Tuncay Taşkın

Şirketler için Pazarlama problemleri…

 

Pazarlama departmanları, şirketlerin başarısında büyük paya sahip departmanlardır. Şirketin kasasına parayı koymayı sağlayan, ürünün pazarda tutundurmasını sağlayan,Marka değeri, Ajans ilişkilerini yöneten, kısacası şirketlerin mutfak kısmında ki pazarlama faaliyetlerini yürüten  departmanlardır, yemeği hazırlarlar ,hazırladıkları yemeğin satılmasıyla ilgili tüm çalışmaları yürütürler ve bire bir müşteri ile ilişkide olan satış ekibine yemeği sunarlar,satış ekibi de müşteriye hizmeti götürür. Bunları niye anlattığımı iki gün önce Twitter’dan Prof.Dr. İsmail Kaya hocanın paylaşımıyla beni düşündüren ‘’ “Şirketlerin pazarlama problemleri pazarlama ekibinden değil, daha yukarılardan kaynaklanıyor.” Gaye Ör, 2006. Yazısıyla düşünmeme ve bakış açıma farklılıklar kattı ve bende bu konuda birşeyler yazma gereği hissettim.

Ufaktan giriş yapalım :)

Her şirket satışların iyi olmasını, daha da büyümeyi, isminden söz ettiren şirket olmayı hedefler. Peki satışların iyi olması için yapılması gerekenler yapılıyor mu ?

Şirketin büyümesi için; satışlar iyi olmalı, daha çok para kazanmalı, İsminden söz ettirmeli, ürünü veya hizmeti şirketin isminin önüne geçmeli vs vs…

Bu söylediklerim bir zincir halkası, şirket her ne satıyorsa (hizmet,ürün,sağlık,eğitim,konut) vs vs… istenilen satış hedeflerine ulaşmak için neler yapıyor veya neler yapmalı sorusu aklınıza gelmiyor mu ?

Bir şirket istenilen satış hedefine ulaşamıyorsa, sorunu çalışanlara mı yüklemeli…Bu ve bunun gibi soruları çok farklı şekillerde sıralayabiliriz. Biz üç soruyla satışların iyi olmamasını, pazarlama problemlerine bağlayacağız, olayı daha net anlatmaya çalışacağız.

Sırayla başlayalım…

1)    Şirketler satışlarının iyi olması için yapılması gerekenleri yapıyor mu ?

Bu soruya verilecek cevabı sayfalarca yazabiliriz. Biz bu sorunun cevabını yönetimsel olarak düşüneceğiz. Her şirketin ürünü, hizmeti farklıdır, o yüzden sadece üst yönetimin yapmaması gerekenleri yazmak daha mantıklı olacaktır. Pazarlama departmanlarına üst yönetimin çok müdahaleci ve yaratıcılıklarını engelleyecek girişimlerde bulunulmaması ,pazarlama departmanlarında çalışan ekibin rahat düşünememesine ve daha yaratıcı fikirler üretememesine ve uygulayamamasına yol açacaktır.

Yukarıda da yazmıştım pazarlama departmanları işin mutfağıdır diye ,mutfağa müdahale eden başka birileri yemeğin tadını ,tuzunu bozabileceği gibi yemeğe tat ,tuz da katabilir. Bizim tat ,tuz katanlara lafımız yokken,tadı tuzu bozanlara söyleyeceklerimiz olur. Her zaman için tek aşçının yaptığı yemek ideal olandır. Yemek bittikten sonra, fikir beyan etmek daha mantıklı olur.

Hep yemek, mutfak ve aşçıdan bahsettim,bunları pazarlama ile nasıl bağlantıladım;

Yemek; Ürün,

Aşçı ; Pazarlama departmanında çalışanlar,

Mutfak; Ürünün satış için hazırlandığı, kafa yorulduğu, planlamaların yapıldığı yer.  

