Kaçınmanız Gereken 10 SEO Hatası

10-SEO-Mistakes-Blog-by-Shajee-Fareedi-SEO-Specialist-SEO-Consultant-in-Pakistan
Arama Motoru Optimizasyonu(SEO), herhangi bir çevrimiçi başarının kritik bir parçasıdır. Web siteniz için, en iyi temel SEO uygulamaları ve her ne pahasına olursa olsun kaçınmanız gereken ortak SEO hataları konusunda bilgi sahibi olursanız, Google’ın cezalandırılmasından kaçınmanız hiç zor olmayacaktır.

SEO, özellikle büyük pazarlama bütçelerine sahip olmayan küçük işletmeler için harika bir şey. Çevrimiçi varlığını geliştirmeye çalışan bir işletme sahibi veya blog yazarı olarak, Google’daki arama sıralamanızı artırmaya odaklanmanız gerekir. Bunun için SEO kullanmanız gerekir.

İnsanlar çevrimiçi arama yaparak belirli bir ürün veya hizmetle ilgili bilgi arıyorlarsa, arama motorunun interneti kullandığını inkâr etmek mümkün değildir. Dürüst olmak gerekirse; trafik üretmek sıkıcı bir süreçtir,  ancak yaptığınız işe bir tutkunuz varsa ve okuyucularınız için sürekli yüksek kaliteli içerik üretiyorsanız, inanılmaz yardımı olacaktır. Blogunuz veya web siteniz için bir SEO stratejinizin olması, daha yüksek sıralamalar elde etmek ve sonuç olarak büyük bir trafik çekmek için sadece ilk adımınız olacaktır.

Yeni başlıyorsanız ve öğrenmek için heyecanlıysanız size samimiyetle söyleyebilirim ki, bir şeye başlamak için en uygun yol öncelikle yapmamanız gereken şeyleri bilmek olacaktır. Şöyle düşünün neyi istemediğinizi biliyorsanız, istediğiniz şey size gelecektir ya da neyi yapmamanız gerektiğini biliyorsanız otomatikman yapmanız gereken şeyleri yaparsanız.

O nedenle bu yazımda bilmemiz ve deli gibi kaçınmamız gereken “10 SEO Hatası”nı anlatacağım.

1. Yinelenen İçerik

Yinelenen İçerik, internette bir kereden fazla görünen içeriktir. Bu yazıyı ele aldığımızı düşünelim, eğer yazının içeriği internette kelimesi kelimesine mevcutsa, bu içerik yinelenen içerik olarak kabul edilecektir.  Google’ın algoritması içeriğin iki parçasından hangisinin orijinal olduğunu bize söylemediği için yinelenen içerik SEO’nuza zarar verebilir. Blog yazarı olarak, trafiği kendi web sitemize geri götüreceğimizi umarak en iyi içeriği bir web sitesiyle paylaşmak bize cazip gelebilir. Bu kısa bir süre için geçerli olsa da Google sizi cezalandırır ve bunu tekrar tekrar yapmaya devam ederseniz, web siteniz bayrakla işaretlenir ve bu artık sitenizin arama sırasında bile görünmeyeceği anlamına gelir. Tekrar tekrar aynı şeyleri yazmamamız gerekir. Bu durum trafik kayıplarına yol açar. Yayınlarınız ne kadar orijinal olursa, Arama Motoru Sonuç Sayfalarında (SERP) daha yüksek sıralama elde edersiniz.

2. İçerik Kopyalama

Kim bunu yapabilir ki!

Sadece utanç verici değil, aynı zamanda intihal olarak da anlaşılıyor bizden söylemesi. Bir web sitesindeki içeriği kendi web sitenize kopyalar ve yapıştırır; resimler için de olduğu gibi “Farklı Kaydet” yapar ve onu kullanırsanız tam anlamıyla kopyalama yapmış ve çok katı cezalara tabi tutulmuş olursunuz. Bunu bilin veya bilmeyin, çevrimiçi yayınlanan tüm içerikler telif hakkı yasaları kapsamındadır ve kopyalama işlemi ne kadar büyük veya küçük olursa olsun, Google’ın algoritması bunu yaptığınız dakikada tespit eder ve alan adınız anında işaretlenir.

Başkasının içeriğini kopyalayarak çevrimiçi itibarınızı yok etmeyin, okuyucularınızla olan ilişkiniz GÜVEN’e dayanır bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Neyse ki, intihal kontrolü için kullanabileceğiniz çok sayıda program mevcut.

3. Düşük Kaliteli İçerik

Her gün beni güncel tutması açısından çoğunlukla 10 blog gönderisi okurum. Kendime adıma konuşursam, okumak istediğim en kötü içerik, düşük kaliteli içeriktir. Genelde tamamlayamadan sayfadan kaçıp gidiyorum. Çünkü içeriğin sonunda kendinizi boş bir şey okumuş gibi hissediyorsunuz, gününüze veya hayatınıza kesinlikle değer katmıyorlar.

Aklınızdan geçen soru işareti baloncuklarıyla yüzyüze gibi hissettim kendimi. Peki içerik neye göre kime göre “Düşük Kalite” olarak nitelendirilir ? diyorsanız aşağıda belirttiğim içeriklerle karşılaştığınızda eminim anlamak sizin içinde çok zor olmayacaktır.

Otomatik olarak oluşturulmuş içerik: Bu tür içerikler, programlı olarak oluşturulur ve belirli anahtar kelimeleri hedef alır.
Ortaklık Programları: Bunlar üye linkleriyle doludur, orijinal ve en önemlisi değerli içerik açısından okuyuculara neredeyse hiç değer katmayan sayfalardır. Misafir gönderileri gibi diğer kaynaklardan gelen içeriklerden oluşur.
Kapı sayfaları: Bu tabir sadece tek bir kelime grubunda üst sıralarda yer almak için yapılmış sayfalardır diyebiliriz. Spor bahisleri ve canlı bahis kelimelerinde bir sıralamaya ulaşmak için yapılmış sayfalar mesela. Tek amaçları seçilen kelimeler için sıralamada yükselmek.

Google’ın web yöneticisi yönergeleri, orijinal içeriğe sahip olan ve öncelikle okuyuculara değer katacak şekilde tasarlanmış web siteleri oluşturmanızı önerir.

İçerik üretimi konusunda aklımdan çıkmayan slogan hep “Eğer bir şeyi yapacaksanız, doğru yapın.” olmuştur. Siz siz olun, kaş yaparken göz çıkarmayın.

4. Tutarsız İçerik

Blog yazarları eminim ki web sitesini sürekli güncellemenin ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyorlardır. Bu genellikle Google’ın sitemizi SERP’lerde sıralamaya layık görmesi umuduyla yapılıyor. Ancak sürekli olarak yayınladığınızda, Google sizi nişinizde bir otorite olarak tanıyacaktır.

İçerik, okuyucularınızla bir ilişki kurmada önemli bir rol oynamaktadır ve sürekli olarak yüksek kaliteli içerik sağlamanız gerekir. Blogunuzu her ay bir kez güncellenirseniz iyi sonuç vermez, tercihen haftada en az bir kez yazı yayınlamalısınız. Bu şekilde okuyucular blog yayınlarınızı ne zaman bekleyeceklerini iyi bilir ve takipte kalabilirler.

