Google Mağaza Ziyaretlerini Ayağınıza Getiriyor

Google sunduğu hizmetler konusunda dur durak bilmiyor ve her geçen gün kendini bu konuda geliştiriyor, inovatif fikirlerle hem bireysel  hemde ticari kullanıcılarına yarar sağlıyor. Google mağaza ziyaretlerini ayağınıza getirerek hem bireysel hem ticari müşterilerini düşünüyor.

Google Görüntülü Reklam Ağı için Mağaza Ziyaretleri Getiriyor

Google, dünyada çapında 200 milyon mağazada bu uygulamanın %99 doğruluk sunacağını belirtiyor.

google-konum

Google artık sadece lokasyon göstermek ile kalmıyor, lokasyon ararken birçok şeyi de görmenizi sağlıyor. Örneğin; Google arama kısmından bir lokasyon aradığınızda, görüntülü reklam ağı sayesinde sadece aradığınız yeri değil yakınındaki diğer seçenekleri de görebiliyorsunuz.

Google’ ın yaptığı araştırma sonuçlarına göre bir mağaza, reklamlar sonucunda ziyaret ediliyor; mağazanın ziyaret edilmesi mağaza içinde de etki yaratmasını sağlıyor fakat daha sonra bu etkiden doğan kazanç yine reklam harcamasına gidiyor. İşte Google iki yıl boyunca bu konu hakkında testler yaptı, mağaza ziyaretlerini ve araştırmalarını artırdı.

Google geçtiğimiz yıl San Francisco’ da düzenlenen “GPS” reklamcılığı konferansında, mağaza ziyaretleri konusundaki açılımlarını açıkladı. Ayrıca son iki yılda, küresel bir milyar mağazayı ziyaret ettikten ve araştırdıktan sonra “dünyanın en büyük omni kanal ölçüm şirketi” olduğunu da duyurdu.

Gelin birlikte Home Depot mağazasının case çalışmasını inceleyelim ve görüntülü reklam ağının etkisini görelim:Home Depot lokasyon bazlı görüntülü reklamı mağazanın adresini,

Google Maps tarifini ve fotoğrafları gösteriyor. Bu reklam sayesinde kişi rotasını değiştirerek mağazayı ziyaret edebilir ki kişinin sadece lokasyondan yakalanabiliyor olması mağaza için önemli. Çünkü doğru yerde doğru reklam vererek müşteri kazanabiliyor.

google-mapsDiyelim ki kişi mağazayı ziyaret etmedi ama yine de mağaza gösterilen reklam sayesinde diğer ürün ve kategorilerini kişiye tanıtma fırsatı buluyor. Home Depot mağazası lokasyon bazlı görüntülü reklam ağı reklamları sayesinde yakınından geçen kişilere ulaşarak mağazası içindeki diğer bölümlerin gözden geçirmelerini sağladı ve mağaza içindeki geri dönüşü 8X’ lere ulaştırdı.

Google, dünyada çapında 200 milyon mağazada bu uygulamanın %99 doğruluk sunacağını belirtiyor. Google bu kadar geniş alana yayılabilmek için birçok teknoloji ve methodoloji kullandığını da ekliyor. Bunlardan birisi de “semantik lokasyon” adını verdikleri, kişinin gerçek zamanlı olarak nerede olduğunu anlayan bir method. Bu method da uygulamaya eklenerek görüntülü reklam ağı gösterimin doğruluğunun %99’ larda olması hedefleniyor.

Lokasyon bazlı görüntülü reklam ağında da retargeting yapılabilecek yani benzer lokasyondan geçerken bir mağazanın reklamını gördünüz ve incelediniz, daha  sonrasında o mağaza size kendini hatırlatabilecek.

Google, lokasyon bazlı görüntülü reklam ağı sayesinde onlineda oluşan etkiyi offlineda daha çok hissettirmek istiyor. Özellikle de e-ticaret sitelerine.

App Store Arama Reklamları Yayında!

App Store arama reklamları sayesinde Apple kullanıcıları uygulamaların ne işe yaradığını çok daha rahat ve kolay bir şekilde üstelik ilk bakışta anlayabilecekler. 

Google Play Store’da bir yılı aşkın süredir olan arama reklamları artık App Store’da da olacak. Apple, App Store arama reklamları ile ilgili çalışmalarına haziran ayında başlamış ve Amerika’daki IPAD& Iphone uygulama geliştirici ve yayınlayıcılarının kullanımına sunmuştu. Başarılı sonuçlar elde eden Apple, App Store  arama reklamlarını 5 Ekim tarihinde tüm ülkelerin kullanması için yayına aldı. Apple’ ın uygulama geliştirici ve yayınlayıcılarına ilk kampanya için sunduğu kredi ise $100.

App Store arama reklamlarının arka planı mavi şekilde gözükecek ve bu şekilde diğerlerinden farklı olarak o uygulamaya reklam verildiği anlaşılacak. Apple kullanılacak reklam görsellerini uygulama içinden kopyalamak ve rastgele seçmek yerine bunları uygulama geliştiricisi ya da yayınlayıcısından talep edecek. Böylece kullanıcının uygulamayı keşfetmesi daha da keyifli hale gelecek.

apple-arama

App Store arama reklamları fiyatlandırma kısmı ise şu şekilde işleyecek:

  • Uygulama yazılımcıları için yayınlayacakları kampanya için maksimum bir bütçe belirleyecek.
  • App Store arama reklamları bilinen “ikinci fiyat açık artırması” yöntemini kullanarak diğer uygulamalardan aldığı fiyatları karşılaştıracak ve yayınlanacak olan teklif fiyatını belirleyecek.