Kısaca üst yönetimin pazarlama departmanında çalışanlara sınırlar koyması, dar bütçelerle büyük işler yaptırmaya çalışması, mucizeler beklemesi doğru değildir. Bu sistemle çalışan şirketlerin başarıyı yakalaması mucizeden de öte birşeydir. Şirketler zincir halkası gibidir (Şirket üst yönetimi, pazarlama departmanı, satışçılar). Üst yönetimden kaynaklı sıkıntılar pazarlama departmanını etkilerken ,pazarlama departmanından etkilenen satış departmanı ve satışçılar şirket için başarıya çok uzak olacaklardır. Rahat ve sınırların bütçesel olmadığı veya ayrılan bütçenin departmanlar tarafından bilindiği ve bu bütçeye göre hedeflerin belirlendiği daha şeffaf bir şirket olmak ,büyüme planlarını daha da erteleyerek gerçekleştirecek olmak daha sağlıklı olacaktır, tabi bunu yaparken de çalışanların performans ve verimliliklerinin düşeceğini de göz önüne almak gerekir. O yüzden atılacak her adım dikkatli atılmalıdır.

Şirketi büyüten ekiplerdir, çalışanlarıdır. Başarı ekip işidir. Bu unutulmadan çalışanlara verilecek değer ve doğru planlama şirketler için başarıyı yakalama da daha da yol gösterici olacaktır.

 

2)     Pazarlama ekibinin başarısı satışla mı ölçülür. ?

Satış odaklı çalışan şirketler de başarıyı ölçen ,tek ölçüm aylık veya yıllık satış rakamlarıdır. Şirketlerin pazarlama ekipleri seçilirken yaratıcı olmalarına dikkat edilmekle birlikte, piyasayı bilen ,müşteri istek ve arzularının ne yönde olduğunu iyi analiz edebilen, pazarın dinamiklerini ve rakipleri iyi takip eden ,sistemli ve planlı çalışabilecek olan ekipler tercih edilmeli.

Pazarlama departmanları, kendi üstüne düşen görevleri yapıyorsa ,üst yönetimden de çalışmalarıyla ilgili büyük baskılar ve sınırlandırmalar almıyorsa, dar bütçelerle çalışmıyorsa ,motivasyonları yüksekse başarı zaten gelecektir. Pazarlama departmanının bu kadar görevi yerine getirip , hakikaten profosyonel çalışmalarına rağmen satış ekibinde istenilen rakamlar yoksa sorumlusu satış  departmanıdır. Satış departmanı sorgulunmalı, pazarlama müdürleri, satış müdürlerini sorgulamalı. Pazarlama departmanı için saydığımız şeyler satış departmanı için de geçerli olmakla birlikte, satış ekibi için en önemli şey motivasyondur. Ekibin motivasyonu iyi olmalı, ürüne veya hizmete güvenmeli, firmasına güvenmeli, firması da satış ekibini motive edici aktiviteler düzenlemeli, İnsan kaynakları departmanları ve şirketlerin eğitim departmanları ile çalışanlar eğitilmeli ,istekleri ve sıkıntıları sürekli dinlenmeli. Bunların hepsi yapılıyorsa başarı çok uzak değildir, sadece biraz sabır ve istikrar gerekecektir.

3)    Pazarlama ve satış departmanlarını şirketler ayırmalımıdır.?

Pazarlamanın satıştan çok farklı bir departman olduğunu , ayrı ayrı yönetilmesi gerektiğini bilmeyen şirketler ısrarcı davranmayıp artık satışı pazarlamadan ayırmalılar. Türkiye de ki yerleşik ifade  ‘’satış-pazarlama’’ iken batıda tam tersi ‘’pazarlama-satış’’ ifadesi kullanılıyor. Doğru olan da önce pazarlama sonra satıştır. İkisinin birbirinden farklı işlendiğini aşağıda kıyaslamayla anlatmaya çalışacağım;

•       Pazarlama ürünü satılabilir hale getirmeye çalışır. Satış, satmaya çalışır.