Unutmayın, tutarlı içerik, SEO’nuzu geliştirmenin anahtarıdır.

5. Sitenizin Taranmasına İzin Vermeme

Google web spam ekibinin lideri Matt Cutts, insanların web sitelerini oluştururken yaptıkları en büyük yanlışlardan birinin, arama motorlarının web sitelerini dizine eklemesine izin vermemesi olduğunu belirtiyor. WordPress kullanıyorsanız, web sitesinin tarandığından emin olabilmeniz için Web Yöneticisi Araçları Yardımı’ndan destek alabilirsiniz.

6. Sayfa Başlıkları

Sayfanızın başlığı, site içi SEO uygulamalarıdaki en önemli konulardan biridir. Sayfanızın her birinin başlığı benzersiz olmalı ve içeriğinizin ana anahtar kelimelerini içermelidir. Benzersiz sayfa başlıkları, Google’ın algoritmasının arama sırasında en alakalı içeriği döndürmesine izin verir.

WordPress gibi bir içerik yönetim sistemi (CMS) kullanıyorsanız, Yoast SEO eklentisini yüklemenizi öneririz. Bu eklenti, web siteniz için benzersiz başlıkların oluşturulmasında size yardımcı olacaktır. Sayfa başlıklarınızı kısa tuttuğunuzdan emin olun; Gerekli uzunluk 40 karakterden biraz daha fazla olabilir ama daha az kesinlikle olmamalıdır.

7. Meta Açıklamaları

Çevrimiçi olarak yayınladığınız her içerikte Meta Açıklamaları olmalıdır. “Zorunda mıyız?” dediğinizi duyar gibi oldum, evet zorundasınız. Çünkü meta açıklamaları, SERP’lerde, arama yapanlarınıza içeriğinizi açıklamak ve verilen sayfanın tam olarak neye değindiğini bildirmek için kullanılan kısa paragraflardır.

Bir araştırmacının bağlantınızı tıklamasını istemek için ilgi çekici açıklamalar yazmanız önemlidir. Meta açıklamalarını 150 ile 160 karakter arasında tutmak en ideal olanıdır. “Bu yeterli olmadı ya” diyerek başlıklarla meta açıklamalarını çoğaltmaktan kaçının, unutmayın meta açıklamalarınızda içeriğinizin anahtar kelimeleri bulunmalıdır. İçeriğiniz Facebook gibi sosyal medya sitelerinde paylaşıldığında genellikle sayfanın açıklama etiketi kullanılır bu da aklınızın bir köşesinde dursun.

8. Anahtar Kelime Yoğunluğu Ölçme

Anahtar Kelime yoğunluğu, web sayfasının meta etiketlerdeki veya bir web sayfasının içeriğindeki anahtar kelimelerin yüklendiği bir SEO tekniğidir ve yoğunluğu önlemezseniz ciddi şekilde cezalandırılırsınız. Israrla hayır efendim ben önleyemem diye tutturursanız da, elinizde nur topu gibi büyük arama motorlarının arama sıralamasında geçici veya kalıcı olarak yasaklanmış veya cezalandırılmış bir web siteniz olacaktır. Bu durum Black Hat SEO tekniği olarak kabul edilir. Yoğunlaşmak istediğiniz kelimeyi seçtikten sonra hem o kelimeye makaleler ile yoğunluk göstermelisiniz hem de o kelime üzerine backlink almalısınız. Google bu durumlarda sizi üst sıralara çıkararak ödüllendirecektir.

9. Kendi Web Sitenizi/Bloğunuzu Hosting Etmeme(Self-Hosting)

WordPress gibi platformlarda kendi web sitenizi barındırmak, SEO’nuz için şimdiye kadar yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir.  Ancak blogger gibi ücretsiz barındırma hizmetlerinden kaçınmalısınız. Çünkü,

-Ücretsiz hizmetler, sitenizin işlevselliğini ve seçeneklerini sınırlar; böylece SEO eklentilerine erişim sağlayamazsınız,
-Sitenin görünümünü ve hissiyatını ne kadar özelleştirebileceğinizi sınırlar,
-Ücretsiz hizmetler, neyin çalıştığını görmek için ihtiyaç duyduğunuz metrik ve analiz türlerini sunmuyor olabilirler.

Ancak WordPress gibi CMS platformları, başınızı ağrıtmadan size üstün SEO sonuçları sağlayacak yüzlerce eklentiye, uzantıya ve temaya erişmenizi sağlar.

10. Analytics

En sonunda, SEO çabalarının gerçekten işe yarayıp yaramayacağını görmek için web sitenizin verilerini ölçmenin bir yoluna ihtiyacınız olacak. Bunun için Web sitenize Google Analytics’i ve Google Web Yöneticisi Araçları’nı yapılandırın ve yükleyin. Böylece, verileri ayrıntılı bir şekilde analiz edebilirsiniz. Analytics, sitenizin hangi bölümlerinin iyi durumda olup olmadığını anlamanıza ve web siteniz adına bilinçli kararlar almanıza yardımcı olur. 

Dönüştürülen kelimeleri ve anahtar kelimeleri izlemek, hangi tür içeriğin kitlenizde yankı uyandırdığını öğrenmenizi sağlayacaktır. Web sitenize trafik çeken içeriğin türünün iyi bir şekilde anlaşılabilmesi için istatistikleri hafta başında  izleyebilirsiniz. Hatta dönüşüm hedeflerini belirleyip hafta başına göre ayarlayabilirsiniz.

Eğer SERP(Arama motoru sonuç sayfası)’nin üst kısmında olmak istiyorsanız, artık neyi yapmamanız gerektiğini çok iyi biliyorsunuz. Farkındayız biraz karışık, ancak sizin için SEO konusunda hiçbir kısayol yok. Yine Matt Cutts bizler için, en büyük SEO hatalarından birinin web yöneticisi kaynaklarını kullanmamak ve Google’ın nasıl çalıştığını bilmemek ve SEO’nun ne olduğu hakkında bilgi edinmemek olduğunu belirtiyor. Size bu noktada en manidar tavsiyemiz “Kendiniz ve işiniz için zaman ayırın ve SEO hakkında her şeyi öğrenin!” olacaktır.

Çok merak ediyorum, okurken yukarıda bahsedilen SEO hatalarından herhangi biri için “Evet, ben bunu yapmıştım!” dediniz mi? Eğer dediyseniz, onları nasıl çözdünüz? Bahsetmediğim diğer SEO hatalarını biliyor musunuz?

Bizimle paylaşırsanız çok seviniriz.

