Satış Ve Pazarlama

Satış ve pazarlama kavramları öyle iki kavram ki her an ve her yerde birbirleri yerine kullanılan iki kavram. Gerek reel sektörde gerekse akademik camiada bile zaman zaman yanlış şekilde kullanılan iki kavram.
Özelikle sahada çalışanlar açısından bakıldığında sarış ve pazarlama departmanlarında çalışanlar arasında bile kendi departmanlarının daha önemli olduğu şeklinde de kıyaslamalar söz konusu.
Peter Drucker’ın da dediği gibi günümüzde şirketlerin varlıklarını sürdürmesinin iki temel koşulu var. İnovasyon ve pazarlama. Drucker’a göre kalan tüm fonksiyonlar maliyettir.
Günümüzde Drucker’ın ne kadar haklı olduğunu hepimiz farkındayız. Zaman zaman kavram karmaşasında düşülse bile.
Pazarlama literatüründe yer etmiş çok önemli bir özdeyiş var. Siyah olmak kaydı ile istediğiniz renkte arabayı satın alabilirsiniz diye. Henry Ford bu sözü sarfettiğinde dünyada seçme şansının ne kadar az olduğunu düşündüğünüzde Ford’a haklılık payı verilebilmekle birlikte bugün artık bu sözün ne kadar geçersiz olduğunu hepimiz biliyor ve idrak ediyoruz.
Pazarlama anlayışları açısından durum ele alındığında ise satış anlayışının hakim olduğu dönemlerde önemli olanın satış hacminin artırılması olduğu ve odak noktasında da fabrikanın olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda düşünüldüğünde müşteri odan noktada değil ve müşterinin ne istediği satışçı tarafından önemsenen bir durum da değil.

satış-anlayışı

pazarlama-anlayışı

Pazarlama anlayışında ise hareket noktası müşterinin istek ve ihtiyaçlarıdır. Amaç ise müşteri memnuniyetinin sağlanması yolu ile kâr elde etmektir. Bu noktada satış temsilcisinin görevi önce müşterinin istek ve ihtiyaçlarının anlaşılması ve en son aşamasında memnuniyetin yaratılması gelmektedir.

Bu yüzden artık tutundurma karması da isim değiştirmiş ve bütünleşik pazarlama iletişimi adını almıştır. Bu anlayışa göre iletişim karmasının tüm unsurları müşterinin zihninde ürünün/markanın doğru şekilde konumlanmasıdır. Tıpkı bir orkestrada çalan enstrümanların doğru yerde doğru notaya basması ve ahengi tutturması gibi.

İletişim modellerinden birisi olan AIDA modeli işte bu yüzden NAIDAS haline gelmiştir. AIDA modelinde dikkat çek, ilgi uyandır, istek yarat ve harekete geçir şeklindeki anlayış artık ihtiyacı tespit et, dikkat çek, ilgi uyandır, istek yarat, harekete geçir ve memnuniyeti sağla şekline gelmiştir.

Satış pazarlama kavramları arasına sıkışıp kalan kavramlardan bir tanesi de sunumdur. Sunum pazarlama literatüründe “işletme yöneticilerinin ihtiyaçları, bu ihtiyaçları tatmin edebilecek bir grup faydayı içeren değerleri oluşturup bunları teklif eder ve vurgularlar. Buna sunum denilir” şeklinde tanımlanmaktadır.

4p

Klasik pazarlama karması çerçevesinde satış pazarlamanın bir alt disiplinidir. Pazarlama tarafından belirlenen amaç, hedef ve stratejilere ulaşmak için hareket eder.

Bütüncül pazarlama anlayışı çerçevesinde durumu ele aldığımızda ise herşey pazarlamayı ilgilendirir ve pazarlama çerçevesinde ele alınır.

Unutulmaması gereken bir diğer gerçek ise; “Pazarlama, pazarlama departmanına bırakılamayacak kadar önemlidir.”