Apple belirlenen teklif fiyatına ilgili olarak hangi reklamların gösterileceğine karar verecek.

apple-store

App Store arama reklamları özellikleri:

  • Uygulama geliştiricilerinin ya da yayınlacılarının Iphone ve IPAD için ayrı ayrı reklam vermesi gerekiyor.
  • Uygulama geliştiricilerinin ya da yayınlacılarının  anahtar kelime önerme aracı ile hızlandırıcı kelimeler ve negatif etki yaratabilecek kelimeleri belirleyebilecek.
  • Hedef kitleyi seçebilecek ve hedef kitleye uygun reklamlar önerebilecek.
  • Analiz özelliğinden yararlanarak arama reklamlarının etkilerini de ölçümleyebilecek.

Bakalım Google, Apple’ın bu yeni gelişmesi karşısında nasıl bir arama reklamlarına güncelleme getirecek. Merakla bekliyoruz.

Deneyimsel Pazarlamanın Marka Tercihine Etkisi

Tüketim, doğuştan gelen bir olgu olmanın yanı sıra sadece ekonomik bir eylem değildir.  Ekonomik işlevinin yanı sıra tüketim kavramı içerisine kültür, değerler ve teknoloji gibi faktörleri de barındırmaktadır. Bu tüketim hali günümüzde tüketim toplumu kavramı ile ifade edilmektedir. Tüketim toplumu, toplumda var olan tüketim geleneğini ve biçimini ifade etmektedir. Günümüzde hızla değişen teknolojiye bağlı olarak mal ve hizmetlerde elde edilen ekonomik değerler değişmektedir. İlk zamanlarda “ürün” olarak ortaya çıkan ekonomik biçim zamanla “hizmet” e dönüşmüş, hizmet sektörünün giderek büyümesi ile bu ekonomik biçim deneyimlere hitap eden “deneyimsel pazarlama” kavramına dönüşmütür. Tüketim toplumu, tüketim kültürünün bu son aşaması olan deneyim kavramı üzerinde oldukça yoğun bir biçimde düşünmektedir. İşletmeler farklılık yaratmak ve rekabet avantajı elde etmek için müşterilerinin duygularına hitap eden ve onların anılarında unutulmaz yer edinecek eşsiz bir deneyim yaşatmayı istemektedirler. Deneyim ekonomisi kavramı ile ortaya çıkan deneyimsel pazarlama müşterilere eşsiz deneyimler sunarak, unutulmayan ve duygusal yönden müşterilerine keyif veren deneyimler yaratmaya ve bu şekilde memnuniyet sağlamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda müşterilerine keyif veren, rasyonel karar vermenin yanı sıra duygusal ve sembolik yönden tatmin eden ve sürekli hatırlanacak deneyimler yaratmak amaçlanmaktadır. Böylece müşteri sadakati elde edilmektedir.
Starbucks ve Kahve Dünyası gibi pazarlarında lider olmak ve rekabet avantajı elde etmek isteyen iki büyük işletmeyi üzerine yaptığım çalışma sonucunda deneyimsel pazarlama boyutlarından; duygusal, davranışsal ve ilişkisel deneyim algıları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Deneyimsel boyutlar farklı sektörler ve hizmetlerde farklı düzeyde öneme sahip olabilir. Bu hizmete, pazara ve sektöre göre değişebilir. Müşterilerin deneyimsel memnuniyet ve deneyimsel bağlılık düzeylerini yükseltmek için farklı uygulamalar hayata geçirilebilir. Müşteriler için kahve mağazasına ulaşma anı deneyimin başlangıcıdır. Bu nedenle kahve mağazasının dış görünüşü önemlidir. Mağazanın kendine özgü logosu ve renkleri ile tasarlanmış bir mağaza girişi müşterilerin o kahve mağazasını tercih etmeleri için önemli bir nedendir. Müşteri kahve mağazasına girdikten sonra onu karşılayan çalışanların güler yüzlü olması ve mağazaya ait ilgi kıyafetler ile müşterileri karşılaması duyusal deneyimin bir diğer adımını oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra müşterilere özel menüler hazırlanabilir. Örneğin, kalorisi ayarlanmış özel kahvaltı seçenekleri ile özellikle spor sonrası beslenmesine dikkat edenler için menüler yapılabilir. Önemli gün ve özel tarihler için özel menüler çıkarılarak müşterilere hoş sürprizler yapılabilir. Bu tür düzenlemeler duygusal yönden müşterileri tatmin etmektedir. Mağaza içerisinde müşterilerin kendilerini ailenin, grubun parçası gibi hissetmelerini sağlamak müşteri sadakati için önemlidir. Bu nedenle mağaza içerisinde yapılacak etkinlikler ile müşterilere ilişkisel deneyimler sunulabilir ve müşteriler arasında birliktelik sağlanabilir. Oyun turnuvaları, kahve sohbetleri, çekilişler veya müzik dinletisi ile birlikte yapılacak kareoke yarışması müşteri sadakatini sağlamanın en önemli yoludur. Günümüzde özellikle hizmet mağazalarının eksikliklerinden birisi internet sayfalarını yeterince etkili kullanamamalarıdır. İnternet sayfasına mağazadaki sunumlarla ilgili birkaç eğlenceli oyun ya da mağaza içerisinde yapılacak etkinliklere ait resim veya videolar yüklenerek müşterilerin bu web sayfasını ziyaret etmeleri sağlanabilir. Mağaza, müşterileri için özel fan grupları oluşturulabilir. Bu grupların kendi aralarında sohbet odaları oluşturmaları diğer insanların mağazaya olan ilgisini arttırabilir. Ayrıca fan grubu ya da mağaza kartı uygulaması ile belirli bir limite ulaşan müşterilere hediyelik eşya veya ikramlarda bulunarak bu grup üyeleri de tatmin edilmiş olur. Aynı zamanda kahve mağazasının üzerinde logosunun bulunduğu hediyelik eşyalar satması veya bu tür ürünleri siparişlerin yanında hediye olarak vermesi müşteriyi mağaza ile bütünleştirme de önemli bir rol oynamaktadır. Mağazanın bir köşesine konulacak kitaplık ile müşterilerin bilgi düzeyini artırıcı materyaller ile karşılaşmaları sağlanarak müşterilere davranışsal deneyimler sunulabilir. Bu kitaplığın yanı sıra düzenlenecek imza gününde yazarlar ile müşterilerin bilgi alışveriş olanağı sağlanmış olur.

