Süheyla İpek

Sosyal Medya Esiri Olmayın! Patronu Olun!

Cep telefonlarının hayatımızın vazgeçilmezi olduğu tarihlerde, internet ticaretin yeni kurallarını belirlemeye başlamıştı.

İnsanlar, şirketlerin sunduğu ürün veya hizmetlere tek tıkla evlerinin konforunda ulaşıyor ve zamandan yana çok büyük bir kazanım elde ediyorlardı. Tabi haliyle ürün veya hizmete ulaşmak bu kadar kolay olunca, şirketlerin birbirleri ile rekabet edebilecek yöntemler geliştirmesi, tabir-i caizse hedef kitleyi tavlayabilecekleri kanalları iyi belirlemesi gerekiyordu.

2004 yılında artık internet dünyası yeni bir iletişim ağına sahip olmuştu. Bilinen tüm gerçeklerin değişeceği ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönem başlıyordu…

2004 yılında Harward Kampüsü’nden çıkıp tüm dünyaya yayılan Facebook ile dünyada artık bir takım dinamikler değişmeye başlamıştı. Herkes birbirini takip ediyor, “like’lıyor” ve birbirlerine yorum bile yapabiliyorlardı. Haliyle giyilen, yenilen, içilen de gözler önüne serilmeye başlanmıştı.

Hemen ardından “durum” konsepti tanımlaması ile internetin yeni iletişim ağı Twitter’ın şirin kuşu 2006 yılında hayatlarımıza girmeye başlamıştı. Facebook’takinin tam aksine Twitter çok konuş ama uzun cümleler kurma, söyleyeceklerini 140 karakterle ifade et diyerek artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağının sinyalini veriyordu.

Hayatımızı fotoğraflar, videolar ve yazılarla gözler önüne sermeyi/ifade etmeyi öyle bir sevdik ki, Instagram, Youtube, Linkedin, Google+, Printerest ve bloglar gibi diğerleri de gün geçtikçe sosyal medya hayatımızda önem kazanmaya başladı.

social-m-marketingpngTabii sosyal medya bizlerin hayatımızda önem kazanmaya başladıkça ürün veya hizmetini pazarlamak isteyen şirketler içinde önem kazanmaya başlamıştı. GAP 2010 yılında daha modern ve yenilikçi çizgi ile hazırladığını ileri sürdüğü yeni logosunu paylaştı. Ve bu logo değişikliği sosyal medya da o kadar yankı uyandırdı ve tepki toplamaya başladı ki logonun yeni resmi ile açılan Gaplogo Twitter hesabı bir anda binlerce takipçi topladı. Ve akıllara ziyan ilk tweet’i“Benim de duygularım var pislikler” ile büyük bir savaş başlattı ve devam etti.

Hemen ardından yeni Gap logosuna cevaben birileri de OldGapLogo (eski Gap logosu) adıyla bir Twitter hesabı açtı: “Gecenin bir yarısı, Old Navy’nin cansız mankenleriyle dolu penceresiz bir salona götürüldüm. Yardım yollayın.”yazan tweet’ini attı.

Sonra ne mi oldu? Yeni logonun ömrü bir iki gün kadar kısa bir süreyi kapsadı. Gap, Facebook sayfasındaki yeni logoyu kaldırıp yeniden eski logosuna döndü ve şöyle bir açıklama yaptı:“Baştan beri planımız buydu. İnsanların bir hafta boyunca bizim hakkımızda konuşmasını sağlamak. Müşterilerimizi dinliyor gibi görünerek onlara bu kadar sevdiklerini fark edemedikleri değerli logolarını geri vererek son gülen olmak.” [1]

Peki GAP gerçekten sosyal medya da kendinden konuşturmak mı istedi? Yoksa bu kadar çok konuşulduğu için dayanamadı ve eskiye dönmeye mi karar verdi? Orası işin karanlık tarafıJ

Görünen tek aydınlık yanı ise artık sosyal medyanın gerek bireylerin gerekse şirketlerin hayatlarının bir parçası haline geldiği ve isteseler de göz ardı edemeyecekleri bir nokta da olduğu idi.

Sosyal medya ağları, tüm dünyada TV, Radyo, Telefon ve Bilgisayar gibi teknolojik cihazlardan daha kısa bir sürede kabul edilip benimsendi.

