşturmak. Deneyimsel Pazarlamanın en başarılı örnekleri;

 Sprite-Sprite Shower

SpriteShower-e1343935649810

59. Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nde altın aslan ödülü alan Sprite Shower başarılı örneklerden biri. Yaz mevsiminde Brezilya’da yapılan kampanya Sprite’ın serinletici ve canlandırıcı özelliğini insanlara farklı bir şekilde deneyimletmiştir. Spirte Shower yapmış olduğu bu kampanya ile hem ürünün özelliklerini tüketiciye deneyimletmiş hem de insanları mutlu eden bir kampanyaya imza attı.

carlsberg-londraCarlsberg-Buddy Cup

Bu yıl Carlsberg Londra’da bu başarılı deneyimsel pazarlama örneğine imza attı. Londra’nın en işlek caddelerinden birinde billboard’un üzerine “Probably the best poster in the world” (Herhalde dünya daki en iyi poster) yazan marka,  bu yazının altına koyduğu aparat ile insanlara Carlsberg’i deneme fırsatı sundu.

nike-chalkbotNike-Chalkbot

 Nike bugüne kadar yaptığı kampanyalar ile pazarlamaya yön veren bir markadır. Yaptığı çalışamalar ile diğer markalara da ilham veren Nike, 2013 yılında deneyimsel pazarlamaya da örnek olabilecek başarılı bir çalışmaya imza attı. Kampanya, Nike’ın Tour de France güzergahındaki yollara yarışmacılara cesaret verici mesajlar yazması ile gerçekleşiyor. Lance Armstrong Live Strong kapsamında kullanılmak üzere yola sarı tebeşir ile kişileştirilmiş metin ve çevrimiçi mesajları boyaması için  bir “Chalkbot” programlandı.

Seçim Kampanyalarında Gerilla Harekatı Dönemi

2014 ve 2015 seneleri Türkiye için aynı anlama geldi ve bu manasını henüz kaybetmedi…

SEÇİM…

Amaçlar farklı gibi görünse de temelde aynı sayılabilir. Önce bulunduğumuz yerel birimin yöneticilerini seçmek için, hemen ardından devletin başını seçmek için, daha aradan bir yıl geçmeden de icra merkezi yönetim makamlarını seçmek için sandık başına gittik. Sonuç olarak ise, iki ay sonra ise sandık, pusula ve mühür üçlüsünü bir kez daha önümüzde bulacağız.

Daha şimdiden unutulmaya yüz tutan polemikler, tartışmalar, mücadelelerin ardından bu badireleri de bir şekilde atlatmayı başardık.

Evet, şimdiden unutmaya başladık. Çünkü gecemiz gündüzümüz seçim oldu ve ülke kısır siyasi tartışmaların çekim alanından bir türlü kurtulamıyor. Bu durumda adayların da farkındalık yaratabilmek adına giriştikleri faaliyetler oldukça etkiliydi.

Pazarlama açısından da ürünü (aday, vaatler, program, lider, vb.) tüketicilerin (yani seçmenlerin) bilincine yerleştirebilmek için ilk adımın farkındalık yaratma olduğunu göz önüne aldığımızda, bu uğurda birçok yöntemin kullanıldığını görüyoruz. Bunun en ucuz ve etkili yolu ise, gerilla yöntemlerin kullanılmasıdır. İşte gerilla pazarlamasını kullanan adayların ve partilerin kampanyalarından örnekler:

5568311f3b1ebd0926f7d2d7

 

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ’ın seçim bölgesi olan Gaziantep’te insansız hava araçlarını kullanarak yürüttüğü kampanya faaliyeti hem çok yaratıcı, hem de oldukça etkiliydi. Türkiye’nin önde gelen stratejistlerinden biri olarak gösterilen ÖZDAĞ bunu hak ederek aldığını bir kez daha ispatlamış oldu. Kullandığı yöntem ile hem seçim kanununda yeri olmayan hava sahasını kullanarak yasal boşluğu kullanmış, hem de herkesin ilgisini çeken bir yöntem ile farkındalık yaratmayı başardı.