Etkili Dijital PR Yöntemleri

Bir marka için kuşkusuz ki en önemli şey, hedef kitlesinin gözünde oluşan marka itibarıdır. Aklınıza gelen ilk markayı düşünün ve o marka hakkındaki düşüncelerinizi sorgulayın eğer olumlu yada olumsuz şeyler düşünüyorsanız bu kendi kendine oluşmuş bir düşünce değildir. Hakkında olumlu ya da olumsuz düşüncelere sahip olduğunuz marka muhakkak hayatınızın çeşitli dönemlerinde karşınıza çıkmış ve bu algıyı sizde oluşturmuştur. Bir marka için tabi ki en önemli şey PR değildir, istediğiniz kadar PR yapın çeşitli hizmetleri sunarken iş aksıyorsa bu hedef kitlenizde olumsuz intibalar oluşturacaktır. Biz her şey olmasa da çoğu şeyin iyi gittiğini düşünerek etkili bir Dijital PR için yapılması gerekenleri anlatalım.

marketingBir marka için Dijital dünyaya yatırım yapmak artık olmazsa olmazdır. PR yapılırken de dijital dünyadan yararlanmak son derece faydalı ve geçerlidir. Kullanıcı bir ürün almadan önce artık bunu internetten ve sosyal medyadan yaptığı araştırmalar ile alıyor. Ürününüz ne kadar kaliteli olursa olsun dijital dünyada olumlu tepkiler ile karşılaşmamışsa tüketiciler için satın almayı son derece olumsuz etkileyen bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durumda bir marka için yapılması gerekenler dijital dünyanın kendi içinde referans kabul ettiği ve satın almayı etkileyen yerlere hakim olmaktır. Bu referans kabul edilen yerler genellikle sözlükler olmaktadır. Marka ve ürününüzle ilgili sözlüklerde ne kadar az olumsuz yorum olursa müşterinin satın alma durumu o kadar pozitif bir hal alır. Kuşkusuz bu durum sözlükler ile sınırlı kalmamaktadır, sosyal medyada da markanız ile ilgili olumlu yorumların fazla olması, olumsuz yorumların nedenlerinin araştırılması ve bu sorunlara çözüm bulunması son derece önemlidir. Ayrıca markanız hakkında oluşturulacak fan sayfaları ve bu hesapların marka itibarını arttırıcı paylaşımlarda bulunması, takipçileri nazarında sempati yaratması son derece önemlidir. Markanın kurumsal sosyal medya sayfaları dışında muhakkak fan sayfaları olması gerekmektedir. Ayrıca ürünlerin, influencer ve bloggerlar tarafından promote edilmesi Dijital PR açısından son derece önemlidir, unutulmamalıdır ki sosyal medya da fenomen hesapların yapacağı bu tür paylaşımlar, kullanıcıların markaya olan sempatisini arttırmakta çok daha etkili olacaktır ve başarılı bir Dijital PR çalışmasının en önemli paydaşlarından olacaktır.

Siyasal İletişim ve Amerikan Seçimleri

Geçtiğimiz ay yapılan Amerikan başkanlık seçimleri, orta sınıf beyaz seçmenlerin galibiyetiyle sonuçlandı. Ülkeyi bir şirket gibi yönetme sözünü veren D. Trump Amerika’da Forbes 400’e giren ilk başkan olacak. Siyasal söylemleri tartışmalı olsa da Trump 4 milyar dolara yaklaşan servetiyle önemli bir iş adamı (Forbes, 2016: 52). Ülkemizde çok üzerinde durulmamasına karşın seçim kampanyası boyunca siyasal iletişim ve pazarlama konusunda önemli işlere imza attı Trump. Hem de bunu bir çok tartışmalı ifade ve eylemle gerçekleştirdi. Böylece saldırgan politik söylemlerle geliştirilen siyasal iletişimin oy kaybettireceği düşüncesi de geçerliliğini yitirdi.

Seçim kampanyası boyunca ırkçı ve cinsiyetçi yaklaşımları nedeniyle dünya kamuoyunun dikkatini çeken Trump, neredeyse hiç para harcamadan seçim sürecinin başından sonuna kadar baskın bir rol oynamıştır. Kullandığı rahatsız edici dil ve geliştirdiği antipatik yaklaşım Trump’ı dünya medyasında ve ülkesinde her gün manşetlere taşımıştır. Neredeyse ücretsiz gerçekleştirilen bu reklam sayesinde Trump önce Cumhuriyetçi Parti adayı daha sonra Amerikan Devlet Başkanı olmuştur (Trump’ın Cumhuriyetçi Parti adaylığı için seçim kampanyası boyunca geleneksel tanıtım yöntemlerine 4.4 milyon Clinton’un ise 145 milyon dolar harcadığı unutulmamalıdır. (Ritson, 2015, www.marketingweek.com). Büyük bir servet harcayarak yapılabilecek böylesine bir reklam, Trump karşıtlığı sayesinde gerçekleşmiştir. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde 118 33 reklamının en itici bulunan ama en çok hatırlanan reklam olması gibi Trump’ta insanlar tarafından çok beğenilmeyen ama adından en çok söz ettiren siyasetçi olmuştur.

amerikan-secimleriTrump’ın karşısına çıkan Clinton ise rakibinin aksine tümüyle birleştirici ve kapsayıcı söylemlerle seçmenlerin (pazarlama anlamında tüketicilerin) karşısına çıkmıştır. Bu anlamda birbirinin anti tezi olan iki yaklaşım seçim yarışına girmiştir. Daha agresif, dikkat çekici ve bir anlamda daha heyecan verici olan Trump seçimi kazanmıştır. Clinton ise ülkesini ileriye taşıyabilecek bir lider olarak değil Trump gibi çılgın birini seçmemek için ortaya çıkmış sıradan bir siyasetçi gibi olarak algılanmıştır. Bu anlamda seçimin galibi, öznesi ve yönlendiricisi Trump olmuştur.

Siyasi sloganlarda bile “Amerikayı tekrar büyük yap” ile Trump aynı Nike’nın meşhur “Sadece yap” sloganı gibi seçmenleri harekete geçmeye çağıran ve bir vizyonu ifade eden bir yaklaşımla hareket ederken, Clinton “birlikte daha güçlü” gibi kapsayıcı ancak hedefi olmayan bir sloganla seçmenlerin karşısına çıkmıştır. Sonuçta televizyonunu açıp Amerikan seçimlerini takip etmek isteyen ortalama bir seçmen Clinton’un savunmacı ve bilindik tavrını değil Trump’ın alışılmadık yaklaşımlarını merak etmeye başlamıştır.

Temmuz 2016’dan Eylüle kadar Twitter’da Trump ilgili  40 milyon,  Clinton hakkında ise 26 milyon görüş belirtilmiştir. Aynı zamanda sosyal medyada Trump’ın izleyici sayısı Facebook, Insgram, Twitter’da 25 milyon iken Clinton’un 17 milyonda civarındadır. Özellikle Trump’ın seçmen kitlesinin sosyal medyadan daha uzak duran insanlardan oluştuğu düşünüldüğünde bu rakamların önemi daha iyi anlaşılabilir. Twitter’da ifade ettiği skandal sözler Trump’ın tartışmalı bir figür haline gelmesinde büyük rol oynamıştır.

trump-twit

Trump’a seçim zaferi getiren nedenlerinden biri de seçmenlerin duygularına hitap etmesidir. Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de yaşanan Brexit sonuçlarında olduğu gibi Amerikan başkanlık seçimlerinde de bilişsel değil duygusal mesaj ve iletiler daha etkili olmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda duyguların mantıklı düşüncelerden daha uzun süre hafızada kaldığı ve duygu sürecinin bilinçli düşünce sürecinden 5 kat daha hızlı beyinde işlendiği ortaya çıkmıştır.  Bu açıdan bakıldığında siyasi partilerin ve adayların seçmenler üzerinde daha kalıcı bir etkiye sahip olmaları onlar üzerinde bilişsel değil duygusal bir etki bırakmalarıyla ilişkilidir. Tüketicilerin de ürün alırken akılcı davranmaktan çok duygularıyla karar verdiği düşünüldüğünde bu seçim sonucu çok da anlamsız değildir.