•       Satış, elinizde bir ürün olduğu anda başlar. Pazarlama ise ürün olmadan.

•       Satış firmanın anlatma yeteneği, pazarlama anlama yeteneğidir.

•       Satış eylem işidir, pazarlama planlama işidir.

•       Satış, kendisine pazarlama tarafından fiyatları ve satış kanalları verilen ürünü satmaya çalışır.

•       Satış ürünü müşterinin ayağına götürür, pazarlama müşteriyi ürüne getirtmeye çalışır.

•       Satışçılar alışveriş için alıcılarla yüz yüze gelir ama pazarlamacılar alıcılarla sadece fikir edinmek için yüz yüze gelir.

 

 Özetle, pazarlama şu aktiviteleri içerir:

o   Müşterinin istediği ürün, hizmet veya fikri keşfetmek

o   İstenen özelik ve kalitede ürün üretmek

o   Ürünü fiyatlamak

o   Müşteride ürün farkındalığı yaratacak, satın almayı özendirecek, gerek hissettirecek iletişim çalışmalarını yapmak

o   Ürünü müşteriye ulaştırmak-Dağıtım/Satış

o   Satış, pazarlama aktivitelerinin sonunda yer alan bir aktivitedir

Tüm bu yazılanlar ,karşılaştırmalar pazarlamanın 4p’den 4C’ye olan geçişi, pazarlamanın ne kadar değiştiğini ve müşteri odaklı pazarlama anlayışına geçildiğini görüyoruz. İşte bütün bunlara rağmen pazarlamayı satışla bir tutmak çok doğru olmayacaktır.

 

4P’ler                                    4C’ler

Product / Ürün                   Customer Value / Müşteri Değeri

Price / Fiyat                     Customer Cost / Müşteri Maliyeti

Place / Yer                             Customer Convenience / Müşteriye Kolaylık

Promotion / Tanıtım             Customer Communication / Müşteri iletişimi

Bu yazıyı yazmamı sağlayan Twitter’da karşılaştığım ;  “Şirketlerin pazarlama problemleri pazarlama ekibinden değil, daha yukarılardan kaynaklanıyor.” Sözü ile satışı , pazarlamayı ve şirket başarısını birleştirip şirketlerin pazarlama ve satış departmanlarını ayrı tutmaları gerektiğini anlatmaya çalıştım.

 

Umarım keyifle okumuşsunuzdur….

Sevgiler…

Tuncay Taşkın

Pazarlamada Mobil Çözümler…

Son 10 yılda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte internet’in her evde bırakın evi, her cepte bulunuyor olması yeni pazarlama fikirlerinin ortaya çıkmasına yol açtı. O yeni pazarlama fikri mobil pazarlamaydı. Çok hızla yayıldı ve büyüdü. GSM operatörleri bile (bakınız) mobil pazarlama çözümleri sunmaya başladı.

Yine son yıllarda çokça rastladığımız özellikle bankaların çok kullandığı ,çok sayıda firmanın vazgeçilmez pazarlama faliyeti olan SMS pazarlamasından bahsediyorum. Bankaya ait bir hesabınız varsa, hele birde  o bankanın kredi kartını kullanıyor iseniz gün içerisinde bankanın ürünleriyle ve kampanyalarıyla ilgili mesajları hepimiz alıyoruzdur. Ya da herhangi bir mağazadan daha önce alışveriş yaptıysanız o mağazanın kampanyalarıyla ilgili cep telefonlarımıza SMS’ler  geliyordur. İşte mobil pazarlamanın bunları da kapsayan, mobil cihazlar ile herhangi bir ağ üzerinden kullanıcılarla iletişime geçilen uygulamaları kapsamaktadır.

Mobil pazarlama yapan şirketlerin izlediği yöntemlerden de biraz bahsetmek isterim; Hangi işe başlarsak başlayalım öncelikle planlama yapmaz mıyız?  İşte mobil pazarlamada da planlı hareket önemli ,planlama yaparsak yaptığımız planlamada amacımızı belirleyip, Pazar araştırması yapıp ,Mobil reklam uygulamalarının ne şekilde kullanılacağını belirleyip, hedef kitleye vereceğimiz mesajı seçip ,sonuca ulaşamaya  çalışırız.