Bugün sosyal medya ağlarının en popülerleri Facebook bir ülke olsaydı; 1 milyar 350 milyon kullanıcı sayısı ile Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olurdu. (Wikipedia)

Peki bu yeni dünya düzeni şirketleri nasıl etkiledi?

Günümüze baktığımızda şirketler sosyal medya ağları aracılığı ile hedef kitleye doğrudan ulaşabilmekte ve onların alışkanlıklarına göre sosyal medya pazarlama stratejilerini belirleyebilmektedir. Zaman ve maliyet avantajı sağlayan sosyal medya pazarlama yöntemleri, elde edilen verilerin ölçülebilir ve sonuca doğrudan etki ediyor olması nedeni ile şirketlerin en çok tercih ettiği pazarlama yöntemlerinden biri haline geldi.

Sosyal medya pazarlamada, avantaj yada dezavantaj olarak değerlendirilecek en önemli kriter müşterilerin ürün veya hizmetler hakkında söz söyleme hakkına sahip olmasıdır.

Müşteri her durumda konuşabilmekte ama sosyal medya aracılığı ile daha geniş topluluklara ulaşabilmekte, dolayısı ile iyi yada kötünün potansiyel müşteriler arasında daha hızlı yayılmasını sağlayabilmektedir. Böylece şirketler hızlı müşteri kazanabilmekte veya kaybedebilmektedir.

Bu gibi birçok neden iyi bir sosyal medya pazarlama planının oluşturulmasının gerekliliğini gözler önüne seriyor. Çünkü ürün ve hizmetlerimizden yararlanan hedef kitle interneti aktif olarak kullanan bir nesil, dolayısı ile bilindik geleneksel pazarlama yöntemleri ile onlara ulaşmamız globalleşen dünya da imkansızlaşıyor. Müşteri nerede ise, sizde orada olmalısınız! Doğru yapılan analizlerle iyi planlamış bir sosyal medya pazarlama stratejisi hedeflediğiniz herkesi müşteriniz haline dönüştürecektir.

Özetle sosyal medya pazarlaması için aşağıdaki hususları göz önünde bulundurmalıyız.

 

  1. Doğru Analiz, Doğru Planlama:

İyi bir sosyal medya pazarlama stratejisi ancak öncesinde yapılan doğru analiz ve iyi planlama ile sağlanır. Hedef kitlenin, amacın ve hedefin öncelikli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Sonrasında, hedef kitleye hangi ağ aracılığı ile ulaşılacağının belirlenip, buna göre en uygun metodun seçilmesi gerekir.

  1. Rakipler:

Rakiplerin sosyal medya pazarlama stratejileri kurgulayacağınız pazarlama planında göz ardı edilmemesi gereken bir bilgidir. Rakipler hangi ağları etkin olarak kullanıyorlar? Günde ne sıklıkla paylaşımda bulunuyorlar? Bu sorulara alınan cevaplara göre plana yön verilebilir.

  1. Kanala Göre Hareket:

Hedef kitle ile buluşulacak sosyal medya ağının hangisi olduğuna göre hareket edilmelidir. Her ne kadar sosyal ağların tamamından herkes yararlanıyor gibi gözükse de her birinin kullanıcı profilleri ve buna göre iletişim dili de değişebiliyor. Örnek olarak Facebook ve Linkedin gibi düşünebilirsiniz.

  1. İçerik:

Bir başka deyişle “Content”! Bugün gittikçe önem kazanan bir terim haline gelmeye başladı. Çünkü yaptığınız kampanyayı yada sunduğunuz ürün/hizmeti hedef kitle ile buluştururken doğru iletişim dilinin seçilmesi, mesajın doğru ve anlaşır olarak verilebilmesi içeriğinize bağlıdır.

Ne sıklık ile güncelleme yapılmalı? Paylaşımların, fotoğraf, video yada animasyon olarak mı yapılması gerekiyor? Bunların da çok net belirlenmesi gerekiyor.

  1. Hızlı dönüş

Müşterilerden gelen geri bildirimlerin hızlıca yanıtlanıyor ve aksiyon alınıyor olması gerekiyor. Sosyal medya hedef kitleniz ile doğrudan iletişimde bulunduğunuz bir platform. Dolayısı ile hedef kitleden gelen geri bildirime verilen cevap ve sonrasında alınan aksiyon hedef kitle gözünde doğrudan “beni duydular, dinliyorlar ve önemseniyorum” u ifade edecektir. Çünkü sosyal medyada önlem almadığınız bir tepki çığ gibi büyüyüp, kampanyanın kötü sonuçlanmasına yada sağladığınız ürün/hizmetin hayatının başlamadan bitmesine neden olabilir.