 

11326994_702488476547556_1915671402_n

Bir diğer ilginç çalışma da Milli İttifak gençlerinden hiç alışkın olmadığımız bir şekilde geldi. Evet her şeyin bir ilki vardı. Seçim afişi, kampanya müzikleri gibi. Bu yaratıcı adamlar da milli ittifak için bir oyun hazırlayarak kampanyalara yeni bir boyut kazandırdı. Flappy Bird tarzı oyunlardan esinlenerek yapılan oyunun, oynanılabilirliği de oldukça yüksek ve günümüz oyun müptelası gençliğine hitap ediyor. Bu uygulamaların çok küçük bir bütçeyle hazırlanabildiğini ve ilk haftasından 10000 indirme, puanlamada da 4.6 aldığını göz önüne aldığımızda, etki gücü de oldukça yüksektir diyebiliriz.

 

belediye-anons-müzik-yayın-sistemleriKüçük yerlerde yaşayanların iyi bildiği belediye anons sistemleri bu kez temel amacı olan şehirdeki önemli bir hadisenin herkese duyurulmasının dışına çıktı ve CHP Tokat adayı Tahir YILDIRIM’ın seçim çalışması için kullanıldı. Hiç kimsenin beklemediği bir anda gelen anons ile 10 dk. boyunca şehirde yaşayan 60.000 kişi CHP’nin seçim propagandasına maruz kaldı. Büyük miting alanları, konvoylar gibi büyük harcamalar gerektiren yöntemler yerine çok daha az para harcayarak daha büyük bir kitleye ulaşan bu yöntem, daha bittikten sonra konuşulmasıyla da aday YILDIRIM’ın farkındalık oluşturmasında önemli bir yere sahip oldu.

CHP_retro_2

Daha sonra parti yönetimi tarafından resmi kampanya olmadığı açıklansa da CHP’nin Yeşilçam temalı afişleri de oldukça ilgi gördü. Ana haber bültenlerine kadar konu olan afişler seçim kampanyasında hiç kullanılmamasına rağmen, hem verdiği mesajlar hem de teması ile kullanılanlardan daha fazla ilgi gördü. Bilinçli bir şekilde mi piyasaya sürüldü ve geri çekildi bilemiyorum ama CHP’nin kampanyasına katkıda bulunan bir gerilla harekâtı görüntüsü veriyor. Afişler daha sonra hdp tarafından da taklit edilerek “sulu kampanya” olarak gayri resmi şekilde kullanıldı.

osmanli-akp7 Haziran seçimlerinin ilk gerilla harekâtı olarak gösterebileceğimiz afişler var sırada. AKP’nin evvelimizden çıkıp gelen aday adaylarının hiç biri adaylık dahi alamadı ama sadece kendi bölgelerinde yaptıkları billboard reklamı ile tüm seçim bölgelerinde fark edilmeyi başardılar.

mhp-li-ozdag-bilboardlari-vatandasin-ayagina-7296669_x_oMHP Gaziantep Adayı Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ’ın bir başka yaratıcı girişimi de her taraftan, he zaman çıkabilen ve herkesin bir parça huzur isteyerek şikâyetçi olduğu seçim araçlarıyla ilgiliydi. Seçmenlerin bu mağduriyetini tespit eden ÖZDAĞ, kampanyasının bu ayağında üzerinde ses sistemi olan arabalar kullanmak yerine şehrin her tarafında gezen kampanya bisikletleri hazırlatarak ambalaj değişikliği sundu. Ulusal basında da kendine yer bulan uygulama, hem çok daha az masraflı, hem de politik pazarlamada en etkili yöntem olan yüz yüze iletişime de daha uygundu. Bunların yanında her seçim dönemi çok daha sinir bozucu bir hal alan yüksek sesli arabalara da bir alternatif geliştirilmiş oldu.