“Müsaitseniz Akşama Size Geleceğiz.”

Evden eve komşuluk ilişkilerinin çok yoğun yaşandığı son yıllardı sanırsam. 1970’lerden sonrada hiçbir komşuluk ilişkisi eskisi gibi olmadı.  Bu ilişkiyi ‘de en güzel tarif eden cümlede
“Müsaitseniz akşama annemler size gelmek istiyor.” olmuştur.  E tabi o zamanlar ne cep telefonu vardı, ne de Whatsapp.  Şimdi bunu hatırlayan ne kadar kişi vardır bilinmez. Fakat şöyle bir gerçek var ki , değişen dünya ile yaşlanıyoruz ve her birimizin ağzından “ah o eski günler” cümleleri dökülüyor. İşte tamda bu noktada işletmelerin de farkındalık kazanması ile günümüzde markalarda bir nostalji, bir retro rüzgarı gitmektedir.

Kozinets, Brown ve Sherry Retro pazarlamayı 4A ile tanımlaşmıştır. Allegory yani marka hikayesi, Arcadia yani idealize edilmiş marka toplumu, Auro yani marka özü ve Antinomy yani marka paradoksu. Bu çerçevede eski hatırlarımız idealleştirilir.

6200379704_b1405fe992_b Markalar geçmişe ait güzel duyguları ön planda tutarak Retro pazarlama ile bağ kurma ve nostalji odaklı bakış açısı yaratmaktadır.  Bu yenilikler tükendiğinden dolayı değil aksine “eskiden daha iyi veya ilk gün kalitesinde” değerlerini çağrıştırıyor. Tabi ki “Damak” çikolatanın karton ambalajda satılması gibi, yeni ürünlerin eski ambalajları ile satılmasında içeriyor.  Bu bir anlamda unutulmuş markaların canlandırılması ve yeniden revaçta olması amacıyla da eski ve yeni sentezini de kapsamaktadır. İşte bu noktada değişen müşteri kitlesi ve bu kişilerle bağ kurabilmek post modern tüketici bağlamında önemlidir.  Yavuz Odabaşı’nın da belirttiği gibi postmodernizmin tüketicisini yoran, teklik değil çeşitlilik içeren ve alışılmış değil sıra dışı çekici olması gereken bir yanı vardır.

Retro pazarlama ve nostalji içerikli pazarlama kampanyalarının çabası yapıları ve yaşam biçimleri gereği farklılaşmış tüketiciyi tek bir potada toplama isteğidir. Peki ya sonra? Bulunduğumuz toplumda sosyal sınırlarda kendini kurtararak özgürleşme çabasında olan, kimlik arayışına girmiş ve bunu da farklılıkları ile göstermek isteyen bir tablo vardır. Geleneksel toplumun yok olması ve postmodern dünyanın önerdiği ütopyalar sonucunda doğan kimlik arayışında da tüketim objeleri ve markalar yardıma koşmuştur.

migros-kartpostal-4

70’ler, 80’ler ve 90’lar temaları şuandaki toplum için gayet akılcı ve işe yarar bir görüntü ortaya koymaktadır fakat bundan 10 sene sonraki toplum bunların çoğunu hatırlamayacaktır. En basit örneği sizlere geçtiğimiz Yılbaşından örnek verebilirim. “Çiçeksepetin’in” çok tatlı bir nostaljik tatlar kutusu bulunmaktadır ve bunun içinde Horoz şeker, leblebi tozu ve sulu göz gibi çocukluğumuzu yansıtan şekerler bulunmaktadır. Bu kutuyu evin büyük bireyleri bir heycanla karşılamış olsada Z neslinden gelen ve her kafadan ayrı konuşan ufaklıklara çok yabancı objelerdir. Onlar için sadece tad önemlidir.

07030456_large
Peki 10 sene sonraki toplumun şuandaki kimlik arayışında bir çok dala ayrılmış bireyler olduğunu düşünürsek onları nasıl Retro veya nostalji altında toplayacağız?  Gelen cevapları duyar gibiyim. “E onlarında kendi nostaljisi olacak.” Evet doğru fakat bu nostalji daha kişisel, daha özel ve katı olacaktır. Yani Yeşilçam yansımalı bir Migros reklamı veya “Sana Yağ” Retro ambalajı  televizyon gibi kitle iletişim aracında ki reklam ile pek bir anlam ifade etmeyecektir. İşte tam bu yüzden de “Big Data” devreye girmektedir. Üstünde çok fazla tartışma dönse de önümüzdeki dönemin inovasyonu, rekabetçi gücü ve verimliliği olarak firmaların fazlaca işine yarayacak bir araçtır. Bu sayede markalar daha kişiselleştirilmiş şekilde sosyal medya ve mail aracılığı ile insanlara kendi nostaljisini yaşatabilecek. Yani Retro- Nostalji bağlamı kalıcı olsa da yöntemi değişecek ve genelden özele indirgenmesi gerekecektir. Postmodern tüketicinin incelenmesi ve değerlendirilmesi oldukça karmaşık olsa da şirketlerin şuandan başlayarak büyük verileri depolaması gerekmektedir. Bu şekilde bunların analizi ile segmentlere yönelinebilinir ve ileriye dönük tahminlerden faydalanabilinir.