Kim başa geçerse geçsin devlet politikası çok fazla değişmeyen Amerika’da, ister halk tarafından seçilsin ister bazılarının iddia ettiği gibi seçimler yalnızca bir tiyatro olsun sonuç olarak bu kampanya sürecinde pazarlamanın ve marka iletişiminin çıkaracağı bazı dersler var.

2016 Amerikan Seçimlerinden çıkarılacak Pazarlama Dersleri

  1. Tanınmamış bir marka yada ürünün (veya siyasetçinin) kötü yönleriyle de olsa adından sürekli söz ettirmesi, çeşitli mecralarda görünür olması onun tüketiciler tarafından bilinirliğini arttırmakta, zamanla ürüne talep sağlamaktadır.
  2. Pazarlama iletişiminde açık ve sade bir dil kullanmak gerekmektedir. Karışık mesajlar insanların dikkatini çekmemekte, zamanla unutulmaktadır. Özellikle insanları harekete geçirmeye çalışan, net hedefleri olan mesajlar doğru bir iletişim ilk anahtarıdır.
  3. Farklı ve heyecan verici olmak her zaman tüketici farkındalığı arttırmaktadır. Kendine has bir iletişim biçimi geliştiremeden rakibin ne kadar kötü olduğundan bahseden şirketler her zaman ikinci planda kalmaya mahkûmdur.
  4. Duygulara hitap etmek tüketicileri etkilemenin en iyi yoludur. İnsanların çoğu bilişsel değil duygusal olarak karar vermektedir.
  5. Sosyal medya kullanımı marka stratejisi açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzün en önemli mecralardan biri olan sosyal medya viral pazarlama sayesinde etki alanını oldukça genişletmektedir.

vote-trump

Sosyal medya kullanımı marka stratejisi açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzün en önemli mecralardan biri olan sosyal medya viral pazarlama sayesinde etki alanını oldukça genişletmektedir.

Günümüzde pazarlama yalnızca ürün ve hizmet satışı değildir. Dünyanın en etkili insanların biri olan Amerikan başkanları bile seçim kampanyalarını tümüyle pazarlama stratejileri üzerine kurmakta bu alanda uzman kişilerden yardım almaktadır. Parti liderinin demeçlerinden, giyimlerine, rakiplere karşı geliştirilen stratejilerden, sloganlara ve hatta partinin kullandığı renklere kadar her şey pazarlama iletişiminin bir parçasıdır. Geleneksel politik söylemler ve kampanyalar geçerliliğini tümüyle yitirmiştir.  Siyasetçiler tarafından pazarlama iletişimine  önem vermek yalnız kendilerine değil, sorumlu oldukları seçmen kitlesine ve hatta ülkelerine de katkı sağlayacaktır .

Endüstriyel Nöropsikoloji ve Nöropazarlama

Pazarlama ve marka iletişiminde Endüstriyel Nöropsikoloji ve Nöropazarlama konularıyla ilgili birçok süreç işlenmektedir. İletişimde bir mesaj veren, bir mesajı aktaran, bir de mesajı alan olmak üzere 3 nokta vardır. İletilen mesaj bir tutum değişikliği ve satınalma aksiyonunda tetikleme amaçlar.

Pazarlamada satış süreçlerinin en zorlu kısmı “karar verme” aşamasıdır. Bir malı veya hizmeti satın alacak olan kişi belli başlı bazı süreçlerin sonunda karar verme noktasına gelir. Karar verme; mal ve hizmetleri alırken geçen sürecin toplamıdır.

Bu süreç içerisinde satın alacak kişinin hatırlayan bellek ve anlık bellekleri öne çıkar. Satınalma gerçekleşince beyindeki ödül merkezi harekete geçmiş olur. Satın alan mutluluk yaşar. Mutluluk ile anı eşdeğerdir diyebiliriz. Mutlu olmak için bol bol anı biriktirmek gereklidir. Satınalmadaki seçim süreci de aslında “anı seçmektir”.

Retro pazarlama argümanları ise insanlara anılar hatırlatır ve anıları canlandırmayı hedefler. Mal ve hizmet satışı yapılmaktadır fakat bunların yanında aslında bir hikaye konumlandırması gerçekleştirmek gerekmektedir. Satın alan ürün veya hizmeti alırken o ürün veya hizmete ait hikayeleri, anıları satın almaktadır.rp

Satınalma sonrasında bir konu, ürün, hizmet hakkında tecrübeye sahip olunur. Tecrübe; binlerce nöronun birbiri ile konuşmasıdır ve sinaps sayısı ile doğru orantılıdır.

Satınalma süreçlerinde karar verme ve tüm bu süreçteki her şeyi görme, duyma, koklama, algılama ise beyindeki 4 bölümde gerçekleşir. Frontal, pariental, oksipital, temporal bölgeler bunların gerçekleştiği yerlerdir. Satışın %95’i emosyondur.  Cinsellik, beslenme, kaçmak, saldırganlık bunları limbik sistemde harekete geçer.  İnsanın hayatta kalma çabalarını destekleyen ve tamamen buna hitap eden şeylerdir. Karar vermedeki temel eğilimler hedonizm ve stres ile ilişkili diyebiliriz. Stres çok ise kişi git/vazgeç düşüncesinde olabilir. Default etmek ise; hayatın devamı için gerekir. Sadece insanda vardır. Limbik sistemin parçasıdır. Novality ise; yenilikçilik, amigdala, yeni olan çok ilgi çeker. Başkasında olan ilgi çeker, daha iyidir ve değerlidir düşüncesindedir.

Ayna nöronlar ve başkasındakinin daha iyi olduğunu istemek Buyology kitabında da sıkça bahsedilen bir konudur. Martin Lindstrom’un buy.ology kitabından bir paragraf aktarmak isterim;

“Apple’ın kurucusu ve başkanı Steve Jobs 2004 yılında New York’ta Madison Avenue’de dolaşırken, tuhaf ve keyif verici bir şey gözüne çarpmıştı. Beyaz kulaklıklar artmıştı (o dönemde herkes siyah kulaklık takıyordu). İnsanların kulaklarından düğüm atılmış iki yılan gibi sarkarak göğüslerine inen, ceplerinden, cüzdanlarından ve sırt çantalarından kafalarını uzatmış kulaklıklar. Her yer onlarla doluydu. Bir süre önce şirketin çok büyük bir başarı yakalayan iPod ürününü piyasaya süren Job şöyle diyordu: “Sanki her sokakta beyaz kulaklıklı biri varmış gibi gibiydi. “Aman tanrım” dedim, içimden, “başladı işte”.