Hewlet-Packard’dan / David Packard

Eşref Saatinde Pazarlama

İnsanların bir eşref saati bir de eşek saati vardır der eskiler, bilir misiniz? İşte bu eşref saatinde yakaladığımız insanlar olaylar karşısında uyumlu ve naifken, eşek saatinde rastlaştığımızda aynı olaya aşırı tepki verebilirler. Bu sebeple zamanlama hayatın içinde majör bir öneme sahiptir diyebiliriz. Tıpkı hayat gibi pazarlamada da zamanlamanın önemi yadsınamayacak kadar büyüktür.
Markaların içerik editörlerinin de sosyal medya gönderileri için en uygun zaman dilimlerini belirleyip, paylaşımlarını bu zamanlarda yapmaya özen gösterdiğini artık hepimiz biliyoruz. Zira bu zamanlama sayesinde içerikten alınan dönüşümün arttığı da ölçümlemelerle belirlenebiliyor. Yine aynı şekilde e- mail pazarlaması için tüketiciye maillerin hangi zaman diliminde gönderildiği de oldukça önem arz ediyor. Ancak bahsetmek istediğim asıl husus; kampanya sonrası paylaşılacak gönderilerin zamanlamasından ziyade, pazarlama kampanyasının zamanlamasıyla ilgili.
Hatırlarsanız 2003 yılında SARS salgını Çin’de başladı ve 2006 yılına kadar da 800 kişi bu virüs yüzünden hayatını kaybetti. Bu durum evrensel bir kriz olarak birçok ülkeye sirayet etti. Çoğu ebeveyn kendilerini ve çocuklarını bu hastalıktan korumak için önlemler almaya başladı. Tam bu noktada tüketicideki bu ‘korku’ hissi tespit edildi ve böylece ilgili markaların ekmeğine yağ sürülmüş oldu. Çünkü birçok pazarlama faaliyeti tüketicilerin korkularından beslenir. Örneğin ‘dişlerinizi kaybetmek istemiyorsanız X markası kullanın’ gibi bir reklam, içimizde bir yerlerde dişlerimizi kaybetme korkusunu ateşler ve bizi satın almaya teşvik eder. İşte bu Sars vb. virüslerin ardından evrensel bir krizi fırsata çevirebilen markaların en başında el temizleme jeli markası olan PURELL geliyor (Lindstrom, 2011).purell1
Ne yazık ki antibakteriyel el jeli olan Purell’in insanları SARS vb. virüslerden koruma gibi bir sihri yoktur. Sars gibi virüsler öksürme ile havaya yayılan damlacıklarla da yayılıyor. Böyle bir durumda basit bir antibakteriyel jelden kahramanlık beklemek mantıksız olacaktır. Ancak insanların içindeki korkuların ateşlenmesiyle birlikte markanın durumu keşfedip ateşi körüklemesi bir oldu. Sonuçta 2009 paniğinin ardından Purell’in en çok satan antibakteriyel jel olarak satışlarını yüzde 50 arttırdığı görülüyor (Lindstrom, 2011). Konuya Uğur Batı’nın kitabından bir alıntıyla devam etmek isterim; “Su ve sabun her zaman Purel’den daha sağlıklıdır ama korku ve endişeyi su ve sabun yıkayamaz.” Batı, aynı zamanda Purell’in ilginç bir şekilde kuş gribi, domuz gribi gibi tüm hastalıkları üç gün önceden bildiğini ve büyük bir WOMM etkisi yarattığına da kitabında yer veriyor (Batı, 2015).
Peki, Purell küresel ölçekte yaşanan bu virüs krizlerini nasıl fırsata çevirdi? Aslında marka, ölümcül hastalıklardan korunmanın yolunun Purell kullanmak olduğunu tüketiciye doğrudan iletmedi ancak verdiği mesajların alt metninden tüketici bu yorumu çıkardı. Purell küresel bir virüs krizinin hemen ardından web sitesinde şu mesaja yer verdi; “Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne (CDC) göre kendinizi domuz gribinden korumanın yollarından biri, ellerinizi temiz tutmaktır. CDC’nin tavsiyeleri arasında ellerinizi su ve sabunla yıkamak, bunların bulunmadığı durumlarda ise alkol bazlı bir el temizleme jeli kullanmak da bulunmaktadır” (Lindstrom, 2011).
Görüldüğü gibi ‘Purell kullanarak virüslerden korunun’ gibi bir ifade olmasa bile alt metinde ürünü kullanarak hijyen sağlandığı ve böylece kişilerin virüslerden korunduğu mesajı veriliyor üstelik olaya CDC gibi bir sağlık kurumu da dahil edilmiş ve güvenilirlik sağlanmış durumda. Marka bu mesajın yanı sıra krizin yaşandığı dönemde piyasaya bir sürü yeni ürün çeşidi de sunuyor. Ve bu kriz döneminde hastalıkla savaşmanın yolunun ürünleri kullanmaktan geçtiğini tüketiciye benimsetmeye çalışıyor (Lindstrom, 2011).Purell-Advanced-Hand-Sanitizer
Sağlık krizinin ardından yayınlanan bu içerik ve devamında gelen destekleyici pazarlama çalışmaları tüketicinin korku hissinden de faydalanarak markanın yüksek satış oranına ulaşmasını sağlamış ve satışlar % 50 artmıştır. Küresel bir sağlık krizinin öncesinde Purell gibi bir marka web sitesinde benzer bir uyarı mesajı yayınlasa sizce tüketiciden bu denli büyük bir dönüş alabilir miydi? Varmak istediğim nokta işte tam da burasıydı, bazı hamleleri ne zaman yaptığınız düşündüğünüzden daha da önemlidir. Markanın küresel ölçekte yaşanan bu krize karşı geliştirdiği anlık refleks Purell’in pazardaki yerini güçlendirdi.
Bir ürünü / hizmeti tüketiciye doğru zamanda pazarlamak, hamleleri doğru yerlerde atmak gereklidir. Aslında İzmir’de ve Bodrum’da Suriyeli mültecilere can yeleği satan küçük esnafla, sağlık krizinin ardından Purell’e misyon yükleyerek tüketiciye pazarlayanlar aynı zihniyete sahipler diyebiliriz. Evet, mülteci sorunu pek etik bir örnek olmadı belki ama konuyu anlamamıza yardımcı olacaktır. En nihayetinde pazarlamada zamanlama meselesine özen gösterildiğinde bir markanın pazardaki yeri güçlenebilir. Bu yüzden markaların gündeme karşı anlık refleks geliştirebilme yetisine sahip olması gerekmektedir. Böylece durumu lehine çevirebilen markalar rüzgarı da arkasına alıp daha hızlı bir büyüme sağlayabilir.

KAYNAKÇA
1. Lindstrom, M. (2011). Brandwashed: Pazarlama ve Reklamcılık Sektörünün Uyguladığı Hilelere Çarpıcı bir Bakış (L. Göktem, Çev.) (ss. 41-44). Optimist Yayınları.
2. Batı, U. (2015). Marka Yönetimi: Vazgeçme Çağında Yüksek Sadakat Markaları Yaratmak (ss. 143-145). Alfa.

Pazarlama’nın Gizli Kahramanı

Etkili olarak kullandığımız bir çok pazarlama yöntemi bulunuyor; reklam, doğrudan pazarlama,internetten pazarlama gibi. Bunların hepsini neredeyse bütün firmalar aktif olarak kullanıyor.

Bizim kahramanımız bu yöntemlerin en başında geliyor. Ancak kimse onun ismini bilmiyor…

En etkili pazarlama yöntemi olarak kullanılan; insanlık tarihi kadar eski ve diğer pazarlama stratejilerine yön veren gizli bir kahramandan söz ediyoruz!

Word of mouth marketing

Tüketicinin aldığı hizmetin/ürünün faydasının yahut içeriği ile ilgili öğrenilenlerin bir başka kişiye anlatılması word of mouth marketing yöntemini ortaya çıkarıyor.

Ne kadar zengin bir bütçe ile reklam yaparsanız yapın, yapmış olduğunuz reklam çalışmasının ikinci planında sizin markanızı insanlar arasında taşıyan, konuşturan bir pazarlama stratejisi oluyor.

Birçok kişiye rahatlıkla ulaşma imkanı ile kulaktan kulağa pazarlama stratejisi de markalar tarafından sıklıkla kullanılıyor. Günümüzde markaların çıkarmış olduğu ürün/hizmet kalitesinin vomm etkisi yaratması ön plana çıkıyor. Zira tüketiciler konuşmalarının birçoğunda; ürün/hizmet özellik ve niteliklerinin haricinde duygu ve düşüncelerini karşısındaki kişiye aktarıyor.

Kulaktan klavyeye!

Gelişen teknoloji womm stratejisine farklı bir yön verdi. Milenyum ile birlikte her eve, ofise giren internet ile yeni bir çağ başlamış oldu. 