Stadel Aslanı ve Ortak Mit

Kurgu yapmaya başladığından beri sapiens, ekolojik sistemin hem patronu, hem de acımasız katili.

Kurgu yapma ve yönetme yeteneği insana çok büyük gruplarla çalışma ve işbirliği gerçekleştirme olanağı sağlıyor. Gelişen sosyal içgüdüler sayesinde, insan kavram ve mit yaratmaya başlıyor. Kapitalizmde bu mitlerin ve kavramların karşılığı ise markalar.

Ortak mite inanan kalabalıkların tarihte neden olduğu faciaları biliyoruz. Ortak mit, “bireyin1 gruba akıl yönetimini devretmesine neden oluyor. Ortak mit kavramı olmasaydı, ne din savaşları, ne Hitler, ne de militarizm olurdu.

Kapitalizm insanın ortak mitten etkilenme özelliğini çok erken keşfetti.

Stadel Aslanı da bu mitlerden en dramatik olanı.

Önce aslanı anlatayım; Almanya’nın Stadel Mağarası’nda bulunan bir mağara resmi. Yaklaşık 32.000 yıl önce çizilmiş. Vücudu insan, başı aslan şeklinde bir aslan-insan. Bu resmin özelliği ise şu, ilk sanatsal ve dini üretim çalışmalarından birisi. Bu resim, insanların var olmayan şeyleri hayal edip, varmış gibi kurgular yaratmaya başladığının kanıtı. Yani ortak mitler. Bu aslan-insanın kabilenin koruyucu ruhunu temsil ettiğini tahmin edebiliriz. Yani insan aklı “aslana” bir hikaye yazdı. Bir grup insan da bu hikayenin “racon”unu yerine getirdi. 32.000 yıl önce! Aynı aslan benzer bir hikaye ile bir tüketim ürünü olarak 21. Yüzyılda yaşıyor.

Bu aslanı Peugeot kullanıyor. Stadel aslanı Peugeot ile ortak mitler yaratmaya ve kitleyi bir hikaye etrafında toplamaya devam ediyor.

Markalar “insanlığın” hayal gücünde yaşar. Bu nedenle her marka hayal gücüne seslenecek güçlü bir metaforik simgeye ihtiyaç duyar. 32.000 yıl önce bu aslan kabileye güç, koruma, şan, şeref vaatleri veriyorken, şimdi Peugeot’da Peugeot’nun marka vaadini tekrardan üretiyor. Ortak mit, ortak hayal gücünde, somut olmayan değerler oluşturuyor.

Pazarlamanın belki de en temel kuralı bir hikayeye sahip olmak. Hikaye iknayı çok hızlı hale getiriyor. 32.000 yıl önce kabile lideri “ben Aslan Ata’nın soyundanım” diyerek otoritesini kolaylıkla sağlamış, şimdi de Peugeot aynı aslanı kullanarak “ben performans, güç, karizma sağlarım” mesajını veriyor. Hikayesini aslan ile anlatıyor.

32.000 yıllık bir figür hala aynı etkiye sahipse, hikayenin ve vaadin daha kolay kabul edilmesini sağlıyorsa, insan zihni hiç mi gelişmedi? Binlerce yıllık bir tuzağa hala nasıl düşüyor?

Galiba hikaye dinlemeyi ve ona inanmayı seviyoruz. Binlerce yıl önce de bu böyleydi. Algımız, hikayesi güçlü olan mesajlara daha açık. İyi olun diyen peygamberlere inanmak için bile hikayesi güçlü mucizeler arıyoruz. İnsan beyninin zaafı hikaye düşkünlüğü olabilir. Bu nedenle iyi hikayeli markalar kazanıyor. Hikaye yazmak için her markanın Sitadel Aslanı bulmasına gerek yok. Bakın Coca Cola şişesinden ne hikayeler çıkarıyor.