Amacımız ;Başarılabilir, gerçekçi, sonuç alabileceğimiz şekilde planlanmalı.

Pazar araştırması; Pazar araştırmasında mobil pazarda almak istediğimiz yer ve rekabet edeceğimiz firmaları iyice araştırmalı.

Mobil reklam uygulamalarını da nasıl kullanacağımızı,  SMS, MMS ,Mobil Web sayfaları, sosyal medya gibi mecraların hangilerinin kullanılacağına karar verilmeli,

Mobil reklam seçimini yaptıktan sonra hedef kitleye hangi mesajı vereceğimizi, ürün ve kampanya tanıtımlarının verilecek mesajla bağlantılı olmasına dikkat edilmeli.

 

Kampanyaların mobil Pazar içerisinde kullanıcılar tarafından paylaşılır olmasına da dikkat ederek, Mobil pazarda kalıcı olmak istiyorsak da sürekli güncellemeler yapmalı ,yeni kampanyalarla güncelliğimizi korumalıyız. Mobil pazarlamanın avantajlı yönü; takip edilebilir ve analiz edebiliyor olmasıdır.

Mobil pazarlamada çeşitli projeler yürütülmekte, bu projelerle tüketiciye ulaşmanın en marjinal yöntemleriyle diğer firmalardan farklı olduklarını hissettirerek, tüketicileri kendilerine çekmekteler. Peki neler yapıyorlar, nasıl kampanyalarla tüketiciye ulaşmaya çalışıyorlar, birazda onlardan bahsedelim.

Mobil pazarlamada ‘’katıl kazan kampanyaları, içerikli kampanyalar, kullanıcı kaynaklı içerik’’ şeklinde çeşitli kampanyalarla projeler hazırlanmakta ve tüketiciye ulaşılmaktadır.

Katıl kazan kampanyasında; Ürün satışını tetikleyen, aynı zamanda kullanıcının marka tarafından ödüllendirildiği dönemsel kampanyalar ve sadakat programlarının yürütülmesinde etkin bir pazarlama aracıdır diyebiliriz. İçerikli kampanyalar ise SMS,MMS, IVR, WAP çözümleri ile son kullanıcıya ulaşmak mümkündür. Kampanyanın reklam stratejisine bağlı olarak, ürün ve reklamdan yola çıkan cep telefonuna yüklenebilir içeriklerin hediye edilmesi sağlanır. kullanıcı kaynaklı içerik kampanyalarında ise; Markalar, tanıtmak istedikleri ürünler ile tüketiciler arasında duygusal bir bağ kurmak isterler. Ürünün tüketici tarafından sahiplenilmesi için tüketicinin kampanyaya kendi yorumunu, ürünle olan bağını aktarması, hem marka hem de tüketici adına değerlidir. Mobil platformdaki kampanyalarda, tüketicinin “ürünü kullanırken çektiği fotoğraf ya da videolar”, “marka ile ilgili sesli mesajı” iletmesiyle marka ve son kullanıcı arasında interaktif bir iletişim sağlanır.

Mobil pazarlama sektörünün 2015 yılı civarında, dünyanın en büyük sektörlerinden biri olacağı   öngörülüyor.Bunun farkında olan firmalar çoktandır bu yönde yapılaşmalarına başladı. Büyümek istiyorsak teknolojiye ayak uydurmalıyız,ayak uyduramıyorsak,teknolojinin gerisinde kalırsak kar oranlarımızla birlikte, yeni nesil müşterileri de  diğer şirketlere kaptırabiliriz.