Tüketici herhangi bir ürün/hizmet alırken; ürünün özelliklerinden çok, kullanıcıların yorumlarını dikkate aldığından, kulaktan kulağa stratejisi yön değiştirmiş oldu. 

Tüketiciler aldığı ürün/hizmetler için internet üzerinden aracılığı ile portallara,forumlara ve sosyal medya kanallarına yorumlar ekleyerek markanın pazarlamasını gerçekleştirmiş oluyor. 

Birçok pazarlama stratejisine göre daha uygun bütçeler ile gerçekleştirilebilen womm tüketicileri, ürün/hizmet hakkında fikir beyan ediyor. Konuyla ilgilenen tüketici, deneyim ve görüşlerini paylaşarak firmaların pazarlama yöntemine destek veriyor.

Stratejideki gizli özne

Womm etkisi ile tüketicileri konuşturan firmalar; sundukları ürün/hizmet kalitesine ve müşteri memnuniyetine dikkat ediyor. 

Womm etkisi ile yayılan markanız hakkında olumlu yorumların yanında müşteri memnuniyetinin sağlananaması durumunda; gelebilecek olumsuz bir mesajla marka prestijinizin tehlikeye girme ihtimali oluşuyor.  

Unutmamak gerekir ki marka prestijinde oluşacak en ufak bir leke birçok müşteri için soru işareti olurken, markanız için belirlediğiniz gelişim sürecini sekteye uğratacaktır. Bu tür problemlerle karşılaşmamanızı umuyor, markanız için attığınız her adımın başarılarla dolması ümidiyle…

Boyama Kitapları Bizi Neden Mutlu Ediyor?

Bildiğiniz üzere son günlerde yetişkinler arasında büyük bir boyama çılgınlığı var. Kitapevlerine giriyorsunuz ve sizi direkt yetişkinler için hazırlanmış boyama kitapları karşılıyor. Bakıyorsunuz kitapların etrafında bir dizi boya. Standların etrafında da onca insan. Peki nedir bu basit boyama kitabını ilginç kılan?

Enteresan geldiği için bir süredir gözlem yapıyorum bu konuyla ilgili. Bakıldığında minik minik desenler içeren basit bir boyama kitabı. En son bir boyama kitabını elime aldığımda sanırım 13-14 yaşındaydım. Bir sonraki ele alışım geçtiğimiz günlerde küçük kuzenim aracılığı ile oldu. Baktım normalde hayli yaramaz olan kuzenim, oturmuş harıl harıl boyama yapıyor. Bir sayfayı da bana ayırmasını rica ettim ve başladım boyamaya. Boyamayı bitirdiğimde epey vakit geçmişti. Sonuç olarak baktım güzel, iç açıcı renkli bir görüntü. Onun dışında bir şey hissedemedim. Aksine çok dikkatli boyamaktan gözüm yorulmuştu. Ancak boyama yapan insanlara sorarsanız bir nevi terapi olduğunu söyleyeceklerdir. Sahi, insanlar gerçekten kendilerini rahatlatmak, stresten uzak kalmak için mi bu kadar boyama kitaplarına sardılar? – Çok az kişi için böyle olsa da, geri kalanı için durum hiç de öyle olduğunu sanmıyorum.

boyama-kitabı

Pazarlamanın hep ihtiyaç yarattığı söylenir. Halbuki sanılanın aksine, pazarlama ihtiyaç yaratmaz, istek yaratır. Örneğin, hepimiz gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak için bir şeyler yapıp kendimizi rahatlatmak isteriz. Stresten uzaklaşmak bir rahatlama ihtiyacıdır. Boyama kitapları ise bu ihtiyaca yönelik bir istek yaratma amacıyla, zekice düşünülmüş bir pazarlama harikasıdır. İnsanlar eğer rahatlamak istiyorlarsa pekala herhangi bir resim kağıdı ve boya kalemlerini de alıp resim yapabilirler. Mantıken bunun da rahatlatıcı olması beklenir. Ancak insanlar bunun yerine o marka boyama kitabına sahip olmak istiyorlar. Çünkü bir arzu söz konusudur. Nörobilimsel açıdan bakarsak, o boyama kitabını aldığımızda ve boyamaya başladığımızda beynimizden dopamin salgılıyor, kendimizi tatmin olmuş hissediyoruz.

Aslında sadece boyama kitabı değildir bizi tatmin eden. Ayrıca beğenilme ihtiyacımızı da gidermek isteriz. Bu nedenledir ki, boyama kitabımızın en güzel sayfasını açar, boyamanın yarısındayken bir foto çekiniriz ve Instagram’a koyarız. Belki sonradan hiç bu kitaba bakmayız bile. Sadece Instagram’da boyama yaparken fotosunu paylaşmak istediği için o kitabı alan çok kişi olduğuna eminim. Burada verilmek istenen mesaj da “O marka boyama kitabından bende de var, ben de boyuyorum. Bakın ne de çok eğleniyorum”dur. İşte buradaki “Ben de” kelimesi anahtar kelimedir. Trendler bu nedenle vardır. Kişiliğimiz dışında sosyal hayatta algılanmak istediğimiz bir kişiliğimiz yani personamız vardır ve sosyal medyada bu kişiliğimizi sergileriz genelde. Başkasında yeni, dikkat çekici bir şey gördüğümüzde ayna nöronlarımız çalışır ve başkasında gördüğümüze sahip olmak isteriz. Tıpkı bu boyama kitaplarında olduğu gibi. Fotoğrafımız beğenildiğinde ise beynimizde bir doz daha dopamin salınımı olur. Böylece kendimizi mutlu ve tatmin olmuş hissederiz.

Tabi sadece boyama kitabı değil, boyalar da bundan nasibini alıyor. Şu an boyama kitaplarının yanına koyulmuş envai çeşit boya kalemi de yok satıyor. Bu iki ürün birbirini tamamlayıcı ürünler olarak karşımıza çıkıyor.

Benzer şekilde, son zamanlarda bir trend daha var. O da saç tebeşiri trendi. Bakıldığında aslında kuru pastel boyadan bir farkı yok gibidir. Ancak güzelleşme ihtiyacının isteğe, arzuya dönüştürüldüğü nesnelerden biridir.