Not: Bu yazıyı hazırlarken, Hayvanlardan Tanrılara kitabından çok faydalandım. Okumanızı tavsiye ederim.

Pazar ola

İnternet Girişimleri için Pazarlamaya Giriş

Bugün Dünya’nın en heyecanlı gelişmelerinin yaşandığı alanlardan biri; İnternet Girişimleri. Her geçen gün yeni bir hikaye ile karşılaşıyoruz. Başarılı veya başarısız olsa bile bu hikayeler hepimizi heyecanlandırıyor. Peki biz dışarıdan hikayeleri okurken aslında gerçek dünyada işler nasıl yürüyor? Bunun üzerine biraz düşünmemiz gerekiyor. Bugün internet girişim dünyasında başarılı olmak için neler yapmamız lazım? İnternet girişimleri için pazarlamaya nasıl yaklaşmamız gerekiyor? Bu konuya odaklanmalıyız. 

Bugün internet girişimlerinin pazarlama üzerine düşünürken, konuya biraz temelden yaklaşmaları gerekiyor. Geleneksel pazarlamadaki 4P ya da 4C artık bugünün internet dünyasında kendine yer bulamıyor. Hem müşteri ve müşterinin bizimle olan iletişiminin değişmesi hem de ürün olarak müşteriye sunduğumuz şeyin, geleneksel dünyadaki üründen çok farklı olması bizi yeni bir model arayışına itiyor. Burada çözüm dünyanın en başarılı internet yatırım şirketlerinden biri olan 500Startups’ın kurucusu Dave McClure’den geliyor: AARRR

Dave McClure, AARRR ile bize neden bahsediyor? Buna biraz yakından bakalım. Dave McClure’a göre, bir internet girişiminde kullanıcının hayat döngüsü 5 temel aşamadan oluşuyor.

  1. Acquisition: Potansiyel kullanıcılarımıza nereden ulaşacağız?
  2. Activation: Ziyaretçilerimizi nasıl kullanıcımız haline getireceğiz?
  3. Retention: Bir kere kazandığımız kullanıcının tekrar tekrar bizi ziyaret etmesini nasıl sağlayacağız?
  4. Referral: Kullanıcılarımızın bize yeni kullanıcılar getirmesini nasıl sağlayacağız?
  5. Revenue: Kullanıcılarımızdan nasıl gelir elde edeceğiz?

Bu konuda daha fazla bilgi almak için Lean Marketing’te bulunan Growth Hacking 001: AARRR yazısını buradan okumanızı tavsiye ederim.

Peki bu sorulara yaklaşırken nasıl düşünmemiz gerekiyor? Öncelikle kullanıcılarımızı ve onların potansiyel davranışlarını net olarak anlamamız gerekiyor. Kullanıcılarımızı ve potansiyel davranışlarını anladıktan sonra teknoloji ve dijital dünyanın bize sağladığı imkanlarla bu dünyayı işimiz etrafında nasıl birleştireceğimizi düşünmeliyiz.

Dünyadan bu konuda örnekler neler? PayPal’dan Dropbox’a kadar dünyanın başarılı internet girişimlerine baktığımızda bu yaklaşım açısıyla, çeşitli çeşitli sorunlarına çözüm bulduklarını görüyoruz. Dünyaca ünlü bu girişimlerin nasıl büyüdükleri ile ilgili olarak aşağıdaki sunumu inceleyebilirsiniz.

İnternet girişimleri bugünün iş dünyasının en heyecanlı dünyası. Hepimizin iştahını kabartıyor. Fakat bu dünyada sonuç elde etmek için bazı şeyleri temelden sorgulamamız, takip etmemiz gerekiyor. İlk olarak sorgulamamız gereken konu ise pazarlama. Bugün internet girişimleri pazarlamaya daha farklı çözümlemek zorunda. Yeni dünyanın pazarlamacıları hem pazarlamanın bu yeni yüzüne hem de teknolojiyle dijital dünyanın teknik imkanlarına hakim olmak zorundadır. İşte tam bu noktada “Growth Hacking” kavramı karşımıza çıkıyor.