Dijital Devrim…Dijital Markalar…

Günümüz dünyası başta bilgi,iletişim ve ulaşım teknolojilerinde hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bu süreç  ekonomik ,sosyal , siyasal alanda mesafeleri ve sınırları ortadan kaldırmıştır. Yaşadığımız dijital çağ teknolojik anlamda pazarlamaya da yeni bir boyut katmıştır. Sosyal mecralarda hızla artan tanıtım ve pazarlama faaliyetleriyle birlikte dijital ortamda yapılan satışlarda artışlar meydana gelmektedir. Bu sisteme ayak uydurmaya çalışan firmalar, dijital pazarlamanın şirketlerine katacağı katkıyı hesaplayarak, bu konuda çalışmalarını hızlandırmış ve alt yapılarını hazırlayıp, satışlarını dijital ortamlarda gerçekleştirecek ekipler kurmuşlardır.  Dijital dünya; sınırları kaldırarak, pazarlamaya yeni boyutlar, yeni sistemler geliştiriyor. Şirketler artık ürün ve hizmetlerini dijital ortamlarda diğer rakip şirketlerle yarış içerisine girecek, tüketici daha çok bilgiye ulaşacak ve daha iyi olanı ve kendisine daha yakın olanı ,iyi hizmet vereni tercih edecek. Hatırlarsanız 1998 yılında hepsiburada.com diye bir internet sitesi karşımıza çıkmıştı ve mağazaları evimize getirdi, sipariş verip kargonun evimize geldiği mağaza mağaza dolaşmadan bir tıkla istediğimiz her şeyi  satın alabileceğimiz, farklı bir tüketici alışkanlığımız ortaya çıktı. O yıllarda atılmıştı aslında dijital pazarlamanın temelleri,o yıllarda ki  ilkler kaldı ve daha da büyüdü.

Sosyal Medyada neler yapmalıyız…

Sosyal medya pazarlamasının dinamiklerini bilerek , etkili ve can alıcı duyurularla , tüketiciyi sayfanıza çekmelisiniz. Sayfanızı ziyaret eden tüketiciye, yaptığınız kampanyalarla alışverişe zorlamalı, yapılan kampanyanın kendisi için uygun olduğunu anlatmalısınız. Geleneksel pazarlama anlayışının yerini tüketiciyi düşünen bir pazarlamanın aldığını unutmadan, tüketiciyi düşündüğümüzü ,kampanyalarınızı onları düşünerek yaptığınızı  anlatmalısınız. Sürekli tüketiciyle iletişimde olup, ona güven vermelisiniz. Satın aldığı ürünün iade edebileceğini, garanti kapsamında olduğunu, herhangi bir sorunda çözüm için ulaşabilecekleri iletişim numaranızın olduğunu, satış sonrası müşteri memnuniyetine önem veren bir kültüre sahip olduğunuzu tüketicinize anlatmalısınız. Tüketici güven duyacağı, sorunlarına anında çözüm bulabileceği firmaları ve ürünleri tercih eder. Bu  düşünceye sahip olduğunuzu ,ürünün her zaman arkasında güvenli ve sizler için çalışan bir firmanın olduğunu tüketicinize dijital ortamda anlatmalısınız. Facebook, Twitter,  İnstagram, Pinterest, blog vb. sosyal medya araçlarını tüketicinize günlük paylaşımlarınızla tanıtım faaliyetlerini yapmalısınız. İşin özü Markanızı sosyal medyada Tüketicisiyle konuşturmalısınız. Hedef kitlenizi iyi belirlemelisiniz, markanızın özünü kaybettirmeden paylaşımlar yapmalısınız.

Dijital teknoloji ,sosyal medya  markaları da sosyalleştirdi ,dijitalleştirdi. Son yıllarda artık sık görmeye başladığımız markaların sosyal medyada ki dijital yolculukları ile sosyal medyada yer almaları markalara ne kattı biraz da onu irdeleyelim;

Markalar sosyal medyada yer alarak daha çok kişiye ulaştılar.

Marka bilinirliliğini arttırdılar, markalarınının farkındalığını yarattılar, yeni yeni müşteriler kazandılar.