Aslında kitapta anlatılan bir üst paragrafta anlattığımız herkeste olan iyidir cümlesinden yola çıkarak biraz daha ileri gitmiş halidir. Ayna nöronlarla birlikte herkes birbirindeki farklı olan nesneyi istemeye başlamış ve toplumda beyaz kulaklıklarla dolaşmak bir farklılık olarak görülmeye başlamıştır. Farklı olanı isteme talebi doğmuş ve marka bu talebi yaratmıştır. Ürünlerle talebe arz edilmiştir.

2017 SEO Trendleri : Gelişen Google Algoritmalarına Uyum Sağlamak

Çevirimiçi deneyimin %93 oranında arama yaparak başladığını düşünürsek SEO öneminden ekstra bahsetmemize gerek kalmayacaktır diye düşünüyorum.

SEO artık dijital tarafta varlık gösteren herkes tarafından ciddiye alınan bir yapı haline geldi. Dijital reklamcılık sektöründe işin ticari boyutu düşünüldüğünde, organik olarak trafik ve müşteri sağlamak projenin reklam harcama maliyetleri bakımından önem kazanıyor. Her sene bir önceki seneye göre Dünyada ve Türkiye’de dijital yatırımlar artmakta bu doğrultuda SEO çalışmalarına verilen önem büyüyor.

Böyle büyüyen bir yapıda en çok kullanılan arama motoru Google’da sürekli kendini güncelliyor. Herkes tarafından bilinenin aksine Google yılda ortalama 200’den fazla algoritma güncellemesi yapıyor.

Bu yazıda herkes tarafından bilinen standart SEO metriklerinin dışında 2017 yılında fark yaratacak metriklere biraz ağırlık vermek niyetindeyim.  (Not: Bu demek değildir ki sadece bu kriterlere uyarsak sitemiz iyi sıralar elde eder. Bunlar ek olarak 2017’de daha güçlü SEO stratejileri oluşturmanızı sağlayacaktır.)

google-algoritmaYılın son günlerinde 2017’nin SEO planını hala yapmayanlar varsa, bu aşamadan sonra dikkat kesilmelerini öneririm.

1 – Yeni jenerasyon ile uyum ve Mobil devrim

Tüm dünya artık yeni jenerasyonun alışkanlıklarını kabul gördü. Google’da bütün geliştirmelerini bu yöne çevirmiş durumda “Mobile-First indexing”,”AMP” gibi önemli güncellemeleri zaten yıl içinde duyurmuştu. 2012 yılında %14 olan mobil cihaz kullanımı 2016 yılında %75 olarak karşımıza çıkması tesadüf değil, “dijital ortamda mobil devrimidir!”.

https://www.consumerbarometer.com/en/trending/?countryCode=TR&category=TRN-NOFILTER-ALL

Bu yükselişin SEO tarafına yansımalarını şöyle okuyabiliriz. Sıralama sonuçlarınıza artık Mobil İndexlerinizin direkt olarak etki edeceğini kasım 2016 tarihinde resmi webmaster bloğunda duyuran Google’un mobil tarafa denemeler yapmaya başladığını belirttikten sonra, bu konuya verdiği ve vereceği önem zaten çok açık ve net. Bu duyurunun üzerine bir kaç yıldır zaten önemli olan responsible web tasarım, artık kaçınılmaz bir hal aldı. Web sitelerinin sadece desktop değil her cihazdan düzgün çalışmasını sağlamak 2017 ve sonrası için ilk SEO kriterlerinden olacaktır.

Mobil geliştirmeler ile ilgili bir çok teori ortaya atıldı. En bilinen 2017 seo teorisi; “Google şuan hala Desktop-First indexing kullansa bile, 2017’de mobile-first indexing yapısına geçeceğinin işaretlerini verdi” şeklinde olandı. Ben de aynı fikirdeyim, ve neler yapılabilir bir bakmak gerekirse şöyle sıralayabiliriz.

2017 ve sonrasına mobil seo tarafında nasıl uyum sağlarız ?

  • Bu ihtimalı düşünmek bile istemiyorum ama hala web siteniz mobil uyumlu değilse, derhal mobil projeyi başlatın.
  • Orjinal sitenizdeki bütün içeriklerin mobil karşılığını oluşturun. Mobile-First İndexing yapısı tam olarak oturduğunda mobil tarafta olmayan sayfalarınızın sıralamada rekabet edemeyeceğini unutmayın! Eski yöntem (m.siteismi.com subdomaininden sadece mobil içeriklerin açıldığı yöntemi hiç tavsiye etmiyorum.)
  • Desktop versiyonda uyguladığınız bütün scheme formatlarını mobil taraf için birebir geçerli kılın.
  • Mobil botlarının robotlar tarafından engellenmediğine emin olun.
  • Search Console tarafına mobil sürümünüzü ayrıca ekleyin.
  • Ve mobil ile ilgili söylenecek son söz yine Google tarafından Doantam Phan’ın yazdığı habere göre; “Eğer mobil sayfanız tam anlamıyla düzgün değilse, tamamlamadan açmayın.”

2 – Sonuca Odaklı Scheme Optimizasyonları

Schema, arama motorlarının sitenizi anlamasını daha kolay bir hale getiriyor ve böylece doğru şekilde görüntülenmesini sağlıyor. Her ne kadar SEO tarafında botlar için değil kullanıcılar için siteler yapın, iyi siteler yapın desek bile sonuçta karşımızda bir algoritma var. Onun da dilinden anlamak gerekiyor.

Arama yapan kullanıcılar için Scheme sürekli gelişiyor ve her geçen gün katlanarak bu istatistik artıyor. 2017 yılında web sitenizin Scheme , mikrodata formatında olmasına özen gösterin. Artık Google bu konu ile ilgili, bir web sitesinin içerisinden tabloyu bile direk çekip Öne çıkarılmış sonuç olarak SERP ekranına basmakta.

Örneğin;

assasin-creed

Emin olun bunu aklınıza gelip-gelmeyecek her konu için yapıyor. Şahsi öngörüm bu teknoloji gittikçe yayılacak ve daha fazla Scheme formatı ortaya çıkacak. 2014’den bugüne scheme kullanımı 2 kat artmış durumda. Bu konunun detayları için buraya göz atabilirsiniz https://www.stonetemple.com/featured-snippets-machine-driven-improvement/

steam-erisim-saglanmiyorYukarıdaki örnek sorguyu 2012 yılında anlatmaya çalışacak olsak muhtemelen bizimle dalga geçerlerdi ama gelişen Google tarafında bu tarz yapılar hep var. Bu örnekte blogger kullanılmış, blogger zaten içerik yazılarına bile “itemprop” etiketi kullanarak otomatik olarak scheme uyumlu hale getiriyor.