Benzer trendleri daha çok göreceğiz. Büyükler için boyama kitaplarını bir müddet sonra belki hiç konuşmayacağız. Ancak trendler her zaman bizimle var olacaklar

Inbound Pazarlama İle Yeni Hastaları Cezbetmek

Günümüzde, hastanenize yeni hasta çekmek her zamankinden daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Geçmişte, insanların çoğu coğrafi konuma göre kendi sağlık kuruluşunu seçerdi. Bu nedenle, hastaların çoğu evine yakın hastaneleri seçmeye ağırlık verirdi.

Ancak, son dört yıl içinde, online hizmetler üzerinden hastane bulanların sayısı ikiye katlandı. Bu durum, internet ve online değerlendirmeleri kullanarak doktor ve hastane arayışına giren hastalar için tüketici temelli yaklaşımlara yol açmıştır. Dolayısıyla, sağlık pazarlama stratejiniz online stratejileri de içermelidir.

Hastanelerdeki pazarlama faaliyetleri, hastaları çekmek için son derece büyük bir vitrin gibidir. Tüm potansiyel hastaları çekmek ve hastane ya da doktorlar hakkında bilgiler sunmak için bu faaliyetleri etkin kullanmak gerekir. Faaliyetler sonrasında çıkacak olumlu yorumlar, yeni hasta kazanımı için ciddi anlamda fırsat sağlayacaktır. Hastalar, bu süreçte hastaneye gitmeden önce güvenerek bilgi alacakları sağlık kuruluşlarını aramaktalar. Bu noktada; ürün merkezli yaklaşımdan hasta merkezli yaklaşıma geçmek ve hedef kitlelere ulaşmak için interneti kullanmak çok önemlidir.

Inbound Pazarlama’ya Bir Göz Atalım

Inbound pazarlamanın amacı, sadece web sitenize trafik yaratmak değildir. Aynı zamanda, bu kullanıcıları çekerek potansiyel yeni hasta kazanımı sağlamak ve sorulara cevap vererek güven yaratmaktır.
Etkili olabilmek için, öncelikle hedef kitleye eğitici ve bilgilendirici uygun içeriklerin sunulması ve trafiğin doğru kitle ile yaratılması gerekir.

Outbound pazarlama, marka bilinci oluşturmak için reklamlar ve e-posta listeleri üzerine kurgulanırken; Inbound pazarlama ise tüketicilerin ilgi ve meraklarını dikkate alarak onları web sitenize çekmeye çalışır. Sonrasında ise, hastane ve doktorlar hakkında yarattığınız güvene göre bilgi alabilmek için sizlerle iletişime geçmek isteyeceklerdir.

inbound-pazarlama-adımları

Inbound pazarlamanın en büyük faydalarından biri uygulama maliyetidir. Inbound pazarlama, outbound pazarlama ve geleneksel pazarlama çabalarına göre yaklaşık olarak %61 daha az maliyetlidir. Kısacası, Inbound pazarlama sadece etkili değil, aynı zamanda inanılmaz derecede ekonomik bir pazarlama yöntemidir.
Inbound pazarlamanın bir diğer yararı ise dijital olması ve bu nedenle takip etme anlamında geleneksel yöntemlere göre pek çok aracı sunmasıdır. Yaptığınız yatırımın tam olarak geri dönüşü nasıl oluyor, ne-nasıl işliyor takip edebilirsiniz.

Ancak, Inbound pazarlama uzun vadeli bir stratejidir. Etkinliğini izlemek ve sonuçları görmek için yeterli zaman tanınmalıdır.

Inbound Pazarlama Hastanenize Nasıl Uygulanmalı?

Online pazarlama ve reklam söz konusu olduğunda, web siteniz yapacağınız her şeyin merkezindedir artık. Bu nedenle, web sitenizin kullanıcı dostu olduğundan emin olun.

İnsanlar, hastanenin web sitesini ziyaret ettiğinde çok çaba harcamadan hızlı bir şekilde aradıkları tüm bilgileri bulabilmelidirler. Her sayfada, direkt iletişime geçebilecekleri online arama bilgilerine yer verilmelidir. Görsel medya ile doktorlar ve hastaneye ilişkin, hastanenin web sitesine dair dikkat çekici ve vurgulayıcı fotoğraflar, videolar kullanın. Her zaman tüketicinin bakış açısıyla web sayfasını tasarlamaya dikkat edin.
Web sitenizin potansiyelini kullanmak için başka bir yol; uygun arama motoru optimizasyonu (SEO) ve yerel optimizasyondur. Arama trafiği ve yerel talepler için web sitenizin optimize edilmesi; potansiyel müşteriler tarafından web sitenizin görülmesini sağlayacaktır.

Bloglar İçinden Güncel İçerik Üretmek

HubSpot tarafından yapılan son araştırmaya göre, günlük blog pazarlamacıların % 82’si, Inbound pazarlama çabalarının olumlu bir yatırım getirisi olduğunu raporlamıştır. Taze/güncel içerik, arama motoru sonuçlarında sitenizin online görünürlük trafiğini arttırır, içeriklerle “ilgili” kalmanıza yardımcı olur. Bu nedenle, güncel sağlık konuları, koruyucu/önleyici bakım-tedavi yöntemleri, yeni teknoloji ve prosedürler vb hakkında eğitici ve bilgilendirici bir blog kullanmalısınız.

Markanız için Sosyal Medya Pazarlaması

Hastaneniz için sosyal medyanın pazarlama potansiyelini hafife almayın. Tüketicilerin %40’ından fazlası sosyal medya aracılığıyla buldukları bilgilerin sağlık kararlarını etkilediğini söylüyorlar. Sosyal medya, blogunuzu paylaşmak için harika bir yoldur. Hedef kitlenize ulaşmak, hastaneniz hakkında tüm güncel gelişmeleri aktarmak için inanılmaz etkili bir mecradır. Ayrıca, hastanenizin sosyal medya faaliyetleri, büyük ölçüde arama sonuçlarınızı da olumlu yönde etkileyecektir.

Sonuç

Yukarıda sıralanan stratejilere baktığımızda hepsi ortak bir tema üzerinde buluşmaktadır. Her zaman hasta odaklı olmak, aynı zamanda birer potansiyel müşteri de olan hastalara güven inşa ederek, eğitici ve bilgilendirici bir rol üstlenilmelidir. Bu nedenle, hastaların ihtiyaçlarına odaklanmak için Inbound pazarlama kullanın. Bunu yaparken, bu tüm pazarlama faaliyetlerinizi ve içerik çalışmalarınızı bu ihtiyaçlara göre şekillendirip aksiyon alın. Böylece, ihtiyaçları karşılık bulan hastalar/potansiyel müşteriler zaten sizi bulacaktır.