  1. Ölçümleme ve iyileştirme

Sosyal medya pazarlamanın en güzel özelliklerinden biri de ölçümlenebiliyor olması. Kaç kişi beğendi? Kaç kişi ürün/hizmet veya kampanya hakkında yorum yaptı? Kaçında satın alma davranışına döndü? Bu gibi soruların hepsinin cevabını alabiliyor. Buna göre iyileştirmeniz gereken yerler yada hangi sosyal medya ağının sizin için uygun olduğunu görerek yoğunluğunuzu nereye yönelteceğinize karar verebilirsiniz.

[1] http://www.sosyalmedyapazarlama.com/2010/10/gap-0-sosyal-medya-1/

 

Pazarlamacının 2000 Modeli

Bana göre dünya M.Ö. ve M.S. olmak yerine İnternetten önce ve İnternetten sonra olmak üzere ikiye ayrılıyor. Orta yaşların başında olan biri olarak da çocukluğum internetten önceye, gençliğim ise internetten sonraya dahil oluyor. Çocukluğumda TRT 3’te izleyip tanımak istediğim Kahin Nostradamus için günlerce Atatürk Kütüphanesine gidip kitaplardan kehanetlerini not almaya çalışırdım. Sonra evimize internet geldi ve yeni dünya başladı. İlk zamanlar bilgiye ulaşmaktan ziyade eğlenmek, oyun oynamak için bir nimetti. Ama benim için internet ICQ ile başlayıp MSN ile devam eden bir yolculuktu. Aslında böyle sıralayınca belki film şeridi olarak sizin de hafızanızda yaşadıklarınız canlanmaya başladı.

Evet, bu sınırsız bilgi kaynağı olan internet, her bir müşterisinin yani kullanıcısının tüm özelliklerini öğreniyor, aklında tutuyor ve kullanıcısına göre muamale yapıyor. Düşünün; her zaman oturum açtığınız bilgisayarlarınızın arama motorunda yaptığınız aramada her birinizin davranış modeline göre ayrı ayrı arama sonuç ve önerileri çıkabiliyor. Diyor ki: “Seni tanıyorum. Sen Süheyla’sın en çok bu sitelerde gezer, bu haber kanallarından haberlerini okursun. Eğer bu kelimeye dair bir arama yapıyorsan, bunu arıyorsundur.” Anlayacağınız çok akıllı.

pazarlamacinin-2000-modeli

İnternetin hayatımıza girişi bilginin kolay ve hızlı bir şekilde elde edilmesinin yanı sıra bilinen klişe pazarlama taktiklerinin teker teker etkisini yitirmesine Dijital pazarlama dediğimiz kavramın ortaya çıkmasını sağladı. TV, gazete, radyo gibi geleneksel kanallar yerine interaktif bir yöntem olan dijital pazarlama yöntemi, özellikle son 10 yılda akıllı mobil cihazların kullanımının artması ile pazarlama dünyasında çok büyük önem kazandı. Daha çok dijital pazarlama (digital marketing) olarak ifade edilse de, yaygın olarak e-pazarlama (e-marketing) yada online pazarlama gibi terimlerle de ifade edilebiliyor.

Hal böyle olunca bir pazarlama yöneticisi olarak; offline pazarlama kanallarına ne kadar hakimseniz, online pazarlama kanallarına da bu denli hakim olmanız gerekiyor. Pazarlamacının değişimi de tam burada başlıyor. Unutmayın, değişmeyen tek şey değişim! Günümüz dünyasında zaman çok hızlı akıyor ve bildiğiniz yöntemler her geçen gün biraz daha eskiyor. Dolayısı ile yeni pazarlama yöntemi olan dijital pazarlama konusunda da trendleri yakından takip etmek, metodları zamanında verimli kullanmak hem hizmet vermekte olduğunuz şirketler hem de pazarlamacı olarak mesleki gelişiminiz için çok önemli bir unsur.

2000 model bir pazarlamacı olmak için, dijital pazarlama için uygulamanız gereken taktikleri aşağıdaki gibi sizin ile paylaşmak isterim.

  1. Elde Etme (Acquire)

Ürünlerinizi tanıttığınız yada satışını yaptığınız web sayfanıza ziyaretçi bir başka deyişle müşteri çekmek için uygulanması gereken yöntemler.