Düşündürücü nokta diyelim: Zamanın da Prima sertifakası vardı bilen var mı bilmiyorum.  Hala evde bir yerler de durur . Tabi ki o zamanlar ne bilgisayar vardı nede başka bir teknoloji ürünü. Ama olsaydı eğer büyük verinin sağlayabileceği bilgiler  ile şuanda çocuğu olan yaşıtlarıma gelen retro-nostalji ambalajlı  bir adet yeni emici güçlü ürün veya sosyal medya da bir resim ; marka sadakatini pekiştirir ve bir Word of mouth daha yaratır mıydı?

Ne demiş Sun Tzu;

“Koşullar ne kadar lehinize de olsa yeni durumlara göre planlarınızda zaman zaman değişiklikler yapmakta fayda olacağını unutmayın”

Pazarlama Türkiye Nöro Pazarlama Etkinliği Düzenledi

Pazarlama Türkiye olarak 23 Aralık’ta Marmara Üniversitesi’nde Nöro Pazarlama ve Nöro Ekonomi konularını kapsayan bir etkinlik düzenleyerek öğrencileri ve profesyonelleri bir araya getirdik. Etkinlikte Nöro Ekonomi konusunu Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Orhan Erdem, Nöro Pazarlama konusunu ise Neuro Discover’ın CEO’su Kılınç Orhan Erdemir anlattı.
Aynı zamanda Ben Bilmem Beynim Bilir kitabının yazarlarından olan Yrd. Doç. Dr. Orhan Erdem, sunumu sırasında kitabından detayları da katılımcılarla paylaştı. Katılımcılara birçok soru da yönelten Erdem, cevabı doğru tahmin eden bir kişiye kitabını imzalayarak hediye etti.

pazarlamaturkiye-noro-pazarlama

Kılınç Orhan Erdem ise sunumu sırasında Nöro Pazarlama’nın tanımını, amaçlarını ve araştırmaların hangi yöntemlerle yapıldığını katılımcılarla paylaştı.
Etkinlik, katılımcıların Erdem ve Erdemir’e yönelttiği soruların aydınlatılmasıyla son buldu.
Pazarlama Türkiye olarak katılımcılardan yoğun ilgi gören Nöro Pazarlama ve Nöro Ekonomi etkinliğini önümüzdeki aylarda yeni katılımcılarla da buluşturacağız.

Markalar İçin Star Wars’lu İçerik Oluşturma Vakti!

Son günlerde dünya ile birlikte Türkiye’nin de gündemine oturan Star Wars serisinin son filmi ‘Güç Uyanıyor’ markaların da yakın markajında. Markalar Star Wars’lu içerik oluşturmaya ilk gün itibariyle başladı bile. Fakat hazır olun bu daha başlangıç, önümüzdeki günlerde çok daha yoğun bir şekilde karşımıza çıkacaklar. İddia ediyorum, Star Wars’lu içerik oluşturmayan yani gerçek zamanlı pazarlamaya başvurmayan marka pek kalmayacak gibi!

Gerçek Zamanlı Pazarlama

Gerçek zamanlı pazarlamanın günümüzdeki yaygın kullanımı; markaların gündem takibi yaparak ilgi çekici ve popüler olayları yakalaması, anlık refleks geliştirip konuyla ilgili içinde markasını da barından içerik üretmesi ve genellikle sosyal medyadan servis etmesi şeklindedir. Gerçek zamanlı pazarlamada en önemli husus adından da anlaşılacağı gibi zamanlamadır. Normal koşullarda gündem takibi yapmasına gerek olmayan markalar bu sebeple sosyal medya ve diğer tüm kanallardan hedef kitlenin ilgisini çekebilecek olayların izini sürmeli ve içeriklerini konuya olan ilgi dağılmadan yani doğru zamanda, tüketicinin ihtiyaç duyduğu anda paylaşmalıdır. Ayrıca gerçek zamanlı pazarlamada konuya dair ilk örnekler her zaman daha çok etkileşim alır ve beğenilir, sona kalan markalar ise eleştiri oklarını genellikle üzerine çeker. Gerçek zamanlı pazarlama yaparak viral bir yayılma hedefleniyorsa yaratıcı ve bir esprisi olan içerik oluşturulmasına da özen gösterilmelidir. Sırf diğer markalardan geri kalmamak için oluşturulan ama ilgi çekici bir yanı ve esprisi olmayan içerikler başarısız olmaya mahkûmdur.
Aslında markaların gündemi takip ederek popüler konularda içerik oluşturabilme refleksi başlarda takdire şayandı. Birçok marka bu gücü erken keşfederek sosyal medya için popüler konulara yönelik, eğlenceli içerikler de oluşturdu. Örneğin Nasa’nın Plüton’a en yakın uçuşunu gerçekleştirmesinin ardından yayınlanan kalpli Plüton fotoğrafı popülerleşince tüm markalar harekete geçerek en eğlenceli Plüton içeriğini oluşturmak için adeta birbirleriyle yarışmışlardı. Aynı şekilde tüm Türkiye’de krize sebep olan elektriklerin kesilmesinin büyük yankı yaratmasıyla durumu fırsata çevirmek isteyen birçok marka konuyla ilgili esprili içerikler üreterek güzel tepkiler de almışlardı. Tabii kervana sırf geri kalmamak için içi boş içerik üreterek katılanlar ise alay konusu olarak sınıfta kalmışlardı. Markaların yerli yersiz her konu için gerçek zamanlı pazarlamaya başvurması işin sihrini de alıp götürmüyor değil tabii.