İçerik Pazarlamanın Önemi

Kristal Elma’nın ikinci gününde Onedio’nun kurucusu Kaan Kayabalı’yı dinleme fırsatı buldum, kendisi bize dijital içerik pazarlamasındaki başarılarını anlattı.

Dijital’in günümüzde ki önemi tartışılmaz bir yere doğru giderken, bunu farkeden markalarımız da e haliyle dijitale yöneldi. Her site de reklamlarla karşılaşmaya başladık, durum böyle olunca da reklam kirliliği sardı etrafımızı.

Banner reklamlarından bıkan ve kurtulmak isteyen dijital topluluk çareyi “adblock”ta buldu. Birçok tarayıcı tarafından desteklen adblock uygulaması internet sitesinde yer alan reklam alanlarını engellemenizi sağlıyor. Bu durumdan kullanıcı gayet memnun kalırken, reklam sahipleri ve site sahiplerinin yüzünü pek güldürmüyor.

Bizden kaçış yok diyen markalar, dijital içerik pazarlamasıyla dokunmaya çalışıyor bu sefer tüketiciye. Sosyal medyanın önemi arttıkça, paylaşılan içeriklerin de önem kazanması markaları bu yola doğru sürüklerken hedef kitlenin kalbine giden yol da bulunmuş oldu.

Onedio içerikleri ile herkesin gönlüne taht kurarken, bir yandan da doğal reklamın ne kadar önemli olduğunu, paylaşmanın kalbine giden yolun içeriği benimsemek olduğunu göstermiş oldu.

Onedio’nun kurucusu ve CEO’su Kaan Kayabalı, doğal reklamın öneminden bahsederken, ilk doğal reklam çalışmasının Sushico olduğunu dile getirirken “Sushi yerken dikkat edilmesi gerekenler” başlığıyla girdikleri içeriklerin Sushico tarafından sahiplenilerek başarılı bir sonuca ulaştıklarını söyledi.

Kaan Kayabalı, doğal reklamın 5 olmazsa olmazını şu şekilde iletti:

  1. Çok iyi editorial yeteneğe sahip ol.
  2. Hedef kitlene iyi hitap etmek istiyorsan, ilgi alanlarına hakim ol.
  3. Açık ve net ol, kimseyi kandırmaya çalışma.
  4. O an ki aktivite ile ilgili ol.
  5. Eğlendirici aynı zamanda öğretici ol.

Kaan Kayabalı, bir içeriğin çok paylaşılmasının en büyük sebebinin insanların o içerikte kendini veya kendilerinden bir parça bulması olduğunu söylüyor. Bir onedio taraftarı olarak kendisine katılıyor ve kendimden bir parça bulduğum içerikler gözümün önüne geldikçe ufak bir tebessüm ediyorum :)

Sağlık Hizmetlerinde Etkili Pazarlama İçin Google Adwords

Google AdWords, sağlık hizmetlerinde pazarlama için son derece etkili bir araçtır. Doğru çalıştırıldığında, bir sağlık organizasyonu için hastalara daha derin bir bilgi aktarımında bulunmak, potansiyel maliyetleri azaltmak, çok özel bir kitleyi hedeflemek ve pazar payını arttırmak mümkün olabilmektedir.

Bu arada, bir AdWords kampanyası başlattığınızda,  istediğiniz sonuçları alacağınız anlamına gelmez. Sonuçları üretecek role sahip birçok faktör vardır. Kullanılacak anahtar kelimeler, özellikle hastaneler tarafından dikkatli seçilerek maliyetlerin minimize edilmesi sağlanabilir.

Google AdWords bütçenizi etkili kullanmak adına aşağıdaki ipuçlarına göz atalım:

Düzenli Olarak Hesabınızı Gözlemleyin

Günlük olarak Google Analytics’i kullanın. Kendi araçlarınızı kullanarak reklamlarınızın görüntülenmesine ya da görüntülenmeme nedenlerine dair bilgi sahibi olabilir, anahtar kelimelerinizi belirleyebilir, inceleyebilirsiniz.

Ayrıca, en düşükten en yükseğe kadar dönüşüm başına maliyetinizi sıralayarak kampanyalarınızın görünümünü değiştirebilirsiniz. Başarısız kampanyaları durdurarak ya da azaltarak bütçeyi daha iyi kampanyalar için kontrol altında tutabilirsiniz.

Anahtar kelimeleriniz için tüm eşleşme türlerini kullanın ve sürekli onların etkinliğini denetleyin. Geniş eşleşmeli anahtar kelime kullanımı daha düşük maliyetli olabilir. Ancak, küçük dönüşümlere neden olabilir. Sık sık gözlemleme ve ayarlamalar sayesinde, Google AdWords kampanyanızı etkili bir hale getirebilirsiniz.

Hedefleme Kullanın

Google; belirli yaş, coğrafi konum, cinsiyet, vb birçok hedefe ulaşmayı sağlar. Doğru bir hedefleme ile çok sağlıklı dönüşümler alınabilir.

Tıklama Oranını Takip Edin

Kampanyalarınızın tıklanma oranını izlemek önemlidir. Belirlediğiniz anahtar kelimelerin tıklanma performanslarını inceleyebilirsiniz.

Kampanyalarınıza İnce Ayar

Hastalarınız gerçekten ne arıyor? Kampanyalarınız için özel ayarlamalar yaparak bu sorunun cevabını verebilirsiniz. Hastaların, hastanenizde sunulan özel bir hizmetin ya da tedavi yönteminin doğru anahtar kelimelerle ve daraltılmış filtrelerle size odaklanmasını sağlayabilirsiniz. Yeni hasta kazanımını ve dönüşüm oranını arttırarak maliyetlerinizi de düşürmeniz mümkün.

Google AdWords Bütçenizi Kontrol Edin

Hastanelerin Google AdWords kampanyalarında yaptıkları en yaygın hatalara anahtar kelimeleri belirlerken rastlanmaktadır.  Rakiplerden üste çıkmak ve hedef kitleye odaklanılacak anahtar kelimelerin belirlenmesi son derece önemlidir.

Gördüğünüz gibi, Google AdWords son derece etkili bir pazarlama aracıdır ve dijital dünyada istikrarlı ilerleme sağlar. Tabi, herhangi bir pazarlama stratejisi ile tutarlı bakış açısına sahip olmak gerektiğini asla unutmayalım.