Web sayfanızı mağazanız olarak düşünün ve sizin mağazanıza giden yolda sizin gibi birden fazla mağaza var. Burada yapmanız gereken müşterinizi diğer mağazalara kaptırmadan doğrudan kendi mağazanıza çekmek olacaktır.

Bu bağlamda web sitelere ziyaretçi çekmek denildiği zaman akla ilk gelen yöntem Arama Motoru Reklamları (SEA – Search Engine Advertising )oluyor. PPC – Pay per Click yani tıklama bazlı ödeme olarakta ifade edilen bu yöntem web sayfasına olan trafiği arttırmak için uygulanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken iki hassas nokta vardır. PPC vasıtası ile web sayfasına çekilen bir ziyaretçinin bir Landing Page ile karşılaşması doğrudan reklamı yapılan ürün veya hizmet ile ilgili istenilen sonucun alınmasını sağlayacaktır. Ama bir o kadar da suistimale açık bir yöntemdir. Her ne kadar arama motorları suiistimalleri önleyebilmek için sürekli iyileştirmeler yapsa da iyi kurgulanması gereken bir yöntemdir. SEA dışında kullanılan bir diğer yöntem ise son yıllarda aktif olarak kullanılan SEO- Arama Motoru Optimizasyonu (SEO – Search Engine Optimization) yöntemidir. Bu yöntem SEA yöntemine göre daha maliyetli ve zaman gerektiren bir yöntemdir. Ürün yada markanızın arama motoru ilk 10 sonucunda gözükmesini sağlar. Doğal listeme de yer alırsınız. Tıklama başına herhangi bir ödeme olmaz.

Ayrıca Sosyal Medya Pazarlama (Social Media Marketing), Gelir Ortaklığı (Affiliate Marketing), E-Posta Pazarlaması, Blogların yazılması gibi yöntemlerde bulunmaktadır.

  1. Kazanma (Convert)

Arama motoru optimizasyonu, reklamları veya diğer elde etme yöntemi ile sitenize çektiğiniz potansiyel müşteri adaylarını artık müşteri olarak kazanmanız gerekmektedir. Siteniz üzerinden ürün veya hizmet satma hedefiniz yanı sıra; bazen paylaşılan bir yazının okunma sayısı, beğenilme sayısı ya da başka kişilerle paylaşılma sayısı gibi sonuçlar da hedeflenebilir.

Burada yeniden mağaza örneğinden yola çıkmak istiyorum. Mağazaya giren müşterinin mağazanın havasından, kokusundan, içeride bulunan ürünlerin yerleştirilmesi, ürünlerin renk uyumu ve birbiri ile olan anlamlı ilişkisi, satış danışmanının müşteriye iyi bilgi veriyor ve yönlendiriyor olması ne kadar önemli ise web sayfası da bu denli önemlidir.

Yani müşteriyi web sitesine çektikten sonra bu ziyaretten istenilen sonucun elde edilebilmesi için web sayfasının tasarım ve içeriği çok büyük önem taşıyor. Yapılan web sayfasının tüm cihazlarla uyumlu responsive ya da adaptive bir site olması bu zamanın en büyük gerekliliğidir. Özellikle mobil cihaz kullanımın artması tasarımın bir o denli önem kazanmasına neden olmuştur. İyi planlanmış online kimlik ve kullanıcı dostu arayüzler, ürün ve hizmet için reklam ve sosyal medyadan aldığınız yönlendirmeler için hedef kitleye göre tasarlanmış landing page (Varış Sayfası, burada İngilizce terminolojiyi kullanmak istedim. Türkçesi istediğim etkiyi yaratmıyor.) kişilerin site içerisinde kolay arama yapıp-yapmadığı, metin içeriklerinin gerçek anlamda ürün yada hizmet hakkında bilgi veriyor olması, satış veya sonuca yönelik ikna edici metinlerin yer alması, hedef kitleye göre segmentasyonun yapılması, dil seçenekleri ve eğer bir e-ticaret sitesi ise ödeme seçeneklerinin çok ve güvenli olması gerekmektedir.

  1. Ölçümleme ve Optimize Etme (Measure & Optimize)

Bu aşama bu zamana kadar yaptıklarımızı değerlendirme yaptığımız aşamadır. Neyi doğru yapıp, sonuç aldığımızı veya neyi doğru yapamadığımız için sonuç alamadığımızı ortaya koyan aşamadır. Aslında bir nev’i performans ölçme değerlendirme aşaması da diyebiliriz.