Şimdi Star Wars Zamanı

Şimdi ise çanlar Star Wars için çalıyor ve markalar içeriklerini bu konuda üretiyor. Ancak Star Wars daha şimdiden tüketicinin karşına fazlasıyla çıktığı için, markaların oluşturduğu bu içeriklerin nasıl tepki alacağı da merak konusu. Bu sebeple markalar, oluşturduğu içeriklerin hedef kitlenin ilgisini çekebilecek nitelikte, esprili ve kaliteli olmasına mutlaka dikkat etmeli. Aksi halde markalar, yoğun bir şekilde bu içeriklere maruz kalarak sıkılan hedef kitleye antipatik gelerek şimşekleri üzerine çekebilir.

Şimdi markaların Star Wars’lu içeriklerini yorumsuz olarak sizlerle paylaşıyorum.

1. haribo 2. çokoprens 3. algida 4. çamlıca 5. çiçek 6. magnum 7. oneo 8. rexona 9. nestle damak 10. watsons 11. icetea 12. FullSizeRender 13. flormar alfemo bmw bosch cafecrown carrefoursa domestos familia finansbank garanti golfroko intel lcw mediamrkt mng nudo opet samsung superonline toyoto vitringez

Kiğılı İle Webtures İşbirliği Başarı Getirdi

Erkek Modasının Amiral Gemisi Olan Kiğılı SEO Çalışmalarında Başarıya Webtures İle Ulaştı.

Kiğılı’nın sahip olduğu temel motto; satın aldığınız her ürünümüz 1938’den bugüne taşıdığı değerleri kaybetmemiş, dünya piyasalarında rekabet edebilmesi için en yeni teknoloji ve en kaliteli işçilikle üretilmiştir. Kiğılı’nın her yeni koleksiyonu gün geçtikçe büyüyen, gelişen ve yetkinliklerini artıran ekibimizin sizi modanın kalbine götürdüğü bir yolculuktur. Kiğılı olarak amacımız, kısa sürede dünya moda merkezlerinde hak ettiğimiz konuma ulaşıp erkek modası denince akla gelen ilk on küresel markadan biri olmaktır. Dünya çapında tanınan bir marka olmayı amaçlayan Kiğılı dijital pazarlama kanallarında iş birliği için Türkiye’nin en iyi SEO Ajansı olan Webtures ile uzun soluklu bir kampanya süreci başlattı.

Arama motorlarındaki son algoritma güncellemelerine uygun olarak hazırlanan bu kampanyada 5 aylık kısa bir süre içerisinde hedeflenen tüm kelimelerde beklenenden çok daha fazla artış sağlandı. Webtures ekibi tarafından edinilen bilgilere göre;

Kiğılı web sitesi yaklaşık 100 SEO kriteri üzerinden analiz işlemleri gerçekleştirilerek arama motorlarına uygun bir hale getirildi. Erkek moda sektörü rekabetin oldukça yüksek olduğu sektörlerinden biri olacağından dolayı rakiplerinde marka stratejilerini geliştireceğini biliyorduk ve onların en ince ayrıntısına kadar analiz ederek gelecekte ne tür SEO çalışması gerçekleştireceğini tespit ederek her zaman 1 adım önde başladık.  Gerekli sosyal medya optimizasyonları yapıldıktan sonra Sektörde yer alan siteleri ve Kiğılı web sitesi detaylı bir şekilde analiz edilerek hangi kelimelerde daha çok verim alabiliriz konusunu uzunca araştırma yaparak ortak karar ile 50 kelime belirleyip bunların aranma hacimleri ve geri dönüş oranlarının ne türde olacağını tespit edip anahtar kelimelerimize onay verdik. Webtures ve Kiğılı ekibi tarafından ortak karar ile belirlenen anahtar kelimeler üzerinden çalışmalara start verildi. Sonuçlar gerçekten muazzamdı.

2 ayda 50 kelimenin 25 i 1. Sıraya diğer 25 i de ilk sayfaya ulaştı.

SEO stratejisi gereği aynı zamanda ilk sıraya ulaşılan kelimelerin çalışması durdurularak yerine yeni kelimelerle devam edip sürekli farklı kelime gruplarını ilk sayfaya taşımaya devam edilmektedir. Bu sayede Kiğılı’nın moda sektöründeki arama hacmine yönelik hitap ettiği kitle sürekli artmaktadır. Arama motorlarından alınan geri dönüşlerin sayısı da bu şekilde artmaya devam edecektir.

Kiğılı arama motorlarında zirvede kalmaya Webtures sayesinde daha uzun yıllar devam edecek gibi görünüyor.

2016’nın dijital trendleri neler olacak?

Dünyanın önde gelen eposta, kişisel ürün tavsiye, sosyal ve mobil pazarlama çözüm sağlayıcılarından Avusturya merkezli teknoloji şirketi Emarsys, dünya genelinde 2016’da dijital alanda öne çıkacak trendleri açıkladı.

murat-erdorKonuyla ilgili bilgi veren Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, dijital dünyanın 2016’da oldukça hareketli bir yıl geçireceğini, kişiselleştirmenin giderek önem kazanacağını ve video içeriğin yükselişinin süreceğini belirterek, büyük veri kavramının ve yapay zekanın hayatımızdaki yerinin ise hissedilir derecede belirginleşeceğini ifade etti.