Reklam ve tanıtım maliyetlerinden daha çok tasarruf ettiler.

Hedef kitlelerini belirleyip ,belirledikleri kitlelere hitap ettiler.

Rakip markaları  daha rahat takip ettiler.

En önemlisi Tüketiciyle konuştular.

Bütün bunlar tüketiciye yaradı tabi. Tüketici bir tıkla istediği marka ile ilgili istediği bilgiye ulaşabiliyor ve istediği markayı tercih edebiliyor. Mağaza mağaza gezme devri yavaş yavaş bitiyor. Markalar dijitalleşiyor, Tüketiciler  dijital dünyada dijital markaları seçiyor.

Tuncay Taşkın

İnternetle Değişen Pazarlamanın Sosyal Medya Da Yansıması….

Aslında her şey internetin hayatımıza girmesiyle başladı. İnternetin yayıldığı yıllarda sosyalleşmek Chat sayfaları aracılığıyla yapılırdı. Çok sayıda yazılım yoktu, internet’in çok iyi anlaşılamadığı dönemlerden bugünlere geldik. Kim bilebilirdi ki bugünlerde Facebook , Twiter , Linkedin vs. sosyal ağların bugün şirketlerin dijital pazarlama ve reklam yapabileceği mecralar olsun. Evet şu an şirketlerin sosyal ağlarda boy gösterdiğini görüyoruz. Firmaların  ürettikleri markalar sosyal medyada  boy gösterir hale geldi. Bloglarda , internet sayfalarında , Facebook ve Twitter da hepimiz rastlıyoruz. Televizyon reklamlarının çok çok pahalı olduğu ve gençlerin televizyonu çok seyretmediklerinden , firmaların hedef kitle diye belirledikleri genç kitlelere internetten ulaşabileceklerinin farkına varmasıyla yatırımlarını internete yapar hale geldiler. Peki neler yapıyorlar ?  Nasıl yatırımlar ve nasıl çalışmalarla internette boy gösteriyorlar ? Akıllı davranan şirketler , Facebook da hedef kitle seçip , Örneğin;  Facebook da beğeni sayfası oluşturmak ; 18-30 yaş arası evli erkek hedef kitleyse bunu seçip ona göre pazarlama stratejisi izliyorlar. O sayfayı beğenen hedef kitle ,zaten o ürüne yakın sayılabiliyor o nedenle de çok olumsuz yorumlarla sayfada kriz yaratmıyorlar. Bu yöntemle ürününü tanıtan firmaların personel ihtiyaçlarında da kendi gurubunda yayın yaparak eleman seçimini de o şekilde yapıyorlar. Aslında şirketler kendilerine bir bir müşteri portföyü oluşturuyorlar. CRM (Müşteri ilişkileri yönetimi) yazılımı bir kenara bırakılarak , müşteri ilişkileri Facebook sayfasından yönetilir hale  geliyor. Diğer insan kaynakları siteleri kariyer.net , yenibiriş , secretcv gibi kariyer ve iş arama sitelerinde ilan vermek cazip gelmiyor. Çünkü kendi oluşturdukları sayfalarda kendilerine yakın ve şirketin kültürüne uygun insan kaynağına ulaşmaktalar. Nitekim bu şekilde strateji izleyen çok sayıda firma bulunmaktadır. Bu yazdıklarımla beraber kafamızda oluşan Sosyal medyada dijital pazarlamayı  Swot analizi yaparak güçlü ve zayıf yönleriyle basit bir değerlendirme yapalım.

