Türk Hava Yolları Bu Gurur Hepimizin !

 

thy1

Geçtiğimiz haftalarda Türk hava yollarının çekilen reklam filmi birçok makaleye, televizyon haberlerine ve sosyal medyaya konu oldu. Avrupa’nın en iyi havayolu seçilen Türk Hava Yolları en çok ülkeye uçan hava yolu ünvanına hak kazandı. Ve Türk Hava Yolları‘nın sitesinde yazılan metin ve reklam filmi..

“Türk Hava Yolları olarak yepyeni bir dönemin başındayız. Son olarak ikinci kez Avrupa’nın en iyi havayolu seçilen Türk Hava Yolları en çok ülkeye uçan hava yolu ünvanına hak kazandı.

Bayrağımızı dünyanın dört bir yanına gururla taşıyan Türk Hava Yolları bu başarısını, başarının asıl sahibine, Türk milletine hediye ediyor. Çekimleri 2 aydır dünyanın birçok ülkesinde devam eden reklam filmi ile bu başarı taçlandırıldı.

Filmden Notlar;

Film için 130 bin km yol katedildi. Farklı ülkelere ulaşım için 95 saat havada kalındı.
Film Türkiye, Moğolistan, Hindistan, Tayland, Brezilya, Fas’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkede çekildi. Gidilen ülkelerde uzun metrajlı bir film yapılacak kadar çok çekim yapıldı. Çekimlerde yaklaşık 40 kişilik müzisyen grubu rol aldı.

“Uyanıksın..Ağzın İyi Laf Yapıyor..Sen Gel Satıcı Ol.”

Üreticiler müşterilerini artık kandıramayacaklarını özellikle son yıllarda iyice anladılar. İnsanların artık laf kalabalığına boğulup bir takım yapay satış oyunları ile bir tuşa gelmedikleri kesin. Uyanık Satıcı-Enayi müşteri senaryosu yıllarca oynandı ama artık çağdışı kaldı. Önlerinde sürekli artan seçenekleri ve hızla artan beklentileri ile tüketiciler bugün dünyanın hakimleri. Ayrıca siz ağzı iyi laf yapan uyanık biriyle ortak olur musunuz ?

Zorla satış

Müşteriyi mat etme, satışı çeşitli metotlarla bağlama ya da müşteriye hep “Evet” dedirtme yöntemleri ile dolu satış kitapları günümüzün gerçeklerinden çok uzaktalar. Zira dünyada ” Zorla Satış” (Hard Selling) dönemi sona erdi. 1990’lardan itibaren “Yumuşak Satış” (Soft Selling) dönemine girildi. Müşteriler kendilerini baskı altında değil, rahat ve huzurlu hissederek doğru kararları vermeyi arzuluyor.

 

Ukalalara Tahammül Kalmadı

Müşterilere tepeden bakan, onları küçümseyen satıcı tipi dünyada hızla azalırken, ülkemiz gibi malesef ekonomisi tam rekabet düzeyine erişememiş gelişmekte olan ekonomilerde halen görülüyor. Hatırlayınız.. Türkiye’de gümrük duvarlarının yüksek olduğu ve otomotoiv sektörünün emeklediği yıllarda yerli otomobil satın almak nasıl bir deneyimdi ?

 
Siparişiniz var mı ?

“Bugün ne yazalım”

Satmak ve sipariş toplamak birbirinden çok ayrı birer eylem. Ancak birçok sipariş toplayıcı kendisini nasılsa satıcı görmekte. Ancak satış ;”Bugün ne yazayım” Ya da “ Benden istediğin birşey var mı ?” dan çok farklıdır.

 
Zorla Satış

“Ağabey satarsın be… Gönderiyorum Ercan Ağabey.”

Gelişen ekonominin doğal evrimlerinden biri de “Zorla Satış“tır. Ürün çeşidinin kıtlığı ve rekabet ortamının olmaması üreticilere bayiler ya da perakende satış noktaları üzerinde büyük imtiyazlar verdi.Bu imtiyazlar sonucu üreticiler her ürettikleri ürünü satış kanallarına ittiler. ” Mal çakmak, mal indirmek ” vb. gibi deyimlere satış sözlüğümüze giren bu yöntem ülkemizde artık daha az kullanılıyor.

 
Israrcılar

İnsanlar istemedikleri bir işi yapmaya zorlandıklarında tepki gösterir ve tekrar aynı duruma düşmemeye çalışırlar.Bir düşünün… Arzu etmediğiniz bir ürün ya da hizmeti satın aldığınızda neler hissettiniz ? Gelecekte tekrar aynı kişiyi görmeyi ( alışveriş amacıyla) ve aynı işlemi tekrarlamayı arzuladınız mı ?