 

Erdör, 2016’da öne çıkacak dijital trendleri şöyle sıraladı:

  1. Video İçerik: Kullanıcı deneyimini ve süreçleri daha keyifli hale getirmek ve etkileşimi artırmak için kullandığımız video içerik yükselişini sürdürecek. Video içeriklerin, toplam tüketici içeriği baz alındığında gelecekte %70’lere ulaşması öngörülüyor.
  2. Snapchat: ABD başkanlık seçimleri sırasında aday isimler tarafından da kullanılan, anlık fotoğraf ve video paylaşımı üzerine kurulu olan bu uygulama popülerliğini artıracak.
  3. Büyük Veri: Müşterilere ait verilerin sağlıklı şekilde toplanması ve verimli şekilde analiz edilmesi, 2016’da da en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürecek. Analitikler, hedef kitle segmentasyonu, müşteri ve iş verileri dijital pazarlamacıların ana gündemi olacak.
  4. Tavsiye Sistemleri: Web sayfasını ziyaret eden müşterileri binlerce ürün ile boğmadan en uygun ürünü sunup sitede daha fazla zaman geçirmesini sağlamak, Tavsiye Sistemleri sayesinde artık daha kolay hale gelecek.
  5. Mikro hedefleme: E-ticarete sektörünün büyümesiyle birlikte tüketicilere gönderilen mesaj sayısı da artış gösteriyor. Herkese aynı mesajı gönderen firmaların satış anlamında fazla şansı yokken, mikro hedefleme yapan ve kişiye özel mesaj gönderenlerin okunma ve geri dönüşüm oranları artmaya devam edecek.
  6. Fark Yaratan “içerik”: Marka ve tüketici ilişkisinde hayati önem taşıyan unsurlardan biri olan içerik, 2016’da da öne çıkan konularından biri olmayı sürdürecek.
  7. Gerçek Zamanlı Pazarlama (Real Time Marketing):Markaların güncel olayları takip ederek, özellikle sosyal mecralarda bu olaylara paralel içerik ve pazarlama kampanyaları düzenlemeleri önemini artıracak.
  8. SMS ve Bildirimler: E-posta otomasyon programlarında artık ulaşılamayan kitleye hatırlatma maili gönderme ve Facebook üzerinde ürünü göstermenin yanı sıra iki yeni kanal daha popüler olacak. Farklı kanallardan da müşteriyi yakalamak adına firmalar, bu kişilere SMS veya firmanın mobil aplikasyonu varsa buraya bildirimler gönderebilecek.
  9. Sosyal Medya’yı Etkin Kullanma: Sosyal medya, sahip olduğu etki gücünün yanı sıra Instagram ve Twitter gibi platformların online satış yapan firmalara yönelik özellikler geliştirmesiyle 2016’da da trendler arasında yer alacak
  10. Mobil ödemeler: Daha uyumlu tasarımlar, daha fazla mobil uygulama, yeni mobil girişimler ve mobil ödemelerdeki artış dolayısıyla mobilin popülerliği artacak.
    2016’nın Dijital Trendleri 1.)Video İçerik 2.)Snapchat 3.)Büyük Veri, 4.)Tavsiye… Click to Tweet

Kahve Dünyası ve Savaşları

Kahve Damlası, Kahve Dünyası, Kahve Ateşi, Kahve Deryası… Liste uzayıp gidiyor. Farkında mısınız artık her köşede bir kahve dükkanı var.

Biz Türk Kahvesi kültürüyle büyümüş bir milletiz doğru ama bu yeni bir durum değil ki… Yıllardır süren bir gelenek, alışkanlık, özellik vs. Artık nasıl adlandırırsanız…

Bence bunun nedeni insanların artık hem kahve içebileceği hem rahat olabileceği hem dersine çalışabileceği bir yer aramasından kaynaklanıyor. İnsanlar kahvelerini alıp saatlerce oturmak ve sevdikleriyle zaman geçirmek istiyor. Bunu da 15 dakikada bir başlarına dikilen ve “bir şey alır mıydınız?” diye taciz eden garsonlar olmadan yapmak istiyor. Eskiden bu ihtiyaca Starbucks ve Gloria Jeans Coffees gibi büyük markalar cevap veriyordu ama bu açığı gören girişimciler ya kendi markalarını yaratıyor ya da bayilik alıyor.

Bu güzel rekabette Kahve Dünyası güzel bir reklama imzayı atmış. Reklam ajansı Federation. Yönetmen Serter Tırmık.  ( emekçileri unutmamak gerek) Gözlemleri iyi. “Kahve Dünyası’nın kapısı her gün yüzlerce farklı tada ve aynı mutluluğa açılır. Bu kapıdan içeri giren herkes, mutluluğun tadını çıkaranlarla karşılaşır. Kahve Dünyası’na özel tadlar, çocukların ve gençlerin beğenisini, annelerin ve babaların güvenini, tüm lezzet severlerin hayranlığını kazanır.” mesajını veriyor. En azından sesi bile kapatsak her şeyi anlayabiliyoruz. Sesi de kapatmak tabii ki haksızlık olur. Magicpost adına yakışır bir iş çıkarmış. Sözler Sinan Akçıl sözleri değil Gayet mantıklı, anlaşılır ne anlatmak istediğini anlatan sözler. Reklamda yaşlı, genç, çocuk, emekli, öğrenci herkes var. “Hepimizin ortak noktası” mesajıyla örtüşüyor.

Kahve Dünyası bu reklamıyla diğer rakiplerinden biraz olsun sıyrılmış gibi. Bu reklam hedef kitlede nasıl bir iz bırakır bunu zaman gösterecek ama ülkemizde “iyi reklam” eksikliğinde bizde güzel bir sonuç bıraktığı kesin.