Tüketici Davranışları ve Satın Alma Süreci

 

Her birimiz tüketiciyiz ve günlük yaşantımızın bir gereği olarak tüketim yapmaktayız. İhtiyaç, tercih ve ekonomik gücümüze binayen tükettiklerimizin yerine yenilerini satın alırız. Bunlar, tüketilebilir, özel, dayanıklı veya endüstriyel ürünler olabilir. Ne aldığımız, nasıl aldığımız, nerede, ne zaman ve ne kadar miktarda aldığımız tamami ile bizim algımız, benliğimiz, sosyal ve kültürel altyapımız, yaşımız, aile yapımız, kişisel özelliklerimiz, inançlarımız, motivasyonumuz, karakterimiz, sosyal sınıfımız ve diğer iç ve dış etkenlerin karmasıdır. Satın alma karar aşamasında, alıp almama konusunda düşünür ve nereden alacağımız konusunda bir değerlendirme yaparız. Bazı topluluklarda, gelir durumunun yüksek olmasına bağlı olarak, kısa periyotlarda çok miktarda alışverişler gerçekleştirildiği gözlemlenir. Daha düşük gelirli topluluklarda ise, ihtiyaca göre ancak kısıtlı miktarlarda alışverişler gerçekleştirilmektedir. Pazarlamacılar bu sebepten dolayı, farklı tüketicilerin ihtiyaçlarını ve davranış tiplerini iyi anlamak zorundadır. Bunu da ancak tüketicilerin bulundukları çevreleri, etkileşimlerini, bireyin satın almasını etkileyecek iç ve dış faktörleri detaylı bir çalışma ile araştırarak öğrenebililer. Bu şekilde de pazarlama için planlarını formüle edebileceklerdir.
Yönetim bilimi genç bir bilim dalıdır ama sanat olarak nitelendirilmesi çok derin bir tarihe sahiptir. Tüketici bilimleri de nispeten yeni bir bilim dalıdır. Tüketici bilimlerinin bir disiplini olan tüketici davranışlarının yönetim bilimi açısından kullanılması ise çok daha geç bir sürede olmuştur. Pek çok bilim insanı ve akademisyen, özellikle pazarlama alanında çalışırken bu detayın üzerinde pek zaman harcamamıştır. 1950’li yıllarda, pazarlama konseptinin tam olarak oturması tüketici davranışları üzerinde çalışılmasını gerekli kılmıştır. Pazarlama, tüketicinin ihtiyaçları ile başlar ve memnuniyeti ile devam eder. Müşteri odaklı pazarlama yaklaşımı, müşterinin ekseninde dönen stratejiler geliştirmekten geçer. Bu gereklilik de tüketici davranışları üzerine çalışmayı getirir. Tüketici davranışı, satın alma kararı ile başlar. Satın alma bireysel veya grup olarak gerçekleştirilmiş olabilir. Satın alma davranışı, stresli veya rahat bir durumdayken gerçekleştirilmiş de olabilir. Tüketici davranışı, ürün veya hizmetin alınması esnasındaki tüm karar alma sürecini, edinimi, değerlendirmeyi ve kullanma gibi süreçleri kapsar. Bu tanım, tüketici davranışının yalnızca satın almadan ibaret olmadığını, satın alma veya karar verme aşamasından çok önce başladığını ve satın almadan sonra da devam ettiğini net olarak ortaya koymaktadır. Satın alma süreci, tüketicinin zihninde başlar ve ürün veya hizmetlerin alternatiflerinin değerlendirilmesi, avantaj ve dezavantajlarının üzerinde durulduğu bir evredir. Kapsamlı bir araştırma yapmak da bu evrede söz konusudur. Ardından satın alma için karar verme süreci başlar ve satın almayı takiben de kullanma süreci gelmektedir. Bu sıradaki deneyim daha sonraki satın alma süreci için referans niteliğindedir. Bu referans, tekrar satın alma sürecinin oluşması için ve pazarlamacıların ürünlerinin gerçek anlamda başarılı olup olmadığını görebilmeleri açısından kritik bir noktadır.
Karar verme süreci müşterinin bilinçaltının da getirdiği bir kaç basamaktan oluşur. Öncelikle, karar hangi tip olursa olsun mevcut bir problemin çözümü için verilir. Daha net ifade ile; evinizde şık bir tarz yaratma isteğinizi bir problem olarak ele alalım. Bu tarzı yaratma işlemi problemi çözmeye başlamanızdır. İhtiyaçların belirlenmesi, fiyat araştırması, ürün özelliklerinin değerlendirilmesi vb. Süreçleri takiben satın alma davranışı gerçekleştirilerek problem veya daha doğru bir ifade ile ihtiyacınız giderilmiş olur. Ancak tüketici davranışı henüz bitmemiştir çünkü o ihtiyaç doğrultusunda alınan ürünlerin kullanılması da bu davranış sürecinin devamıdır. Marka imajını da bu süreçte oluşacak olan müşteri memnuniyeti önemli şekilde etkileyecektir. Bunun neticesinde de tekrar satın alma davranışı veya bunun tekrarının reddi görülecektir.

Bir pazarlama stratejisinin başarısından da söz edebilmek için, tüketicinin mevcut bir probleminin kilidinin anahtarını X şirkete ait ürün ya da hizmet ile bulabileceğine inanmasıdır. Başarılı bir strateji için, pazarlama ürünün ya da markanın imajının tüketicinin zihninde iyi bir şekilde oturtulmuş olması gerekir. Ürünün de tüketici zihninde kodlanma şekli aslında çok yalındır; iyi veya kötü. Bir marka hedef kitlesinin zihninde bu kodlamayı olumlu yönde yaptığı ve de bu kitlede arzu uyandırdığı sürece başarılı olacaktır. Bu başarının da ilk göstergesi satışlardır. Satışlar ile müşteri analizinin ne derece doğru yapıldığı ve karar alma sürecindeki aşamaların ne kadar iyi yönetildiği neredeyse kesin bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu yüzden satış verileri çok önemlidir. Ama daha önemlisi tekrar satın alma eğiliminin korunmasıdır. Müşteri memnuniyeti de bu konuda kritik bir unsurdur. Müşteri memnuniyeti pek çok maliyeti ve para kaybını da önleyecektir. Çünkü yeni müşteriler kazanmak, eldeki mevcut müşteriyi korumaktan daha maliyetlidir. Aşağıdaki MTV örneği de bu konuda açıklayıcı olacaktır.