Aslında burada mağazanın vitrinini değerlendiriyorsunuz. Yani vitrinde sergilediğimiz hangi ürün ve yönlendirme müşteriyi içeri çekti? Yada çekmedi? Çekmedi ise vitrini ne şekilde dizayn edersem daha dikkat çekici olabilirimi değerlendirip, düzenleme yaptığımız aşamadır.

Bunun için ne yapabiliriz? Web Analytics yazılımları kullanarak, bu zamana kadar yaptığımız tüm çalışmaları değerlendirebilirsiniz. Sitenize olan trafiğin, arama motorlarından çıktığınız reklamlardan mı? Sosyal medya hesaplarınızdan mı? Yoksa SEO çalışmalarından mı? geldiğini görebilir. Buna göre özellikle reklam mecralarının verimliliğini ölçebilirsiniz. Ayrıca sitenize gelen ziyaretçilerin hangi sayfalarda gezindiğini, hangi sayfa da daha kısa süre oturum içi kaldığını, kalmadığı sayfalardaki sıkıntıların neler olduğunu araştırıp, buna göre gerekli optimizasyonun sağlanma aşamasıdır. Yani hem web sayfası dışı yaptığınız hem de web sayfanız dahilinde yaptığınız çalışmaları ölçüp değerlendirdiğiniz aşamadır.

  1. Elde Tutma ve Büyütme (Retain & Grow)

Adından da anlaşılacağı üzere, elde ettiğimiz müşterimizi elde tutmak ve büyütmek için çaba sarf edilmesi aşamasıdır. Bu anlamda siteyi ziyaret eden veya satın alma ziyaretinde bulunan kişilerle arada kurulacak bağ ve bu bağ doğrultusunda elde edilen datanın iyi bir CRM programı ile kontrol altına alınması gerekiyor. İyi müşteri hizmetleri, anlaşılabilir fiyatlandırma politikası, güçlü bir e-posta pazarlaması ile büyümeye devam edebilirsiniz.

Markalar Savaşını Kazanmak İçin!

İnsanlar 3. Dünya Savaşı’nı bekleye dursun, marka savaşları çoktan başladı. Markalar bu savaşta bir adım öne geçebilmek için var güçleri ben buradayım demeye çalışıyor.

Sabah yataktan kalktığımız andan itibaren her tarafı markalarla çevrili dünyada hareket etmeye başlıyoruz. Eve, işe, okula giderken yada evde, işte, okulda bir çok yerde hiç ummadığımız anda her yerde karşımıza çıkabiliyorlar. İçtiğimiz suyun şişesinde, yemek yediğimiz masada, elimizi yıkadığımız musluk, kuruladığımız kağıt havluda bir çok yerde markalar yer alıyor.

Yapılan araştırmalara göre insanlar günde yaklaşık 3000 – 3500 marka ile karşılaşmaktalar. Peki bu marka savaşında, markamızı bir adım öne çıkarmak bilinirliğimizi ve farkındalığımızı oluşturmak için ne yapmamız gerekiyor?

Marka bilinirliği yada farkındalığının bir bütünlük oluşturmak ile başladığını söylememiz gerekiyor. Eğer ki bir bütünlük oluşturulmaz ise, her platformda verilen farklı mesaj ile bilinirliğin oluşması zaman alacak yada markamızın akıllarda kalıcı olmasını sağlayamayacağız. Zamanla sıradanlaşıp, belki de tamamen tarihin tozlu sayfalarında yer alacağız.

Peki bu bütünlüğü oluştururken neler yapmalıyız?

Markamızı belirlerken telaffuzu kolay ve akılda kalıcı kelimeleri seçmeliyiz.

Bu konuda bir çok başarılı global marka var. Ama bunlardan örnek olarak IBM’i seçtim. Kısa, neredeyse tüm diller için telaffuzu kolay ve akılda kalıcı bir marka olmuş artık. Akılda kalıcılık farkındalığımızı arttırdığı gibi tercih edilebilirliğimizi de arttırmaktadır.  Bu durum ayrıca ürün yada hizmet grubunda jenerik marka haline gelebilmek içinde dikkat edilmesi gereken bir husustur. Selpak bu konuyu en iyi özetleyen örnektir.

ibm-logo

 

Logo  

O logo, bu üründür! dedirtmeliyiz. Hiç kuşkusuz Apple bu konuda harikalar yaratıyor.