Growth Hacking, internet girişimlerinin büyüme sürecindeki problemlerinin belirlenmesi ve bu problemlere karşı inovatif çözümlerin geliştirilmesidir. Growth Hacking konusunda sevgili Muhammed Tüfekyapan bir kitap yayınladı. Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

 

Dijitalleşen dünyada şirketlerin yapması gereken 5 yatırım…

Dünyanın önde gelen kişisel ürün tavsiye, e-posta, sosyal ve mobil pazarlama çözüm sağlayıcılarından biri olan Avusturya merkezli Emarsys’in Ülke Müdürü Murat Erdör, dijitalleşen dünyada şirketlerin geleceği yakalayabilmeleri ve tüketici beklentilerini anında algılayabilmeleri adına mutlaka yapmaları gereken yatırımları açıkladı.

Murat+Erdor+1Önümüzdeki yıllarda Y kuşağının ardından ise teknolojinin içine doğan Z kuşağının şirketler için hedef kitlelere dönüşeceğini belirten Murat Erdör, bu hedef kitlelere doğru yöntemlerle dokunabilmek adına şirketler için olmazsa olmaz 5 yatırımı şu şekilde sıraladı:

1. Tavsiye Sistemleri

Web sayfasını ziyaret eden müşterileri binlerce ürün ile boğmadan gezinme ve alışveriş davranışlarına göre uygun ürünü sunup sitede daha fazla zaman geçirmelerini sağlamak, tavsiye sistemleri sayesinde artık daha kolay hale gelecek. Tavsiye sistemleri gelecekte dijital süreçlerin önemli unsurlarından biri olacak.

2. Büyük Veri

Artık sahip oldukları büyük veriyi yönetebilen kurumlar, topladıkları ve anlamlandırdıkları verilerle kim olduğumuzu, nelerden hoşlandığımızı, neye tepki verdiğimizi ve neler beklediğimizi çok iyi biliyorlar. Pazarlama ve satış başta olmak üzere tüm stratejilerini veri odaklı yapan kurumlar, rekabette bir adım öne geçerek hem verimliliklerini ve karlılıklarını artıracak hem de kişiye özel mesaj gönderdikleri için farkındalık yaratacak.

3. Kişiselleştirilmiş E-posta Pazarlama

Herkese aynı mesajı gönderen firmaların satış anlamında fazla şansı yokken, kişiye özel e-posta gönderenlerin okunma ve geri dönüşüm oranları artmaya devam edecek. Web sayfasında tüketicilerin gezindikleri kategorilerin ve ürünlerin bilgisini kullanarak kişiye özel e-posta atan firmalar rekabette ön plana çıkacak.

4. Mobil Pazarlama

Mobil cihazlarla her şeyi yapabildiğimiz günümüzde firmalar mobil uygulamalar aracılığıyla tüketicilerle daha fazla iletişim halinde kaldı. Mobil cihazlara uyumlu web sayfası ve e-posta içerikleri daha fazla önem kazanırken, mobilde yapılan hedefleme çalışmaları ön plana çıkmayı sürdürecek.

5. Müşteri Zekası

Şirketler, hangi kanaldan gelen tüketicinin daha fazla gelir sağladığını, mevcut müşterilerinin alışveriş sıklığını, en son alışveriş yapılan tarihleri ve harcanılan paranın görülmesini sağlayan modellemeler sayesinde pazarlama stratejilerinde bir adım öne geçecek.

Dijital Pazarlama Dergisi 2. Sayısı Çıktı !

Dijital pazarlama ve reklam sektörünün çiçeği burnunda olan “Dijital Pazarlama Dergisi” sektörü yakından takip etmek isteyenler için adeta bir başucu kitapçığı; dijital pazarlama, e-ticaret, sosyal medya konularını en ücra köşelerine kadar irdeleyen bu derginin sizleri de heyecanlandıracağına eminiz.