The animated characters Beavis and Butt-head visit the Washington Monument in a scene from the 1996 movie, 'Beavis and Butt-head Do America.' The prickly pair became an icon on MTV, which celebrates its 20th birthday with a special telecast from New York's Hammerstein Ballroom Aug. 1, 2001 at 8 p.m., EDT. (AP Photo, ho)   HOUCHRON CAPTION  (07/30/2001):  Beavis and Butt-head, shown in a scene from the 1996 movie, "Beavis and Butt-head Do America," will make an appearance at the MTV birthday party.

MTV, hedef kitlesinin favorisi olmak amacıyla küresel bir marka stratejisi izlemiştir.Bunu yaparken yayın yaptığı yerdeki lokal ihtiyaca göre, program içeriğini de ayarlamayı tercih etmiştir ve bu adım da inovatif programları ortaya çıkarmıştır. Bu süreçte zaman zaman pazar araştırması yapmak yerine sezgilerle hareket edilmiştir. Aynı zamanda psikografik segmentasyon odaklı yayınlar da yapılmıştır. MTV bu uygulamalardan önce, mevcut müşterilerinin analizini iyi yapmış olduğu için de pazar araştırması ile yavaşlayarak ilerleyeceği bir süreci, hızlandırmayı başarmıştır. Sezgilerle yapılan hamlelerin daha net olmasını sağlayan da budur. Eğer müşteri memnuniyeti esas alınır ve CRM de doğru koordine edilirse, bu anlamda hızlı hamleler yapabilmek olasıdır.

Internet erişimi 15 yıllık sürede ciddi bir artış göstermiştir ve teknolojik altyapılar da hızlı bir şekilde geliştirilmiştir. CRM’e yapılan yatırımlar da piyasa araştırmalarının daha düşük maliyetle ve daha hızlı şekilde yapılmasını sağlamıştır. Tüketici davranışlarının analizlerinin de bu anlamda daha doğru yapılması mümkündür. Bu şekilde geleceğe yöenlik net adımlar atılabilmektedir. Sonuç olarak, araştırma sahası yeni fırsatlarla, methodlarla ve uygulamalarla daha da geliştirilmiştir. Bu konuya önem verilmesi amaçlanan husus her neyse ondan daha fazlasının elde edilmesini sağlayacaktır.

Entegre Pazarlamada Sosyal Medyanın Rolü

Ürününü ya da hizmetini pazarlama süreci içerisine sokacak her firmanın artık aşina olduğu bir takım unsurlar, yaşadığımız çağın dinamiklerine göre sürekli gelişmekte ve değişmektedir.  Bundan yıllar önce olduğu gibi sadece ihtiyaca yönelik olarak üretilen ve bu doğrultuda pazarlanan hizmetlerin yerini, rekabet düzeyi yüksek, alternatifi olan ve müşteri seçiciliğinin en üst düzeyde olduğu unsurlar aldı. Bundan dolayı da firmalar, ürünleri ya da hizmetleri çerçevesinde kalitenin fark ettirilmesinin yanı sıra, bu kaliteyi müşteri portföylerine ulaştırma çabası içerisine de girmektedir.  Bu noktada,  ‘’Pazarlama’nın 4P si’’ (ürün, yer, fiyat, tutundurma) dediğimiz çerçevenin de bundan böyle salt yeterli görülmüyor oluşu, işletmelerin stratejik anlamda entegre pazarlamaya yönelmesine iyiden iyide olanak sağlamıştır. Tabi ki bu durum,  pazarlama dörtlüsünün ‘’tutundurma’’ olarak bahsettiğimiz alanına girmektedir fakat o alanın içeriklerine yeni bir boyut kazandırmaya da devam etmektedir.  Peki entegre pazarlama nedir ve nasıl yapılır? Entegre pazarlamanın uzun vadede şirketlere sağlayacağı faydalar nelerdir? Ayrıca yaşadığımız internet çağında sosyal medya, entegre pazarlamanın hangi noktasında bulunmaktadır?  İşte bu sorular ve cevapları, şirketlerin entegre pazarlama alanında yapacağı çalışmalara temel dayanak noktası oluşturmakta ve bu sorular entegre pazarlama alanında çalışmalar başlatacak olan şirketler için iyice kavranması gereken noktalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

entegre pazarlama 3 (1)

ENTEGRE PAZARLAMA NEDİR?

Entegre pazarlama hakkında hemen hemen herkesin genel kalıp olarak verdiği tanım, pazarlamanın tutundurma yani PR aşamasının (PR:  Şirketlerin Halkla İlişkiler Organizasyonu) tamamen bütünleşmesi, iç içe geçerek hareket etmesi olarak belirtilir. Yani şirketler,  ürün ya da hizmetlerinin reklam ve tanıtım faaliyetlerini  ‘’bütünleşik pazarlama iletişimi’’ adı altında bir havuzda toplar, bu havuz vasıtasıyla satış hacimlerine süreklilik yaratacak müşterilere ulaşmayı hedeflerler.

Evet tanımlar doğrudur, bunların hepsi şirketler açısından tanıtım anlamında mantıklı ve faydalı faaliyetler fakat bilinmelidir ki teori, pratiğe düzgün bir şekilde dönüşmediği zaman sadece kağıt üzerinde kalacak, şirketlere hiçbir yarar sağlamayacaktır.  O yüzden diğer pazarlama faaliyetlerinde olduğu gibi entegre pazarlamada da, yabancı kökenli sözcüklerin büyüsüne kapılmadan realist bir zeminde düşünülmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki,  insanlar söze değil, işleve bakmaktadırlar.