Fazla uzağa gitmeden Google’ın kendi servisi Blogger’dan yola çıkarak, “Google kullanıcıların aradıklarını daha çabuk daha kısa cevaplar halinde bulmasını seviyor.” Demek mümkün. Şuan en sık kullanılan scheme formatları, öne çıkarılmış cevaplar, yemek tarifleri, yerel işletmeler, hava durumları AMP içerikler, videolar diyebiliriz. 2017 ‘de bu artacaktır. Şimdiden sitenizin hem mobil hem desktop tarafını scheme uyumlu yapmakta fayda var.

3 – Yapay Zeka & Data Mining

Makina öğrenmesi sadece arama sonuçları için değil aslında bütün yazılımsal süreçlerde gelişmekte. Geçtiğimiz dönemde RankBrain duyurulduğunda, bu yapının daha fazla gelişeceğinden şüphe yoktu. 2017 ve SEO dediğimizde 3.madde olarak bu duruma değinmezsek olmazdı. Semantik LSI yapısı sürekli gelişiyor. Google tarafında artık sayfaya “anahtar kelime” bas, anahtar kelimeden Google sitenin ne ile ilgili olduğunu anlasın durumu değişiyor. Hatta sadece “anahtar kelime varyasyonları” bile yetmeyecek duruma geliyor.

forex-seo

Örnek bir “forex” sorgusunda, kelimenin semantik tarafta Türkçe karşılığı “foreks” ilk sayfada bu kadar rekabetçi bir kelimede TOP 3 içerisinde bulabiliyorsa, Yapay zeka algılaması ve Semantik algoritmayı kimsenin hafife almaması gerektiğini net bir şekilde görebiliyoruz. Emin olun dil anlamında karşılık gelenleri algılama işi en kolayı Google için.

  • Eş anlamlı kelimeler,
  • Zıt anlamlı kelimeler,
  • Anahtar kelime varyasyonları,
  • Anahtar kelime kısaltmaları,
  • Anahtar kelimeye yakın anlamlı kelimeler,

Bu liste arttırılabilir.

İpucu: “SEO eğitimi” ile ilgili bir sayfanız varsa,  bilgi, ders , öğrenmek, Arama motoru eğitimi gibi kelimeler ile anahtar kelime yoğunluğunu arttırmanız Semantik yapı doğrultusunda size fayda sağlayacaktır!

2017 içerisinde gelecek bize SEO tarafında ne gösterir elbette %100 bilinmez, fakat bu şekilde gelişen teknoloji altyapısına web sitesi sahipleri, ajanslar olarak uyum sağlayamayanlar sıralama kayıpları kesin olarak yaşayacaktır.

15 Aralıkta Dijital Pazarlama Etkinliği Düzenlendi.

Pazarlama Türkiye olarak 15 Aralık’ta Kworks mekan sponsorluğu ile düzenlemiş olduğumuz Dijital Pazarlama etkinliğimize yaklaşık 300 kişi katıldı. Yoğun ilgi gören Dijital Pazarlama Etkinliği Modanisa.com’dan Zafer Kavaklı’nın yapmış olduğu “Google AdWords Dönüşüm Stratejileri” adlı sunumu ile başladı.

Zafer Kavaklı‘nın “Google AdWords Dönüşüm Stratejileri” adlı sunumu.

İkinci oturumda Şahin Seçil, yoğun ilgi gösteren katılımcılara “Pazarlama Kampanyalarında Dönüşüm Optimizasyonu” konusunda detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Fakat bu sunumu şimdilik sizinle paylaşamıyoruz. İlerleyen günlerde paylaşacağız.
Etkinlik öncesi ve sonrası çok fazla merak edilen Arda Mendeş‘in “Seo Proje Yönetimi” adlı sunumunu sizlerle paylaşıyoruz.

Destekçilerimiz olan Natro , KWORKS , Dijimig , Odrin Digital ve Optimist yayınlarına teşekkür ederiz.

15 Aralıkta Dijitali Pazarlamaya Var Mısınız ?

15 Aralık perşembe günü saat 18.00’da KWORKS ev sahipliğinde başlayacak olan dijital pazarlama etkinliğine, Dijital Pazarlama konusuna ilgi duyan katılımcıları bir araya getirmeye devam ediyoruz. Pazarlama Türkiye olarak sektörün gelişimine katkı sağlamak için düzenlenen etkinlik; katılımcılarına hem network, hem de Dijital Pazarlama alanında çok taze bilgiler vaat ediyor. Etkinlik programıysa şöyle:

18:00 – 18:30 – Networking & Tanışma
18:30 – 19:00 – Google AdWords Dönüşüm Stratejileri (Zafer Kavaklı – Modanisa.com Senior Digital Marketing Executive )
19:00 – 19:15 – Kahve Arası
19:15 – 20:00 – Pazarlama Kampanyalarında Dönüşüm Optimizasyonu (Şahin Seçil – BoostROAS Kurucu Ortak )
20:00 – 20:10 – Kahve Arası
20:10 – 21:00 – SEO Proje Yönetimi ( Arda Mendeş – Demirören Dijital Pazarlama Müdürü )

Dijital Pazarlama etkinliğimizin ilk konuşmacısı,  Modanisa.com’da 4 Yıldır Performans Pazarlama ekibinde çalışmakta olan Zafer Kavaklı Google AdWords Dönüşüm Stratejileri konusu üzerine detaylı bir sunum gerçekleştirecek.

GroupM SEM Manager, iProspect Web Analytics Director pozisyonlarında görev aldıktan sonra çalışmalarına dönüşüm optimizasyonu odağında devam eden Şahin Seçil Pazarlama Kampanyalarında Dönüşüm Optimizasyonu konusunda detaylı bir sunum gerçekleştirecek

Günün son konuşmacısı Demirören Medya bünyesinde Dijital Pazarlama Müdürü olarak çalışan Arda Mendeş, Doğan Online, ZEO ve Modanisa geçmişine sahip. Modanisa ile bir başarı hikayesini global pazara taşıyan Arda Mendeş SEO Proje Yönetimi konusunda sunumunu gerçekleştirecek.

Etkinliğin kapasitesinin 200 kişilik olması sebebiyle, kayıt olunması gerekmektedir. Yaklaşık 3 saat sürecek Dijital Pazarlama etkinliğimize, dijital pazarlama sektörüne ilgi duyan okuyucularımızı bekleriz.

Davranışsal Ekonominin Pazarlamada Kullanılabileceğini Gösteren 5 Prensip

Ekonomistlerin fayda ve kar için olan varsayımları gerçek kişilerin davranışları konusu ile paralellik göstermektede midir? Bireyler kendileri için beklenen faydayı maksimize etme yönünde davranış gösterirler mi? Bu iki soru; Davranış Ekonomisi’nin cevap arayışının temel noktasıdır. Bireylerin karar alma süreçlerindeki irrasyonelliği ve tüketici psikolojisini anlayabilmek de tabii ki bir pazarlamacı için kazanan değer önermeleri ve ürün geliştirmelerini yapabilmesi için yardımcı olacaktır.