 

Kaynak : Satışta Profesyonellik / Ali Kirman

Satıcılık Doğuştan Mı Gelir ?

satış

Genetik uzmanlarına göre doğan bir çocukta onun karakterini belirleyen bir diğerlerinden farklı genler bulunmaktadır. Ancak ben her doğan çocukta bir satıcılık yeteneği olduğuna inanıyorum.

Şu olayı gözünüzde canlandırın; Sıcak bir yaz günü babasını dondurmacının önünde durduran çocuk babasına “Babacığım bana çilekli dondurma alır mısın (ya da alsana) ?” der.Babası ise bu isteği; ” Oğlum şimdi yemek vakti geldi. Bak yemeğini iyi yemiyorsun annende yemekten önce dondurma yememeni tembihlemedi mi ?” diye geri çevirir. Hepimiz benzeri olayları anımsıyoruz değil mi ? Buna karşılık çocuk ” Haklısın babacığım yemeğimizi yeriz sonra gelip dondurma alırız” mı ? diyecektir. Tabi ki hayır. Çocuk ” Baba ben dondurma istiyorum” diyerek dondurmacının tezgahına yapışır. Kesinlikle oradan ayrılma niyeti olmayan , ağlamaya ve tepinmeye başkayan çocuğunu gören baba kulağına eğilir ve “Tamam sana bir top dondurma alıyorum. Eve gidene kadar bitir ve annene sakın söyleme aramızda kalacak tamam mı ?” der.

İşte tipik yüzde yüz saf bir satıcılık örneği… “Evet” cevabını almadan satışı terk etmemek ve istenen sonuca ulaşma çabası.

Tabii ki bu yöntemi kullanan yetişkin bir kişi olamaz. İşte bu yetenek sürekli olarak çevre koşullarında körleştiriliyor. “Hayır” sözcüğünü kabul etmeyen üç yaşındaki çocuk, gelişme çağında bu kelime ile yakından tanıştırılıyor. “Hayır” kelimesini duyduğu zaman yapılacak her şeyin bittiğine inanıyor.

Satış mesleğine atılan birçok kişi hep ilk günlerde yaşadığı heyecan ve reddedilme (“Hayır istemiyorum“) korkusunu yaşadığını hep anımsar. Tabii ki sonuçta herkese “Evet” dedirtmemiz imkansız. Ancak amacımız mümkün olduğunca “Hayır” ve “Belki“leri “Evet“e dönüştürmek..

Kaynak : Satışta Profesyonellik / Ali Kirman

Satışta Mantık Mı ? Arzu Mu ?

Fabrikalara mı satış yapıyorsunuz ? Yoksa bakkallara, marketlere mi ? Satın alma komisyonlarına mı giriyorsunuz yoksa işiniz genel müdürle mi ? Müşterileriniz toptancılar mı yoksa bayiler mi ? Ne olursa olsun hepinizin değişmez bir ortak özelliği var… Hepiniz ‘insanlara satış‘ yapmaktasınız. Zira yalnız insanlara satış yapabiliriz. Dünyamız insanların dünyasıdır.

Ürününüzün özellikleri ya da müşterileriniz ne olursa olsun bizi birleştiren ortak nokta budur.

A.B.D’de Hardvard Üniversitesi İş İdaresi bölümünün bir süre önce yaptığı geniş kapsamlı bir araştırmada tüketicilerin satın alma kararlarının mantıkla mı yoksa duyguyla mı alındığı araştırıldı. Bu araştırma sonuçlarına göre alınan kararların %84’ü duygusaldı.

Başta inanılmaz gibi gözüken bu sonuç aslında insanın gerçek yanını ortaya koyuyor. En gerekli ihtiyacımızı karşılarken bile ambalajından etkileniyor ya da satın aldığımız yerin seçiminde duygularımız ön plana çıkıyor.

Evlilik gibi son derece önemli bir ortaklığa girerken bile kararlarımız, bazılarımız aksini idda etse de ne kadar duygusal değil mi ?

 

Kaynak :  Satışta Profesyonellik /Ali Kirman

O Bir ” Başarı İkonu ! ” / Steve Jobs

Kişisel bilgisayar, mouse, iPod, iPhone, iPad… Hepsinin ortak bir noktası. Hepsinin altında O’nun imzası var. O, garajında kurduğu şirketle başarı ikonu haline gelen Steve Jobs. İşte Apple CEO’luğu görevinden sağlık nedenleriyle ayrılan Jobs’un ’profesyonel’ başarı öyküsü… Dünyanın en büyük şirketlerinden Apple’ın kurucusu Steve Jobs,sağlık sorunları nedeniyle icra kurulu başkanlığı görevinden ayrıldığını açıkladı. Jobs, Apple’ı mahalleden arkadaşıyla evinin garajında kurmuştu.

EFSANEVİ CEO JOBS AYRILDI

Uzun zamandır sağlık sorunları bulunan Steve Jobs, kararını çalışanlara bir elektronik posta ile duyurdu ve yerine yokluğunda görevlerini üstlenen Genel Müdür Tim Cook’un geldiğini söyledi. Jobs, Apple’ın yönetim kurulu başkanı olarak kalacak.

