Çalışan, markanın yüzüdür

Employer-Branding

20. yüzyılın başlarında, Amerikalı bir mühendis olan Frederic Winslow Taylor iş verimini artırmaya yönelik, bilimsel yönetim ve rasyonelleştirme sistemi adında bir sistem(Taylorizm) geliştirdi.  Bu sistemde yapılacak işler ufak bölümlere ayrılır ve bu işleri yaparken işçilerin hareketleri kronometrelerle izlenir. Böylece emeğin etkinliği olabildiğince yükseltilmeye çalışılır. Taylor tarafından ilk defa sanayiye uygulanan bu sistemde işçi adeta bir makine düzeni içinde çalışmaktadır. Bu uygulamalar o dönemde gerçekten işçi verimliliği konusunda ciddi katkılar sağladı ama diğer taraftan da işçilerde ciddi psikolojik ve sosyal sorunlar yarattı. Taylorizm işçilerde ciddi sorunlar yarattı çünkü işçiyi bir makine olarak görüyordu. Onun en temel “özelliğini” yani insan olduğunu göz ardı ediyordu. İnsanların duygularını tamamen reddeden, onları makine dişlileri arasında ezmeye çalışan Taylorist sistem zamanla eleştirilmeye geçerliliğini yitirmeye başladı.

Çalışana bakış pazarlamanın, kurumsallaşmanın evrimiyle birlikte değişmeye başladı.  90’lı yıllarda bütünleşik pazarlama iletişimi ve 2000’li yılların başlarında kurumsal iletişim(yönetim) kavramlarıyla birlikte çalışana olana bakış açısı büyük oranda değişti. Bütünleşik pazarlama iletişimi her alanda ortak ses çıkarmayı ve 360 derece iletişimi savunurken iletişimin sadece müşteriler için değil aynı zamanda çalışanlar içinde olması gerektiğini vurguluyor. Bpi nin bir tanımında şöyle diyor: “Müşteriler, hedef tüketici grupları, hissedarlar, çalışanlar ve diğer ilgili gruplara gönderilen mesajlar ile bu grupların ya da bu gruplar ile birlikte kuruluşun ürününün, markanın topluma gönderdiği tüm mesajların stratejik olarak denetlenmesini ve bu mesajlara etki edilmesini sağlayan, karşılıklı olarak yararlı, çift yönlü ve uzun süreli bir iletişim sürecidir.” Bu açıklama çalışanı sadece bir kar ve verimlilik öğesi olarak gören bakış açılarından farklı olarak çalışana gönderilen mesajların da düzenlenmesini, markanın stratejisiyle (kurum kültürüyle) uyumlu olması gerektiğini savunuyor. Yani çalışan markanın pazarlama iletişimi sürecinin bir parçası olarak görülüyor.

butunlesik_pazarlama_iletisimi_50e88ca7ca4b3_13

Bu süreçte ortaya çıkan markalanmış çalışan kavramı ülkemizde çok dillendirilmese de 90 yıllardan itibaren bir çok kurum ve marka tarafından bir yönetim felsefesi olarak uygulanmaktadır. Çalışana değer vermek onu markalamak hem kurum kültürünü, değerlerini içselleştirmiş iyi bir takım olmayı sağlar hem de insanlarda  (müşterilere, paydaşlara) markaya karşı olumlu bir tutum oluşmasını sağlar. İnsanlar duygusaldır, onları kurumunuza bağlayacak değerler inşa edemezseniz hiçbir zaman sizin kurumunuzun bir parçası olmazlar. Bu yüzden çalışanlar birer marka elçisi gibi düşünülmek zorundadır. Bu durum  hem çalışanlarınızı kurumunuzun bir parçası haline getirmek  hem de  insanlarla markanız arasında doğru bir iletişim için gereklidir. Çünkü insanlarla temas noktanız çalışanlarınızdır. İnsanlar arkadaşlarının, tanıdıklarının sözlerine markanızın reklamlarından daha çok değer verirler.

Employeebranding
Kalbini Dinle filminde bir replikte “Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür” der.  Müşteriye ulaşmak için milyonlar harcayıp, çalışanları için hiçbir şey yapmayan markalar da  bünyesinde zayıf halklar taşıyan zincirler gibidir. Bu markalar hiçbir zaman güçlü bir kurum kültürüne (zincire) sahip olamazlar. Bu yüzden şirketler çalışanların gücünün farkına varmak, onlar için değer yaratmak zorundadırlar. Bir tür “pazarlama hipermetropluğu” ile müşteriye odaklanıp önünü(çalışanlarını) göremeyen markalar ciddi sorunlar yaşamaya mahkumdur. Çünkü çalışan markanın yüzüdür ve insanlar dışarıda sizin anlattıklarınızdan çok bu yüzleri görürler.