Kurumsal kimliğimizi belirleyen renkler

Renklerin bir dili var. Hepsinin bize verdiği mesaj birbirinden farklı.  Bana göre rengimizi yaptığımız işin doğasına yakın belirlemeliyiz. Burada da “Greenpeace” renklerini örnek gösterebilirim.

Hedef Kitle

Pazarlamada hedef kitlenin belirlenmesi bir çok açıdan çok önemlidir. Bunlardan biri hiç kuşkusuz marka bilinirliğinin arttırılabilmesi için yapılacak çalışmalara ışık tutmasıdır. Şöyle bir yakın geçmişe bakacak olursak Hülya Avşar ile 2002 yılında başlayan kadın ped reklamları hızla artmaya başladığı gibi, bugün hemen hemen her AVM WC sinde pedmatiklere rastlayabiliyoruz. Hedef kitlenin iyi belirlenip, onların görebileceği ve etkileşimde bulanacağı her yerde olmak marka bilinirliğini arttırmak için önemlidir.

Doğru mesaj doğru motto!

Elbette “Think Diffrent” mottosu özellikle insanlık tarihinin son 10 yılında beynimize kazınan ve hayatları değiştiren ürün grubunun mottosunu işaret etmektedir.

think-different

 

Markamızın bir iddiası olmalı.

Burada aslında bir markadan ziyade birkaç markadan bahsedilebilir. Deodorant, diş macunu, şampuan markaları genelde reklamlarında markalarının iddialarını ortaya koyuyorlar.  Ya gün boyu ferahlık, yada mükemmel bir gülümsemeyi iddia ederler.

Dile pelesenk olan reklam jingleları

Reklam müzikleri, evet bu sektör son yıllarda hızlı ve başarılı gelişim ivmesi gösteriyor. Burada önemli olan kantarın topuzunu fazla kaçırmamak, bazı reklam müzikleri markanın önüne geçebiliyor. Onun için müziğin sözlerinde markanın da geçiyor olması önemli. Bir çok başarılı örnek var. Ama ben 118 80’in reklam müziğini markanın bilinirliğini arttırması nedeni ile çok başarılı buluyorum. 118 80’nin melodi ile uyumlu bir şekilde söylenmesi dışında başka hiçbir söz kullanılmamış ve çok başarılı.

Marka Elçilerinin Seçimi

Bana göre en kritik konularda biri reklamlarda kullanılan ünlüler. Reklam filmlerinde kullanılan ünlülerin iyi seçilmesi gerekiyor. Ünlünün tüketici gözünde çizdiği profil markanın kimliği ile örtüşmeli. Sağlıklı yaşam ürünleri satan bir markanın reklamında oynayan ünlünün, bir gece klübünden alkolün sınırları aşmış, sürünür, şekilde çıkarken paparazziler tarafından çekilen resmi markaya da zarar verecektir. O yüzden ünlünün kimliği ile markanın kimliğinin birbiri ile örtüşmesi çok önemlidir. Ayrıca bence bütünlük açısından bir markanın yüzü olan bir ünlünün üzerinden belirli bir süre geçmeden farklı bir markanın yüzü olması da reklamlarda ünlü kullanmanın riskleri arasında yer almaktadır. Çünkü bu durum tüketici algısının bölünmesine neden olacaktır. Ya da o ünlü her zaman iyi olan reklam dolayısı ile marka ile anılacaktır.

Yani bir ürün veya hizmetiniz var ve markanızla, bu dört bir yanı markalarla çevrili dünyada ben buradayım diyebilmek, ilmek ilmek el işi yapmaya benzer.

Markan, logon, renklerin, motto, hedef kitlenin belirlenmesi, reklam müziği, reklam için tercih edilen kişiler bunların hepsinin bir bütünlük içerisinde yürütülmesi gerekiyor. Tabi markanın devamlılığı ve sürdürülebilir bir iş yapıyor olması gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Bu savaşta ayakta kalabilmek için mevcut cephanelerin bunlardan oluşuyor. Birinin eksik yada az olması ilmeğin kaçmasına bütünün tamamlanmamasına neden olur. Siz siz olun ilmek kaçırmayın.

E-Bültenimize abone olun:[wysija_form id=”1″]