             Güçlü yönleri
•          İnsanların internette çokça zaman geçiriyor olması
•          İnternetten yapılan alışveriş sayılarındaki artış.
•          Sosyal medya iletişim araçlarının çok kullanılıyor olması
•          Doğru hedef kitleye ulaşma
•          Ürünle ilgili sorunlarda anında görüş bildirebilme
                Zayıf yönleri
•             İnsanların internet mecrasına güvenmemesi
•             Birebir etkileşim olmaması
•             Satıcının görünmemesi
•             Gerçek bir dükkâna göre suni kalan ilişkiler.
•             Sitenin internet korsanlarının saldırısına uğrama ihtimali
Bu değerlendirme de de görüldüğü gibi swot analizinde  zayıf yönler ; klasik dükkanlardan alışveriş yapan , belli kalıplardan çıkmayan , internetin alışveriş için tehlike ve risk taşıdığına inanan kesimin düşüncelerine ne kadar da yakın değil mi ? Oysa Dijital pazarlama aldı başını gidiyor. Gençler alışveriş için interneti kullanıyor , e-ticaret siteleri , Facebook ve Twitter’da ürünlerini tanıtıyor , satışa dönmesini sağlıyor. Bu gelişmeler ışığında sosyal medyaya açılmayan işletmelerin işi zor gibi gözüküyor.
Tuncay Taşkın

Soğuk Çayda ”DİDİ” Analizi..

Çaykur’un soğuk çay markası ‘ Didi’nin televizyonlarda,sosyal medyada Reklam filmini çoğumuz izlemişizdir. Yıllardır siyah çay pazarınının lideri olan Çaykur’un liderliği soğuk çay pazarına da yansıyabilecek mi diye düşünürken, raflarda didi’yi görüyor olmak, tabiki sevindirici.Kısa zamanda epeyce yol kateden didi ,rakiplerine göre azımsanmayacak yükselişe geçti. Bu yeterlimi tabiki hayır.Pazarlamayı iyi yönetirlerse diğer markalara rakip olur.Bu rakiplik pazara hakim olmaya kadar da gidebilir.

Soğuk çay pazarında lider olan ‘’ICE TEA’’yıllardır liderliğini pazarın boşluğundan faydalanarak korudu.Bunun farkına varan Coca Cola ‘’ Fuse TEA’’ markasını 20 ülkeyle eş zamanlı Türkiye’de de piyasaya sundu.Şimdi de ‘’Çaykur’’ didi markasıyla soğuk çay piyasasında yer edinmek istiyor.Çaykur’un pazara girmesi ,bilinirliliği biraz zaman alacak olsa bile ,çay pazarında iyi yerde olan Çaykur ,bunun vereceği avantajla soğuk çay pazarında da yerini alacaktır. Türkiye’de son on yılda hacmi 12 kat büyüyen buzlu çay kategorisinde Coca Cola (FUSE TEA),Lipton ( ICE TEA),ÇAYKUR (DİDİ) markalarının içerisinde Lipton ve çaykur  siyah çay pazarında yer edinmiş firmalar.Soğuk çay pazarında Lipton ICE TEA’nin Pazar payından çalacak olan Çaykur’un DİDİ markasıdır.

Ambalaj,görsel ve tat olarak ‘’DİDİ’’yi değerlendirirsek;Kutu boyunun çokça büyük olduğunu bunun dezavantaj olduğunu,tat olarak iyi olduğunu,görsel olarak da fena sayılmayacağını söyleyebilirim.

1237005_540185509382986_996220092_n

Didi için swot analizi yaparsak;

Güçlü yönleri;

  • Çaykur’un çayda bilinen marka olması
  • Tat olarak iyi olması
  • Pazar ağını iyi kullanabilir olması
  • Reklam yatırımlarını ve sosyal medyayı iyi kullanıyor olması
  • Limon,bergamot ve şeftali aroması diye 3 ayrı şeçenekle sunulması
  • Çaykur geçmişinde tüketiciye güven vermiş olması

Zayıf Yönleri; 

  • Kutusunun rakiplerine göre büyük olması (tüketicinin alışmadığı boyda olması)
  • Reklam Karakterini iyi seçememiş olması
  • Alışveriş merkezlerinde görsel ve dolaplarının bulunmaması
  • Pazarın her noktasına ulaşamıyor olması

Tuncay Taşkın