Peki entegre pazarlama nasıl yapılmalıdır? Birincisi entegre pazarlama yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hedef kitleniz olmalıdır. Hedef kitlesi belli olmayan bir pazarlama stratejisi,  yere düşen yağmur damlaları gibi her tarafa dağılır. Bu dağılma da, size bir havuz yaratmaz sadece ufak ıslaklıklar oluşturur. Bu sebepten dolayı, entegre faaliyet çalışmalarında ürünün ya da hizmetin hangi kesime hitap ettiği analiz edilmeli, potansiyel müşteri grafiği çıkarılmalıdır. Bu çalışma aynı zamanda şirketin hangi alanlarda ne gibi reklam ve tanıtım faaliyetleri içerisine gireceği konusunda yardımcı olacak, ekstra maliyetleri arttırmayacaktır. Bu sayede şirketler, müşterilerinin ilgi duyduğu alanlara yoğunlaşabilecek, entegre pazarlama şekillerini yönlendirebileceklerdir.

entegre pazarlama1

İkinci husus ise, entegre pazarlama yapılırken hangi kaynakların kullanılacağı ile ilgilidir. Hedef kitlenizi belirlediniz, bütünleşik pazarlama bütçenizi oluşturdunuz ancak bu bütçeyi hangi alanlarda kullanmalısınız? Potansiyel müşterilerinizi hangi reklam taktikleriyle etkilemek istiyorsunuz? Sizin açınızdan bütçenize paralel olarak viral pazarlamamı, doğrudan pazarlama mı, gerilla tipi pazarlama mı yoksa bilinçaltı pazarlama mı daha etkili olacak? Burada ‘’zaten entegre pazarlama hepsini kapsar’’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, entegre pazarlama bahsedilen tüm reklam ve tanıtım faaliyetlerini kapsar ancak her reklam ve tanıtım faaliyeti, hiçbir zaman müşteriye aynı oranda etki etmez. O yüzden şirketler bütünleşik pazarlama stratejisi denilen olguyu ‘’ topyekun reklam çıkarması’’ anlamına götürmemeli, her tanıtım faaliyetini soğutarak yavaş yavaş müşteri portföylerine entegre etmelilerdir.  Bilinmelidir ki, her Entegre pazarlama faaliyeti, içerisinde belli başlı argümanları barındırır ve bu argümanlar her ürüne ve hizmete göre değişkenlik gösterir.

ENTEGRE PAZARLAMADA SOSYAL MEDYA

Entegre pazarlamanın sonucunda alınmak istenen verim ise şüphesiz uzun vade satış hacminin oluşturulmasıdır. Fakat daha önce bahsettiğim gibi hedef kitlenize en yakın olduğunu düşündüğünüz entegre pazarlama faaliyeti süreklilik konusunda yani uzun vade satış hacminin oluşturulmasında karşımıza çıkar. Sizin müşterilerinize sürekli olarak değil, doğru reklam ve tanıtım faaliyetlerini yaratmanız gerekir ki bahsettiğimiz süreklilik algısı ortaya çıksın. İşte bu noktada, yaşadığımız çağın vazgeçilmezi sosyal medya artık pazarda etkin bir rol oynamaktadır. Özellikle sosyal medyada ki hedef kitlesi seçimi,  şirketlerin bütünleşik pazarlama da hedef kitleyi etkilemelerine çok büyük olanaklar sağlamaktadır. Zaten sosyal medyanın geleneksel medya üzerine çıkması ve ondan daha etkin bir hale gelmesinin altında yatan en önemli sebepte budur.  Artık şirketler yapacakları reklam ve tanıtım faaliyetlerinde sosyal medyanın gücünü anlamış ve bu gücü benimsemişlerdir. Sosyal medyanın genç kesim başta olmak üzere ( genç kesimi etkilemek her zaman daha zordur fakat eğer etkilenebilirse uzun vade satış istikrarı açısından önemli bir adım atılmış demektir.) tüm kesimlere hitap etmesi, reklam anlamında basamak basamak ilerleyen alt dallarının bulunması, şirketlere sattıkları ürün ya da hizmete yönelik müşteri havuzu oluşturma imkanı gibi öğeler, sosyal medyanın aslında en etkili entegre pazarlama faaliyeti olduğunu bizlere göstermektedir. Potansiyel müşterileriniz hangi saatler arasında reklamlara bakıyor? Hangi zamanda yemek yiyorlar, hangi zamanlarda çalışıyorlar, hangi günler alışveriş yapıyorlar? gibi soruların en mantıklı cevaplarını bize sosyal medya veriyorsa eğer, şirketlerin bütünleşik pazarlama faaliyetlerinde ilk basamak olarak sosyal medyayı baz almaları gerekmektedir.

Aslında üzerinde detaylı olarak düşünülmesi ve derinlemesine incelenmesi gereken entegre pazarlama faaliyetlerini ve bu faaliyetlerde sosyal medyanın önemini ana hatlarıyla belirtmeye çalıştım. Bu konu hakkında son olarak söylemek istediğim husus, şirketlerin bütünleşik pazarlama faaliyetleri için acele etmemeleri, sabırlı olmaları ve eğer uzun vade müşteri havuzu istiyorlarsa reklam bütçelerine ayırdıkları paraları ‘’gereksiz’’ olarak görmemeleri gerektiğidir.

Çocuklara Yönelik Pazarlama Tekniklerinde Minyonlar

Günümüzde çocuk nüfusun çok olduğu ülkelerde pazar payı olarak şirketlerin dikkatini çeken bu hedef kitleyi tüketiciliğe itmek için çeşitli pazarlamalar geliştirilmektedir. Satın almadaki güçleri göz önüne alınırsa çocuklara yönelik pazarlama teknikleri şirketlerin satışlarını yukarı itmekte ve her geçen gün önemini arttırmaktadır.

Marketing_kids_EDIT_ILL_EN

Çeşitli tüketim alanlarının ayrıca segmentasyon olarak değerlendirdiği bu pazarda özellikle gıda sektöründeki Mc Donald’s, Frito-Lay gibi devler de çocuklara özel hazırladığı menüler, kampanyalar ve hediyelerle çocukların ürün tüketimindeki etki alanını genişletmektedir.

shrek

Tüketim ağında en önemli paydalardan birini kapan ve pazarlamacıların bunu fark edip özel stratejiler geliştirdiği çocuklara yönelik pazarlamada çocuklara hitap edecek ürünler şirketin bu doğrultuda yaptığı yatırımlarını boşa çıkarmayacaktır.

minyonlar

Bu sene en çok göze çarpan başarılı kampanya Minyonlar filminin karakterlerinin ürünlerle bağdaştırılarak çocuklara yönelik kampanyalar oldu. Oyuncaklarından, t-shirtlerine birçok alanda bulunan minyonlar, Mc Donald’s, Cheetos, Kinder gibi markaların ataklıklarıyla yaptıkları kampanyalarla da karşımıza çıkmaktadır . Popüler kahramanların kullanımındaki başarı göz önüne alındığında Minyonlar’daki başarı bu sene kesinlikle dikkatleri üzerine çekmektedir.