Marka Şehirlerin Ortak Anlayışı: Müşteri Odaklılık

Şehirler pazarlamaya konu olmaya başlayınca pazarlama uygulamaları şehirlerin de üzerinde denenmeye başlanmıştır. Bir logo tasarlanarak, slogan oluşturularak bir şehrin markalaştırıldığı ve bu marka şehrin artık daha çok ilgi çekeceği sanılır. Şehir markalaşması ve şehir pazarlaması ile ilgili çalışmalara baktığımız zaman, daha çok turizm pazarlaması odaklı olan destinasyon pazarlaması kavramının şehirler üzerinde egemen olduğunu görüyoruz. Bu tek taraflı bakış açısı sonucunda ise şehirler satılabilen birer turistik ürün olarak bu çalışmalara konu edilmiştir. Halbuki gerçek, bilinenin aksine çok farklıdır.

Bir önceki yazımda, şehirlere kamu otoritesi gözünden ve özel sektör gözünden yapılan bakışları, bu iki farklı bakış açısı da aslında şehirlere bir ürün olarak yaklaştığını incelemiştim. Bu yazımda “şehirlere ürün gibi” yaklaşılması sonucu ihmal edilen, modern pazarlama anlayışının temel olgusundan bahsedeceğim; müşteri odaklılıktan.

Konuya yavaş yavaş giriş yaparken, bir önceki yazımla duvar pasları yaparak ilerlemek istiyorum. Şu an bu yazıyı okuduğunuz şehirde bulunmanızın sebebi nedir? Ne amaçla o şehirdesiniz? İzninizle cevaplarınıza eşlik ediyorum;

*Öğrencisiniz, eğitim amacıyla o şehirdesiniz.

*Kamu veya özel sektör çalışanısınız, istihdam fırsatından dolayı için o şehirdesiniz.

*Yatırımcı veya bir şirket sahibisiniz, yatırım fırsatları, sizi cezbeden teşvikler ve sizi cezbeden işgücü arzı için o şehirdesiniz.

*Turist iseniz, gezip görme amacıyla, yeni yerler keşfetme amacıyla geçici olarak o şehirdesiniz.

*Son olarak, başka bir şehir için şansı olmayan veya doğma büyüme o şehirden olan, çalışma hayatını noktalayıp emekli olmuş fakat memleketine geri dönmeyen bir şehir sakinisinizdir.

İlk sorunun cevaplarını incelediğimizde görülüyor ki, hepimizin bir şehirde bulunma amacı birbirinden farklı. Şehir pazarlamasında ve şehir markası uygulamalarında bu gruplara “şehrin müşterileri” deniyor.  Şehirde bulunma amaçları birbirinden farklı olan müşterilerin haliyle o şehirden beklentileri, istekleri ve ihtiyaçları da farklı olacaktır. Şöyle ki;

Şehir sakinleri, şehrin halkı bir şehirden barınma imkanları, para kazanmak için iş imkanları, çocukları için eğitim-öğretim imkanları, temel ihtiyaçları için alışveriş imkanları, boş zamanlarını değerlendirebileceği, çevresiyle sosyalleşebileceği eğlence imkanları ve rekreasyon alanları ister. Turistler, yani şehrin ziyaretçileri bir şehirden konaklama tesisleri, restoranlar,  kültürel faaliyetler, eğlence faaliyetleri, eğlence tesisleri, alışveriş imkanları ve  “ben buraya yerleşirsem burada ne iş yapabilirim” düşüncesinde olanlar iş fırsatları/imkanları isterler. Yatırımcılar ve şirketler bir şehirden işgücü, tesis kurabilmek için organize sanayi bölgeleri, yönetim kadroları için ofisler, işlerini destekleyecek tedarikçiler ve ortaklar isterler. Güvenlik ihtiyacı herkesin olmazsa olmaz diyeceği temel ve şehir müşterilerinin kesişen bir  ihtiyacıdır. Her gün bombaların patladığı, sokaklarında çatışmaların yaşandığı şehirlerin durumu bugün en somut örneklerle ortadadır.  Amaçları farklı olan şehrin müşterileri için güvenlikten başka eğlence ve iş fırsatları gibi istekler kesişim noktalarını oluşturur.

şehir-marka

Pazarlama jargonu ile bir şehirde; amaçları, istekleri ve ihtiyaçları birbirinden farklı segmentlerin belirli kesişim noktaları ile bir arada olduğunu anladık. Bu segmentlere “şehrin müşterileridir” dedik. Amaçları farklı müşteriler… Hem şehirleri ürün olarak görüyoruz, hem de şehirlerde istek ve ihtiyaçları farklı müşteriler vardır diyoruz. Gerçekten kulak tırmalayıcı bir cümle.

Şehir pazarlaması ve şehir markalaşması ile ilgili yapılan çalışmaların çoğunda şehirlerin birer ürün olduğu için pazarlamaya konu olduğunu okuduk. Fakat biz yukarıda bambaşka amaçlarla bir şehirde olabileceğimizi gösterdik. Burada bir problem olmalı: Şehirler bir ürün müdür?

Yukarıda belirlediğimiz problemi çözmek için elimizde olan tek şıktan; “amaçları, istek ve ihtiyaçları farklı olan müşteriler” cümlesinden  gitmeye devam edeceğim.