Pinterest İle Marka Yönetimi

Kullanıcılara açıldığı 2010 yılının Mart ayından bu yana her geçen gün kullanıcı sayısını arttırarak büyük bir sosyal platform haline gelen Pinterest, her alandan paylaşılan resimlerinizi,dünyanın her yerine saniyeler içinde ulaştırmanıza olanak sağlıyor. Kişisel hesapların yanı sıra, Pinterest üzerinde markalar, kendi tanıtım ve reklamlarını da ücretsiz olarak yaparken, aynı zamanda daha çok kişiye ulaşma imkanı da buluyor. Peki, Pinterest ile marka yönetimi nasıl yapılır? Sosyal medya araçları arasında yıldızı büyük bir hızla parlamaya devam eden uygulama üzerinde markanızın reklamını daha hızlı ve etkili bir şekilde yapabilirsiniz.

pinterest2

2013 yılı itibari ile günlük ziyaret sayısı 2 milyonu aşan Pinterest, sosyal medya araçları arasında, reklam yapmanın en çok tercih edilen yanlarından birisi oluyor. Fotoğrafın yanı sıra video paylaşımlarına da olanak sunan bu uygulama ile, markanızın ürünlerini, hizmetlerinizi bu yolla tanıtabilirsiniz. Markaların kişisel hesaplardan ayrılmasını sağlayan basit bir rozet sisteminin yer almasının ardından, marka yönetimi için daha çok tercih edilmeye başlayınca, uygulama, markalara işletmeye özel sayfa kurma olanağı da sağlamaya başladı. Bu sayede, dünyaca ünlü marka ve ürünlerin yanında, kendini tanıtmayı hedefleyen ve sosyal medyayı araç olarak kullanmak isteyen markalar da reklam için Pinterest’i tercih ediyor.

Markanızı yönetmek ve tanıtmak için sosyal medya araçlarında yer alan sayfalarınızı güncel tutmanız ve ilgi odağı olan kelimelere yönelmenizi tavsiye ediyoruz. Instagram da # ile yazılan kelimelerle paylaşılan resimler içerdiğinden, arama listelerinde yer almanız da daha kolay olacak ve kendinizi daha hızlı bir şekilde tanıtma fırsatı bulacaksınız.

Marka Tanımı

Marka Tanımı

 

Marka bir ya da bir grup üreticinin ya da satıcının mal ve hizmetlerinin tanıtmaya rakiplerinden ayırt etmeye ve farklılaştırmaya hizmet eden isim, logo, kavram, sözcük, simge, tasarım, resim ve bütün bunların bileşkesi olan somut ve soyut bir kavramdır. Marka aynı zamanda işletmeyi  ya da bir ürün ve hizmeti temsil eden bir kimlik ve kişiliktir. Marka gerek kalite gerekse dürüst bir çalışma ve bir iş hacmi sembolü olarak hak sahibi tanıtan işaretler olarak da tanımlanmaktadır. Mal ve hizmetlerle onları tanıtan marka arasında güçlü bir bağ vardır. Bazı mal ve hizmetler markalarıyla bütünleşmiştir. Tüm ürünlerin bazılarının fiziksel ve kimyasal özellikleri yanında markasıyla yansıttığı bazı duygusal ya da psikolojik özellikleri vardır. Bu özellikler bir kimliği yansıtarak tüketicinin zihninde bir imaj oluşturur. Bu imajın rakip ürünlere göre tüketici zihnindeki pozisyonuna markanın konumu bunun için yürütülen çabalara da markanın konumlandırılması denir. Dolayısıyla marka bir isim olmanın ötesinde bir kimlik bir imaj ve konumlandırmaya hizmet eden bir kavram olarak görülmelidir.

 

Markanın şu 4 temele dayandığı söylenebilir ;

 

  • Bir marka tüketicinin istediği arzuladığı ve beklediği tatmininin karşılığı bu tatmin fiziksel ya da ruhsal olabilir. (TATMİN)
  • Marka tüketici ile tatmin konusunda işbirliği kurabilmelidir. Bu işbirliği hizmetlerde çalışanların tüketicilerle gerçekleştirdikleri iletişimde sağlanır. ( İŞBİRLİĞİ)
  • Marka tüketicilerle güvene empatiye dayalı riskten koruyucu ilişkileri geliştirmelidir. ( İLİŞKİ)
  • Her markanın anlatması gereken bir öyküsü olmalıdır (ÖYKÜ)