Dijital Pazarlama Dergisi kendi tanımıyla; ‘’Dijital Dünya’da Kılavuz’’ olacağı şimdiden belli oluyor.

Bu ay 2. sayısıyla yayında olan dergi, ilk sayısında İçerik Pazarlaması, Sosyal Medya, Video Pazarlama, arama motoru optimizasyonu (SEO) gibi konulara değinmişti. Bu sayıda ise Nöropazarlama, e-ticaret, lovemark gibi konulara ışık tutmuş. Yanı sıra Google Adwords, yeni başlayanlar için 17 altın kuralla anlatılmış, sektörün tanınan yüzleriyle de röportajlar yapılmış. Unutmadan söyleyelim, Atalay Sıdar’ın “Seo’nun Markalar İçin Önemi Nedir?” başlıklı yazısını da bu sayıda okuyabilirsiniz. Yazı dijital pazarlamanın en önemli adımlarından birisi olan, SEO konusuna adeta ışık tutacak cinsten. Kısacası “Dijital Pazarlama Dergisi” ikinci sayısına iyi hazırlanmış. Okumanızı tavsiye ederiz.

Dergiyi okumak için

Facebook: www.facebook.com/dijitalpazarlamadergisi

Twitter: @DPdergisi

Tribün Kültürünün Reklamlara Yansıması

Ülkemizde her ne kadar son bir kaç yılda futbola karşı ilgi azalması yaşansa da hepimiz yıkılıp tekrar yapılan Beşiktaş’ın yeni stadyumunu sabırsızlıkla beklemekteyiz.

Tutkunun pazarlamacılar tarafından kullanılması ve işlenmesinin nasıl bir viralite sağladığını hepimiz biliyoruz. Öyle iyi işler çıkıyor ki bazen başka takımın taraftarı olsak bile paylaşmadan duramıyoruz. Çünkü o kreatif iş artık bir takımın olmaktan sıyrılıp kreatif dünyanın evrensel paylaşımı oluyor.

Beşiktaş Vodafone ile gerçekleştirdiği sponsorluk anlaşması sonrasında Vodafone’un bizlere sunduğu çok hoş ve bir o kadar da heyecanı hissettiren işlerle karşılaştık.

Ben de bu güzel çalışmaları bir bütün haline getirip sizlere sunmak istedim.

Öncelikle Vodafone müthiş bir pazarlama gücüyle tüm mecralarda bu işin iletişimini hakkını vererek gerçekleştiriyor.

Televizyon Reklamı

Vodafone Arena – #Sabret from Tribal Worldwide Istanbul on Vimeo.

Vodafone Arena – Yuvaya Ruh Katmaya Geldik from Tribal Worldwide Istanbul on Vimeo.

Outdoor; pankartlar

Dijital Reklamları; 

Vodafone Arena – Stat Abi from Tribal Worldwide Istanbul on Vimeo.

Gelelim stadyum içerisine. Şuan çalışmaların devam ettiği inşaat alanında yönlendirme tabelaları bulunmakta. Bu tabelaların özelliği ise işçi ve ziyaretçi güvenliğini sağlamak. Asıl söylem her bir uyarının altında yazılı olarak duruyor. Okuyan tekrar dönüp bakmak istiyor. Hem esprili bir uygulama olmuş hem de dijital ortamda paylaşımlar sağlaması amacıyla çok düşük bütçeyle yapılmış kreatif bir iş olarak öne çıkıyor.

Yazımızın en başında da belirttiğim gibi kreatif işler tutkunun pazarlamasıyla birleşince marjinaj fayda reklam veren için tavan seviyesine yükseliyor.

Umarım Beşiktaş’ın yeni stadyumu bir an evvel tamamlanır ve akıllı stadyum teknolojisi ile neler yapılabileceği konusunda bizler de deneyimlerimizi paylaşırız.