Şehrin müşterilerinin istek ve ihtiyaçları birbirinden farklı olduğu için herkes şehirlerin kendi ihtiyacına uygun olan yönlerinden fayda elde eder. Herkes şehirden farklı faydalar elde eder. O halde şunu söylemenin tam sırası: Şehirlerin fayda boyutu, mal ve hizmetlerin kısacası ürünlerin fayda boyutundan çok daha fazladır. Karmaşık yapıları olan, çeşitli paydaşları olan, farklı amaçlara hizmet eden, farklı istek ve ihtiyaçları olan müşterileri barındıran şehirleri geleneksel pazarlama araçlarını uygulamak için birer ürün olarak görmek tam anlamıyla o şehri basitleştirmektir. Yıllardan beri  şehirleri satılabilen bir turistik ürün olarak gören kişilerden mi yoksa, şehir pazarlaması ve şehir markalaşması kavramlarını turizm odaklı olan pazarlama faaliyetleriyle karıştıran çalışmalardan mı bilinmez ama yukarıda sözünü ettiğimiz basitleştirme halen devam etmektedir.

şehir-marka1

Biz pazarlamacılar, ağız birliği etmişçesine müşteri odaklılıktan bahsederiz. Bir mal veya hizmetin müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmesi gerektiğini, rekabet avantajının ancak böyle yakalanacağını şiddetle savunuruz. Tatmin edilemeyen müşterinin ileride bize mutsuz, şikayetçi ve elden kaçmakta olan bir müşteri olarak geri döneceğini adımız gibi biliriz.Yaşayanlarını başka şehirlere kaptıran şehirlere bakınız; güvenlik, istihdam, yatırım fırsatları, sosyal imkanlar gibi istekleri karşılayamadıklarını görürüz.  Durum böyle iken, bir şehri sadece tek fonksiyonlu bir ürün olarak görmek, şehri satılabilen bir turizm ürünü olarak görmek, şehrin diğer müşterilerinin istek ve ihtiyaçlarını dikkate almamak “pazarlama miyopluğu” değil de nedir? Haliyle bu durum, müşteri odaklılık anlayışı ile de örtüşmez.

Yazıyı sonlandırmadan önce şehirleri birer ürün olarak görmenin şehirlerin karmaşık yapısına, şehirlerin çok fonksiyonlu olmasına, şehrin müşterilerinin çeşitliliğine aykırı düştüğünü bir kez daha söylemeliyim. Bütünüyle bir şehir, ürün olarak görülmemelidir.  Bunun yerine, şehirden fayda elde ettiğimiz, istek ve ihtiyaçlarımızı karşıladığımız ve şehirde bulunma amacımıza hizmet eden “şehrin unsurlarını” ürün olarak görmeliyiz. Şehir de tüm bu ürünleri barındıran, onları kapsayan bir şemsiye, bir kurum olarak görülmelidir. Bu durumu; aynı şirketin temizlik ürününü, gıda maddelerini, kişisel bakım ürünlerini alıyormuş gibi somutlaştırabiliriz. Buradan şehirlere marka uygulamalarında yapılacak en iyi davranışın kurumsal markalama veya şemsiye markalama uygulamaları olduğunu savunduğumun sinyallerini de vermiş olayım.

sehir-markalasması

Başarılı şehir markalama uygulamalarının temelinde şehrin müşteri odaklı olması vardır. Yıllarca marka şehir diye anlatılan Amsterdam’ın temelinde müşteri odaklılık yatar. Amsterdam’ın kent simgelerinden biri haline gelen I (Am)sterdam sloganı şehir paydaşlarınca yani ilgi ve alakaları birbirinden farklı olan kişilerin bir araya gelip Amsterdam Partners adı altında birleştiği bir komite tarafından belirlenmiştir. İnsanlar şehirler için çok önemlidir, çünkü şehirler ve insanlar birbirlerini tamamlarlar. İşletmeler için nasıl ki müşterileri velinimetse, şehirlerin de velinimeti kendi müşterileridir. I (Am)sterdam sloganı ile Amsterdam şehrinin her müşterisi bu slogan ile şehirde kendisini bulabilmiştir. Çünkü şehir markalaşması uygulamaları atılan adımlarla tutarlılık göstermiştir. Amterdam’ın markalaşmasında atılan adımlar Amsterdam şehrinin iş dünyasına, yatırımcılarına, yerel sakinlerine, turistlere kısacası, şehrin müşterilerine indirgenmiştir. Her segmentin istek ve ihtiyaçlarına ayrı olarak özel uygulamalar geliştirilmiştir. Amsterdam paydaşlarının müşteri odaklılık yolundaki vizyonu Amsterdam’ın markalaşma başarısına yansımış ve Amsterdam başlı başına bir marka şehir olarak bütün dünyaya örnek teşkil etmiştir.

1977’den beri kesintisiz olarak sürdürülen pazarlama iletişiminin bir harikası olan I Love NY sloganı Amsterdam’daki partnerlere benzer bir topluluk tarafından bir tasarımcıya yaptırılmıştır.

I Amsterdam ve I love NY sloganlarından esinlenilerek elde edilen sloganların ülkemizdeki örnek uygulamaları ise şu şekildedir:

sehir-markalaşması-antalya.png sehir-markalaşması-kayseri sehir-markalaşması-ankara sehir-markalaşması-balıkesir sehir-markalaşması-diyarbakır sehir-markalaşması-eskişehir sehir-markalaşması-etimesgut

Maketlerin taklitten ibaret olması bir kenara bırakırsak çoğunun bir AVM şirketi tarafından yerelleşme uğruna yapılması ayrı bir tartışmanın konusudur.

Kaynakça :

Braun, E. (2008). City Marketing: Towards an integrated approach

Kavaratzis, M. (2009) Cities and Their Brands: Lessons from Corporate Branding

Braun, E., Kavaratzis, M. and Zenker, S. (2013) My City – My Brand: The Role of Residents in Place Branding