Davranışsal Ekonomi içerisindeki prensiplerden 5 tanesini seçerek hem açıklayabilmek hem de inceleyebilmek adına paylaşıyorum.

free1.)Bedavanın Gücü: İki adet aynı fiyatlı üründe aynı miktarda indirim yapılması halinde tüketicinin satın alma kararını birinden diğerine değiştirmek geleneksel ekonomistler için mümkün değildir. Bir grup araştırmacı, farklı fiyattaki iki ürün üzerinden aradaki fiyat farkını sabit tutacak şekilde iki durum yaratıyor ve gözlemliyorlar. İlk durumda, Amerikan çikolata markası Hershey’in Kisses çikolatasının satış fiyatı 1 cent ve Lindt Lindor çikolatalarının da fiyatı 15 cent olarak belirlenmiştir. Ezici bir çoğunluk Lindt Lindor çikolatalarını pahallı olmasına rağmen 14 centlik farkın çok önemli olmadığını belirterek tercih ediyor. Ancak ikinci durumda bir farklılık oluşuyor. Hershey çikolatası 1 cent daha düşürülerek bedava hale getiriliyor, Lindt Lindor çikolatası da 1 cent düşürülüyor ve yeni satış fiyatı 14 cent oluyor. Aradaki fark sabit olmasına rağmen bu kez de tüketicilerin bedava olan Hershey çikolatasını tercih ettiği görülüyor.

2.)Hakim Seçenekler: Eğer gerçekten seçmenizi istediğim bir seçenek varsa ve size bunu hissettirmeden üçüncü başka bir seçenek sunsam, bu seçeneğe yönelme ihtimaliniz ne ölçüde artar?

matrix-hap

Economics dergisi potansiyel müşterilerine iki farklı abonelik seçeneği sunmuştur. Bunlar 56$’lık online abonelik ve 125$’lık online+print hakkı getiren abonelik tipleridir ve doğal olarak ciddi bir kullanıcı yüzdesi 56$’lık seçeneği tercih etmiştir. Sonrasında üçüncü bir seçenek daha eklenmiştir ve bu üçüncü seçenek yine 125$ bedelindedir ve sadece print alma hakkını içermektedir.

irrasyonel

3.) İrrasyonel Değer Ölçümlemesi: 45$ maliyeti olduğu söylenen bir şarabı 5$’lık bir fiyat ile önerilse satın almayı gerçekleştirmek için can atmaz mısınız? Araştırmalara göre böyle bir teklife bayılırsınız.
Stanford Şarap Kulübü üyeleri 5 adet şarabı test etmek üzere davet alırlar ve bu şarapları beğenilerine paralel olarak puanlamaları istenir. 5 şarabın içerisinde aslında 3 çeşit şarap bulunmaktadır- iki aynı tip şarap ikişer farklı şişede yer alacak şekilde-. Herbir şarap yalnızca fiyat etiketi ile etiketlenmiştir ve farklı fiyatlara sahiptir. Örneğin 5 $’lık şarap ile 45$ etiketi olan şaraplar kesinlikle aynıdır. Araştırma neticesinde açık bir şekilde puanlama ile fiyat etiketi arasında bir korelasyon gözlemlenmiştir. Yani 45$ etiketi olan şarap 5$’lık şaraba göre daha fazla puan almıştır.

karar4.) Karar Felci: Seçenek sayısını azaltmak, satışları arttırabilir mi? Öyle gözüküyor. Bunu kanıtlamak için araştırmacılar bir süper markette raflarda sergilenmekte olan iki farklı reçel markasını gözlemliyorlar. Bu reçel markalarından bir tanesi 24 çeşit ürüne sahip, diğeri 6 çeşit ürüne sahiptir. 24 çeşite sahip olan reçel markasının bulunduğu reyondan geçerken duran insan sayısı daha fazladır ancak satın alım adeti olarak onda biri kadardır.
Çok fazla seçenek, müşteriyi çok fazla eleme yapma ve satın alma kararına giden yolu uzatmaya neden oluyor. Bu yolun uzaması da satın almadan vazgeçme ile sonuçlanıyor. Bu durum bilişsel yük olarak tanımlanmaktadır.

beyin5.) Özelliği Doldurmak: Müşterilere ürünün kesin bir özelliği belirtildiğinde, belirtilen özelliği daha da fazla şekilde istemiyorlar mı? Araştırmalara göre bu sorunun yanıtı ‘Evet’.
Araştırmacılar bir teknoloji mağazasında laptop almayı planlayan müşterileri gözlemlediklerinde; müşterilerin yarısının işlemci hızı konusunda, diğer yarısının da bellek konusunda bilgi talep ettiklerini ve bu özellikler ekseninde ilgi gösterdiklerini gözlemlemişlerdir. Herhangi bir yönlendirme olmaksınız, istisnasız şekilde bellek odaklı ilgisini belirten müşteriler daha fazla belleğe sahip laptopları; işlemci hızına göre bilgisayar aradığını belirten müşteriler de daha yüksek hıza sahip işlemcileri tercih etmişlerdir.
Yukarıdaki kavramlar davranışsal ekonomi içerisinde tüketicinin kararları ile ilgili sayısız çalışmaların içerisinden sadece bir kaçı konumunda. Davranışsal ekonominin temel aldığı tüketicinin karar mekanizması son yıllarda daha da fazla şekilde kullanılan nöromarketing, nöroekonomi ve davranış bilimleri ile daha da yoğun şekilde incelenir hale gelmiştir. Davranış bilimlerinden ayrı düşünemeyeceğimiz pazarlamanın da stratejik boyutunda davranışsal ekonomi çalışmalarını besleyici bir rol üstlenebileceği görülmektedir.

Bir İnsanı Tanımakla Başlar Her Şey

Başlık tanıdık geldi mi bilmiyorum. Ama bu satır, usta öykücü Sait Faik Abasıyanık’ın Alemdağ’da Var Bir Yılan adlı öyküsünde geçen cümleden geliyor. Bu şekilde başlamamın sebebi, dijital medya planlama ve satın alma ajanslarında ya da markaların pazarlama departmanlarında çalışan kişilerin, hedef kitlelerinde bulunan insanları –tüketici değil- yeterince tanımadıkları, dinlemedikleri ve empati kurmadıkları kısacası pazarlama iletişimi çalışmalarının merkezine almadıklarını düşünmemdir.

Dijital pazarlama sektöründe çalışanlar bilir ki, insanların dijital mecralarda bıraktıkları dijital ayak izlerinden reklam teknolojilerinin yardımıyla çok etkili hedeflemeler yapılabilmektedir. İnsanların check-in yaptıkları yerlerden kullandıkları akıllı telefonların markalarına; satın aldıkları ürünlerden yaş ve cinsiyetlerine göre birçok kırılımda hedeflemeler yapılabilmekte. Fakat dijital pazarlama ajansları ya da markalar için gelişmiş hedefleme seçenekleri ve teknolojiler dışında, daha önemli ve öncelikli bir oyun alanı var: İnsanı anlamak.