Pankreas kanseri sonrası karaciğer nakli ameliyatı geçiren 55 yaşındaki Jobs, veda mesajında icra kurulu başkanı olarak görevlerini ve beklentileri yerine getiremeyecek durumda olduğunu belirtti.

Üniversiteyi terk etti, mahalleden arkadaşıyla evinin garajında şirket kurdu

İşte Apple’ın efsanevi CEO’su Steve Jobs ve bir azmin zaferi öyküsü:

Üniversiteyi 6 ayda terk edip dünyayı değiştirmek için kolları sıvadı. Mahalle arkadaşını da yanına alarak evinin garajında kurduğu şirketle bir meteor gibi yükseldi. Bir ara düşüşe geçti ama düştüğü yerden kalkmayı bilerek bir ’başarı ikonu’ oldu. İşte iMac, iPone, iPod ve iPad’ın babası, Apple’ın kurucusu Steve Jobs’un başarı hikayesi. Evlilik dışı bir ilişkiden doğdu, fakir bir aileye evlatlık verildi. Sorunlu bir çocukluk geçirdi. Okul yıllarında başarıya değil suça meyilliydi. Sonunun hapishane olması beklenirken bir komşusunun onu elektronik cihazlarla tanıştırmasıyla hayatının yönü değişmeye başladı.

Okulu terk etti

Emekçi ailesi varını yoğunu ortaya koyup onu pahallı bir üniversiteye yazdırdı. Altı ayın sonunda sıkıcı derslere girmenin ailesinin tüm birikimini harcamasına değmeyeceğini fark etti. İçindeki sesi dinleyip üniversiteden ayrıldı! Parlak bir geleceği elinin tersiyle ittikten sonra Atari’de çalışmaya başladı. İçindeki ses onu burada da rahat bırakmayınca dümeni Hindistan’a kırdı.

21 yaşında şirket kurdu

Aydınlanma yolculuğu dönüşünde aradığının gözünün önünde olduğunu gördü! Kendi kişisel bilgisayarını yapan ama onu satmayı akıl edemeyen mahalle arkadaşı Steve Wozniak’ı birlikte şirket kurmaya ikna etmesi ilk başarısı oldu. Kendisi gibi üniversiteyi yarım bırakan adaşı Steve ile evinin garajında Apple’ı kurdu. 21 yaşındaydı ve tek bir hayali vardı: Bir gün dünyayı değiştirecekti.

steve-jobs2

 


Bütün kapılar yüzüne kapandı

Ancak bankalar hayallere kredi vermiyordu. Fikirlerini satmak istedikleri bilgisayar devleri de sıradan insanların bilgisayar almaya gerek duymayacağından emindi. Tüm kapılar yüzlerine kapanınca minibüslerini ve hesap makinelerini satarak tüm kişisel birikimlerini kişisel bilgisayar tasarlamaya yatırdılar. Sonuçta yanılan bankalar oldu. Apple ile PC devrimini başlatan Steve Jobs, hem hayalini gerçekleştirdi hem de en zenginler ligine jet hızıyla girdi.

Kendi şirketinden atıldı

Meteor gibi yükselen Jobs’u, zirvede ters yönden esen rüzgarlar karşıladı. Kendi şirketinden yönetim kurulu kararıyla ayrılmak zorunda kalan Jobs, bir günde tam bir başarısızlık sembolü haline geldi. Gazeteler sonunun geldiğini ilan ederken Jobs, yelkenlerini tersten esen rüzgara göre ayarladı. Apple’dan başı önünde ayrılmıştı, ama dönüşü muhteşem oldu. Kovulduktan 10 yıl sonra yönetim kurulu tarafından geri çağrıldı.

Patronun kim olduğunu gösterdi

Kontrol edilemez olduğu gerekçesiyle kendi şirketinden kovulan Jobs, bir kurtarıcı olarak geri döndü. İkinci kez Apple’ın başına geçen Steve Jobs, her biri ikon haline gelen iMac, iPhone, iPod ve son olarak iPad gibi ürünlerle patronun kim olduğunu herkese bir kez daha gösterdi.

steve-jobs

 

Başarı ikonu Steve Jobs’un hayata bakışını değiştiren olay ise pankreas kanserine yakalanmasıydı. Hastalığı tedavi edilse de her gününü ömrünün son günü gibi yaşamaya başlayan Jobs, böylece kaybetme korkusunu da tamamen yendi.

Sıradan insanların asla ilgi duymayacağı düşünülen cihazları birer ikon haline getirerek fark yaratan Steve Jobs’un en belirgin özelliği mükemmeliyetçiliği ve hep daha fazlasını istemesi.

E-Bültenimize abone olun:[wysija_form id=”1″]