54625119_l-1024x681

Bu konuyu tartışmadan önce şu bilgi ile giriş yapmak isterim: comScore’un 2012 verisine göre 2012 yılında yalnızca Amerika’da 5.3 trilyon reklam gösterilmiş ve yine comScore’a göre bu reklamların %56.1’i insanları tarafaından farkedilmemiş/görülmemiş. Sadece bu rakamlara bakınca bile insanların reklam veren ve ajanslar tarafından anlaşılmadan kampanya yapıldığını görebilirsiniz. Aynı zamanda insanların maruz kaldığı mesaj sayısının devasa boyutuna dair bir varsayım yapabilirsiniz. Düşünün sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde dijital mecralarda 5 trilyon gibi bir rakamı 300 Milyon insanın beynine sıkıştırmaya çalışılıyor. Fakat insanlar bunu reddetmeye başlıyorlar. İnsanlara mesajınızı vermeye çalışıyorsunuz fakat filtrelerinden geçmiyor ya da reklam engelleme yazılımları kullanamaya başlıyorlar. Wall Street Journal’ın 2015 yılının Ağustos ayında çıkan haberine göre reklam endüstrisi için 2015 yılında reklam engelleme yazılımlarının kullanımı sonucu 22 Milyar dolarlık bir kaybı var. Bu kaybın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor. Keza bu yazılımları kullanan insanların sayısı hızla artıyor.

Peki reklam engelleme yazılımları kullanımının bu kadar artmasının en önemli sebeplerinden biri ne olabilir? Yazının başından değindiğim gibi dijital pazarlama alanında çalışanlarının; teknolojiye ve hedefleme seçeneklerine obsesif bir şekilde odaklanarak çok daha önemli bir şey olan insan psikolojisinin anlama sürecini unutması sonunda, insanların filtresinden geçmeyecek ve onları hareket geçirmeyecek mesajları/hikayeleri üstlerine boca ediyor olmaları.

Peki Ne Yapmalı?

Markaların ilgili birimleri ve sektör çalışanları; hedef kitlelerini net bir şekilde belirledikten sonra onları dinlemeli ve  dijital ayak izlerini takip ederek keşfedecekleri içgörüler üzerine mesajını/hikayesini  oluşturmalıdır.  Earned, owned, shared ve paid media kanalları ile hedef kitlesindeki insanların etrafını bir ağ gibi örüp hikayesini/mesajını her kanalda aktarabilmelidir. Tabi mesajın/hikayenin insanların filtresinden nasıl  geçeceği ve hedef kitleyi hareket geçirmesi apayrı bir konu. Burada insan karar verme süreçlerinden de bahsedilmesi gerekir.  Fakat burada değinmek istediğim şey; markaların ve dijital medya planlama ve satın alma ajanslarının içgörü ve insanları anlama konusuna daha fazla önem verip, satın alma stratejilerini gelişmiş reklam ve hedefleme teknolojilerinin yardımıyla yapıp yakalayacakları muazzam fırsatların olması.

Bir İnsanı Tanımakla Başlar Her Şey adlı makale Sinan Soysal UNC Dijital Pazarlama Direktörü tarafından yazılmıştır.

App Store Optimizasyonu (ASO) için Optimize Edilmesi Gereken 5 Metrik

Mobil cihazların kullanımının artmasıyla, mobil uygulama sayılarında da gözle görülür bir yükseliş meydana geldi. Bu yükseliş sırasında, doğal olarak rekabetin artmasıyla kimi uygulamalar daha popüler hale gelirken, kimi uygulamalar ise kayıplara karıştı.

2016’nın eylül ayı itibariyle App Store’da bulunan uygulama sayısı 2.2 milyonu, Google Play’de bulunan uygulama sayısı ise 2.4 milyonu geçmiş durumdaydı. Dolayısıyla bu sayıların ve rekabetin gitgide arttığı uygulama marketlerinde, diğer uygulamaların ve rakiplerin önüne geçmek adına ASO(App Store Optimizasyonu) zorunlu hale geliyor.

ASO, uygulama marketlerinde yer alan uygulamaların, belirli anahtar kelimelerde organik olarak üst sıralara çıkmasını sağlamak amacıyla yapılan optimizasyon çalışmalarıdır. SEO’dan farkı ise, bu çalışmaların yalnızca app sayfası özelinde yapılan içerik ve link inşası optimizasyonlarıyla kısıtlı kalmasıdır.

Bu yazıda, marketlerde uygulama yayınlayacak olan her kişi ve markanın göz önünde bulundurması gerektiğini düşündüğüm, ASO’yu etkileyen önemli faktörlerden bahsedeceğim.

ASO’da başarılı olmak için optimize edilmesi gereken 5 metrik;

1- Video – Resim Optimizasyonu

Uygulama marketinde yer alan resimler, kolay ilgi çekecek ve insanları indirmeye teşvik edecek şekilde düzenlenmeli. Resimlerin üzerinde açıklayıcı bilgiler yer alması kullanıcıları her zaman harekete geçirir. Bunlara ek olarak, uygulamanın bir tanıtım videosuyla desteklenmesi de avantaj sağlayacaktır.

resimli-optimizasyon

2- Açıklama Metni

Uygulama detayı sayfasında yer alacak açıklama, uygulamaya özel anahtar kelimeler kullanılarak SEO odaklı olarak düzenlenmeli. SEO odaklı üretilen içerik, hedeflenmek istenen anahtar kelimelerle birlikte değişik varyasyonlarda kullanılabilir. Bununla beraber anahtar kelimenin kullanım yoğunluğunun aşırı olması da dezavantaj sağlayacağından, kullanım oranını iyi belirlemek gerekir.

3- Yorum ve Oylama

Uygulama ile ilgili olumlu yorum ve oylama almak için mutlaka uygulama testlerinin çok iyi yapılması gerekiyor. Zira kullanıma hazır olmayan bir uygulamayı yayına aldığınızda, beklenmedik olumsuz yorumlar ve oylamalar ile karşılaşabilirsiniz. Bu durum indirme sayısını ve anahtar kelime sıralamasını negatif etkileyecektir. Ayrıca yorum yapan kişilerin, anahtar kelimeleri kullanarak detaylı bir şekilde yorum yazması da, ASO’yu pozitif etkiler.

app-store-yorum

4- Organik Backlink       

Uygulama linklerinin; insanlar arasında, sosyal medyada veya farklı web-sitelerinde paylaşılması, organik backlink değeri yaratır. Bu linkler ile sağlanacak her türlü etkileşim, uygulamanın belirli anahtar kelimelerde üst sıralarda çıkmasını sağlayacaktır.

appstore-backlink

5- Uygulama Başlığı

Uygulamanın en can alıcı noktası, başlığı olacaktır. Marka isminin yanında karakter sınırını geçmeyen, en önemli anahtar kelimeleri içeren bir slogan yazılması da, ASO’ya pozitif anlamda katkı sağlar. Uygulama markete eklenirken, başlıkta kullanılacak marka yapısına uygun, konuyla ilgili anahtar kelimeler de sıralamada avantaj yaratacaktır.

uygulama-basligi

App Store Optimizasyonu (ASO) için Optimize Edilmesi Gereken 5 Metrik adlı makale Brands&Clicks Kurucu Ortağı Yılmaz Mercan tarafından yazılmıştır.